Kamu harcamaları ile enflasyon arasındaki ilişki: OECD ülkeleri
The relationship between public expenditures and inflation: OECD countries
- Tez No: 994694
- Danışmanlar: PROF. DR. BURÇAK POLAT
- Tez Türü: Doktora
- Konular: Ekonomi, Economics
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Siirt Üniversitesi
- Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: İktisat Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Küreselleşen ekonomik konjonktürde fiyat istikrarının sağlanması ve sürdürülebilir büyümenin temini, makroekonomik politikaların en temel sorunsallarından birini teşkil etmektedir. Bu bağlamda, kamu harcamalarının makroekonomik dengeler üzerindeki etkisi, özellikle kriz dönemlerinde iktisat literatürünün merkezinde yer almıştır. Bu tezin temel amacı, gelişmiş kurumsal altyapıya sahip 38 OECD üyesi ülke özelinde, 2000-2023 dönemini kapsayan veriler ışığında kamu harcamaları ile enflasyon arasındaki dinamik ilişkiyi teorik ve ampirik boyutlarıyla analiz etmektir. Çalışmanın teorik çerçevesi, Keynesyen talep çekişli enflasyon teorisi ve Fiyatlar Genel Düzeyinin Fiskal Teorisi (FTPL) üzerine inşa edilmiştir. Literatür taraması, kamu harcamaları-enflasyon ilişkisinin ülkelere, dönemlere ve harcama kompozisyonuna göre farklılaştığını göstermektedir. Araştırmada kullanılan veri seti, Dünya Bankası ve IMF veri tabanlarından elde edilen yıllık verilerden oluşmaktadır. Bağımlı değişken olarak enflasyon oranı, ana bağımsız değişken olarak kamu harcamalarının GSYH'ye oranı kullanılmış; GSYH, GSYH büyümesi ve dışa açıklık (ihracat+ithalat/GSYH) kontrol değişkenleri olarak modele dahil edilmiştir. Çalışmada, kamu harcamalarının enflasyon üzerindeki etkisinin incelenmesi amacıyla nicel yöntemler benimsenmiş ve Panel Veri Analizi yöntemi kullanılmıştır. Yapılan Hausman testi sonuçları doğrultusunda, modelin tahmin edilmesinde Rassal Etkiler (Random Effects) modeli tercih edilmiştir. Analiz süreci, 2008 Küresel Finans Krizi ve COVID-19 pandemisi gibi yapısal kırılma yaratan küresel şokları da kapsayacak şekilde kurgulanmıştır. Ampirik analiz sonucunda, kamu harcamalarının GSYH içindeki payının enflasyon üzerinde istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Buna karşın, modelde kontrol değişkeni olarak yer alan GSYH büyümesi ve ticari dışa açıklık oranlarının enflasyon üzerindeki etkisinin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı gözlemlenmiştir. Elde edilen bulgular, özellikle pandemi sonrası dönemde uygulanan genişletici maliye politikalarının talep yönlü baskıları artırdığını göstererek, Keynesyen talep çekişli enflasyon teoremi ve Fiyatlar Genel Düzeyinin Mali Teorisi (FTPL) ile uyumluluk göstermektedir. Çalışma, özellikle COVID-19 pandemisi sonrasında uygulanan genişletici maliye politikalarının, arz kapasitesindeki daralmayla birleşerek son kırk yılın en yüksek enflasyonist baskılarını yarattığını göstermektedir. Bulgular, kamu harcamalarının enflasyonist etkisinin, harcamanın miktarından ziyade kompozisyonuna, finansman yöntemine, kurumsal kaliteye ve merkez bankası bağımsızlığına bağlı olduğunu ortaya koymaktadır. Araştırmanın politika önerileri şunlardır: (1) Kamu harcamalarında nicelikten ziyade niteliğe odaklanılmalı, kaynaklar Ar-Ge, altyapı, eğitim ve sağlık gibi arz kapasitesini artıran alanlara yönlendirilmelidir. (2) Mali disiplin sağlanmalı, harcamalar geniş tabanlı ve etkin vergi sistemleriyle finanse edilmelidir. (3) Maliye ve para politikaları arasında koordinasyon güçlendirilmelidir. (4) Kamu maliyesinde şeffaflık ve hesap verebilirlik artırılmalı, beklenti yönetimi etkin şekilde yapılmalıdır.
