Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine intihar girişimi ve kendine zarar verme öyküsü ile başvuran olguların adli tıbbi açıdan değerlendirilmesi
A forensic medical evaluation of patients presenting to Akdeniz University Faculty of Medicine Hospital with a history of suicide attempt and self-harm
- Tez No: 989792
- Danışmanlar: PROF. DR. SEMA DEMİRÇİN
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Adli Tıp, Forensic Medicine
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Akdeniz Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Adli Tıp Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
İntihar girişimleri ve kendine zarar verme davranışları, önemli tıbbi, psikiyatrik ve adli sonuçları olan başlıca halk sağlığı sorunları arasında yer almaktadır. Adli–tıbbi açıdan; demografik özellikler, intihar yöntemleri ve nedenleri, psikiyatrik ve madde kullanım öyküsü, yaralanmanın şiddeti, yaşamı tehdit eden durumlar ve tedavi süreçlerinin kapsamlı biçimde değerlendirilerek adli rapor düzenlenmesi; hem doğru adli belge sağlanmak hem de etkili önleme stratejilerinin geliştirilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Bu çalışma, intihar girişimi veya kendine zarar verme nedeniyle hastaneye başvuran hastaların özelliklerini adli–tıbbi açıdan incelemeyi ve elde edilen verileri mevcut literatürle karşılaştırarak bilimsel kaynaklara katkı sağlamayı amaçlamıştır. 1 Ocak 2014 – 31 Aralık 2024 tarihleri arasında intihar girişimi/kendine zarar verme nedeni ile Akdeniz Üniversitesi Hastanesine müracaat eden ve dijital hasta kayıt sisteminde yeterli bilgi kayıtlı olan toplam 906 olgu çalışmaya dahil edilmiştir. Olguların %91,5'i (n=829) intihar girişimi, %8,5'i (n=77) kendine zarar verme olgularıdır. İntihar girişimi sonucu hastaneye başvuran olguların (n=829) %56,8'i (n=471) kadın, %43,2'si (n=358) erkektir. Kendine zarar verme sonucu müracaat eden olguların (n=77) %63,6'sı (n=49) erkek, %36,4'ü (n=28) kadındır. İntihar girişimi olguları (n=829) %29,6 ile en sık (n=245) ilkbahar mevsiminde başvurmuş olup bunu %26,9 ile (n=224) yaz, %22,6 ile (n=187) sonbahar, %20,9 ile (n=173) kış mevsimi izlemiştir. Olguların hafta içi (n=609; %73,5) ve en sık Çarşamba (n=136; %16,4), ikinci sıklıkla Salı (n=129; %15,6), üçüncü sıklıkla Pazartesi (n=121; %14,6) günü başvurduğu tespit edilmiştir. İntihar girişimi olgularının (n=829) hastane başvuru sıklığının gündüz saatlerinde sabah 09:00'dan itibaren artmaya başladığı, öğle saatlerinden itibaren ise saatler ilerledikçe giderek belirginleşen bir başvuru sıklığı oluştuğu, saat 12:00-15:00 arasında olguların %11,3'i, 15:00-18:00 arasında %16,4'ü, 21:00-24:00 arasında %16,8'inin başvurduğu, 18-21:00 arasında olguların %15,2'si başvurmuş olup bir önceki saat grubuna göre artış olmasa da başvuru sıklığı yüksekliğinin devam ettiği, en sık başvurunun (n=178; %21,5) 0-3 saatleri arasında olduğu ve akşamüstü saat 18 ile gece 03:00 arasında olguların %53,5'nin başvurduğu saptanmıştır. Gece 03:00 ile sabah 09:00 arasında ise başvuru sıklığı %10,7'dir. Hafta içi intihar girişiminde bulunan olguların da %58,9'u (n=359) 18:00-06:00 saatleri arasında, mesai saatleri dışında hastaneye başvurmuştur. İntihar girişimi olgularının yaş ortalaması 29,2 ± 12,5 yıl (en düşük yaş: 11, en yüksek yaş: 90) olarak hesaplanmıştır. Erkeklerde (n=358) ortalama yaş 33,3 ± 13,1 yıl (en düşük yaş: 12, en yüksek yaş: 90), kadınlarda (n=471) ortalama yaş 26,2 ± 11,1 yıldır (en düşük yaş: 11, en yüksek yaş: 66). En sık başvurunun %26,3 olgu ile (n=218) 25-34 yaş aralığında, en az başvurunun %1,4 olgu ile (n=12) 65 yaş ve üzeri grupta olduğu saptanmıştır. Olguların %55,7'sinin (n=462) bekar, %30,8'inin (n=255) evli, %10,0'unun (n=83) boşanmış olduğu kayıtlıdır. İntihar girişimi olgularında; kadınlar arasında bekar olanların sıklığı (%59,4), erkekler arasında bekar olanların sıklığından (%50,8) yüksektir. İntihar girişimi olgularında; erkekler arasında evli olanların sıklığı (%35,0) ise kadınlar arasında evli olanların sıklığından (%27,6) yüksektir. Nişanlı olkup intihar girişiminde bulunan 4 olgu da kadındır. Eğitim durumu hakkında kayıtlı bilgi olan 527 olgunun %15,4'ü (n=81) ilköğretim mezunu, %15,9'u (n=84) üniversite mezunu, %32,6'sı (n=172) ortaöğretim mezunu, %34,7'si (n=183) lise mezunudur. Olguların %67,0'si (n=556) ilaç alarak intihar girişimi nedeniyle başvurmuş olup, kadınların (n=471) intihar yöntemi %77,9 (n=367) ile en sık ilaç alımı olarak belirtilmiştir. İntihar girişimi nedeniyle başvuran (n=358) erkeklerin de en sık intihar yöntemi (n=189; %52,8) ilaç alımıdır. Kesici-delici alet kullanarak intihar girişiminde (n=64, %7,7) bulunanların %54,7'si (n=35) erkek, %45,3'ü (n=29) kadın; ateşli silah kullanarak intihar girişiminde (n=62; %7,5) bulunanların %88,7'si (n=55) erkek, %11,3'ü (n=7) kadın, ilaç dışı toksik madde (n=54; %6,5) kullananların %61,1'i (n=33) erkek, %38,9'u (n=21) kadın; ası ile intihar girişiminde (n=13; %1,6) bulunanların %84,6'sı (n=11) erkek, %15,4'ü (n=2) kadındır. Komplike intihar yöntemi kullananların (n=38) %60,5'i (n=23) erkektir. Komplike intihar olgularında; %60,5 ile en sık (n=23) ilaç alımı ve kesici-delici alet yaralanması ile intihar girişiminde bulunulduğu; %21,1 ile ikinci sıklıkta (n=8) ilaç ve ilaç dışı toksik maddelerin birlikte kullanımıyla intihar girişiminde bulunulduğu saptanmıştır. Yüksekten atlayarak intihar girişiminde bulunan (n=32) olgular içinde kadınların (n=25; %78,1) sıklığı erkeklerden (n=7; %21,9) fazla olmakla birlikte, intihar girişiminde bulunan tüm kadın olguların (n=471) yalnızca %5,3'ü yüksekten atlama yöntemini kullanmıştır. Alınan ilaç grubu bilinen 566 intihar girişimi olgusunun %30,4'ünde (n=123 kadın, n=49 erkek) antidepresan, %29,2'sinde (n=111 kadın, n=54 erkek) non-steroid anti-inflamatuar ilaçlar, %23,9'unda (n=93 kadın, n=42 erkek) parasetamol, %14,0'ünde (n=51 kadın, n=28 erkek) antibiyotik, kullanıldığı kayıtlı olup kadınlarda daha sık rastlandığı saptanmıştır. Olguların %19,8'inde (n=54 kadın, n=58 erkek) antipsikotikler kullanılmış olup erkeklerde daha sık rastlanmışken, olguların %13,1'inde rastlanan anksiyolitik ilaçları almış olan kadın ve erkek olgu sayıları eşittir. Ateşli silahla kendisini yaralayarak intihar girişiminde bulunanların %20,7'si (n=13) 35-44 yaş grubunda, %19,0'u (n=12) 45-54 yaş grubunda, %17,5'i (n=11) 25-34 yaş grubunda iken kesici-delici aletle kendisini yaralayarak intihar girişiminde bulunanların %41,1'i (n=37) 25-34 yaş grubunda, %22,2'si (n=20) 15-19 yaş grubundadır. Olguların %30,9'unda (n=256) yaralanmanın BTM ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı belirlenmiş olup, ilaç alanlarda BTM ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olma sıklığının (n=350; %75,9), yüksekten atlayarak ve ateşli silah kullanarak intihar girişiminde bulunan olgularda yaralanmanın BTM ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmaması sıklığının (sırasıyla n=27; %90,0 ve n=62; %100,0) anlamlı şekilde yüksek olduğu saptanmıştır. BTM ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmayan yaralanmalar erkeklerde (n=144; %56,3), kadınlara (n=112; %43,7) oranla daha sıktır. İlaç alarak intihar girişiminde bulunanlarda yaralanmanın BTM ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte oluşunun sıklığı istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksektir. Olguların %19,4'ünde (n=161) yaşamsal tehlike meydana gelmiş olup, yaşamsal tehlikesi bulunan olguların %61,5'i erkektir. Kendine zarar verme davranışı (n=77) nedeniyle başvuran olguların ise %39,0'unda (n=30) yaralanmanın/bulgularının BTM ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı, %13,0'ünde (n=10) yaşamsal tehlike oluşturacak nitelikte bir yaralanma meydana geldiği saptanmıştır. Kendine zarar verme nedeni ile başvuran olgulardan 74'ünde medeni durum bilgisi kayıtlıydı ve hem bekar, hem evli hem de boşanmış grupta erkeklerin sıklığı daha fazlaydı (sırası ile %64,0; %61,5; %60,0). Özgeçmişinde psikiyatrik hastalık öyküsü olduğu belirtilen (n=436) olguların %19,7'sinde (n=86) psikiyatrik bir hastalık geçmişi bulunduğu yazılı olsa da hastalığın tanısının belirtilmediği; tanısı kayıtlı olan 350 olgudan %40,3'ünün öyküsünde (n=141) depresyon, %13,4'inde (n=47) anksiyete bozukluğu, %10,6'sında (n=37) bipolar bozukluk, %10,3'ünde (n=36) alkol/madde bağımlılığı olduğu kayıtlıdır. Psikiyatrik hastalık tanısı olan hastaların rutin kontrollerinde, standart prosedür olarak“İntihar Risk Değerlendirmesi”yapılması ve uygun tedavi destek programları, riskin azaltılmasında faydalı olabilir. Yaşamsal tehlikesi bulunan ve özgeçmişte psikiyatrik hastalık öyküsü hakkında kayıtlı bilgi kayıtlı olan 110 (%13,3) olgunun %65,5'inde (n=72) psikiyatrik hastalık öyküsü bulunduğu yazılıdır. Yaralanması BTM ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmayan ve özgeçmişte psikiyatrik hastalık öyküsü hakkında kayıtlı bilgi olan 196 (%23,6) olgu olup, bunların %59,7'sinde (n=117) psikiyatrik hastalık öyküsü bulunduğu saptanmıştır. Tüm intihar girişimi ve kendine zarar verme olgularının adli olgu olduğu ve adli rapor düzenlenmesi gerektiği de unutulmamalıdır. Olguların %25,2'sinde (n=209) intihar girişimi sonrası hastaneye başvurduğu sırada alınan kanda alkolün pozitif olduğu saptanmıştır. Olay yeri bilinen 526 (%63,5) olgunun %79,3'ünün (n=417), ikamet ettiği evde intihar girişiminde bulunduğu kayıtlıdır. Olgulardan 659'unun (%79,5) öyküsünde intihar girişimi için herhangi bir neden belirtilmiştir. Olguların %24,1'inde (n=159) aile içi geçimsizlik/boşanma süreci, %22,3'ünde (n=147) ruhsal hastalıkla ilgili nedenler, %19,1'inde (n=126) ebeveyn ile ilgili sorunlar, %17,9 olguda (n=118) özel arkadaş/partner (aşk/sevgili) ile ilgili sorunların intihar girişimi sebebi olarak ifade edildiği, kayıtlıdır. Medya ve eğitim yoluyla topluma, bireylerin zor zamanlarda ve duygusal başa çıkmakta zorlandıkları durumlarda psikolojik ve psikiyatrik destek aramalarının uygun bir yaklaşım olduğu ve bunu yapmaktan çekinmemeleri gerektiği, anlatılmalıdır. Olgulardan 240'ının dosya kayıtlarında, daha önceden bir veya daha fazla sayıda intihar girişiminde bulunulmuş olduğu, kayıtlıdır. İntihar girişimi olgularını muayene ve tedavi eden, değerlendiren başta acil servis hekimleri olmak üzere tüm sağlık çalışanlarının hem tıbbi hem de adli sorumlulukları bulunmaktadır. Bu nedenle, Acil servis çalışanları başta olmak üzere, intihar girişimi olgularını değerlendiren tüm sağlık profesyonellerinin farkındalığı artırılmalı, intihar girişiminde bulunan kişilere gerekli psikiyatrik destek sağlanarak sonraki intihar girişimleri önlenmeye çalışılmalıdır. Böylece intihar girişimleri dolayısıyla da intihar girişimine bağlı klinik tablolar, yaralanmalar ve ölümlerin azaltılması mümkün olabilecektir.
Özet (Çeviri)
