Prolaktinoma hastalarında metabolik parametreler ve kabergolin tedavisinin bu parametreler üzerine etkilerinin incelenmesi
Investigation of metabolic parameters and the effects of cabergoline treatment on these parameters in prolactinoma patients
- Tez No: 986306
- Danışmanlar: PROF. DR. MEHTAP EVRAN OLGUN
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: İç Hastalıkları, Internal diseases
- Anahtar Kelimeler: Dopamin agonistleri, hipofiz bezi, kabergolin, prolaktinoma, Dopamine agonist, pituitary gland, cabergoline, prolactinoma
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Çukurova Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
ÖZET Prolaktinoma Hastalarında Metabolik Parametreler ve Kabergolin Tedavisinin Bu Parametreler Üzerine Etkilerinin İncelenmesi Amaç: Bu çalışma son 5 yıl içinde başvurup prolaktinoma tanısı alan ve kabergolin (CAB) tedavisi başlanan hastalarda tedavi sonuçlarını ve tedavinin metabolik parametreler üzerine etkilerini incelemek amacıyla yürütülmüştür. Materyal ve Metot: Çalışmamız Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Endokrinoloji kliniğinde son 5 yılda takip edilen prolaktinoma tanılı hastaların alındığı tek merkezli retrospektif bir çalışmadır. Tüm hastaların yaş, cinsiyet, ek hastalıkları, düzenli kullandıkları ilaçlar, sigara ve alkol kullanımı, başlangıç semptom ve bulguları, başlangıçtaki prolaktinomayla ilişkili fizik muayeneleri ve bel çevresi, Vücut Kitle İndeksi (VKİ), kan basıncı gibi muayene bulguları, tedavi öncesi ve tedavi sonrası ilk 2 yıl hastaların; kabergolin dozları, kabergolin kullanma süreleri, prolaktin (PRL) normalleşme süresi, ekokardiyografi (EKO) bulguları, ilaç yan etkisi, 6 ay ara ile açlık plazma glukozu (APG), karaciğer ve böbrek fonksiyon testleri, hemogram, ön hipofiz hormonları, lipit parametreleri ve hipofiz manyetik rezonans(MR) bulguları retrospektif olarak incelenip kaydedildi. Hasta verileri Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesi'nde kullanılmakta olan otomasyon sistemi (Mergen Tech EBYS) kullanılarak ve hastaların hasta dosyaları ve e nabız verileri incelenerek tespit edilmiştir. Verilerin analizinde IBM SPSS Statistics (sürüm 27.0) kullanılmıştır. Bulgular: Hastaların ortalama yaşı 45,4±12,4 yıl; vücut ağırlığı ortanca 75,0 kg (68,0–89,0) ve ortalama VKİ 28,1±4,4 kg/m² saptandı. En sık görülen semptom ve bulgular galaktore (%56,0), amenore (%26,7), nörolojik bulgular (%36,0) ve suprasellar yayılım (%45,3) iken; infertilite (%6,7), osteoporoz (%1,3) ve jinekomasti (%1,3) daha düşük oranlarda gözlendi. Katılımcıların %49,3'ünde mikroadenom, %50,7'sinde makroadenom vardı ve %26,7'sinde hastalık devam etmekteydi. Kabergolin tedavi başlangıç dozu genellikle haftada 0,5 mg olup, takip boyunca ortalama haftalık doz 0,5 mg (0,5–1,0), en yüksek haftalık doz 1,0 mg (0,5–1,5) ve tedavi süresi ortanca 48 ay (24–84) idi. Katılımcıların %69,3'ü kadın, %30,7'si erkekti. Başlangıçtaki prolaktin düzeyi yüksekliği ile erkek cinsiyet, vücut ağırlığı, VKİ ve alkol kullanımı pozitif yönde korelasyonlar gösterdi. Erkeklerde, ileri yaşta ve yüksek vücut ağırlığı/VKİ değerine sahip olanlarda kabergolin tedavi süresi daha uzun bulundu. Başlangıçtaki PRL düzeyi ile mikroadenom varlığı arasında anlamlı negatif korelasyon, makroadenom varlığı ile ise anlamlı pozitif korelasyon saptandı. Kabergolin kullanım süresi ve haftalık ortalama kabergolin dozu, mikroadenom varlığı ile negatif; makroadenom varlığı ile pozitif yönde anlamlı ilişki gösterdi. Makroadenom