Hiperparatiroidi nedeniyle opere edilen hastaların yaş aralığına göre klinikopatolojik farklılıklarının değerlendirilmesi
Evaluation of clinicopathological differences according to age groups in patients operated for hyperparathyroidism
- Tez No: 983885
- Danışmanlar: PROF. DR. CUMHUR ARICI
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Genel Cerrahi, General Surgery
- Anahtar Kelimeler: Primer Hiperparatiroidizm, Paratiroidektomi, Görüntüleme Doğruluğu, Paratiroid Adenom, Paratiroid Hiperplazisi, Cerrahi Bulgular, Primary Hyperparathyroidism, Parathyroidectomy, Imaging Accuracy, Parathyroid Adenoma, Parathyroid Hyperplasia, Surgical Outcomes
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Akdeniz Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Bu çalışma, primer hiperparatiroidi nedeniyle cerrahi uygulanan geniş bir hasta serisinde yaş ve cinsiyetin klinik, biyokimyasal, görüntüleme, patolojik ve postoperatif sonuçlar üzerindeki etkilerini bütüncül olarak incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. 2015–2023 yılları arasında opere edilen toplam 427 hasta retrospektif olarak değerlendirilmiş; hastalar yaş gruplarına göre üç kategoriye ayrılarak (≤44 yaş, 45–59 yaş, ≥60 yaş) analiz edilmiştir. Ayrıca cinsiyete bağlı farklılıklar da detaylı biçimde incelenmiştir. Çalışmanın temel hedefi, primer hiperparatiroidinin klinik spektrumunun yaşla birlikte değişip değişmediğini, preoperatif görüntüleme yöntemlerinin başarısının demografik faktörlerle ilişkisini ve cerrahi sonrası biyokimyasal iyileşmenin yaş veya cinsiyete göre farklılık gösterip göstermediğini ortaya koymaktır. Hastaların demografik özellikleri değerlendirildiğinde kadın cinsiyetin belirgin çoğunlukta olduğu görülmüştür. Başvuru semptomları yaş grupları arasında büyük ölçüde benzer olup, genç grupta asemptomatik olguların göreceli olarak daha yüksek olduğu saptanmıştır. Üriner yakınmalar, kemik ağrısı ve halsizlik-yorgunluk gibi klasik hiperparatiroidi bulguları tüm yaş gruplarında benzer oranlarda görülmüştür. Cinsiyet açısından da benzer bir tablo izlenmiş; kadın ve erkek hastalar arasında semptom profilleri açısından belirgin bir farklılık bulunmamıştır. Bu sonuçlar, primer hiperparatiroidinin klinik sunumunun demografik faktörlerden bağımsız, oldukça stabil bir yapıya sahip olduğunu düşündürmektedir. Preoperatif laboratuvar verileri incelendiğinde, PTH, fosfor, kalsiyum, idrar kalsiyumu, D vitamini ve alkalen fosfataz düzeylerinin yaş grupları arasında anlamlı bir farklılık göstermediği görülmüştür. Sadece serum kalsiyum düzeyi genç yaş grubunda hafifçe daha yüksek bulunmuş, bu durum olası erken tanı veya daha aktif bez yapısı ile ilişkili olabileceği düşüncesini doğurmuştur. Benzer biçimde cinsiyet grupları arasında da laboratuvar değerlerinde anlamlı bir farklılık izlenmemiş, biyokimyasal yükün kadın ve erkeklerde benzer olduğu ortaya konmuştur. Bu bulgular, yaş ve cinsiyetin biyokimyasal hastalık şiddeti üzerinde sınırlı etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Çalışmanın en dikkat çekici bulgularından biri, preoperatif görüntüleme yöntemlerinin (ultrasonografi ve sintigrafi) performanslarına ilişkin alt grup analizleridir. Genel anlamda USG ve sintigrafi sensitiviteleri birbirine yakın bulunmuş; ancak sintigrafinin spesifitesi ve doğruluğu anlamlı olarak daha yüksek saptanmıştır. Bununla birlikte görüntüleme başarısının demografik faktörlere göre değiştiği görülmüştür. Orta yaş grubunda (45–59 yaş) hem USG hem sintigrafi doğruluk oranları en yüksek düzeyde olup, bu yaş grubunda görüntüleme sonuçlarının daha öngörülebilir