Suicide attempts and self-harms constitute major public health problems with significant medical, psychiatric, and forensic implications. From a forensic–medical perspective, comprehensive assessment of demographic characteristics, suicide methods and motives, psychiatric and substance-use history, injury severity, life-threatening conditions, and treatment processes is essential both for accurate medicolegal documentation and for the development of effective prevention strategies. This study aimed to examine, from a forensic–medical standpoint, the characteristics of patients presenting to hospital following suicide attempts or self-harms and to compare the resulting data with existing literature in order to contribute to the scientific evidence base. Between 1 January 2014 and 31 December 2024, a total of 906 cases who presented to Akdeniz University Hospital due to suicide attempt or self-harm and had sufficient information recorded in the digital patient record system were included in the study. Of these cases, 91,5% (n=829) involved suicide attempts, while 8,5% (n=77) involved self-harm. Among the cases presenting to the hospital as a result of suicide attempts (n=829), 56,8% (n=471) were female and 43,2% (n=358) were male. Among the cases presenting due to self-harm (n=77), 63,6% (n=49) were male and 36,4% (n=28) were female. Suicide attempt cases (n=829) most frequently presented during the spring season, accounting for 29,6% (n=245), followed by summer with 26,9% (n=224), autumn with 22,6% (n=187), and winter with 20,9% (n=173). It was determined that the cases predominantly presented on weekdays (n=609; 73.5%), most commonly on Wednesdays (n=136; 16.4%), followed by Tuesdays (n=129; 15.6%) as the second most frequent day, and Mondays (n=121; 14.6%) as the third most frequent day. Among suicide attempt cases (n=829), hospital presentation frequency during daytime hours was observed to begin increasing from 09:00 onwards, with a progressively more pronounced increase in presentation frequency as the hours advanced after midday. Between 12:00 and 15:00, 11,3% of cases presented to the hospital, followed by 16,4% between 15:00 and 18:00 and 16,8% between 21:00 and 24:00. Between 18:00 and 21:00, 15,2% of cases presented; although there was no increase compared with the preceding time interval, the high frequency of presentations persisted. The most frequent time of presentation was between 00:00 and 03:00 (n=178; 21,5%), and it was determined that 53,5% of cases presented between 18:00 in the evening and 03:00 at night. Between 03:00 and 09:00, the presentation frequency was 10,7%. Among cases who attempted suicide on weekdays, 58,9% (n=359) presented to the hospital between 18:00 and 06:00, outside of standard working hours. The mean age of patients who attempted suicide was 29,2 years (SD 12.5), with ages ranging from 11 to 90 years. The mean age among male patients (n=358) was 33,3 years (SD 13.1; range 12–90), whereas the mean age among female patients (n=471) was 26,2 years (SD 11.1; range 11–66). The highest frequency of suicide attempts was observed in the 25–34 year age group (26,3%, n=218), while the lowest frequency occurred in individuals aged 65 years and older (1,4%, n=12). Regarding marital status, 55,7% (n=462) of cases were single, 30,8% (n=255) were married, and 10,0% (n=83) were divorced. In cases of attempted suicide, the frequency of single women (59.4%) is higher than that of single men (50.8%). However, in cases of attempted suicide, the frequency of married men (35.0%) is higher than that of married women (27.6%). All four cases of engaged individuals who attempted suicide were women. Educational status data were available for 527 cases; among these, 15,4% (n=81) were primary school graduates, 32,6% (n=172) were secondary school