Ortodontik tedavi sonrası yerleştirilen sabit lingual pekiştirme apareyinin periodontal fenotip üzerine etkisinin ultrasonografik analizi
Ultrasonographic analysis of the effects of fixed lingual retainer placed after orthodontic treatment on periodontal phenotype
- Tez No: 986895
- Danışmanlar: DR. ÖĞR. ÜYESİ SEFA AYDINDOĞAN
- Tez Türü: Diş Hekimliği Uzmanlık
- Konular: Diş Hekimliği, Dentistry
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Selçuk Üniversitesi
- Enstitü: Diş Hekimliği Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Periodontoloji Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Gingival fenotip, periodontal dokuların biyolojik dayanıklılığını ve ortodontik tedavi sonrası dokuların uyum kapasitesini belirleyen temel faktörlerden biridir. İnce fenotipli bireylerde diş eti çekilmesi, kemik rezorpsiyonu daha sık izlenmekte olup bu durum sabit pekiştirme apareylerinin uzun dönem etkilerinin değerlendirilmesini klinik olarak önemli hale getirmektedir. Bu çalışmaya, Selçuk Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Periodontoloji Anabilim Dalı'na başvuran, ortodontik tedavisi bitmiş ve sabit pekiştirme apareyi yerleştirilen 53 birey dahil edilmiştir. Toplamda 636 diş değerlendirmeye alınmıştır. Lateral sefalometrik radyografilerde sagittal eğim değişiklikleri incelenerek, başlangıç maksiller keser–Sella-Nasion açısı (Mx1–SN) ve alt keser–Gonion-Gnathion (IMPA) açı değerlerine göre artış gösteren bireyler 'proklinasyon', azalma gösterenler ise 'retroklinasyon' grubuna dahil edilmiştir. Çalışma grupları maksiller retroklinasyon (U-Ret, n=150), maksiller proklinasyon (U-Pro, n=168), mandibular retroklinasyon (L-Ret, n=138) ve mandibular proklinasyon (L-Pro, n=180) olmak üzere dört gruptan oluşturulmuştur. Ölçümler başlangıç (T0), 3. ay (T1) ve 6. ay (T2) zamanlarında gerçekleştirilmiştir. Gingival fenotip, renk kodlu fenotip sond seti ile periodontal prob görünürlüğü yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Sert ve yumuşak doku ölçümleri, ağız içi kullanıma uygun yüksek frekanslı (18 MHz) ve yüksek çözünürlüklü ultrasonografi cihazı ile (Versana Active, GEHealthcare) gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, zamana bağlı (T0–T1–T2) ve gruplar arası (U-Ret, U-Pro, L-Ret, L-Pro) karşılaştırmalar sonucunda hem sert hem yumuşak doku parametrelerinde anlamlı değişiklikler saptanmıştır. Maksiller gruplarda (U-Ret, U-Pro), sondlama cep derinliği ve keratinize dişeti yüksekliği değerleri mandibular gruplara göre anlamlı derecede daha yüksek bulunmuştur (p<0,001). Marjinal kemik seviyesinin 1 mm apikalindeki kemik kalınlığı (BKK) en yüksek U-Ret, en düşük L-Pro grubunda kaydedilmiştir. Mine-sement birleşimi ile marjinal kemik arası mesafe (MBL) ise altıncı ayda en düşük U-Pro grubunda belirlenmiştir. Tüm yumuşak doku parametrelerinde, yani GT1–GT3 (marjinal kemiğin sırasıyla 1, 2 ve 3 mm apikalinde ölçülen diş eti kalınlığı) ve GT4 (marjinal kemik seviyesinin 1 mm apikalindeki kemik [BKK] üzerindeki diş eti kalınlığı) değerlerinde, U-Ret grubunda en yüksek, L-Pro ve L-Ret gruplarında ise en düşük ortalamalar kaydedilmiştir (p<0,001). U-Pro ve L-Pro gruplarında, MBL dışındaki tüm parametrelerde zamanla azalma görülmüştür (p<0,05). L-Ret grubunda ise BKK, GT1 ve GT2 değerlerinde artış kaydedilmiştir (p<0,05). Alt grup analizlerinde, U-Pro grubunda santral dişler en yüksek, kanin dişler ise en düşük yumuşak doku kalınlığına sahip bulunmuştur. U-Ret grubunda santral dişlerde en yüksek GT4, kanin dişlerde ise marjinal diş eti–marjinal kemik arası mesafeyi ifade eden SDY'nin en yüksek olduğu saptanmıştır. ROC analizinde; BKK için 0,495 mm, GT1 için 0,715 mm ve SDY için 3,895 mm değerleri, ince fenotipi ayırt eden eşik değerler olarak belirlenmiştir. Bu bulgular doğrultusunda, ultrasonografinin ortodontik tedavi sonrası dönemde periodontal dokuların izlenmesinde etkin bir yöntem olduğu ve sabit pekiştirme apareylerinin uzun dönem biyolojik etkilerinin fenotip temelli olarak değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. İnce fenotipli bireylerde sabit retainer kullanımının daha dikkatli planlanması ve düzenli klinik kontrollerle izlenmesi önerilmektedir.