ve güvenilir olduğu belirlenmiştir. Ayrıca cinsiyet bazlı analizlerde kadın hastalarda her iki görüntüleme yönteminin sensitivite ve doğruluk oranlarının erkeklere kıyasla belirgin şekilde daha yüksek olduğu gösterilmiştir. Bu bulgu, kadın hastalarda adipoz doku dağılımı, boyun anatomisi veya bez boyutu ilişkili bazı faktörlerin görüntülemeyi daha avantajlı hâle getirebileceği hipotezini doğurmaktadır. Çalışmanın önemli sonuçlarından biri de çıkarılan bez boyutu ile görüntüleme doğruluğunun paralel artış göstermesi olup, özellikle 3 cm'den büyük adenomlarda sintigrafinin en yüksek başarıya ulaştığı görülmüştür. Patolojik değerlendirme sonucunda tüm yaş ve cinsiyet gruplarında en sık görülen histopatolojik tanının tek bez adenomuna karşılık geldiği ve hiperplazinin daha düşük oranlarda izlendiği saptanmıştır. Bu dağılım literatürle uyumlu olup primer hiperparatiroidinin en baskın nedeninin tek adenom olduğunu bir kez daha doğrulamaktadır. Bez boyutu açısından yaş grupları arasında belirgin bir farklılık izlenmemiş; ancak erkek hastalarda büyük boyutlu (>3 cm) bezlerin daha sık olduğu görülmüştür. Buna rağmen bez boyutu ile malignite veya hiperplazi arasında anlamlı bir ilişki saptanmamış, büyük bezlerin daha agresif hastalıkla bağlantılı olmadığı gösterilmiştir. Bu durum, bez boyutunun her hastada doğrudan patolojik şiddeti yansıtmadığını, ancak görüntüleme başarısı üzerinde etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Cerrahi etkinlik yaş ve cinsiyetten bağımsız biçimde yüksektir. İntraoperatif PTH düşüş oranları üç yaş grubunda da birbirine yakın bulunmuş, cerrahi başarı açısından yaşın herhangi bir olumsuz etkisi olmadığı görülmüştür. Postoperatif 1., 3., 6. ve 12. ay PTH ve kalsiyum değerlerinin tüm gruplarda benzer şekilde normale dönmesi, yaş veya cinsiyet fark etmeksizin etkin bir biyokimyasal iyileşme elde edildiğini göstermektedir. Benzer biçimde intravenöz kalsiyum ve D vitamini replasmanı gereksinimleri de hem yaş hem cinsiyet bazında istatistiksel olarak farklılık göstermemiştir. Postoperatif komplikasyonların değerlendirilmesi sonucunda, tüm yaş gruplarında komplikasyon oranlarının oldukça düşük olduğu saptanmıştır. En sık görülen komplikasyonlar geçici hipokalsemi ve hematom olup her iki komplikasyon da literatürde bildirilen oranlarla uyumludur. Kalıcı hipokalsemi, RLN hasarı, kalıcı ses kısıklığı ve rekürrens oranları oldukça düşük düzeyde seyretmiş, yaş ve cinsiyetin komplikasyon gelişimi üzerinde belirleyici bir role sahip olmadığı gösterilmiştir. Re-operasyon oranları da gruplar arasında anlamlı fark göstermemiştir. Bu sonuçlar, deneyimli merkezlerde primer hiperparatiroidi cerrahisinin son derece güvenli bir işlem olduğunu bir kez daha doğrulamaktadır. Genel olarak değerlendirildiğinde, bu çalışma primer hiperparatiroidi hastalarında yaş ve cinsiyetin hastalığın klinik sunumu, biyokimyasal şiddeti, patolojik dağılımı ve cerrahi sonrası iyileşme süreci üzerinde belirleyici bir etkiye sahip olmadığını göstermektedir. Bununla birlikte orta yaş grubunda ve kadın hastalarda görüntüleme doğruluğunun daha yüksek olması, preoperatif planlama açısından klinik değeri olan bir bulgu olarak öne çıkmaktadır. Cerrahi başarı oranlarının tüm demografik alt gruplarda yüksek seyretmesi, yaşın cerrahi için sınırlayıcı bir faktör olarak değerlendirilmemesi gerektiğini göstermektedir. Bu çalışma, geniş örneklem yapısı ve çok yönlü analizleri ile primer hiperparatiroidi yönetiminde demografik değişkenlerin yerini daha net biçimde ortaya koymakta ve klinik karar süreçlerini destekler nitelikte önemli sonuçlar sunmaktadır.