graduates, 34,7% (n=183) were high school graduates, and 15,9% (n=84) were university graduates. Drug intake was the most frequently used suicide method, accounting for 67,0% (n=556) of cases. Among female patients (n=471), the most common suicide method was drug intake (77,9%, n=367). Among male patients (n=358), drug intake was also the most frequently used method (52,8%, n=189). Among cases (n=64, 7,7%) involving the use of sharp or penetrating instruments, 54,7% (n=35) were male and 45,3% (n=29) were female. Among cases (n=62; 7,5%) involving firearm use, 88,7% (n=55) were male and 11,3% (n=7) were female. Among cases (n=54; 6,5%) involving non-pharmaceutical toxic substances, 61,1% (n=33) were male and 38,9% (n=21) were female. Among cases (n=13; 1,6%) involving hanging, 84,6% (n=11) were male and 15,4% (n=2) were female. Among cases (n=38) involving combined suicide methods, 60,5% (n=23) were male. Although suicide attempts by jumping from a height were more frequent among females (78,1%, n=25) than males (21,9%, n=7), this method accounted for only 5,3% of all female suicide attempts. Among the 566 suicide attempt cases for whom the ingested drug group was known, antidepressants were used in 30,4% of cases (n=123 females, n=49 males), non-steroidal anti-inflammatory drugs in 29,2% (n=111 females, n=54 males), paracetamol in 23,9% (n=93 females, n=42 males), and antibiotics in 14,0% (n=51 females, n=28 males); these drug groups were observed more frequently among females. Antipsychotics were used in 19,8% of cases (n=54 females, n=58 males) and were more commonly observed among males, whereas the number of female and male cases who had ingested anxiolytic medications, which were observed in 13,1% of cases, was equal. Among individuals who attempted suicide by injuring themselves with a firearm, 20,7% (n=13) were in the 35–44 age group, 19,0% (n=12) were in the 45–54 age group, and 17,5% (n=11) were in the 25–34 age group. Where as, among those who attempted suicide by injuring themselves with a sharp or piercing instrument, 41,1% (n=37) were in the 25–34 age group, while 22,2% (n=20) were in the 15–19 age group. In 30,9% (n=256) of attempted suicide cases, injuries were determined not to be amenable to treatment by basic medical intervention. Injuries amenable to basic medical intervention were significantly more frequent among cases involving drug ingestion (75,9%, n=350), whereas injuries not amenable to basic medical intervention were significantly more common among cases involving jumping from a height (90,0%, n=27) and firearm use (100,0%, n=62). Injuries not amenable to basic medical intervention were more frequent in males (56,3%, n=144) than in females (43,7%, n=112). Life-threatening conditions were identified in 19,4% (n=161) of attempted suicide cases, and 61,5% of these cases involved male patients. Among patients presenting due to self-harm (n=77), 39,0% (n=30) had injuries or findings not amenable to treatment by basic medical intervention, and 13,0% (n=10) sustained injuries that were life-threatening. In 74 out of 77 cases reporting self-harm, marital status was known, and men were significantly more prevalent in all single, married, and divorced groups (64,0%, 61,5%, 60,0% respevtively). Among cases with a documented psychiatric disease history (n=436), 19,7% (n=86) had a history of psychiatric illness without a specified diagnosis. Of the 350 cases with a recorded diagnosis of psychiatric illness, 40,3% (n=141) had a history of depression, 13,4% (n=47) of anxiety disorder, 10,6% (n=37) of bipolar disorder, and 10,3% (n=36) of alcohol/substance dependence. In patients