Geri Dön

Medüller tiroid kanserlerinde prognozu etkileyen klinik ve patolojik faktörler

Clinical and pathological factors affecting prognosis in medullary thyroid cancer

  1. Tez No: 989392
  2. Yazar: KHAYYAM RZABAYLI
  3. Danışmanlar: PROF. DR. İSMAİL CEM SORMAZ
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Genel Cerrahi, General Surgery
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: İstanbul Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Medüller tiroid kanseri, tüm tiroid maligniteleri arasında yaklaşık %3–5 oranında görülen, parafoliküler C hücrelerinden köken alan ve hem endokrin hem de nöroendokrin özellikler taşıyan bir tümördür. Sıklıkla sporadik formda izlenmekle birlikte, Multipl Endokrin Neoplazi tip 2 sendromu ile ilişkili kalıtsal olgular da önemli bir alt grubu oluşturmaktadır. Agresif biyolojik davranışı, erken lenf nodu metastazı eğilimi ve biyokimyasal belirteçlerle izlenebilmesi, bu tümörü diğer tiroid kanserlerinden ayıran özgün özellikler arasındadır. Prognozu etkileyen farklı klinik ve patolojik parametreler literatürde tanımlanmış olsa da bu konuda tam bir konsensus bulunmamaktadır. Bu çalışmada, medüller tiroid kanserinde prognoza etki eden faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. HASTALAR VE YÖNTEMLER 01.01.2010 ile 31.12.2024 tarihleri arasında kliniğimizde cerrahi tedavi uygulanan ve nihai histopatolojik incelemede medüller tiroid kanseri tanısı konulan hastalar çalışmaya dahil edilmiştir. Laboratuvar verileri ve poliklinik takip verileri eksik hastalar çalışma dışı bırakılmıştır. Hastaların demografik özellikleri, tanı anındaki ve postoperatif dönemdeki kalsitonin ile karsinoembriyonik antijen düzeyleri, preoperatif ve postoperatif takiplerde elde edilen görüntüleme bulguları, tümörün histopatolojik özellikleri ayrıntılı biçimde incelendi. Bu parametrelerin sağkalım değerleri üzerine etkileri incelendi. İstatiksel değerlendirmeler SPSS 27 yazılımı ile gerçekleştiridi. Sağkalım analizleri Kaplan-Meier yöntemi kullanılarak yapılmış olup, p<0,05 düzeyi istatiksel anlamlılık sınırı olarak kabul edildi. BULGULAR Toplam 81 hasta çalışmaya dahil edildi. Dört hastanın laboratuvar verilerine ulaşılamaması ve beş hastanın takip bilgilerinin eksik olması nedeniyle bu hastalar çalışma dışı bırakıldı. Böylece 72 hastanın verileri retrospektif olarak değerlendirildi. Çalışmaya dahil edilen 72 hastanın ortanca yaşı 46 yıl olup, erkek 30 (%42) ve kadın 42 (%58) idi. En sık uygulanan cerrahi prosedür total tiroidektomi ile bilateral santral lenf nodu diseksiyonu (n=22; %31) idi. Hastaların 58'ine (%81) lenf nodu diseksiyonu uygulanmış ve bu grubun 32'sinde (%55) lenf nodu tutulumu saptanmıştır; lateral lenf nodu tutulumu 20 hastada (%59) izlenmiştir. Postoperatif patolojik incelemede ortanca tümör çapı 1,4 cm (0,1–7,5) olarak belirlenmiş olup, histopatolojik incelemede nekroz 5 (%6,9), kalsifikasyon 11 (%15,3), lenfovasküler invazyon varlığı 19 (%26,4) ve desmoplastik stromal reaksiyon varlığı 34 (%47,2) hastada izlenmiştir. Medyan izlem süresi 84 ay (39–129) olup, toplam nüks oranı 32 (%44)'tür. Nükslerin 29'u (%40) lokal-bölgesel, 5'i (%7) sistemik nitelikteydi. Beş yıllık hastalıksız sağkalım %66,1, genel sağkalım %95 olarak bulunmuştur. Tümör çapının ≥1,7 cm olması (n=31; %43,1), histopatolojide nekroz (n=5; %6,9), kalsifikasyon (n=11; %15,3), lenfovasküler invazyon varlığı (n=19; %26,4), lateral lenf nodu tutulumu (n=20; %58,8) ve postoperatif 6. ay kalsitonin ≥11 pg/mL düzeyi (n=36; %50) ile CEA ≥3 ng/mL (n=36; %50) düzeylerinin yüksekliği, ayrıca preoperatif CEA ≥7 ng/mL (n=27; %37,5) olması olumsuz prognozla ilişkili bulunmuştur. Lokal-bölgesel nükssüz sağkalım açısından nekroz (p=0,011), lateral lenf nodu tutulumu (p=0,016) ve postoperatif 6. ay kalsitonin ≥11 pg/mL (p=0,004) düşük sağkalımla ilişkili bulunmuştur. Hastalıksız sağkalım için ise nekroz (p=0,022), kalsifikasyon (p=0,003), lenfovasküler invazyon (p<0,001) ve postoperatif 6. ay kalsitonin ≥11 pg/mL (p<0,001) risk faktörleri olarak saptanmıştır. Desmoplastik stromal reaksiyon varlığı (p=0,053) hastalıksız sağkalım yönünden sınırda anlamlılık göstermiştir. Genel sağkalım açısından 45 yaş üzeri olmak (p=0,021) ve santral lenf nodu tutulumu (p=0,046) daha düşük sağkalımla ilişkili bulunmuştur. SONUÇ Medüller tiroid kanserinde prognozu etkileyen en güçlü radyolojik parametre lateral lenf nodu tutulumu olarak bulundu. Histopatolojik parametreler arasında nekroz, lenfovasküler invazyon, kalsifikasyon ve tümör boyutunun ≥1,7 cm olması lokal-bölgesel nükssüz sağkalım ve hastalıksız sağkalım üzerinde olumsuz etki gösterdi. Laboratuvar parametreleri açısından ise en güçlü belirteçin postoperatif 6. ay kalsitonin düzeyinin ≥11 pg/mL olmasıyla birlikte preoperatif CEA ≥7 ng/mL düzeyi lokal-bölgesel nükssüz sağkalım ve hastalıksız sağkalım üzerinde olumsuz etki gösterdi. ANAHTAR KELİMELER Medüller Tiroid Kanseri, Karsinoembriyonik antijen, Desmoplastik stromal reaksiyon, Kalsitonin.