Özet (Çeviri)
This study aimed to comprehensively evaluate the influence of age and sex on the clinical, biochemical, imaging, pathological, and postoperative outcomes of patients who underwent surgery for primary hyperparathyroidism. A total of 427 patients operated between 2015 and 2023 were retrospectively analysed and stratified into three age groups (≤44 years, 45–59 years, ≥60 years). Sex-related differences were also examined in detail. The primary objective was to determine whether the clinical spectrum of primary hyperparathyroidism varies with age, whether preoperative imaging accuracy is affected by demographic factors, and whether postoperative biochemical recovery differs among age or sex groups. Demographic assessments showed a female predominance in the study population. Presenting symptoms were largely similar across age groups, with a relatively higher proportion of asymptomatic cases in younger patients. Classical manifestations such as urinary complaints, bone pain, and fatigue occurred at comparable rates across all age categories. Symptom profiles also showed no significant sex-related differences, suggesting that the clinical presentation of primary hyperparathyroidism remains stable regardless of demographic factors. Preoperative laboratory analyses revealed no significant differences in PTH, phosphorus, calcium, urinary calcium, vitamin D, or alkaline phosphatase levels among age groups, except for slightly higher serum calcium in younger patients, possibly indicating earlier diagnosis or greater glandular activity. Laboratory parameters were also similar between male and female patients, indicating that disease burden did not differ by sex. One of the most notable findings of the study was the performance of preoperative imaging modalities. Overall, ultrasonography and scintigraphy demonstrated comparable sensitivities; however, scintigraphy exhibited superior specificity and accuracy. Importantly, imaging success varied across demographic subgroups. The highest diagnostic accuracy for both ultrasonography and scintigraphy was observed in the middle-aged group (45–59 years), indicating that imaging results are more reliable and predictable in this population. Additionally, both sensitivity and accuracy of imaging modalities were significantly higher in female patients than in males, suggesting that anatomical or physiological differences-such as adipose tissue distribution, neck contour, or gland characteristics-may contribute to improved visualization in women. Another key finding was the strong association between gland size and imaging performance: accuracy increased progressively with gland size, with scintigraphy achieving optimal performance in adenomas larger than 3 cm. Pathological evaluation showed that single-gland adenoma was the predominant histopathological diagnosis across all age and sex groups, while hyperplasia occurred less frequently. This distribution aligns with existing literature and reinforces adenoma as the most common cause of primary hyperparathyroidism. Although gland size did not differ significantly across age groups, larger glands (>3 cm) were more frequently observed in male patients. Nevertheless, gland size was not associated with malignancy or hyperplasia, indicating that size does not reflect disease aggressiveness but remains an important determinant of imaging accuracy. Surgical success was consistently high across all demographic subgroups. Intraoperative PTH decline did not differ significantly among age groups, and postoperative PTH and calcium levels normalized similarly at 1, 3, 6, and 12 months, demonstrating uniformly effective biochemical recovery irrespective of age or sex. Requirements for intravenous calcium or vitamin D replacement were also comparable across demographic categories. Postoperative complication rates were low in all age groups, with transient hypocalcaemia and hematoma being the most common events, consistent with reported rates in the literature. Permanent hypocalcaemia, recurrent laryngeal nerve injury, persistent voice changes, and recurrence were rare and showed no significant association with age or sex. Reoperation rates were also similar across groups, reaffirming the safety of parathyroid surgery in experienced centers. In summary, this study demonstrates that age and sex do not significantly influence the clinical presentation, biochemical severity, pathological distribution, or postoperative recovery in primary hyperparathyroidism. However, the markedly higher imaging accuracy observed in middle-aged patients and in women provides clinically relevant information for preoperative planning. The consistently high surgical success rates in all demographic subgroups further indicate that age should not be considered a limiting factor when evaluating surgical candidacy. With its large sample size and comprehensive analytic approach, this study contributes valuable insights into the role of demographic variables in the management of primary hyperparathyroidism and supports evidence-based decision-making in clinical practice.
Benzer Tezler
- Tiroidektomi uygulanan hastaların erken ve geç dönem sonuçları. gelişen komlikasyonlar ve bunlar üzerine etkili faktörler“1159 vakanın analizi”
Early and long term results of patients who had thyroidectomy.complications and factors affecting them.“analysis of 1159 case”
RAMAZAN SAYGIN KERİMOĞLU
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2008
Genel CerrahiSağlık BakanlığıGenel Cerrahi Ana Bilim Dalı
UZMAN AHMET UGUR GÖZALAN
PROF. DR. NURİ AYDIN KAMA
- Opere primer hiperparatiroidi hastalarında Pasieka yaşam kalitesianketinin sonuçlarının değerlendirilmesi
Evaluation of the Pasieka quality of life questionnaire results in operated primary hyperparathyroidism patients
KAMİL ÖZTÜRK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
Genel CerrahiAkdeniz ÜniversitesiGenel Cerrahi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. CUMHUR ARICI
- Primer hiperparatiroidili hastaların retrospektif olarak; antropometrik, laboratuvar, radyoloji ve patoloji sonuçlarının değerlendirilmesi
Retrospective evaluation of anthropometric, laboratory, radiology and pathology results of patients with primary hyperparathyroidism
EMİNE ÖZTÜRK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
İç HastalıklarıNecmettin Erbakan ÜniversitesiDahiliye Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MUSTAFA KULAKSIZOĞLU
- Primer hiperparatiroidili hastaların operasyon sonrası takip sonuçları
Clinical follow-up of operated pati̇ents with primary hyperparathyroidism
YASEMİN ÖCAL
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2019
Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıDicle ÜniversitesiEndokrinoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ALPASLAN KEMAL TUZCU
- Primer hiperparatiroidi hastalarında intraopereratif parathormon ölçümünün etkinliği
Effectiveness of intraopererative parathyroi̇d hormone measurement in primary hyperparatyroidsm patients
ERDEM SARI
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2013
Genel Cerrahiİzmir Katip Çelebi ÜniversitesiGenel Cerrahi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MEHMET HACIYANLI