Geri Dön

Primer hipertansiyonu olan çocuk hastalarda epikardiyal yağ doku kalınlığının değerlendirilmesi

Evaluation of epicardial adipose tissue thickness in pediatric patients with primary hypertension

  1. Tez No: 989373
  2. Yazar: MURATHAN YAŞAR
  3. Danışmanlar: PROF. DR. İPEK KAPLAN BULUT
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Nefroloji, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Kardiyoloji, Nephrology, Child Health and Diseases, Cardiology
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Ege Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Hipertansiyon (HT), günümüzde prevalansı giderek artan önemli bir küresel sağlık sorunu haline gelmiş. Son yıllarda, özellikle çocukluk çağı obezitesindeki artışla çocuk ve ergenlerde hipertansiyon sıkılığında artış görülmektedir. Yaşam tarzı değişiklikleri, beslenme alışkanlıkları ve genetik yatkınlığın yanı sıra, tanı yöntemlerindeki gelişmeler ve toplumda artan farkındalık da çocukluk çağı HT'nin daha sık saptanmasını sağlamıştır.(1,2) Çocukluk ve ergenlik dönemindeki yüksek kan basıncının (KB), erişkin dönemde ortaya çıkan kardiyovasküler hastalıklar (KVH) için güçlü bir risk faktörü olduğu gösterilmiştir. (3–5) Bu nedenle çocukluk çağında hipertansiyonun erken tanı ve uygun yönetimi, ilerleyen yıllarda gelişebilecek KVH ve renal komplikasyonların önlenmesi açısından kritik öneme sahiptir. (1) Primer (esansiyel) hipertansiyon, altta yatan belirli bir patolojik neden olmaksızın, kan basıncının yaşa, cinsiyete ve boya özgü persentil değerlerinin üzerinde seyretmesiyle tanımlanmaktadır. Güncel kılavuzlara göre, bu tanının konulabilmesi için en az üç ayrı ziyarette yapılan ölçümlerde KB düzeylerinin yüksek saptanması gerekmektedir.(1,6) Çocukluk çağında primer hipertansiyon, özellikle ergenlerde ve obez bireylerde, en sık görülen hipertansiyon tipi haline gelmiştir. Yapılan çalışmalarda, obez çocuklarda hipertansiyon prevalansının, normal kilolu çocuklara göre belirgin daha yüksek olduğu bildirilmiştir. (7,8) Epikardiyal yağ dokusu (EYD), kalbin yüzeyini saran ve metabolik olarak aktif bir organ olan visseral bir yağ dokusudur. EYD, Miyokard ile doğrudan temas halinde olması ve aralarında anatomik başka bir bariyer bulunmaması nedeniyle parakrin ve vazokrin yollarla kardiyak yapı ve fonksiyonları etkileyebilmektedir.(9,10) Bu doku, anti-aterosklerotik adipokinlerin salgılanmasından sorumludur ve artmış kardiyak yüke karşı kalbi korumak için otokrin salgıların artışını sağlar. Ancak, EYD'nin artışı, pro-enflamatuvar sitokinler ve vazoaktif peptitler gibi moleküllerin salgılanmasına da yol açabilir. Bu moleküller de EYD'nin proinflamatuvar ve proaterojenik bir fenotipe dönüşmesine yol açabilir. (11,12) Erişkin çalışmalarda HT varlığı ile EYD kalınlığı arasında ilişki gösterilmiştir.(13) Ancak çocukluk çağında bu ilişkinin değerlendirilmesine yönelik veriler sınırlıdır.(14) Bu çalışmanın amacı, primer hipertansiyon tanısı almış çocuk hastalarda EYD'nin hacmini ve kalınlığını değerlendirerek, mevcut kan basıncı ve hedef organ hasarı ile ilişkisini ortaya koymaktır. G Power analizi kullanılarak, 30 sağlıklı çocuk gönüllü ve 55 hipertansiyon tanılı çocuk gönüllü olmak üzere 85 hastanın değerlendirilmesi planlanmıştır. Başvuru amacı, klinik ve laboratuvar verilerinin kesitsel olarak incelenmesi ve kardiyovasküler değerlendirme ile EYD kalınlıkları ölçülerek KVH açısından riskin literatür eşliğinde tartışılmasıdır. Gereç ve Yöntem: Epikardiyal yağ dokusu, metabolik sendrom (MetS) ve koroner arter hastalığı gibi durumlarda önemli bir risk faktörü olarak kabul edilen santral obeziteyle ilişkili visseral yağ dokusunun miyokard çevresindeki bir göstergesi olarak değerlendirilmektedir. (10,15) EYD ile miyokard arasında herhangi bir fasya bulunmaması ve bu iki yapının aynı mikro dolaşımı paylaşması, EYD'nin parakrin ve vazokrin yollarla salgıladığı metabolitler aracılığıyla hem epikardiyal koroner arterler hem de miyokard üzerinde doğrudan etkide bulunmasına olanak sağlamaktadır. (10) Çeşitli çalışmalar, EYD kalınlığı ölçümünün KVH riskini belirlemede kullanılabilecek invaziv olmayan, uygulanabilir ve tekrarlanabilir bir yöntem olduğunu göstermiştir. Ekokardiyografi ile ölçülen EYD kalınlığının, manyetik rezonans (MR) ve bilgisayarlı tomografi (BT) ile belirlenen abdominal visseral yağ dokusu miktarıyla yüksek oranda korele olduğu da gösterilmiştir.