Özet (Çeviri)

Medullary thyroid carcinoma is a tumour arising from the parafollicular C cells of the thyroid gland, accounting for approximately 3-5 per cent of all thyroid malignancies. It exhibits both endocrine and neuroendocrine characteristics. Although the disease most frequently presents in a sporadic form, hereditary cases associated with Multiple Endocrine Neoplasia type 2 syndrome constitute a significant subgroup. Its aggressive biological behaviour, early propensity for lymph node metastasis, and the possibility of biochemical monitoring distinguish medullary thyroid carcinoma from other thyroid cancers. Although several clinical and pathological parameters influencing prognosis have been identified in the literature, a definitive consensus has yet to be established. The present study aims to identify prognostic factors affecting outcomes in medullary thyroid carcinoma. PATIENTS AND METHODS Patients who underwent surgical treatment in our clinic between 1 January 2010 and 31 December 2024, and were diagnosed with medullary thyroid carcinoma based on final histopathological examination, were included in the study. Patients with incomplete laboratory data or missing outpatient follow-up information were excluded. Demographic characteristics, serum calcitonin and carcinoembryonic antigen levels at diagnosis and during the postoperative period, preoperative and postoperative imaging findings, and histopathological features of the tumour were thoroughly analysed. The effects of these parameters on survival outcomes were also evaluated. Statistical analyses were conducted using the SPSS version 27 software. Survival analyses were performed with the Kaplan-Meier method, and a p-value of p<0.05 was considered the threshold for statistical significance. RESULTS A total of 81 patients were included in the study. Four patients were excluded due to missing laboratory data, and five patients were excluded because of incomplete follow-up information. Consequently, the data of 72 patients were retrospectively analysed. The median age of the cohort was 46 years, with 30 males (42%) and 42 females (58%). The most frequently performed surgical procedure was total thyroidectomy with bilateral central lymph node dissection (n=22; 31%). Lymph node dissection was performed in 58 patients (81%), and 32 of these (55%) had lymph node metastasis; lateral lymph node involvement was observed in 20 patients (59%). The median tumour size was 1,4 cm (range: 0,1–7,5). Histopathological evaluation revealed necrosis in 5 patients (6,9%), calcification in 11 (15,3%), lymphovascular invasion in 19 (26,4%), and desmoplastic stromal reaction in 34 (47,2%). The median follow-up period was 84 months (range: 39–129). During follow-up, 32 patients (44%) developed recurrence, of which 29 (40%) were locoregional and 5 (7%) were systemic. The five-year disease-free survival rate was 66.1%, and the overall survival rate was 95%. Tumour size ≥ 1,7 cm (n=31; 43%), the presence of necrosis (n=5; 6,9%), calcification (n=11; 15,3%), lymphovascular invasion (n=19; 26,4%), lateral lymph node involvement (n=20; 58,8%), and postoperative sixth-month calcitonin ≥ 11 pg/mL (n=36; 50%) or CEA ≥ 3 ng/mL (n=36; 50%) were all associated with poorer prognosis. Similarly, preoperative CEA ≥ 7 ng/mL (n=27; 37,5%) was linked to unfavourable outcomes. In the analysis of locoregional