Geri Dön

Conceptual design and exergy based sustainability performance evaluation of an integrated wind-to-hydrogen energy system with 20 MW electrolyzer

Rüzgar enerjisi destekli 20 MW elektrolizörlü hidrojen enerji sisteminin kavramsal tasarimi ve ekserji temelli sürdürülebilirlik performans değerlendirmesi

  1. Tez No: 994166
  2. Yazar: ALİ EREN ALUÇ
  3. Danışmanlar: PROF. DR. ADNAN MİDİLLİ
  4. Tez Türü: Yüksek Lisans
  5. Konular: Makine Mühendisliği, Enerji, Mechanical Engineering, Energy
  6. Anahtar Kelimeler: Ekonomi, Ekserji, Enerji, Hidrojen, Rüzgar enerjisi, Sürdürülebilirlik, Tasarım, Yenilenebilir enerji, Economy, Exergy, Energy, Hydrogen, Wind energy, Sustainability, Design, Renewable energy
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: İngilizce
  9. Üniversite: İstanbul Teknik Üniversitesi
  10. Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Enerji Bilimi ve Teknolojileri Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Enerji Bilim ve Teknoloji Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Tarih boyunca enerji arayışı içinde olan insanlar çeşitli enerji kaynakları ve yakıtlar üzerinde çalışmalar yapmışlardır ve halen çalışmaya devam etmektedirler. Bu çalışmalar neticesinde görülmüştürki endüstri devriminden günümüze dek çağımızın en büyük sorunlarından birinin karbon emisyonlarına neden olan fosil yakıtların aşırı kullanımıdır. Fosil yakıtların sorumsuzca kullanımı ile birlikte küresel ısınma artmış, iklim değişikliği problemleri ortaya çıkmış ve çevresel sorunlarla yüzyüze kalınmış olması nedeniyle temiz alternatif yakıtlara olan ihtiyaç büyümüştür. Temiz alternatif yakıtlar arasında özellikleri bakımından avantajlı olan hidrojen, bu olumsuzluklarla mücadele etme anlamında önemli çözüm seçeneklerden biri haline gelmiştir. Oksijenle karışabilme, reaksiyon ürünü olarak su üretme, yandığında emisyon salımı yapmama, yüksek gravimetrik enerji yoğunluğuna sahip olma ve doğada bol miktarda bulunma gibi avantajları ile hidrojen, hem akademik hem de endüstriyel çevrelerde büyük ilgi uyandıran bir enerji taşıyıcısı, yakıt, hammadde ve soğutucu akışkandır. Petrol ve gaz sektöründen ısıtma ve soğutma sektörüne, çelik endüstrisinden havacılık sektörüne kadar hidrojenin birçok uygulama alanı bulunmaktadır. Küresel hidrojen talebi her yıl artış göstermektedir. Üretilen ve kullanılan hidrojenin çoğu, gazlaştırma ve doğal gaz reformu yoluyla üretilmektedir. Bu işlemlerden elde edilen hidrojenin tüm temiz yaşam döngüsü dikkate alındığında ortaya çıkan karbon emisyonları nedeniyle, üretilen hidrojene gri hidrojen adı verilmektedir. Bu nedenle, maksimum karbonsuzlaştırma hedefi için, hidrojen üretimi de elektrik veya yüksek sıcaklıkta rejenerasyon yoluyla temiz bir üretim sürecinden geçmelidir. İşte burada elektrolizör teknolojisi devreye girmektedir. Yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanarak bu teknoloji ile sudan üretilen hidrojen yeşil hidrojen olarak adlandırılır ve hidrojenin yeşil olarak sınıflandırılabilmesi için, üretim değer zinciri içerisinde atmosfere hiçbir sera gazı veya kirletici madde salınmamalıdır. Yeşil hidrojen üretiminde kullanılan farklı elektrolizör tipleri vardır. Bunlar; alkali su elektrolizörü (AWE), proton değişim