Özet (Çeviri)
Gingival phenotype is one of the key determinants of the biological resilience of periodontal tissues and their adaptive capacity following orthodontic treatment. In individuals with a thin phenotype, gingival recession and alveolar bone resorption are more frequently observed, underscoring the clinical importance of evaluating the long-term effects of fixed retention appliances. This study included 53 individuals who applied to the Department of Periodontology, Faculty of Dentistry, Selçuk University, had completed orthodontic treatment, and were provided with fixed lingual retainers. A total of 636 anterior teeth were evaluated. Sagittal inclination changes were assessed on lateral cephalometric radiographs. According to the baseline maxillary incisor–Sella-Nasion angle (Mx1–SN) and mandibular incisor–Gonion-Gnathion angle (IMPA), subjects showing an increase were classified as the proclination group, whereas those showing a decrease were classified as the retroclination group. The study population was divided into four subgroups: maxillary retroclination (U-Ret, n=150), maxillary proclination (U-Pro, n=168), mandibular retroclination (L-Ret, n=138), and mandibular proclination (L-Pro, n=180). Measurements were obtained at baseline (T0), 3 months (T1), and 6 months (T2). The gingival phenotype was determined using a color-coded phenotype probe set and the probe transparency method. Hard- and soft-tissue measurements were performed using a high-frequency (18 MHz) intraoral ultrasonography device (Versana Active, GE Healthcare) with high spatial resolution. Significant changes were observed in both hard and soft tissue parameters in the time-dependent (T0–T1–T2) and intergroup (U-Ret, U-Pro, L-Ret, L-Pro) comparisons. In the maxillary groups, probing depth and keratinized gingival height values were significantly higher than in the mandibular groups (p < 0.001). The buccal bone thickness (BKK), which was measured 1 mm apical to the marginal bone level, was highest in the U-Ret group and lowest in the L-Pro group. The marginal bone level (MBL), defined as the distance between the cemento-enamel junction and the marginal bone crest, was lowest in the U-Pro group at the sixth month. For all soft tissue parameters, GT1 to GT3 represented gingival thickness measured 1, 2, and 3 mm apical to the marginal bone respectively, and GT4 represented gingival thickness measured 1 mm apical to the marginal bone level overlying the bone (BKK). The highest values were recorded in the U-Ret group, while the L-Pro and L-Ret groups showed the lowest mean values (p < 0.001). In the U-Pro and L-Pro groups, all parameters except MBL showed a time-dependent decrease (p < 0.05), whereas BKK, GT1, and GT2 increased in the L-Ret group (p < 0.05).In the subgroup analysis, the U-Pro group showed the greatest soft tissue thickness in the central incisors and the lowest in the canines. In the U-Ret group, the highest GT4 values were found in the central incisors, whereas the highest mucosal level, which represents the distance between the marginal gingiva and the marginal bone, was observed in the canines. According to the ROC analysis, the threshold values discriminating the thin phenotype were determined as 0.495 mm for BKK, 0.715 mm for GT1, and 3.895 mm for mucosal level (SDY). Based on these findings, ultrasonography can be considered an effective and reliable method for monitoring periodontal tissues in the post-orthodontic period. The long-term biological effects of fixed retention appliances should be evaluated from a phenotype-based perspective. In individuals with a thin gingival phenotype, the use of fixed retainers should be carefully planned and continuously monitored through regular clinical follow-ups.
Benzer Tezler
- İki farklı kalınlık ve yapıştırma tekniği kullanılarak yapıştırılan sabit lingual pekiştirme apareylerinin uzun dönem takibinde nüks ve başarısızlık oranlarının karşılaştırılması
Comparison of relapse and failure rates of fixed lingual retainersbonded with two different wire thicknesses and bonding techniques in long-term follow-up
GÜLFEM GÖVEN
- Ortodontistlerin sınıf II maloklüzyon düzeltimi sonrası pekiştirme protokolüne yaklaşımlarının değerlendirilmesi
Evaluation of orthodontists' treatments of consolidation treatments after correction of class II malocclusion
BEDRETTİN SÜLEYMAN HATAY
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2024
Diş Hekimliğiİstanbul ÜniversitesiOrtodonti Ana Bilim Dalı
PROF. DR. GÜLNAZ MARŞAN
- Labial ve lingual kendinden kilitli braketler kullanılarak yapılan ortodontik tedavilerin klinik etkilerinin karşılaştırılması
Comparison of clinical effects of orthodontic treatments using labial and lingual self-ligating brackets
GÜLİSTAN YİĞİDİM EFEOĞLU
Diş Hekimliği Uzmanlık
Türkçe
2018
Diş Hekimliğiİzmir Katip Çelebi ÜniversitesiOrtodonti Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. İLKNUR VELİ
- Farklı iskeletsel ankrajla tedavi edilmiş sınıf ııı hastaların tedavi sonuçlarının karşılaştırılması
Comparison of the treatment results of class iii patients treated with different skeletal anchorage method
UĞUR ILTAR
Diş Hekimliği Uzmanlık
Türkçe
2018
Diş HekimliğiAkdeniz ÜniversitesiOrtodonti Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ELÇİN ESENLİK
- Radiographic evaluation of apical root resorption of maxillary first molars after intrusion using zygomatic skeletal anchorage
Zigomatik ankraj kullanılarak gömülen üst birinci azıların kök rezorpsiyonu açısından radyografik olarak değerlendirilmesi
MAZİN AL-MASRY
Yüksek Lisans
İngilizce
2004
Diş HekimliğiMarmara ÜniversitesiOrtodonti Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. ARZU ARI DEMİRKAYA