Gebelerde psikososyal sağlık ve doğum sonrası depresyon arasındaki ilişki
The relationship between psychosocial health in pregnant womenand postnatal depression
- Tez No: 982218
- Danışmanlar: DOÇ. DR. İBRAHİM SOLAK
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Aile Hekimliği, Family Medicine
- Anahtar Kelimeler: Gebelik, Psikososyal, Depresyon, Pregnancy, Psychosocial, Depression
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: Konya Beyhekim Eğitim ve Araştırma Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Gebelerde riskli gebelik durumu ile psikososyal sağlığın gebelik depresyonu riski ve doğum sonrası depresyon (DSD) üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: 1 Şubat–31 Ekim 2025 tarihleri arasında Konya Beyhekim Eğitim ve Araştırma Hastanesi Gebe İzlem Merkezi'ne başvuran, 30 hafta ve üzeri gebelik haftasına sahip 18 yaş üstü gönüllü gebeler dahil edilmiştir. Çalışmaya 251 katılımcı alınmıştır. 26 katılımcı çalışmayı tamamlamadığı için çalışma dışı bırakılmıştır. Çalışma toplam 255 katılımcı ile tamamlanmıştır. Katılımcılar gebelik döneminde Gebeliğin Risk Değerlendirmesi (GRD) Formu ile değerlendirilmiş; ayrıca Gebelikte Psikososyal Sağlığı Değerlendirme Ölçeği (GPSDÖ), Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) ve sosyodemografik veri formunu doldurmuşlardır. Postpartum 14-28. günlerde doğum sonu değerlendirme formu, Edinburgh Doğum Sonrası Depresyon Ölçeği (EDSDÖ) uygulanmıştır ve DSM-5 tanı kriterlerine göre DSD değerlendirmesi yapılmıştır. Bulgular: Bu çalışmada yüksek ve düşük riskli gebelik grupları sosyodemografik, obstetrik, klinik ve psikososyal özellikler açısından karşılaştırılmıştır. Gebelik haftası açısından gruplar arasında fark bulunmazken (p=0,727), yaş ortalaması (p<0,001) ve evlilik süresi (p=0,001) yüksek riskli gebelik grubunda daha yüksektir. Doğum sayısı (p=0,001), yaşayan çocuk sayısı (p=0,001), düşük sayısı (p=0,001), kürtaj sayısı (p=0,042) ve ölü doğum öyküsü (p=0,001) yüksek riskli gebelik grubunda daha fazladır. Eğitim düzeyi ile gebelik riski arasında ilişki saptanmış, üniversite mezunları düşük riskli gebelik grubunda anlamlı olarak fazladır (p=0,032). Kronik hastalık (p<0,001), sürekli ilaç kullanımı (p<0,001) ve sigara kullanımı (p=0,008) yüksek riskli gebeliklerde anlamlı olarak fazla görülmüştür. Yüksek riskli gebelik grubunda sezaryen oranı anlamlı yüksek iken vii (p<0,001); doğum haftası (p<0,001) ve doğum kilosu daha anlamlı olarak düşüktür (p=0,045). Yüksek riskli gebelik grubunda BDÖ toplam puanları (p=0,015) anlamlı olarak daha yüksek iken; gruplar arasında EDSDÖ (p=0,564) ve DSD (p=0,677) değişkenleri açısından anlamlı bir fark bulunmamıştır. Psikososyal değerlendirmede, GPSDÖ toplam puanı ve alt boyutlar düşük riskli gebelik grubunda anlamlı biçimde daha yüksektir (GPSDÖ ve alt boyutlar için p<0,05); yalnızca kaygı ve stres alt boyutunda anlamlı fark saptanmamıştır (p=0,546). Çalışmaya alınan 225 gebenin %8,9'unda (n=20) doğum sonrası depresyon saptanmış olup geniş aile yapısı (p=0,034) ve kronik hastalık varlığı (p=0,021) ile istatistiksel olarak anlamlı ilişki gösterilmiştir. Beck Depresyon Ölçeği ile GPSDÖ (r=-0,511 p<0,001), EDSDÖ ile GPSDÖ (r=-0,413 p<0,001) arasında negatif yönde, BDÖ ile EDSDÖ arasında ise pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur (r=0,426 p<0,001). Doğum sonrası depresyon tanısı alan kadınlarda BDÖ (p=0,001) ve EDSDÖ (p<0,001) puanları anlamlı olarak daha yüksek, GPSDÖ (p<0,001) toplam puanları ise anlamlı olarak daha düşük tespit edilmiştir. Sonuç: Yüksek riskli gebelerde, psikososyal sağlık düzeyi ile gebelikte depresyon belirtileri arasında anlamlı ve güçlü ilişkiler olduğunu ortaya koymuştur. Doğum sonrası depresyon tanısı alan gebelerde psikososyal sağlık düzeyi anlamlı olarak daha düşük, depresyon ölçek puanları ise anlamlı biçimde daha yüksektir. Bu nedenle, aile hekimleri gebelik izlemlerinde yalnızca fiziksel değil, ruhsal durumu da değerlendirmelidir. Depresyon taramalarının erken dönemde yapılması, koruyucu sağlık hizmetlerinin etkinliğini artırabilir. Psikososyal ölçeklerin birinci basamakta rutin kullanımı, anne ruh sağlığını desteklemede etkili bir yaklaşım olabilir.