diagnosed with psychiatric illnesses, conducting a“Suicide Risk Assessment”as a standard procedure during routine check-ups and implementing appropriate treatment and support programs can be beneficial in reducing suicide risk. Of the 110 (13,3%) cases with life-threatening conditions and a recorded history of psychiatric illness, 65,5% (n=72) were recorded as having a history of psychiatric illness. There were 196 cases (23,6%) whose injuries were not of a mild nature remediable by basic medical treatment and for whom documented information regarding a history of psychiatric illness was available; among these cases, 59,7% (n=117) were found to have a history of psychiatric illness. It should be remembered that all suicide attempts and self-harms are forensic cases, and doctors are required to prepare forensic reports regarding these incidents. Blood alcohol positivity at hospital admission was detected in 25,2% (n=209) of suicide attempt cases. Among 526 cases for which the location of the incident was known, 79,3% (n=417) occurred in the patient's place of residence. For 659 cases (79,5%), a reason for the suicide attempt was documented in the medical history. Among these cases, family conflict or involvement in a divorce process was reported as the reason for the suicide attempt in 24,1% (n=159), reasons related to mental illness in 22,3% (n=147), problems related to parents in 19,1% (n=126), and problems related to a close friend or partner (romantic relationship) in 17,9% (n=118). Through media and education, society should be made to understand that it is acceptable for individuals to seek psychological and psychiatric support during difficult times and when they are struggling with emotional coping, and that they should not hesitate to do so. Records indicated that 240 patients had previously attempted suicide on one or more occasions. Healthcare professionals, particularly emergency department physicians, who examine, treat, and evaluate patients following suicide attempts have both medical and medico-legal responsibilities. Increasing awareness among healthcare professionals and ensuring appropriate psychiatric support for individuals who attempt suicide may help prevent subsequent and more severe suicide attempts and may contribute to a reduction in suicide-related mortality.
Benzer Tezler
- 2021-2023 yılları arasında Akdeniz Üniversitesi Hastanesine başvuran 18 yaş altı adli vakaların medikolegal açıdan değerlendirilmesi
A medico-legal assessment of forensic cases involving individuals under 18 admitted to Akdeniz University Hospital (2021-2023)
GÖKÇE İBZE
- 2014-2023 yıllarında Akdeniz Üniversitesi hastanesine ateşli silah yaralanması nedeniyle müracaat eden olguların değerlendirilmesi
The evaluation of cases admitted to Akdeniz University Hospital with firearm injuries between the years 2014-2023
ŞEYMA NUR SEMERCİ
- İlaç aşırı alımı ile acil servise başvuran hastaların psikiyatrik durumlarının incelenmesi
Examination of the psychiatric conditions of patients admitted to the emergency department due to drug overdose
MUHAMMED ÖZTAŞ
- Acil servisten psikiyatrik konsültasyon istenen hastaların değerlendirilmesi
Başlık çevirisi yok
BÜŞRA ÜNAL ÖZYURT
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2026
PsikiyatriAkdeniz ÜniversitesiRuh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ ÖZMEN METİN
- 2017-2018 yılları arasında Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine zehirlenme nedeniyle müracaat eden olguların özellikleri
The Characteristics of Cases presenting because of Poisoning at Akdeniz University Medical Faculty between 2017 and 2018
SERVET KUZU