membranı elektrolizörü (PEM), katı oksit elektrolizörü (SOEC) ve anyon değişim membranı elektrolizörü (AEM) olmak üzere dört ana elektrolizör türü olarak bilinmektedir. AWE elektrolizörler, endüstriyel amaçlar için yaygın olarak kullanılmaktadır. PEM elektrolizörler, yüksek saflıkta hidrojen üretimi konusunda güvenilir oldukları için, yüksek saflıklı hidrojen talebini karşılamak için kullanılırlar. Bu özelliklerinden dolayı, Alkali su ve PEM elektorlizörler bu tez çalışmasında tasarlanan sistemde tercih edilmişlerdir. Hidrojen ekonomisinin büyümesi ile birlikte; ülkemiz, hidrojen alanında yol haritası geliştirmiştir. Bu yol haritasının realizasyonunda yeşil hidrojen üretimi ve depolama sistemleri ve prosesleri önemli yer tutmaktadır. Kurulacak olan hidrojen enerji sistemlerinin mühendislik boyutunun tam olarak sağlanması için sürdürülebilirlik performans analizleri önemli yer tutmaktadır. Bu nedenle, hidrojen üretimi için kurulacak enerji santralleri hakkında bilgi sağlayacak ekserjetik analizlerin yapılması da önemlidir. Bu düşünceler dikkate alınarak rüzgar çiftliğine entegre edilen bir hidrojen enerji sisteminin kavramsal tasarımı ve ekserjetik sürdürülebilirlik performans değerlendirmesi konusu bir tez çalışmasının yapılması planlanmıştır. Tasarlanacak olan tesiste üretilen hidrojen, elektrolizör ile üretilen yeşil hidrojendir. Sistemin elektrik ihtiyacı, hidrojen enerji sisteminin entegre edildiği rüzgar çiftliğinden ve elektriğin yetersiz olması durumunda şebekeden alınması düşünülmüştür. Bu tasarlanan sistemin, ekserji denklemleri kullanılarak ekserjetik sürdürülebilirlik göstergeleri hesaplanmıştır ve karlılığı ekonomik analizlerle değerlendirilmiştir. Bu çalışma ve bulguları, ekserjetik ve ekonomik açıdan, böyle bir sistemin tasarım aşamasında takip edilmesi gereken adımları ayrıntılı olarak ortaya koymaktadır. Bu kapsamda yapılan tez; Bölüm 1 Giriş, Bölüm 2 Metodoloji, Bölüm 3 Sistem Performans Hesaplamaları ve Değerlendirmeleri, Bölüm 4 Sonuç ve Tartışma, Bölüm 5 Sonuç bölümlerinden oluşmaktadır. Rüzgar enerjisi kullanarak hidrojen üreten bu tesiste, rüzgardan üretilen elektrik, transformatörler ve güç dönüştürücüler aracılığıyla bir elektrolizör sistemine aktarılır. Elektrolizör sistemi ve diğer bileşenlerin elektrik talebi tam olarak karşılandığında, rüzgar santralinin ürettiği fazla elektrik şebekeye satılır. Rüzgar santrali, elektrolizörlerin ve diğer bileşenlerin ihtiyaç duyduğu elektriği sağlayamadığında, elektrik şebekeden sağlanır. Elektrolizör sistemi tarafından üretilen hidrojen, bir ayırıcı kullanılarak su buharından ayrılır ve bir ısı eşanjörü kullanılarak istenen sıcaklığa soğutulur. Ardından saflaştırma ünitesinde saflaştırılır. Saatte üretilen toplam hidrojenin 1/5'i boru hattına beslendiğinden, bir santrifüj kompresör kullanılarak 30 bar'a sıkıştırılır. Üretilen hidrojenin geri kalan 4/5'i, yakıt hücreli otobüsler gibi yüksek basınçlı hidrojen gerektiren uygulamalar için tasarlanmıştır ve çok aşamalı kompresörler kullanılarak 200 bar'a, ardından 700 bar'a sıkıştırılarak yüksek basınçlı tanklarda depolanabilir hale getirilir. Genel olarak, tesisin sürekliliğini sağlamak için konsept tasarımda üretim hatları arasındaki bağımsızlık ilkesi dikkate