Özet (Çeviri)
In the globalizing economic conjecture, ensuring price stability and securing sustainable growth constitutes one of the most fundamental problematics of macroeconomic policies. In this context, the impact of public expenditures on macroeconomic balances has been at the center of economic literature, especially during periods of crisis. The primary objective of this dissertation is to analyze the dynamic relationship between public expenditures and inflation in 38 OECD member countries with developed institutional infrastructures, utilizing data covering the period of 2000-2023, through both theoretical and empirical dimensions. The theoretical framework of the study is built upon Keynesian demand-pull inflation theory and the Fiscal Theory of the Price Level (FTPL). The literature review demonstrates that the relationship between public expenditures and inflation varies according to countries, periods, and expenditure composition. The dataset used in the research consists of annual data obtained from World Bank and IMF databases. Inflation rate is used as the dependent variable, the ratio of public expenditures to GDP as the main independent variable, while GDP, GDP growth, and trade openness (exports+imports/GDP) are included in the model as control variables. The study adopts quantitative methods to examine the impact of public expenditures on inflation, utilizing Panel Data Analysis. In accordance with the Hausman test results, the Random Effects model was preferred for the estimation of the model. The analysis process is structured to include global shocks that created structural breaks, such as the 2008 Global Financial Crisis and the COVID-19 pandemic. The empirical analysis results indicate that the share of public expenditures in GDP has a statistically significant and positive effect on inflation. Conversely, it was observed that the effects of control variables included in the model, such as GDP growth and trade openness, on inflation were not statistically significant. The findings demonstrate that expansionary fiscal policies implemented particularly in the post-pandemic period increased demand-side pressures, showing consistency with the Keynesian demand-pull inflation theorem and the Fiscal Theory of the Price Level (FTPL). The study demonstrates that expansionary fiscal policies implemented especially after the COVID-19 pandemic, combined with supply capacity constraints, created the highest inflationary pressures in forty years. The findings reveal that the inflationary effect of public expenditures depends on the composition of spending, financing method, institutional quality, and central bank independence rather than the amount of spending. The policy recommendations of the research are as follows: (1) Focus should be on quality rather than quantity in public expenditures, and resources should be directed to areas that increase supply capacity such as R&D, infrastructure, education, and health. (2) Fiscal discipline should be ensured, and expenditures should be financed through broad-based and efficient tax systems. (3) Coordination between fiscal and monetary policies should be strengthened. (4) Transparency and accountability in public finance should be increased, and expectation management should be conducted effectively.
Benzer Tezler
- Yoksullukla mücadelede mali araçlar: OECD ülkeleri örneği
Public instruments for poverty reduction: The case of OECD countries
MERVE MALAK
- OECD ülkelerinde küreselleşmenin insan güvenliği üzerindeki etkisi
Globalisation and human security: An OECD analysis
HALİT AHMET KAHRAMAN
Doktora
Türkçe
2025
Uluslararası İlişkilerİstanbul ÜniversitesiSiyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı
PROF. DR. YUNUS KAYA
- Maliye politikasının gelir dağılımına etkisi: OECD ülkeleri üzerine bir araştırma
The effect of fiscal policy on income distribution: A research on OECD countries
MERYEM GENÇ TÜSÜN
Yüksek Lisans
Türkçe
2021
MaliyeTekirdağ Namık Kemal ÜniversitesiMaliye Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. NÜKET KIRCI ÇEVİK
- Politik konjonktür dalgalanmaları (Türkiye analizi)
Political business cycles (Turkey analysis)
FİLİZ ÖZKAN