Özet (Çeviri)
Objective: The aim is to investigate the effect of high-risk pregnancy status on psychosocial health and its impact on the risk of pregnancy depression and postnatal depression (PND). Materials and Methods: Participants aged 18 years and older who were pregnant for 30 weeks or more and who applied to the Pregnancy Monitoring Centre at Konya Beyhekim Training and Research Hospital between 1 February and 31 October 2025 were included. A total of 251 participants were enrolled in the study. Twenty-six participants were excluded from the study because they did not complete it. The study was completed with a total of 255 participants. Participants were assessed during pregnancy using the Pregnancy Risk Assessment (PRA) Form; they also completed the Pregnancy Psychosocial Health Assessment Scale (PSHAS), the Beck Depression Scale (BDS), and a sociodemographic data form. Between days 14 and 28 postpartum, the postpartum assessment form and the Edinburgh Postnatal Depression Scale (EPDS) were administered, and an assessment for postpartum depression was conducted according to DSM-5 diagnostic criteria. Results: In this study, high-risk and low-risk pregnancy groups were compared in terms of sociodemographic, obstetric, clinical, and psychosocial characteristics. While there was no difference between the groups in terms of gestational age (p=0.727), the mean age (p<0.001) and duration of marriage (p=0.001) were higher in the high-risk pregnancy group. The number of births (p=0.001), number of living children (p=0.001), number of miscarriages (p=0.001), number of abortions (p=0.042) and history of stillbirth (p=0.001) were higher in the high-risk pregnancy group. A relationship was found between educational level and pregnancy risk; university graduates were significantly more common in the low-risk pregnancy group (p=0.032). Chronic disease (p<0.001), regular medication use (p<0.001) and smoking ix (p=0.008) were significantly more common in high-risk pregnancies. The caesarean section rate was significantly higher in the high-risk pregnancy group (p<0.001), while the gestational age (p<0.001) and birth weight were significantly lower (p=0.045). In the high-risk pregnancy group, the total GPSDÖ scores (p=0.015) were significantly higher; however, no significant difference was found between the groups in terms of the EDSDÖ (p=0.564) and DSD (p=0.677) variables. In the psychosocial assessment, the GPSDÖ total score and subscales were significantly higher in the low-risk pregnancy group (p<0.05 for GPSDÖ and subscales); no significant difference was found only in the anxiety and stress subscales (p=0.546). Postnatal depression was detected in 8.9% (n=20) of the 225 pregnant women included in the study and was found to be statistically significantly associated with an extended family structure (p=0.034) and the presence of chronic disease (p=0.021). A negative correlation was found between the Beck Depression Scale and GPSDÖ (r = -0.511, p < 0.001), between EDSDÖ and GPSDÖ (r = -0.413, p < 0.001), and a positive correlation was found between BDÖ and EDSDÖ (r = 0.426, p < 0.001). In women diagnosed with postnatal depression, BDÖ (p=0.001) and EDSDÖ (p<0.001) scores were found to be significantly higher, while GPSDÖ (p<0.001) total scores were found to be significantly lower. Conclusion: It has been demonstrated that there are significant and strong associations between psychosocial health levels and symptoms of depression during pregnancy in high-risk pregnancies. In pregnant women diagnosed with postnatal depression, psychosocial health levels are significantly lower, while depression scale scores are significantly higher. Therefore, family doctors should assess not only the physical but also the mental state during pregnancy follow-ups. Conducting depression screenings at an early stage can increase the effectiveness of preventive healthcare services. The routine use of psychosocial scales in primary care may be an effective approach to supporting maternal mental health.
Benzer Tezler
- Kliniğimizde doğum yapan gebelerde postpartum depresyonun prospektif incelenmesi
Prospective analysis of postpartum depression in pregnant women who gave birth at our clinic
ECEM KASAP
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2026
Kadın Hastalıkları ve DoğumSağlık Bilimleri ÜniversitesiKadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ARZU BİLGE TEKİN
- Erken intrauterin gebelik kaybı öyküsü olan ikinci trimester gebelerde cinsel istek ve anksiyetenin değerlendirilmesi
Evaluation of sexual desire and anxiety in second trimester pregnant women with a history of early intrauterine pregnancy loss
BÜŞRA ÜNAL
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
Kadın Hastalıkları ve DoğumSağlık Bilimleri ÜniversitesiKadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. AYŞEGÜL BESTEL
- Gebelerin psikososyal sağlık durumlarının depresyon riski ile ilişkisi
Relation of psycho-social health status of pregnant women with the risk of depression
YEŞİM ANIK
Yüksek Lisans
Türkçe
2017
HemşirelikNecmettin Erbakan ÜniversitesiHemşirelik Ana Bilim Dalı
PROF. DR. EMEL EGE
- Ebe liderliğinde doğum öncesi, doğum ve doğum sonrası dönemde alınan sürekli bakımının perinatal sonuçlara etkisi
The effect of midwife-led continuous care received during the prenatal, birth and postnatal period on perinatal outcomes
AYŞE ULYA AKSU
Yüksek Lisans
Türkçe
2025
EbelikÜsküdar ÜniversitesiEbelik Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ AYÇA DEMİR YILDIRIM
- Gebelerde uyku sorunlarının psikososyal sağlık ve doğum sonu depresyonla ilişkisi
Relationship between sleep problems in pregnant women, psychosocial health, and postpartum depression
BETÜL YAŞDAĞI
Yüksek Lisans
Türkçe
2025
Kadın Hastalıkları ve DoğumMarmara ÜniversitesiDoğum ve Kadın Hastalıkları Hemşireliği Ana Bilim Dalı
PROF. DR. HATİCE YILDIZ