alınmıştır. Bu, tesisin herhangi bir noktasında meydana gelen bir arızanın üretimi tamamen durdurmasını önlemeyi amaçlamaktadır. Bu tasarım doğrultusunda tesisin performansına yönelik araştırmalar yapılmıştır. Ekserji ve belirli ekonomik analizleri gerçekleştirmek için yıllık elektrik üretimi gibi değerler gereklidir. Bu değerleri hesaplamak için NREL tarafından geliştirilen ve açık kaynak program olarak sunulan SAM programının kullanılması uygun görülmüştür. System Advisor Model (SAM), çeşitli enerji teknolojilerinin tekno-ekonomik analizini mümkün kılan bir yazılım programıdır. SAM'ı kullanmak için tesisin bulunduğu yerin hava durumu verileri gereklidir. Bu nedenle, gerekli hava durumu verileri Avrupa Komisyonu tarafından hazırlanan ve açık kaynak olarak sunulan Fotovoltaik Coğrafi Bilgi Sisteminden alınmıştır. Toplanan veriler, SAM'da kullanılabilecek şekilde işlenmiştir. Konum belirlenirken, Türkiye'nin farklı yenilenebilir enerji kaynaklarına sahip çeşitli bölgelerdeki önemi dikkate alınmıştır. Akdeniz, Güneydoğu Anadolu ve Konya Ovası yüksek güneş enerjisi potansiyeline sahipken, ülkenin kuzeybatısındaki Marmara ve Ege kıyıları ile Anadolu'nun yüksek rakımlı bölgeleri yüksek rüzgar potansiyeline sahiptir. Ayrıca Türkiye, kurulu jeotermal enerji kapasitesi açısından dünyada ilk beş ülke arasında yer almaktadır. Çalışma, rüzgarı yenilenebilir enerji kaynağı olarak kullanmayı amaçlamaktadır. Kurulacak tesis yeşil hidrojen tesisi olacağından, hidrojen üretimi, depolaması ve dağıtımı gibi konular dikkate alınmıştır. Yer seçimi, özellikle üretilen hidrojenin Avrupa Birliği'ne en kısa yoldan taşınması gereksinimi dikkate alınarak yapılmıştır. Ayrıca, belirlenecek alan rüzgar açısından yeterli kapasite faktörüne sahip olmalı ve hidrojen uygulamaları için uygun olmalıdır. Bu temelde, tesisin konumu Edirne'nin Lalapaşa ilçesi seçilmiştir. Konum için elde edilen meteorolojik veriler, Avrupa Komisyonu tarafından hazırlanan ve açık kaynak olarak sunulan Fotovoltaik Coğrafi Bilgi Sisteminden alınmıştır. Bu veriler, 2005 ile 2023 yılları arasında belirli yıllardan toplanan, 41,94°K, 26,75°D koordinatlarına ait 8.760 saatlik verileri kapsamaktadır. Bu meteorolojik veriler, tez konusundaki gibi, kurulacak bir enerji santralinin enerji üretim potansiyelini ve performansını belirlemek için kullanılabilir. Kurulacak tesis rüzgar enerjisi kullanarak çalışacağından, SAM programına aktarılacak veriler sadece 10 metrede toplam rüzgar hızı (WS10m), 10 metrede rüzgar yönü (WD10m), yüzey hava basıncı (SP) ve 2 metrede hava sıcaklığı (T2m) sütunlarını içermektedir. Ayrıca, 10 metrede ölçülen veriler, rüzgar çiftliğinde kullanılacak türbinin yüksekliğine göre dönüştürülmüştür. Yapılan ekserjetik hesaplamaların gösterdiği gibi, çok üniteli, rüzgar enerjisinden depolamaya kadar uzanan bir hidrojen tesisinin ekserjetik verimliliği ve ekserjetik göstergeleri birçok değişken parametreye bağlıdır. Ekserjetik hesaplamaların ardından, tesisin ekserjetik sürdürülebilirlik performans değerlendirmesi hakkında bilgi sağlayan ekserjetik sürdürülebilirlik parametreleri dikkate alınmıştır. Bu durumda ekserjetik verimlilik, atık ekserji oranı, çevresel yıkım katsayısı, çevresel yıkım endeksi, çevresel yarar endeksi, ekserjetik