Akciğer kanseri tanılı pulmoner emboli hastalarında tümörün pulmoner arter ile ilişkisinin pulmoner emboli gelişimideki rolü
The role of tumor relationship with the pulmonary artery in the development of pulmonary embolism in patients with lung cancer diagnosed with pulmonary embolism
- Tez No: 987109
- Danışmanlar: PROF. DR. GÜLŞAH GÜNLÜOĞLU
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Göğüs Hastalıkları, Chest Diseases
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: İstanbul Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Akciğer kanseri (AC CA) tanısı olup pulmoner emboli (PE) gelişmiş hastalarda, tümörün bir majör pulmoner arter (MPA) dalına bitişik olmasının PE gelişim riskini artırıp artmadığının araştırılması amaçlandı. Böyle bir artış varsa, bu hastalar, PE gelişimi açısından proflaktik olarak tedavi edilebilir, ya da PE gelişimi açısından daha yakından takip edilebilir. Bu nedenle çalışmanın klinik bir etkisinin de olması beklenmektedir. Gereç ve Yöntem: İstanbul Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde Ocak 2018 – Aralık 2024 tarihleri arasında AC CA tanısı koyulan ve takip edilen, Bilgisayarlı Toraks Pulmoner Anjiografisi (BTPA) çekilen hastalar retrospektif olarak değerlendirildi. PE tanısı alan hastalar çalışma grubunu, rastgele seçilen PE saptanmayan AC CA hastaları ise kontrol grubunu oluşturdu. Embolinin lokalizasyonu (ana pulmoner arter, segment, subsegment lokalizasyonu) tek taraflı ya da bilateral olması, tek ya da multiple emboli varlığı, tek taraflı ise tümörle aynı tarafta ya da karşı tarafta olması kaydedildi. AC CA evrelemesi yapılırken; Akciğer Kanseri 8. TNM Klasifikasyonu Evreleme Sistemi (IASLC Önerisi) kullanıldı. Ayrıca her iki grupta da demografik veriler, histopatolojik tip, tümör evresi, laboratuvar bulguları ve tümöre yönelik uygulanan tedaviler kaydedildi. Bulgular: Çalışma grubu 200 hastadan oluşmakta olup hastalarının ortalama yaşı 62.85 (SS;10.80, en küçük 36, en büyük 88) olup, hastaların %79'unu erkekler oluşturuyordu. PE gelişmemiş AC CA' lı kontrol grubu ise 289 hastadan oluşmuştu. Çalışma ve kontrol grupları arasında yaş ve cinsiyet dağılımı açısından anlamlı fark yoktu (p<0.05). PE gelişmemiş hastalarda kanserin MPA komşusu olma oranı %53,6 iken, PE gelişmiş hastalarda bu oran %64,5 bulundu. Bu fark, istatistiksel olarak oldukça anlamlı idi (Çift yönlü p=0.02, Tek yönlü p=0.01). Her iki grupta da hastaların büyük bir kısmını evre 4 tümörü bulunanlar oluşturmakla birlikte, PE grubunda evre 4 tümör hastalarının oranı istatistiksel olarak anlamlı olacak şekilde daha yüksek idi (p =0.0001). Çalışma ve kontrol grubunun her ikisinde de tümörün histopatolojik tipi hastaların çoğunda adenokarsinom iken iki grup arasında tümör alt tipi açısından anlamlı fark yoktu (p=0.18). Tek değişkenli analizde PE gelişimi üzerinde etkili bulunan iki değişken vardı (Evre (evre I-II-III'e karşı evre IV) ve tümörün MPA komşusu olup olmaması durumu). Bunların etkisi, lojistik regresyon analizi ile değerlendirildi. Bu analizde tümör evresinin etkisi sabit kaldı (OR:2.37; %95 güven aralığı 1.62-3.47; p<0.0001). Tümör MPA komşuluğu'nun etkisi ise, PE gelişimi üzerinde istatistiksel olarak anlamlı düzeye ulaşmayan bir eğilim düzeyinde idi (OR: 1.40; %95 güven aralığı 0.96-2.05; p=0.08). Sonuç: Çalışmamızda, AC CA'lı hastalarda, PE gelişimi riskini artıran faktörlerden birinin, tümörün pulmoner arter dallarına bitişik yerleşimi olabileceğini göstermektedir. Bu çalışmada bu ilişki, güçlü bir şekilde gösterilememiştir. Daha geniş sayıda hastanın dahil olduğu ve prospektif düzende yapılacak çalışmalar, akciğer kanserinde tümörün pulmoner artere komşuluğunun, PE gelişme riski üzerindeki etkisini ortaya çıkarabilir. Sonuçlarımızın, daha sonra yapılacak daha geniş kapsamlı çalışmalar için bir referans olacağını düşünmekteyiz.
