Kalp nakli hastalarında antikor aracılı rejeksiyon ile serum interlökin-40 seviyesinin ilişkisinin araştırılması
Investigation of the relationship between antibodymediated rejection and serum interleukin-40 level in heart transplant patients
- Tez No: 997389
- Danışmanlar: PROF. DR. HASİBE VERDİ
- Tez Türü: Doktora
- Konular: Tıbbi Biyoloji, Medical Biology
- Anahtar Kelimeler: Kalp nakli, Heart transplantation
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Başkent Üniversitesi
- Enstitü: Sağlık Bilimleri Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Tıbbi Biyoloji Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Son dönem kalp yetmezliği olan seçilmiş̧ hastalar için kalp nakli uygun bir tedavi seçeneğidir. Dünya çapında her yıl 5000'in üzerinde kalp nakli gerçekleştirilmektedir. İmmünsüpresif tedavi, alıcı ve donör seçimi ve kalbi korumaya yönelik gelişmelerle birlikte hastaların sağ kalımı önemli ölçüde artmıştır. Ancak kalp nakli hastalarının uzun süreli sağ kalımı sınırlı kalmaktadır. 2002-2009 yılları arasında nakil sonrası ortalama hayatta kalma süresi 12,5 yıldır. Sağ kalım süresinin kardiyomiyopati, alıcının yaşının genç olması ve kadın cinsiyeti gibi faktörlere bağlı olarak değiştiği bilinmektedir. Sınırlı sağ kalıma ek olarak, kullanılması gereken immünsüpresif ilaçlar ve yoğun klinik takip, hastaların yaşam kalitesini etkilemektedir. Kalp nakillerinde greft doku ve hasta sağ kalım süresini uzatabilmek için allograft başarısızlığının hücresel ve moleküler mekanizmalarını ayrıntılı olarak anlamak önemlidir. İmmün sistem, hücresel ve antikor aracılı reaksiyonlar ile greft dokunun hasarlanmasından ve organ reddine kadar uzanan bir süreçten sorumludur. İmmün sistem hücreleri doğal ve edinsel immün sistem olarak iki alt grupta incelenir. Doğal immün sistem hücreleri makrofaj, dendritik hücreler ve doğal öldürücü hücreler gibi hücrelerden, edinsel immün sistem hücreleri de T ve B lenfositlerden oluşmaktadır. Sitokinler immün sistem hücreleri arasında iletişimi sağlayan ve reaksiyonların yönünü belirleyen salgısal yapılardır. İnflamasyonu destekleyen tümör nekrozisfaktör, interlökin-2, interlökin-12 gibi proinflamatuvarsitokinler ve interlökin-4, interlökin-5 gibi anti-inflamatuvar sitokinler, transforming growth factor beta ve interlökin-10 gibi supresör (modülator) sitokinler olarak alt gruplara ayrılarak incelenebilirler. Ayrıca interlökin-17, interlökin-22 gibi otoimmün hastalıklarda rol oynayan sitokinler de hastalıklarla ilişkilendirilmiştir. İnterlökin-1 ailesi içinde yer alan interlökin27, interlökin-35 ve son yıllarda tanımlanan interlökin-40 da B lenfositler üzerinde etkili olduğu bilinen sitokinlerdir. Son yıllarda interlökin-40 ile ilgili yapılan çalışmalarda B lenfositlerden salgılanan antikorların etkili olduğu otoimmün hastalıklarda rol oynadığı gösterilmiştir. Nakil sonrası gelişen antikor aracılı rejeksiyonun B lenfositler tarafından oluşturulan donör spesifik iii antikorlar ile meydana geldiği bilinmektedir. Ancak B lenfositlerden salgılanan donör spesifik antikorlar ile interlökin-40 ilişkisinin çalışıldığı bir yayına rastlanmamış̧ olup bu konu araştırmaya açıktır. Bu amaçla kalp nakli olan hastaların, serum interlökin-40 seviyesi ELISA yöntemi ile ölçülerek rejeksiyonla ilişkisi araştırılacaktır. Ayrıca hücre kültürü yöntemiyle, donör spesifik antikor varlığında, B hücre immünfenotip değişikliğinin gösterilmesi amaçlandı. Akan hücre ölçer yöntemi ile B hücre yüzey belirteçleri kullanılarak B hücre yüzey moleküllerinin değişikliği araştırıldı. İnterlökin-40 salınımındaki değişikliğin belirlenebilmesi için ELISA yöntemi hücre kültürü medyumundan IL-40 seviyesinin ölçümü yapıldı. Nadir bağışlanan bir organ olarak kalp ve zor bir süreç olan kalp naklinde B lenfosit ilişkili interlökin-40 ın donör spesifik antikor varlığında rolünün anlaşılmasının nakil sonrası süreçte rol oynayan rejeksiyon mekanizmalarının anlaşılmasına katkı sağlaması beklenmektedir.