sürdürülebilirlik endeksi, sürdürülebilirlik endeksi, iyileştirme potansiyeli oranı hesaplanmıştır. Bu sayede tesisin çevresel ve ekonomik sürdürülebilirliği değerlendirilmiştir. Sistemin hesaplamaları gerekli kabullere dayalı olarak yapılmış ve sistem ekserjetik sürdürülebilirlik performansı bakımından değerlendirilmiştir. Entegre rüzgar-hidrojen enerji sisteminin ekserjik verimliliği %26,6 olarak hesaplanırken, rüzgar santralinin ekserjetik kayıpları ve tahribatı nedeniyle hidrojen enerji sisteminin ekserjetik verimliliği %57,6 olarak hesaplanmıştır. Daha sonra, tüm sistemin ekserjetik sürdürülebilirlik performansını daha iyi anlamak için ekserjetik girdiler ve çıktılara bağlı olarak ekserjetik sürdürülebilirlik göstergeleri tahmin edilmiştir. Ekserjetik sürdürülebilirlik göstergelerinden atık ekserji oranı, hidrojen enerji sistemi için %42,4 olarak hesaplanırken, rüzgar santrali için %63,3 ve tüm sistem için %73,4 olarak tahmin edilmiştir. Ek olarak, çevre tahribat endeksi AWE hattı için 0.661, PEME hattı için 0.652, hidrojen enerji sistemi için ise 0,736 olarak belirlenmiştir. Ayrıca, çevre yarar endeksi AWE hattı için 1.512, PEME hattı için 1.534, hidrojen enerji sistemi için ise 1.359 olarak hesaplanmıştır. Son olarak, ekserjik sürdürülebilirlik endeksi AWE hattı için 1.495, PEME hattı için 1.544, hidrojen enerji sistemi için ise 1.237 olarak hesaplanmıştır. Ayrıca, hidrojen enerji sistemi için iyileştirme potansiyeli oranı 0.234 olarak elde edilmiştir. Sistem geneli değerlendirildiğinde, rüzgar santralinin ekserji kayıpları ve atık ekserji değerleri dikkate alındığında, rüzgar santralinin kapasite faktörü nedeniyle ekserjik sürdürülebilirlik göstergelerinin referans değerlerinden daha yüksek veya daha düşük değerlere sahip olduğu görülmüştür. Ayrıca, tercih edilen ekonomik parametreler kullanılarak yapılan ekonomik analizlerle belirlenen yeşil hidrojen tesisinin seviyelendirilmiş hidrojen maliyetleri değerlendirilirken, tesisin konumu ve amacının Avrupa'daki ortalama maliyet değerleriyle tutarlı olduğu ve rekabetçi olabileceği anlaşılmıştır. Birkaç farklı hidrojen satış fiyatı senaryosu belirlenmiş ve tesisin sürdürülebilirliği için kritik öneme sahip olan ve yatırımcının karar vermesini sağlayan iç karlılık oranı, net bugünkü değer ve geri ödeme süresi parametreleri arasında karşılaştırmalar yapılmıştır. İç karlılık oranı (IRR) 11.10% ile 22.19% arasında değişmekte olup, net bugünkü değer (NPV) hesaplamaları 14 milyon ile 90 milyon dolar arasında değişen değerler vermiştir. Geri ödeme süreleri 4,42 ile 8,97 yıl arasında değişmektedir. Toplam CAPEX ise 133 milyon ile 71 milyon dolar arasındadır. Bu çalışmanın çıktıları, rüzgardan hidrojene yeşil hidrojen üretim ve depolama sisteminin kavramsal tasarım örneğinin gerçek hayatta uygulanması durumunda hangi ekserjetik analizlerin ve ekonomik analizlerin gerekli olacağı ve tesisin sürdürülebilirliği açısından hangi ekserjetik sürdürülebilirlik göstergelerinin kullanılabileceği hakkında akademi ve endüstriye bilgi sağlamaktadır. Ayrıca, kavramsal tasarım ve elde edilen sonuçlarla, bu çalışma, bölgeden elde edilen gerçekçi veriler kullanıldığı için, bölgede benzer bir sistem kurulması fikrine de zemin hazırlama potansiyeline sahiptir.

