Geri Dön

Postmenopozal kadınlarda uzun süreli yüksek doz medroksiprogesteron asetat kullanımının kemik mineral yoğunluğu üzerine etkisi

Effects of long-term high-dose medroxy progesterone acetate use on bone mineral density in postmenopausal women

  1. Tez No: 992673
  2. Yazar: ALTUĞ SEMİZ
  3. Danışmanlar: PROF. DR. VELİ MİHMANLI
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Kadın Hastalıkları ve Doğum, Obstetrics and Gynecology
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2004
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bakanlığı
  10. Enstitü: İstanbul Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Menopozal dönem kadın hayatındaki üç dönemden biri sayılmaktadır. Menopozun kadınların yaşadığı bir hastalık yerine kadın hayatının doğal süreçlerinden biri sayılmaya başlamasıyla bu döneme daha fazla dikkat edilmeye başlanmıştır. Menopozal dönem kadınlarda birçok sistemi içeren akut başlangıçlı, hızlı, çoğunlukla geri dönüşsüz ve yaşam kalitesini bozan değişimlerin yaşandığı bir dönemdir. Bu değişimlerin ana nedeni de ovaryen yetmezlik sonucu yaşanan östrojen azalması ve östrojen reseptörüne sahip bütün sistemlerde yaşanan östrojen eksikliği olarak bilinmektedir. Postmenopozal dönemde yaşanan değişimler başlıca kısa vadede izlenenler ve uzun vadede ortaya çıkanlar olarak iki gruptur. Uzun vadede ortaya çıkan değişimler daha ciddi ve sonuçları açısından mortralite oranları daha yüksektir. Bu gruptaki iki değişimden biri kardiyovasküler sistemde izlenen değişimler diğeri de osteoporozdur. Osteoporoz sistemik tutulumla seyreden, ilerleyici bir kemik mineral yoğunluğu azalmasıdır. Bu şekilde seyreden kemik yoğunluğu azalmaları mikrotravmalara bağlı fraktür oluşumuna neden olmaktadır. Bu noktaya kadar teşhis edilemeyen osteoporoz artık tedavi edilemeyecek bir noktaya gelmiştir. Osteoporozun başarılı bir tedavi şekli 1 yoktur. Bu sistematik hastalıkta en doğru yaklaşım gelişiminin önlenmesi şeklinde olmalıdır. İşte bu noktada osteoporoz multidisipliner yaklaşım gerektiren bir medikal sorun özelliği kazanır. Osteoporoz hasta populasyonunda en büyük yeri postmenopozal kadın grubu teşkil eder. Ayrıca son yıllarda yapılan çalışmalar kemik dokusu için östrojenin anlamını ortaya koymuştur. Bu nedenle osteoporoz, jinekoloji bilimine özellikle koruyucи hekimlik anlamında oluşturulan bu yeni yapı içerisinde dinamik bir yer alma sorumluluğu vermiştir. Bu yeni süreçle beraber her ne kadar sonuçları diğer uzmanlık alanlarının ilgisi dahilinde ise de nedenleri ve hasta populasyonu nedeni ile postmenopozal osteoporoz jinekolojik endokrinolojinin önemli bir konusu olmuştur. Postmenopozal kadınlarda yaşanan hormonal değişim sadece östrtojen ile sınırlı kalmamaktadır. Östrojen ile beraber veya takiben diğer hormonların konsantrasyon ve etkinliklerinde de ciddi değişimler izlenmektedir. Bu noktada görülen bazı değişimlerin hormonların sarmal etkileşimnleri nedeniyle tam olarak hangi hormondan kaynaklandığını veya izole bir hormonal yanıt olup olmadığını söylemek,günümüz reprodüktif endokrinoloji bilgilerine göre bir hayli yetersiz bir yanıt olmaktadır. Hormonlar, reseptörleri ve genetik etkileşimleri, diğer hormonlarla olumsuz veya olumlu etkileşimleri ile karmaşık, çalışılması ve anlaşılması zor bir sistemdir. İnvitro çalışmalar ile in vivo sonuçları arasındaki çelişkili sonuçlar bu nedenle ortaya çıkmaktadır. Son dönemlerde yapılabilen genetik çalışmalar bu ilişkileri az miktarda da olsa aydınlatabilmişse de endokrinoloji konusu halen araştırmacıların ilgisini çeken alanların başında gelmektedir. 2 Postmenopozal osteoporozda ana neden östrojen eksikliğidir. Ancak son zamanlarda yapılan çalışmalarla hormon replasman tedavisinde östrojen beraberinde kullanılan progesteronun kemik yoğunluğuna etkisi sorgulanmıştır. Burada üç soru sözkonusudur Progesteronun doğal içdenge de rolü nedir ? Progesteron kemik metabolizmasında etkili midir ve/veya ne rol oynar ? Hormon replasman tedavisinde progesteronun artı bir etkisi var mıdır? Biz çalışmamızda bu sorularımıza dair cevaplar bulmak adına postmenopozal dönem hastalara oral kullanılabilen form olan medroksiprogesteron asetat vererek bir yıllık tedavi sonucunda kemik yoğunluklarını kıyasladık. Çalışmamızda ikinci bir grup olarak herhangi bir tedavi verilmeyen kontrol grubu kullandık. Çalışmamızın amacı yukarıda bahsedilen sorulara dair net sonuçlar elde etmektir.

