Semantik paradoks ve formel doğruluk teorileri
Semantic paradox and the formal theories of truth
- Tez No: 990642
- Danışmanlar: PROF. DR. ÖZGÜÇ GÜVEN
- Tez Türü: Doktora
- Konular: Felsefe, Philosophy
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: İstanbul Üniversitesi
- Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Felsefe Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Bu çalışmada semantik paradoks problemi ele alınmaktadır ve bu, semantik paradoksu bir hastalık semptomu olarak gören Tarskiyen bakış açısıyla yapılmaktadır. Dolayısıyla, izleyen üç soruya cevap arar: (1) patoloji: paradokslu cümlelerin muzdarip olduğu hastalık nedir? (2) patojen: bu hastalığın nedeni nedir? (3) terapi: nasıl düzeltmeli? Dilsel bir hastalığın, dilin esas fonksiyonu olan iletişime aykırı düşmesi gerektiği düşüncesinden hareketle ve transendantal bir akıl yürütmeyle, burada özyadsıma adı verilen dilsel fenomen patoloji olarak teşhis edilmiştir. Bu teşhisi yapmak için çalışma, anlamlı ve yorumlanabilir cümle ayrımını ortaya koyar. Paradokslu cümlelerin anlamlı da olsa yorumlanamaz olduğu gösterilir. Olağan akıl yürütme biçimimizi yansıtan klasik mantığın, anlamlı her cümle değil fakat yorumlanabilir her cümle için geçerli olduğu gözlemlenerek, klasik mantığın patojenin bir parçası olamayacağı ve gerçek sorumlunun, doğruluk yükleminin bu çalışmanın ayırt ettiği transendantal kullanımına karşıt ve ek olarak içkin kullanımı olduğu sonucuna varılır. Bu irdelemeler ışığında ve terapi sorusuna cevaben, çalışma yeni sayılabilecek bu iki ayrımı gözeten bir doğruluk teorisi önerir. Yani, sadece doğruluk ilkelerini değil fakat aynı zamanda klasik mantığın ilkelerini yorumlanabilir cümlelere kısıtlar. Öte yandan, biri transendantal doğruluğu ve diğeri içkin doğruluğu temsilen iki ayrı doğruluk yüklemi çalıştırır. Böyle bir teori mantıksal sembollerin anlam ya da sayısında yapılacak herhangi bir değişiklikten kaçınmakla kalmaz, fakat aynı zamanda olağan semantik paradoksun yanı sıra pekiştirilmiş türden paradoksları da sorun olmaktan çıkarır. Fakat eğer Tarski gibi doğruluğun içkin kullanımını bıraksaydık ki bu kullanım iletişimin zorunlu bir koşulu değildir, bu durumda yorumlanamaz cümleler kurulamazdı ve böylece hastalık daha baştan engellenmiş olurdu.
Özet (Çeviri)
This study takes up the semantic paradox problem, and does so from a Tarskian point of view, in which emergence of semantic paradox is regarded as a symptom of disease. Accordingly, it seeks to address three questions, (1) pathology: what disease the paradoxical sentences suffer from, (2) pathogen: what causes that disease, and (3) therapy: how to fix it. Starting from the idea that a linguistic pathology must conflict with communication, the core function of language, and pursuing a line of transcendental reasoning, the pathology is diagnosed as what is here called self-denial. To reach this diagnosis the study introduces a distinction between meaningful and interpretable sentences. Thus, paradoxical sentences are shown to be, although meaningful, yet uninterpretable. Observing that classical logic, which arguably reflects the patterns of ordinary reasoning, must apply to not every meaningful sentence but every interpretable one, it is speculated that classical logic is not part of the pathogen, and that the real culprit is what this study discerns as the immanent use of the truth predicate as opposed to, and in addition to, its transcendental use. In the light of these considerations and as an answer to the therapy question, the study proposes a theory of truth that incorporates these two fairly novel distinctions. Namely, it restricts not only the principles of truth but also those of classical logic to interpretable sentences. On the other hand, it employs two distinct truth predicates, one accounting for transcendental truth and the other for immanent truth. Such a theory not only avoids any change in logical symbols in terms of meaning or number, but also resolves the paradox of the strengthened variety alongside the usual one. But if, like Tarski, we were to abandon the immanent use of the truth predicate, a use that is not a necessary condition of communication, then uninterpretable sentences would become unconstructible, and the disease would thereby be prevented in the first place.
Benzer Tezler
- Gödel'in eksiklik teoremleriyle yapay zeka sınırlarına kavramsal bir eleştiri
A conceptual critique of the limits of artificial intelligence through Gödel's incompleteness theorems
FATMA NUR BİLKE
Yüksek Lisans
Türkçe
2025
Bilim ve Teknolojiİstanbul Teknik ÜniversitesiBilim ve Teknoloji Tarihi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. AYTEKİN ÇÖKELEZ
- Russell Paradoksu temelinde 20. yüzyıl mantıksal paradoksları
The twentieth century logical paradoxes on the basis of Russell's Paradox
CANAN DURMAZ
Yüksek Lisans
Türkçe
2014
FelsefeEskişehir Osmangazi ÜniversitesiFelsefe ve Din Bilimleri Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. ALİ ÇETİN
- Doğruluk ve çelişkinin sınırlarında İslam düşüncesinde yalancı paradoksu: Hüseyin Hânsârî merkezli bir inceleme
The liar paradox on the borders of truth and contradiction in Islamic thought: A study centered on Âgā Husayn al-Khānsārī's solution
FAHRETTİN ARI
Yüksek Lisans
Türkçe
2023
Dinİstanbul 29 Mayıs ÜniversitesiFelsefe ve Din Bilimleri Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ ESAT BURAK ŞAMAN
- Anlamın metafiziği: Kripke'nin anlam teorisi ve anlamın imkân koşulları açısından geliştirilmesi
The metaphysics of meaning: A metasemantic reconstruction and development of Kripke's theory of meaning
RIDVAN CİRU
- Konutun fiziksel ve anlamsal dönüşümünde teknolojinin rolü ve istanbul için gelecek tahayyülleri
The role of technology in the physical and semantic transformation of housing and future imaginations for İstanbul
EDA NUR KIŞ