Özet (Çeviri)

Throughout history, humans seeking energy have conducted research on various energy sources and fuels. As a result of these efforts fossil fuels which cause carbon emissions and one of the greatest challenges of our time have become widespread from the Industrial Revolution to the present day. With the widespread use of fossil fuels, global warming has increased and the need for clean alternative fuels has grown. Of the clean alternative fuels, hydrogen, which has advantageous properties, is one of the greatest hopes for achieving this transformation. Hydrogen is an energy carrier as well as fuel, feedstock and coolant, and is being studied with great interest in both academic and industrial fields due to its advantages which are, contain no emissions, have the highest gravimetric energy density among all fuels, and possess sufficient electrochemical and chemical activity and is found in abundance in nature. It has a wide range of applications, from the oil and gas sector to the heating and cooling sector, and from the steel industry to the aviation sector. In parallel with hydrogen's growing popularity in recent years, global demand for hydrogen has also been increasing. Most of the hydrogen produced is typically generated through gasification and natural gas reforming and is referred to as gray hydrogen. This is why electrolyzer technology, which does not release any carbon emissions or other harmful gases into the environment, comes into the picture. Alkaline Water Electrolyzer (AWE), Proton Exchange Membrane Electrolyzer (PEM), Solid Oxide Electrolyzer (SOEC), and Anion Exchange Membrane Electrolyzer (AEM) are the four main types of electrolyzers. Each technology has advantages suited to its specific applications. AWE has been commonly used for industrial purposes. PEM electrolyzers are used to fulfill the demand for hydrogen in applications requiring high purity, as they can reliably produce hydrogen of high purity. Regarding these advantages, they have been used for hydrogen production processes in this study. The content of the thesis includes the followings; Chapter 1 Introduction, Chapter 2 Methodology, Chapter 3 System Performance Calculations and Evaluations, Chapter 4 Results and Discussion, Chapter 5 Conclusion. Under these considerations, the main objective pursued in this study is to perform the conceptual design and exergy based sustainability performance evaluation of an integrated wind-to-hydrogen system with 20 MW electrolyzer. In this regard, wind is utilized as the main energy source for the required power generation. The electricity required for the electrolyzers, compression and other utilities in the system is supplied by a 60 MW wind farm and supplemented by the grid when the instantaneous production from the farm is insufficient. The total electricity is transferred to the system via transformers and power converters. For green hydrogen production, 4 MW Alkaline electrolyzer and 16 MW PEM electrolyzer are taken into consideration. The hydrogen produced by the electrolyzer system is separated from water vapor using a separator and cooled to the desired temperature using a heat exchanger. It is then purified by purification system which contains deoxo dryers. Since 1/5 of the total hydrogen produced per hour is fed into the pipeline, it is compressed to 30 bar using a centrifugal compressor. The remaining 4/5 of the hydrogen produced is intended for applications requiring high-pressure hydrogen, such as fuel cell buses, and is compressed using a reciprocating multistage compressor to 200 bar and then to 700 bar so that it can be stored in high-pressure tanks. In general, the principle of independence between production lines has been considered in conceptual design to ensure the continuity of the hydrogen energy system. This aims to prevent failure at any point in the system from completely halting production. On that basis, the location was selected by considering the importance of various regions in Türkiye with different renewable energy sources, followed by selecting a location in Lalapaşa District of Edirne, one of Türkiye's provinces opening to Europe, which has an acceptable capacity factor for wind and is close to industry, ports, railways, and natural gas pipelines. The meteorological data obtained for the location was taken from the Photovoltaic Geographic Information System prepared by the European Commission. This data covers 8,760 hours of data collected from specific years between 2005 and 2023, corresponding to the coordinates 41.94°N, 26.75°E. These meteorological data can be used to determine the energy production potential and performance of an energy system to be established, as in the thesis topic. The System Advisor Model (SAM) is a software program that enables the techno-economic analysis of various energy technologies. Using the SAM program for this study is deemed suitable because the wind farm that supplies electricity to the hydrogen energy system can be established with this program. Since the facility to be established uses wind energy, the data to be transferred to the SAM program only includes the columns for total wind speed at 10 meters (WS10m), wind direction at 10 meters (WD10m), surface air pressure (SP), and air temperature at 2 meters (T2m). Additionally, the data measured at 10 meters has been converted based on the height of the turbine to be used in the wind farm. The required calculations of the system were made based on assumptions. In this regard, the exergetic sustainability indicators such as exergetic efficiency, waste exergy ratio, environmental destruction coefficient, environmental destruction index, environmental benign index, exergetic sustainability index, sustainability index and improvement potential ratio were calculated. In terms of these indicators, the exergetic sustainability performance was evaluated. The integrated wind-to-hydrogen energy system exergy efficiency is calculated to be 26.6% while exergy efficiency of the hydrogen energy system is 57.6% because of the exergy losses and destruction of wind farm. Later, the exergetic sustainability indicators were then estimated by depending on the exergy inputs and outputs for better understanding the exergetic sustainability performance of the whole system. Of the exergetic sustainability indicators, waste exergy ratio is calculated to be 42.4% for hydrogen energy system while it is estimated to be 63.3% for the wind farm and 73.4% for the whole system. Additionally environmental destruction index is determined to be 0.661 for the AWE line and 0.652 for the PEME line while it is 0.736 for the hydrogen energy system. Furthermore, environmental benign index is calculated to be 1.512 for the AWE line and 1.534 for the PEME line while it is 1.359 for the hydrogen energy system. Finally, exergetic sustainability index is found to be 1.495 for the AWE line and 1.544 for the PEME line while it is achieved to be 1.237 for the hydrogen energy system. Also, improvement potential ratio is obtained to be 0.234 for the hydrogen energy system. Considering the whole system, it is noticed that when the exergy losses and waste exergy values of the wind farm are taken into consideration the exergetic sustainability indicators have higher or lower values than their reference values because of the capacity factor of wind farm. Furthermore, when evaluating the levelized cost of hydrogen for the wind integrated hydrogen energy system based on an economic analysis conducted using preferred economic parameters, it was understood that the system's location and purpose are consistent with average cost values in Europe and could be competitive. Several different hydrogen sales price scenarios have been determined, and comparisons have been made between the internal rate of return, net present value, and payback period parameters, which are critical for the sustainability of the facility and enable the investor to decide. According to the results obtained from different scenarios, assuming a discount rate of 8%, it was concluded that the levelized cost range of hydrogen was calculated between $5.05/kg and $9.19/kg while internal rate of return (IRR) ranged from 11.10% to 22.19%, net present value (NPV) calculations yielded ranging from, $14 million to $90 million, payback periods varied from 4.42- 8.97 years and total CAPEX ranged from $133 million to $71 million. The thesis provides information to academia and industry on what exergetic analyses and economic analyses would be required if the conceptual design example of the wind-to-hydrogen energy system were to be implemented in real life, and what exergetic sustainability indicators should be taken into consideration for better understanding the exergetic sustainability performance of the facility. Finally, it is expected that with the conceptual design and the results obtained, this study may also pave the way for the idea of establishing a similar system in the region, as realistic data from the region has been utilized.