Özet (Çeviri)

The menopausal period is considered one of three periods in a woman's life. As menopause has become recognized as a natural process of life rather than a disease experienced by women, it has begun to receive greater attention. Menopause is a period in which women experience acute, rapid, often irreversible, and quality-of-life changes affecting many systems. The primary cause of these changes is the estrogen deficiency resulting from ovarian failure and the resulting estrogen deficiency in all systems containing estrogen receptors. The changes experienced during the postmenopausal period are primarily divided into short-term and long-term. Long-term changes are more serious and carry higher mortality rates. One of these changes is changes observed in the cardiovascular system, and the other is osteoporosis. Osteoporosis is a progressive decrease in bone mineral density with systemic involvement. This type of bone density loss leads to fractures due to microtrauma. Osteoporosis, which had previously gone undiagnosed, has now reached a point where it is no longer treatable. There is no successful treatment for osteoporosis.The most appropriate approach to this systemic disease is to prevent its development. It is at this point that osteoporosis becomes a medical problem requiring a multidisciplinary approach. Postmenopausal women constitute the largest portion of the osteoporosis patient population. Furthermore, recent studies have revealed the significance of estrogen for bone tissue. Therefore, osteoporosis has given gynecology, in particular, the responsibility of assuming a dynamic role within this new framework of preventive medicine. With this new process, although its consequences fall within the purview of other specialties, postmenopausal osteoporosis has become an important topic of gynecologic endocrinology due to its causes and patient population. The hormonal changes experienced in postmenopausal women are not limited to estrogen alone. Along with or following estrogen, significant changes are also observed in the concentration and activity of other hormones. At this point, stating exactly which hormone is responsible for some of the changes observed, due to the intertwined interactions of hormones, or whether they represent an isolated hormonal response, is quite inadequate based on current knowledge of reproductive endocrinology. Hormones, their receptors, genetic interactions, and their negative and positive interactions with other hormones constitute a complex system that is difficult to study and understand. This is why conflicting results between in vitro and in vivo studies arise. While recent genetic studies have shed some light on these relationships, endocrinology remains a leading area of ​​interest for researchers. 2 The primary cause of postmenopausal osteoporosis is estrogen deficiency. However, recent studies have questioned the effect of progesterone, used in conjunction with estrogen in hormone replacement therapy, on bone density. Three questions arise here: What is the role of progesterone in natural homeostasis? Is progesterone effective in bone metabolism, and/or what role does it play? Does progesterone have an additional effect in hormone replacement therapy? To answer these questions, we compared bone density after one year of treatment with medroxyprogesterone acetate, an oral form, in postmenopausal patients. We used a second group, a control group, that received no treatment. The aim of our study was to obtain clear results regarding the questions mentioned above.

Benzer Tezler

  1. Postmenopozal kadınlarda kemik mineral yoğunluğu ile plantar fasya morfolojisi arasındaki ilişkinin araştırılması

    investigation of the relationship between bone mineraldensity and plantar fascia morphology in postmenopausal women

    PELİN MENEMENCİOĞLU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Fiziksel Tıp ve RehabilitasyonHacettepe Üniversitesi

    Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MURAT KARA

  2. Kadınlarda postmenopozal dönemdeki kemik mineral yoğunluğu ile farklı kollajen tip 1 alfa1 genotipleri arasındaki ilişki

    The relationship between bone mineral dansity and different genotypes of collagen type 1 alpha1 in postmenopausal women

    AYŞE OYA ŞAHİN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1999

    Fiziksel Tıp ve RehabilitasyonGazi Üniversitesi

    Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı

    PROF.DR. FATMA ATALAY

  3. Cyclodextrin-functional nanofibers as hormone delivery systems

    Siklodekstrin fonksiyonlu nanoliflerin hormon salım sistemleri olarak kullanımları

    MOHAMAD YAMEN KET

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    2025

    Kimya Mühendisliğiİstanbul Teknik Üniversitesi

    Kimya Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. FUAT TOPUZ

  4. Postmenapozal transdermal östrojen replasman tedavilerinin serum nitrik oksit, HDL subfraksiyonları ve apolipoprotein Al ve apolipoprotein B düzeylerine etkisi

    The Effect of transdermal estrogen replacement theraphies on serum nitric oxide, HDL subfractions and apolipoprotein Al and apoliporotein B levels

    HİLAL BALCI

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1999

    Kadın Hastalıkları ve DoğumDokuz Eylül Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. BERRİN ACAR