(12,14–16) Hipertansiyon, artmış metabolik sendrom sıklığı, insülin direnci ve inflamatuar yanıtla yakından ilişkilidir.(7,17) Çocukluk çağında kardiyovasküler risk faktörleri arasında HT, dislipidemi, obezite, MetS, periferik arter hastalığı, sigara kullanımı ve sedanter yaşam biçimi yer almaktadır.(17,18) Normal fizyolojik koşullarda EYD, koroner damar fonksiyonlarının korunması ve miyokardın enerji gereksiniminin karşılanması açısından koruyucu bir rol üstlenmektedir. Ancak bu dokunun miktarındaki artış, onu lipolitik, protrombotik ve proinflamatuar bir fenotipe dönüştürür. Bu süreçte EYD'den salınan proinflamatuar medyatörlerin (örneğin TNF- α (Tümör Nekröz Faktör-alfa), monosit kemoatraktan protein-1, rezistin, IL (interlökin)-6, IL-8, IL-1β) düzeyleri artmakta, bu da lokal ve sistemik inflamatuar yükün yükselmesine katkıda bulunmaktadır.(9,19) Hipertansif bireylerde EYD kalınlığındaki artışın patofizyolojik mekanizması tam olarak anlaşılamamış ve artmış sol ventrikül duvar stresi, EYD'nin parakrin etkiyle sempatik aktivitenin artmasının bu süreçte rol oynayabileceği öne sürülmüştür.(11,12) Erişkinlerde yapılan çalışmalarda EYD artışıyla HT şiddeti arasında ilişki gösterilmiş olsa da pediatrik yaş grubunda bu ilişkiyi inceleyen çalışma sayısı sınırlıdır. (14,20) Bu çalışmanın amacı, hipertansiyon tanısı almış pediatrik hastalarda uç organ hasarının belirlenmesi amacıyla EYD kalınlığını etkileyen faktörlerin ve kan basıncı profillerinin değerlendirilmesidir. Bu kapsamda, HT tanılı çocuk hastaların klinik, laboratuvar ve ekokardiyografik verilerinin sağlıklı kontrol grubuyla karşılaştırılması ve elde edilen bulguların literatürle bütüncül biçimde tartışılması hedeflenmiştir. Bulgular: Çalışmaya hipertansiyon tanısı almış 55 çocuk hasta ve yaş-cinsiyet uyumlu 30 sağlıklı çocuk ile kontrol grubu oluşturulmuştur. Hipertansif grubun %70,9'u erkek, ortalama yaşı 15 yıl olup ortalama VKİ 28.1 kg/m2 ile obezite sınırında saptanmıştır. Ortalama sistolik ve diyastolik kan basınçları sırasıyla 150.87 mmHg ve 99.93 mmHg ile çoğunlukla evre 2 hipertansiyon düzeyinde bulunmuştur. En sık başvuru semptomu baş ağrısı (%60) olarak sapntandı. Hastaların ailesinde %90,9 oranında hipertansiyon öyküsünün mevcut olduğu görüldü. Laboratuvar incelemelerinde nötrofil/lenfosit oranı, CRP(C-Reaktif Protein) ve ürik asit düzeylerinde ılımlı artış izlenmiş; hiperürisemi %83,6 oranında saptanmıştır. Lipid profilinde %38,2 hipertrigliseridemi, %16,4 HDL (yüksek yoğunluklu lipoprotein) düşüklüğü saptanmıştır. Ekokardiyografik değerlendirmede hipertansif grupta LVMASS(sol ventrikül kitlesi) ve LVMI(Sol ventrikül kitle indeksi) değerleri kontrol grubuna göre anlamlı yüksek bulunmuştur. cIMT(Karotis intima media kalınlığı) ve EYD kalınlığı da belirgin artmış saptanmıştır. EYD kütlesindeki artış için VKİ, LVMASS, lipid profili anlamlı korelasyon göstermiştir. Ambulatuvar kan basıncı izlemi sonuçlarında gece dönemi sistolik hipertansiyon (%56,4) ve non-dipper patern sık görülmüştür. PWV (Nabız dalga hızı) değerleri hipertansif grubun %9,1'inde 95.persentil üzerinde bulunmuştur. Ayrıca hipertansif çocukların %30,9'unda retinopati saptanmış, ancak retinopati ile EYD arasında anlamlı bir ilişki gözlenmemiştir. Sonuç: Bu çalışma, çocukluk çağında primer hipertansiyonun kardiyometabolik etkilerini değerlendirmek amacıyla gerçekleştirilmiş ve EYD'nin erken dönem hedef organ hasarı ile olan ilişkisini ortaya koymuştur. Bulgular, hipertansiyonun sadece kan basıncı yüksekliğiyle sınırlı kalmayıp, obezite, dislipidemi, subklinik inflamasyon ve kardiyak yeniden yapılanma gibi çok boyutlu bir klinik tablo oluşturduğunu göstermektedir. Hipertansif çocuklarda EYD kalınlığı ile VKİ, LVMASS ve lipid parametreleri arasında anlamlı ilişkiler saptanmış ve EYD artışının hem metabolik hem de erken kardiyovasküler değişikliklerin bir yansıması olabileceği gösterilmiştir. Ayrıca, ambulatuvar kan basıncı izlemi ve damar sertliği parametreleri ile EYD arasındaki korelasyonlar, bu dokunun subklinik vasküler etkilenmeyi de yansıttığını ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, EYD ölçümleri çocukluk çağı hipertansiyonunda erken kardiyometabolik risk belirteci olarak değerlendirilebilir ve hedef organ hasarının erken tanınmasında klinik değere sahiptir.