ve mikroadenom alanı ile PRL düzeyi ve kabergolin kullanım süresi arasında anlamlı ilişki bulunmadı. Prolaktin düzeyi ile galaktore, bası bulgusu, hipogonadizm, nörolojik bulgular ve suprasellar yayılım arasında pozitif yönde anlamlı korelasyonlar saptandı. Prolaktin düzeyi ile infertilite, amenore, impotans, osteoporoz, osteopeni, jinekomasti ve hirşutizm arasındaki ilişkiler istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı. Prolaktin düzeyi ile sistolik ve diyastolik kan basıncı, kreatinin düzeyi ve trigliserid (TG) seviyesi arasında pozitif yönde anlamlı korelasyon saptandı. Buna karşın beyaz kan hücresi (WBC), nötrofil, lenfosit, hemoglobin, trombosit, açlık plazma glukozu (APG), aspartat aminotransferaz (AST), alanin aminotransferaz (ALT), kan üre azotu (BUN), glikozile hemoglobin (HbA1c), total kolesterol, yüksek yoğunluklu lipoprotein (HDL) ve düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL) ile PRL düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir korelasyon gözlenmedi. Altıncı aydaki PRL düzeyleri ile metabolik parametreler arasında anlamlı bir ilişki saptanmazken, on ikinci aydaki PRL düzeyi ile WBC, lenfosit, trombosit ve APG düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif ilişkiler bulundu. On sekizinci aydaki PRL düzeyi ile trombosit, APG ve HbA1c düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif ilişkiler saptanırken, diğer hemogram parametreleri ve metabolik parametrelerle PRL düzeyi arasında anlamlı bir korelasyon gözlenmedi. Yirmi dördüncü ayda ise PRL düzeyleri ile WBC ve LDL düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif ilişkiler bulunurken diğer parametrelerle ilişki saptanmadı. Haftalık ortalama kabergolin dozu ile PRL düzeyi pozitif yönde anlamlı korelasyon gösterirken, folikül uyarıcı hormon (FSH) ile negatif yönde anlamlı korelasyon, Luteinize edici hormon (LH) ile negatif yönde anlamlılık sınırında korelasyon gösterdi. Diğer hormon parametreleri ile haftalık kabergolin dozu arasında anlamlı bir ilişki görülmedi. Kabergolin kullanım süresi ile anormal EKO bulgusu görülme ihtimali arasında anlamlı pozitif korelasyon saptanırken, EKO bulgusu gelişme süresi ile haftalık ortalama kabergolin dozu arasında güçlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir negatif ilişki saptandı. Hipofiz yetmezliği ile cerrahi varlığı arasında anlamlı pozitif korelasyon saptandı. Ayrıca mikroadenom varlığı ile hipofiz yetmezliği arasında negatif yönde anlamlı ilişki bulunurken; mikroadenom boyutu ile pozitif ilişki gösterdiği belirlendi. Makroadenom varlığı ve makroadenom boyutu da hipofiz yetmezliği ile anlamlı pozitif korelasyon gösterdi. Sonuç: Bu çalışma, prolaktinoma tanılı hastalarda kabergolin tedavisinin yalnızca tümör kontrolüyle sınırlı kalmayıp metabolik, hormonal ve kardiyak parametreler üzerinde de belirgin etkiler oluşturduğunu göstermiştir. Bu bulgular, dopamin agonistlerinin insülin duyarlılığını artırarak glisemik kontrol ve lipid metabolizmasında olumlu yönde katkı sağladığını düşündürmektedir. Bununla birlikte, kabergolin tedavisinin süresi ve haftalık ortalama dozunun artmasıyla birlikte anormal EKO bulguların görülme olasılığında anlamlı bir artış saptanmıştır. Bu durum, uzun süreli dopamin agonisti kullanımında kardiyak izlem gerekliliğini vurgulamaktadır. Ayrıca, makroadenom varlığının ve tümör boyutunun hipofiz yetmezliği gelişimiyle pozitif korelasyon göstermesi, bu hastalarda düzenli endokrin takip ve görüntüleme gerekliliğini ortaya koymaktadır.