Özet (Çeviri)
Aim: The aim was to investigate whether the tumor being adjacent to a major pulmonary artery (MPA) branch increases the risk of pulmonary embolism (PE) development in patients diagnosed with lung cancer (LC) who have developed PE. If such an increase exists, these patients could be treated prophylactically for PE development or monitored more closely for PE development. Therefore, the study is also expected to have a clinical impact. Materials and Methods: Patients diagnosed with pulmonary embolism (PE) and followed up at Istanbul Yedikule Chest Diseases and Thoracic Surgery Training and Research Hospital between January 2018 and December 2024, who underwent Computed Tomography Pulmonary Angiography (CTPA), were retrospectively evaluated. Patients diagnosed with PE formed the study group, while randomly selected LC patients without PE formed the control group. The location of the embolism (main pulmonary artery, segment, subsegment location), whether it was unilateral or bilateral, the presence of single or multiple emboli, and whether it was on the same side as the tumor or on the opposite side if unilateral, were recorded. When staging the lung cancer, the 8th Edition TNM Classification Staging System (IASLC Recommendation) was used. In addition, demographic data, histopathological type, tumor stage, laboratory findings, and treatments administered for the tumor were recorded in both groups. Results: The study group consisted of 200 patients with a mean age of 62.85 (SD; 10.80, minimum 36, maximum 88), and 79% of the patients were male. The control group with LC without PE development consisted of 289 patients. There was no significant difference between the study and control groups in terms of age and gender distribution (p<0.05). The rate of cancer being adjacent to the MPA was 53.6% in patients without PE development, while this rate was 64.5% in patients with PE development. This difference was statistically significant (two-tailed p=0.02, one-tailed p=0.01). Although a large proportion of patients in both groups had stage 4 tumors, the proportion of stage 4 tumor patients in the PE group was statistically significantly higher (p=0.0001). Although the histopathological type of tumor was adenocarcinoma in most patients in both the study and control groups, there was no significant difference between the two groups in terms of tumor subtype (p=0.18). In the univariate analysis, two variables were found to be effective on PE development (stage (stage I-II-III vs. stage IV) and whether the tumor was adjacent to the MPA). Their effect was evaluated with logistic regression analysis. In this analysis, the effect of tumor stage remained constant (OR: 2.37; 95% confidence interval 1.62-3.47; p<0.0001). The effect of tumor MPA proximity, however, showed a trend that did not reach a statistically significant level on PE development (OR: 1.40; 95% confidence interval 0.96-2.05; p=0.08). Conclusion: Our study suggests that one of the factors increasing the risk of PE development in patients with LC may be the tumor's location adjacent to the pulmonary artery branches. This relationship could not be strongly demonstrated in this study. Studies involving a larger number of patients and conducted in a prospective setting may reveal the effect of tumor proximity to the pulmonary artery on the risk of PE development in lung cancer. We believe that our results will serve as a reference for more comprehensive studies to be conducted in the future.
Benzer Tezler
- Akciğer kanserli olgularda D-dimer düzeyi pulmoner tromboemboli tanısını predikte eder mi?
Does D-dimer level predict pulmonary thromboembolism diagnosisin patients with lung cancer?
ZEYNEP ÜMMÜ TURSUN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2019
Göğüs HastalıklarıSağlık Bilimleri ÜniversitesiGöğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DURSUN ALİZOROĞLU
- Kanser hastalarinda i̇nsi̇dental pulmoner tromboemboli̇ni̇n çok kesi̇tli̇ bi̇lgi̇sayarli tomografi̇ (ÇKBT) i̇le değerlendi̇ri̇lmesi̇
A retrospective study in the detection of i̇nci̇dental pulmonary tromboembolism in cancer pati̇ents
MUHAMMED AKİF DENİZ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2014
Radyoloji ve Nükleer TıpDicle ÜniversitesiDahili Tıp Bilimleri Bölümü
YRD. DOÇ. DR. MEHMET GÜLİ ÇETİNÇAKMAK
- Yeni gelişen pulmoner tromboemboliye sahip kanser tanılı hastalarda sağ kalp disfonksiyonu ve NT-proBNP düzeyinin sağkalımla ilişkisi
The relationship of right heart dysfunction and NT-probnp levels with survival in cancer patients with newly diagnosed pulmonary thromboembolism
FERAY BALKAN ERGÜ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2020
İlk ve Acil YardımÇukurova ÜniversitesiAcil Tıp Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. NEZİHAT RANA DİŞEL
- Akciğer kanseri tanılı hastalarda venöz tromboemboli sıklığı ve venöz tromboemboli gelişiminin öngörülmesinde etkili olabilecek faktörler
The prevalence of venous thromboembolism in patients diagnosed with lung cancer and factors that may influence the prediction of venous thromboembolism
OĞUZHAN SEDEF
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2026
Göğüs HastalıklarıÇanakkale Onsekiz Mart ÜniversitesiGöğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. UĞUR GÖNLÜGÜR
- Venöz tromboembolinin kanser hastalarında morbiditeye ve mortaliteye etkisi
Effect of venous thromboembolism on morbidity and mortality in cancer patients
AFAG İSAZADA
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2023
Göğüs HastalıklarıAnkara ÜniversitesiGöğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. SERHAT EROL