Özet (Çeviri)

Obejective: Hypertension, has become a major global public health problem with a steadily increasing prevalence. In recent years, the prevalence of hypertension among children and adolescents has risen, particularly in parallel with the increasing rates of childhood obesity. In addition to lifestyle changes, dietary habits, and genetic predisposition, advances in diagnostic methods and increased awareness have contributed to the more frequent detection of pediatric hypertension (1,2). Elevated blood pressure during childhood and adolescence has been shown to be a strong risk factor for the development of cardiovascular diseases in adulthood (3–5). Therefore, early diagnosis and appropriate management of hypertension in childhood are of critical importance for the prevention of future cardiovascular and renal complications (1). Primary (essential) hypertension is defined as persistently elevated blood pressure above age-, sex-, and height-specific percentile values in the absence of an identifiable underlying pathological cause. According to current clinical guidelines, the diagnosis requires elevated BP measurements obtained during at least three separate visits (1,6). In pediatric populations, primary hypertension has become the most common form of hypertension, particularly among adolescents and children with obesity. Previous studies have demonstrated that the prevalence of hypertension is significantly higher in obese children compared with their normal-weight peers (7,8). Epicardial adipose tissue is a metabolically active visceral fat depot that surrounds the surface of the heart. Due to its direct contact with the myocardium and the absence of an anatomical barrier between these structures, Epicardial adipose tissue can influence cardiac structure and function through paracrine and vasocrine mechanisms (9,10). Under physiological conditions, epicardial adipose tissue is involved in the secretion of anti-atherosclerotic adipokines and may exert cardioprotective effects by adapting to increased cardiac workload. However, excessive epicardial adipose tissue accumulation is associated with increased secretion of pro-inflammatory cytokines and vasoactive peptides, promoting a pro-inflammatory and pro-atherogenic phenotype (11,12). In adult populations, an association between hypertension and increased epicardial adipose tissue thickness has been reported (13). However, data evaluating this relationship in pediatric patients remain limited (14). The aim of this study was to assess epicardial adipose tissue thickness and volume in children diagnosed with primary hypertension and to investigate their relationship with blood pressure levels and markers of target organ damage. Based on G*Power analysis, a total of 85 participants, including 55 children with hypertension and 30 healthy controls, were planned to be enrolled. Clinical and laboratory data were analyzed cross-sectionally, and cardiovascular evaluation was performed by measuring epicardial adipose tissue thickness to discuss cardiovascular risk in light of the existing literature. Subjects and Methods: Epicardial adipose tissue is considered a surrogate marker of visceral fat associated with central obesity, which is recognized as an important risk factor in conditions such as metabolic syndrome and coronary artery disease (10,15). The absence of a fascial layer between epicardial adipose tissue and the myocardium and their shared microcirculation allow metabolites secreted by epicardial adipose tissue via paracrine and vasocrine pathways to exert direct effects on both the epicardial coronary arteries and the myocardium (10). Several studies have demonstrated that the measurement of epicardial adipose tissue thickness represents a non-invasive, feasible, and reproducible method for assessing cardiovascular risk. Echocardiographically measured epicardial adipose tissue thickness has been shown to correlate strongly with abdominal visceral adipose tissue quantified by magnetic resonance imaging and computed tomography (12,14–16). Hypertension is closely associated with an increased prevalence of metabolic syndrome, insulin resistance, and inflammatory responses (7,17). Cardiovascular risk factors in childhood include hypertension, dyslipidemia, obesity, metabolic syndrome, peripheral arterial disease, smoking, and a sedentary lifestyle (17,18). Under normal physiological conditions, epicardial adipose tissue plays