Özet (Çeviri)
ABSTRACT Investigation of Metabolic Parameters and the Effects of Cabergoline Treatment on These Parameters in Prolactinoma Patients Objective: This study was conducted to examine the treatment outcomes and effects of cabergoline therapy on metabolic parameters in patients who presented with prolactinoma diagnosis and initiated cabergoline therapy within the last 5 years. Materials and Methods: Our study is a single-centre retrospective study of patients diagnosed with prolactinoma who were followed up at the Endocrinology Clinic of Çukurova University Faculty of Medicine Hospital over the last 5 years. All patients' age, gender, comorbidities, regularly used medications, smoking and alcohol consumption, initial symptoms and findings, initial physical examinations related to prolactinoma, waist circumference, body mass index (BMI), blood pressure, and other examination findings. The study also examined the cabergoline doses, duration of cabergoline use, prolactin (PRL) normalisation time, echocardiography (ECHO) findings, drug side effects, fasting plasma glucose (FPG) at 6-month intervals, liver and kidney function tests, haemogram, anterior pituitary hormones, lipid parameters, and pituitary MRI findings were retrospectively examined and recorded. Patient data were identified using the automation system (Mergen Tech EBYS) in use at Çukurova University Medical Faculty Balcalı Hospital and by reviewing patient files and e-pulse data. IBM SPSS Statistics (version 27.0) was used for data analysis. Results: The mean age of patients was 45.4±12.4 years; the median body weight was 75,0 kg (68.0–89.0) and the mean BMI was 28.1±4,4 kg/m². The most common symptoms and signs were galactorrhea (56.0%), amenorrhea (26.7%), neurological findings (36.0%) and suprasellar extension (45.3%), while infertility (6.7%), osteoporosis (1.3%), and gynaecomastia (1.3%) were observed at lower rates. Microadenoma was present in 49.3% of participants, macroadenoma in 50.7%, and the disease was ongoing in 26.7%. The starting dose of cabergoline treatment was usually 0,5 mg per week, the mean weekly dose throughout follow-up was 0,5 mg (range, 0.5–1.0), the highest weekly dose was 1,0 mg (range, 0.5–1.5), and the median duration of treatment was 48 months (range, 24–84). Sixty-nine point three per cent of participants were female and 30.7 per cent were male. Elevated baseline prolactin levels showed positive correlations with male gender, body weight, BMI, and alcohol consumption. In males, longer cabergoline treatment duration was found in those with advanced age and high body weight/BMI values. A significant negative correlation was found between baseline prolactin levels and the presence of microadenoma, while a significant positive correlation was found with the presence of macroadenoma. The duration of cabergoline use and the average weekly cabergoline dose showed a significant negative relationship with the presence of microadenoma and a significant positive relationship with the presence of macroadenoma. No significant relationship was found between the macroadenoma and microadenoma area and prolactin level and cabergoline duration of use. Positive significant correlations were found between PRL level and galactorrhea, compression findings, hypogonadism, neurological findings, and suprasellar spread. No statistically significant relationships were found between prolactin levels and infertility, amenorrhoea, impotence, osteoporosis, osteopenia, gynaecomastia, and hirsutism. A positive, statistically significant correlation was found between PRL levels and systolic and diastolic blood pressure, creatinine levels, and triglyceride (TG) levels. However, no significant correlations were found between white blood cell (WBC), neutrophil, lymphocyte, haemoglobin, platelet, fasting plasma glucose (FPG), aspartate aminotransferase (AST), alanine aminotransferase (ALT), blood urea nitrogen (BUN), glycated haemoglobin (HbA1c), total cholesterol, high-density lipoprotein (HDL), and low-density lipoprotein (LDL) levels. While no significant relationship was found between prolactin levels at six months and metabolic parameters, statistically significant negative correlations were found between PRL levels at twelve months and WBC, lymphocyte, platelet, and APG levels. Statistically significant negative correlations were found between prolactin levels