recurrence-free survival, necrosis (p=0,011), lateral lymph node involvement (p=0,016), and postoperative sixth-month calcitonin ≥ 11 pg/mL (p=0,004) were significantly associated with reduced survival. For disease-free survival, necrosis (p=0,022), calcification (p=0,003), lymphovascular invasion (p<0,001), and postoperative sixth-month calcitonin ≥ 11 pg/mL (p<0,001) were identified as significant risk factors. The presence of desmoplastic stromal reaction (p=0,053) showed a borderline association with disease-free survival. Regarding overall survival, age>45 years (p=0,021) and central lymph node involvement (p=0,046) were associated with lower survival rates. CONCLUSION In medullary thyroid carcinoma, lateral lymph node involvement was identified as the strongest radiological parameter influencing prognosis. Among histopathological variables, necrosis, lymphovascular invasion, calcification, and tumour size ≥1,7 cm were associated with poorer locoregional recurrence-free and disease-free survival. Regarding laboratory parameters, the most powerful prognostic indicators were postoperative sixth-month calcitonin level ≥11 pg/mL and preoperative CEA level ≥7 ng/mL, both of which demonstrated a negative impact on locoregional recurrence-free and disease-free survival. KEYWORDS Medullary Thyroid Carcinoma, Carcinoembryonic Antigen, Desmoplastic Stromal Reaction, Calcitonin.

Benzer Tezler

  1. Nodüler tiroid hastalarında rutin serum kalsitonin ölçümünün medüller tiroid kanseri saptamadaki rolü

    The role of routine serum calcitonin measurement in detection of medullary thyroid cancer in nodular thyroid patients

    YUSUF PİRDAL

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. SEMA ÇİFTÇİ

  2. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi`nde izlenen diferensiye tiroid kanseri olgularının tedavi ve takip sonuçları

    Outcome of differentiated thyroid cancer treated at Cerrahpasa Medical Faculty

    SAADET ATAY

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1996

    Radyoloji ve Nükleer Tıpİstanbul Üniversitesi

    Nükleer Tıp Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ÇETİN ÖNSEL

  3. Tiroid karsinomlarında Kİ-67, P53 VE cyclin D1 ekspresyonu

    The expression of KI?67, P53 and cyclin D1 in thyroid carcinomas

    ŞERMİN ÇOBAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2008

    PatolojiPamukkale Üniversitesi

    Patoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. NAGİHAN YALÇIN

  4. Tiroid neoplazmlarında SHMT2, B7-H3 ve AHNAK2'nin immünohistokimyasal olarak ekspresyonunun değerlendirilmesi ve klinikopatolojik özelliklerle ilişkisi

    Expression of SHMT2, B7-H3 and AHNAK2 in thyroid neoplasms and correlation with clinichopathological features

    ÜMMÜGÜLSÜM TUNÇTÜRK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2026

    PatolojiDicle Üniversitesi

    Tıbbi Patoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. İBRAHİM İBİLOĞLU

  5. Tiroid tümörlerinde ZIP4, ZO-1 ve claudin-1 ekspresyonunun immünohistokimya ve realtime PCR yöntemleri ile araştırılması

    Investigation of the expression of ZİP, ZO-1 and claudin-1 in thyroid tumors by immunohistochemistry and real-time PCR methods

    MUSTAFA NACİR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    PatolojiDicle Üniversitesi

    Tıbbi Patoloji Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ İBRAHİM İBİLOĞLU