a protective role in maintaining coronary vascular function and meeting myocardial energy demands. However, an increase in epicardial adipose tissue volume may shift its profile toward a lipolytic, prothrombotic, and pro-inflammatory phenotype. This shift is characterized by elevated secretion of pro-inflammatory mediators such as tumor necrosis factor-alpha (TNF-α), monocyte chemoattractant protein-1, resistin, interleukin (IL)-6, IL-8, and IL-1β, contributing to increased local and systemic inflammatory burden (9,19). Although the exact pathophysiological mechanisms underlying increased epicardial adipose tissue thickness in hypertensive individuals have not been fully elucidated, increased left ventricular wall stress and enhanced sympathetic activity mediated by the paracrine effects of epicardial adipose tissue have been proposed as potential contributing factors (11,12). While studies in adult populations have demonstrated an association between increased epicardial adipose tissue and hypertension severity, the number of studies evaluating this relationship in pediatric patients remains limited (14,20). The present study aimed to evaluate factors influencing epicardial adipose tissue thickness and blood pressure profiles in pediatric patients with hypertension in order to identify markers of target organ damage. In this context, clinical, laboratory, and echocardiographic findings of children with hypertension were compared with those of a healthy control group, and the results were interpreted comprehensively in light of the current literature. Results: A total of 55 pediatric patients diagnosed with hypertension and 30 age- and sex-matched healthy control subjects were included in the study. Of the hypertensive group, 70.9% were male, the mean age was 15 years, and the mean body mass index was 28.1 kg/m², indicating obesity. The mean systolic and diastolic blood pressures were 150.87 mmHg and 99.93 mmHg, respectively, corresponding predominantly to stage 2 hypertension. Headache was the most common presenting symptom (60%), and a positive family history of hypertension was identified in 90.9% of the patients. Laboratory analyses revealed elevated neutrophil-to-lymphocyte ratio, C-reactive protein, and uric acid levels; hyperuricemia was detected in 83.6% of the patients. In the lipid profile, hypertriglyceridemia was present in 38.2% and low high-density lipoprotein levels in 16.4% of the patients. Echocardiographic evaluation demonstrated that left ventricular mass and left ventricular mass index were significantly higher in the hypertensive group compared to the control group; carotid intima–media thickness and epicardial adipose tissue thickness were also significantly increased. Epicardial adipose tissue showed significant correlations with body mass index, left ventricular mass index and lipid profile parameters. Ambulatory blood pressure monitoring revealed a high prevalence of nighttime systolic hypertension (56.4%) and a frequent non-dipper blood pressure pattern. Pulse wave velocity values were above the 95th percentile in 9.1% of the hypertensive patients. In addition, hypertensive retinopathy was detected in 30.9% of the children; however, no significant association was observed between retinopathy and epicardial adipose tissue thickness. Conclusion: This study aimed to evaluate the cardiometabolic effects of primary hypertension in childhood and to investigate the relationship between epicardial adipose tissue and early target organ damage. The findings indicate that pediatric hypertension represents a complex clinical condition, not limited to elevated blood pressure, but also encompassing obesity, dyslipidemia, subclinical inflammation, and cardiac remodeling. Significant correlations were found between epicardial adipose tissue thickness and body mass index, left ventricular mass, and lipid parameters in hypertensive children, suggesting that increased epicardial adipose tissue may reflect both metabolic burden and early cardiovascular alterations. Furthermore, the associations between epicardial adipose tissue and ambulatory blood pressure monitoring as well as vascular stiffness parameters demonstrate the tissue's potential role in subclinical vascular involvement. In conclusion, epicardial adipose tissue thickness may serve as an early cardiometabolic risk marker in pediatric hypertension and holds clinical value in the early detection of target organ damage.

