Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı'na bağlı olarak gelişen pulmoner hipertansiyon'da eritrosit dağılım genişliğinin(RDW) prediktif değeri
Predictive value of red cell distribution width (RDW) in pulmonary hypertension secondary to chronic obstructive pulmonary disease
- Tez No: 992051
- Danışmanlar: DOÇ. DR. EMİNE AKSOY, DR. FATMA ÖZBAKİ
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Göğüs Hastalıkları, Chest Diseases
- Anahtar Kelimeler: KOAH, pulmoner hipertansiyon, RDW, eritrosit dağılım genişliği, biyobelirteç, COPD, pulmonary hypertension, RDW, red cell distribution width, biomarker
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: İstanbul Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı'na (KOAH) bağlı gelişen pulmoner hipertansiyon (PH), hastalığın prognozunu belirgin şekilde kötüleştiren önemli bir komplikasyondur. Kolay ulaşılabilir ve düşük maliyetli biyobelirteçlerle PH riskinin öngörülebilmesi klinik açıdan önemlidir. Bu çalışmada, KOAH'a bağlı gelişen pulmoner hipertansiyonda eritrosit dağılım genişliğinin (RDW) prediktif değerinin araştırılması amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif çalışmaya, KOAH alevlenmesi nedeniyle hastaneye yatırılan hastalar dahil edildi. Tüm olguların demografik özellikleri, laboratuvar parametreleri, ekokardiyografik bulguları ve pulmoner arter basınçları kaydedildi. Hastalar pulmoner hipertansiyon varlığına göre gruplandırıldı. RDW-CV ve RDW-SD düzeyleri gruplar arasında karşılaştırıldı. RDW'nin PH varlığını öngörmedeki performansı ROC analizi ile değerlendirildi. Pulmoner hipertansiyon ile ilişkili bağımsız prediktörler çok değişkenli lojistik regresyon analizi ile araştırıldı. Bulgular: Pulmoner hipertansiyonu olan hastalarda RDW-SD ve pro-BNP düzeyleri anlamlı olarak daha yüksekti. RDW-SD ile pulmoner arter basıncı arasında pozitif yönde anlamlı korelasyon saptandı. ROC analizinde RDW-SD'nin pulmoner hipertansiyonu öngörmede anlamlı ayırt edici güce sahip olduğu gösterildi. Çok değişkenli analizde RDW-SD, KOAH'a bağlı pulmoner hipertansiyon varlığı için bağımsız prediktör olarak belirlendi. Sonuç: RDW-SD, KOAH'a bağlı gelişen pulmoner hipertansiyonun öngörülmesinde kolay ulaşılabilir, ucuz ve pratik bir biyobelirteçtir. Klinik pratikte RDW'nin rutin değerlendirilmesi, yüksek riskli KOAH hastalarının erken dönemde tanımlanmasına ve daha yakın izlenmesine katkı sağlayabilir.
Özet (Çeviri)
Objective: Pulmonary hypertension (PH) is a major complication of chronic obstructive pulmonary disease (COPD) and is associated with poor prognosis. Identifying simple and inexpensive biomarkers to predict PH is of great clinical importance. The aim of this study was to investigate the predictive value of red cell distribution width (RDW) in COPD-related pulmonary hypertension. Materials and Methods: This retrospective study included patients hospitalized due to COPD exacerbation. Demographic data, laboratory parameters, echocardiographic findings, and pulmonary artery pressures were recorded. Patients were grouped according to the presence of pulmonary hypertension. RDW-CV and RDW-SD levels were compared between groups. The diagnostic performance of RDW for predicting PH was evaluated using ROC analysis. Independent predictors of pulmonary hypertension were assessed by multivariate logistic regression analysis. Results: RDW-SD and pro-BNP levels were significantly higher in patients with pulmonary hypertension. A significant positive correlation was found between RDW-SD and pulmonary artery pressure. ROC analysis demonstrated that RDW-SD had a significant discriminative ability for predicting pulmonary hypertension. In multivariate analysis, RDW-SD remained an independent predictor of COPD-related pulmonary hypertension. Conclusion: RDW-SD is an easily accessible, inexpensive, and practical biomarker for predicting pulmonary hypertension in patients with COPD. Routine assessment of RDW may help identify high-risk COPD patients at an early stage and allow closer clinical monitoring.
Benzer Tezler
- Mitral kapak replasmanı sonrasında pulmoner fonksiyonların uzun dönem takibinde ortaya çıkan değişiklikler
Changes of pulmonary functions in long-term follow up after mitral valve replacement
HAKAN PARLAR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2012
Göğüs Kalp ve Damar CerrahisiKocaeli ÜniversitesiKalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. KAMİL TURAN BERKİ
- KOAH'a bağlı pulmoner hipertansiyon varlığının hastaların fonksiyonel kapasitesine etkisinin değerlendirilmesi
Evaluation of effect of pulmonary hypertension due to copd on functional capacity of the patients
FİKRİYE KALKAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2015
Göğüs HastalıklarıAtatürk ÜniversitesiGöğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. ELİF YILMAZEL UÇAR
- Pulmoner barotravma riski yaratan lezyonların varlığında hiperbarik oksijen tedavisi kararının değerlendirilmesi
Assesment of hyperbaric oxygen treatment in pulmonary barotrauma risk groups
NAMŞAN YILDIZ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2012
Göğüs Hastalıklarıİstanbul ÜniversitesiDahili Tıp Bilimleri Bölümü
PROF. DR. MUSTAFA ERELEL
- Akciğer tüberkülozunda plazmada stromal hücre kökenli faktör 1 alfa ölçümünün değeri
Plasma stromal derived factor 1 alpha levels in pulmonary tuberculosis
İLKAY KOCA KALKAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2006
Göğüs Kalp ve Damar CerrahisiSağlık BakanlığıGöğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. A. BELGİN SAMURKAŞOĞLU
- Preoperatif değerlendirmede ikinci basamak testi olarak vibration response ımagıng cihazının kullanımı
Use of vibration response imaging device as a second-line test in preoperative evaluation
NURDAN ŞİMŞEK VESKE
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2009
Göğüs HastalıklarıSağlık Bilimleri ÜniversitesiGöğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. SEDAT ALTIN