Benzer Tezler

  1. Harran evlerinin geometrik özelliklerinin ve yapım tekniğinin hesaplamalı performans bağlamında değerlendirilmesi

    Evaluation of geometric features and construction technique of Harran houses in context of computational performance

    SERHAT GÜLMÜŞ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Mimarlıkİstanbul Teknik Üniversitesi

    Bilişim Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. SEMA ALAÇAM

    DR. ÖĞR. ÜYESİ ORKAN ZEYNEL GÜZELCİ

  2. Yapay zekâ destekli parametrik modelleme ile doğadan ilham alan kinetik cephe tasarımı: Günışığı performansının değerlendirilmesi

    Nature-inspired kinetic facade design with artificial intelligence assisted parametric modelling: Evaluation of daylight performance

    HATİCE TUĞÇE BAKIREL

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    MimarlıkGazi Üniversitesi

    Mimarlık Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. SEMRA ARSLAN SELÇUK

    DR. ÖĞR. ÜYESİ GÜNEŞ MUTLU AVİNÇ

  3. Bina bilgi modelleme ile erken tasarım aşamasında karar verme süreçlerinin sürdürülebilirlik bağlamında değerlendirilmesi

    Evaluation of decision making processes in the early design stage with building information modeling in the context of sustainability

    ÖMER HALİL ÇAVUŞOĞLU

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    Mimarlıkİstanbul Teknik Üniversitesi

    Bilişim Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. GÜLEN ÇAĞDAŞ

  4. Biyomimetik malzemelerin pavilyon mimarisindeki rolü: adaptasyon, sürdürülebilirlik ve gelecek potansiyeli

    The role of biomimetic materials in pavilion architecture: adaptation, sustainability and future potential

    DİLARA GÜNEŞ KIRATLI

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2026

    MimarlıkBaşkent Üniversitesi

    Mimarlık Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ ÖZGÜR YAKIN

  5. Bir otomotiv fabrikasında baca gazı arıtım ekipmanının crıtıc ve multımoora metodları ile belirlenmesi

    Selection of flue gas treatment equipment in an automotive factory using the critic and multimoora methods

    SERKAN ERDOĞAN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Endüstri ve Endüstri MühendisliğiSakarya Üniversitesi

    Endüstri Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ALPARSLAN SERHAT DEMİR