Benzer Tezler

  1. Primer hipertansiyonlu çocuk hastalarda ayaktan kan basıncı monitorizasyonu

    Ambulatory blood pressure monitorization in children with primary hypertension

    SAFFA AHMADZADA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    Nefrolojiİstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. FATMA LALE SEVER

  2. Primer hipertansiyonlu çocuk hastalarda ayaktan kan basıncı monitörizasyon değişkenlerinin değerlendirilmesi

    Evaluation of pressure monitoring variables in pediatric patients with primary hypertension

    MERVE ERDOĞAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıErciyes Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. SİBEL YEL

  3. Ekstrahepatik ve intrahepatik portal hipertansiyonu olan çocuklarda portal gastropati ve duodenopati: Endoskopik tanı ve histolojik skorlama

    Portal gastropathy and duodenopathy in children with extrahepatic and intrahepatic portal hypertension: Endoscopical diagnosis and histological scoring

    AYŞEN AYDOĞAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2010

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıklarıİstanbul Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ÖZLEM DURMAZ

  4. Böbrek nakli yapılan çocuk hastalarda hipertansiyon ve kardiyovasküler komplikasyon sıklığının araştırılması

    Investigation of the frequency of hypertension and cardiovascular complications in pediatric kidney transplant recipients

    AHMET SELİM BAŞKAYA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıAkdeniz Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. GÜLŞAH KAYA AKSOY

  5. Çocuk böbrek nakilli hastalarda hipertansiyon varlığında endoplazmik retikulum stresinin greft fonksiyonlarına etkisi

    The effect of endoplazmic reticulum stress on graft functions in the presence of hypertension in pediatric kidney transplantation patients

    AHMET KESKİNOĞLU

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Tıbbi BiyolojiEge Üniversitesi

    Tıbbi Biyoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. FATMA ZUHAL EROĞLU

    PROF. DR. MUHSİN ÖZGÜR ÇOĞULU