at 18 months and platelet, APG, and HbA1c levels, while no significant correlation was observed between prolactin levels and other haemogram parameters or metabolic parameters. In the twenty-fourth month, statistically significant negative correlations were found between prolactin levels and WBC and LDL levels, while no correlation was detected with other parameters. The weekly average cabergoline dose showed a positive, significant correlation with prolactin levels, while it showed a negative, significant correlation with follicle-stimulating hormone (FSH) and a correlation with luteinising hormone (LH) that was borderline significant. No significant relationship was observed between the weekly cabergoline dose and other hormone parameters. A significant positive correlation was found between the duration of cabergoline use and the likelihood of abnormal ECHO findings, while a strong and statistically significant negative relationship was found between the duration of ECHO findings and the average weekly dose of cabergoline. A significant positive correlation was found between hypopituitarism and the presence of surgery. Furthermore, a significant negative relationship was found between the presence of microadenoma and hypopituitarism, while a positive relationship was found with microadenoma size. The presence of macroadenoma and macroadenoma size also showed a significant positive correlation with hypopituitarism. Conclusion: This study demonstrated that cabergoline treatment in patients diagnosed with prolactinoma has significant effects not only on tumour control but also on metabolic, hormonal, and cardiac parameters. These findings suggest that dopamine agonists may contribute positively to glycaemic control and lipid metabolism by increasing insulin sensitivity. However, a significant increase in the likelihood of abnormal echocardiographic findings was observed with increasing duration of cabergoline treatment and average weekly dose. This highlights the need for cardiac monitoring during long-term dopamine agonist use. Furthermore, the positive correlation between the presence of macroadenoma and tumour size with the development of hypopituitarism highlights the need for regular endocrine follow-up and imaging in these patients.
Benzer Tezler
- Prolaktinoma hastalarında kabergolin tedavi öncesi ve sonrası metabolik parametrelerin karşılaştırılması
Comparison of metabolic parameters before and after cabergoline treatment in prolactinoma patients
MERVE MERYEM DELİCE
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ESRA ŞÜHEDA HATİPOĞLU
- Prolaktinomalı hastalarda kabergolin tedavisinin metabolik ve kardiyovasküler profile olan etkisi
Impact of cabergoline therapy on the metabolic and cardiovascular profile in patients with prolactinoma
ÖZGÜN ÇİÇEK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2023
Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıBaşkent ÜniversitesiDahiliye Ana Bilim Dalı
PROF. DR. NESLİHAN BAŞÇIL TÜTÜNCÜ
- Kabergolin tedavisi alan prolaktinomalı hastalarda serum N-terminal probrain natriüretik peptid (NT-probnp) düzeyi ve ekokardiyografi ile karşılaştırılması
Serum n-terminal PRO-B- type brain natriuretic peptide (nt-probnp) levels detection and cardiac convantional and tissue doppler echocardiographic evaluation of patients with prolactinomas chronically treated with cabergoline
MUSTAFA RAŞİD TAŞDELEN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2016
Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıKırıkkale Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ŞENAY ARIKAN
- Hiperprolaktinemili hastalarda paraoksonaz aktivitesi ve insülin direnci ile osteokalsin ilişkisi
Paraoxonase activity and insulin resistance relation with osteocalcin in patients with hyperprolactinemia
İLKAY ÇAKIR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2011
Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıErciyes Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. FAHRİ BAYRAM
- Dopamin agonisti alan hastalarda prolaktin düzeyi ile beslenme ve metabolik parametreler arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Evaluation of the relationship between prolactin level and nutritional and metabolic parameters in patients taking dopamine agonists
SENA ALAK
Yüksek Lisans
Türkçe
2026
İç Hastalıklarıİstanbul Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ÖZLEM SOYLUK SELÇUKBİRİCİK