Özet (Çeviri)
For selected patients with heart failure, heart transplantation is a suitable treatment option. More than 5,000 heart transplants are performed worldwide each year. With advances in immunosuppressive therapy, recipient and donor selection, and heart protection, patient survival has increased significantly. However, long-term survival of heart transplant patients remains limited. Between 2002 and 2009, the average survival time after transplantation was 12.5 years. It is known that survival varies depending on factors such as cardiomyopathy, young age of the recipient and female gender. In addition to limited survival, heavy immunosuppressive medications and intensive clinical follow-up have a significant role on patients' quality of life. In order to prolong graft tissue and patient survival in heart transplants, it is necessary to understand in detail the cellular and molecular mechanisms of allograft failure. The immune system is responsible for a process ranging from cellular and antibody-mediated reactions to damage to graft tissue and organ rejection. Immune system cells are examined in two subgroups as innate and adaptive immune system. Innate immune system cells consist of cells such as macrophages, dendritic cells and natural killer cells, and adaptive immune system cells consist of T and B lymphocytes. Cytokines are secretory structures that enable communication between immune system cells and determine the direction of reactions. They can be examined by subdividing them into pro-inflammatory cytokines such as tumor necrosis factor, interleukin-2 and interleukin-12, which support inflammation, and antiinflammatory cytokines such as interleukin-4 and interleukin-5, and suppressor (modulator) cytokines such as transforming growth factor beta and interleukin-10. In addition, cytokines that play a role in autoimmune diseases, such as interleukin-17 and interleukin-22, have also been associated with diseases. Interleukin-27, interleukin-35, which belongs to the interleukin-1 family, and interleukin-40, which has been identified in recent years, are also known to be effective on B lymphocytes. v In recent years, studies on interleukin-40 have shown that it plays a role in autoimmune diseases in which antibodies secreted from B lymphocytes are effective. It is known that antibody-mediated rejection that develops after transplantation occurs with donor- specific antibodies secreted from B lymphocytes. However, no publication has been found that studies the relationship between donor-specific antibodies secreted from B lymphocytes and interleukin-40. For this purpose, serum interleukin-40 level will be measured by ELISA method in heart transplant patients and its relationship with rejection will be investigated. In addition, it was aimed to demonstrate the B cell immunophenotype change using surface markers with the flow cytometry method in the presence of donorspecific antibodies in cell culture and to measure the change in interleukin-40 release in the cell culture medium by the ELISA method. Understanding the role of B lymphocyte-related interleukin-40 in the development of donor-specific antibodies in heart transplantation, which is a rare and difficult process, is expected to contribute to the prognosis in the posttransplant period.
Benzer Tezler
- Renal transplantasyon öyküsü olan hastalarda greft sağkalımı ve hasta sağkalımının belirlenmesi
Determination of graft survival and patient survival in patients with a history of renal transplantation
SERRA AYDIN ÇATAKLI
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
NefrolojiSağlık Bilimleri Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. MUSTAFA SEVİNÇ
- Kronik HDV infeksiyonunda oral antiviral kullanımının etkinliğini araştıran retrospektif çalışma
Retrospective study investigation of the effectiveness of oral antiviral use in chronic HDV infection
VAHAP ÖZKAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2024
İç HastalıklarıDicle Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. KENDAL YALÇIN
- Böbrek nakli hastalarında kalp-ayak bileği vasküler indeksi (CAVI) ile belirlenen arteriyel sertlik ile ekokardiyografik ve aterosklerotik parametrelerin ilişkisi
The associations between cardio-ankle related arterial stiffness (CAVI) and echocardiographic and atherosclerotic parameters in kidney transplant patients
TALİHA GÜÇLÜ KANTAR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2019
NefrolojiPamukkale Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. BELDA DURSUN
- Düşük ejeksiyon fraksiyonlu kalp yetersizliği hastalarında tam kan viskozitesinin hemodinamik parametreler ve prognozla ilişkisinin değerlendirilmesi
The association of whole blood viscosity with hemodynamic parameters and its prognostic importance in patients with heart failure with reduced ejection fraction
ELİF HANDE ÖZCAN ÇETİN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2017
KardiyolojiSağlık Bilimleri ÜniversitesiKardiyoloji Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. KUMRAL ÇAĞLI
- Düşük ejeksiyon fraksiyonlu kalp yetersizliği hastalarında elektrokardiyografi parametrelerinin kalp kataterizasyonu ile elde edilen hemodinamik parametreler ve prognozla ilişkisinin değerlendirilmesi
The evaluation of ecg parameters with hemodynamic parameters obtained by cardiac catheterization in patients with heart failure with reduced ejection fraction
KADİR OCAK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2018
KardiyolojiSağlık Bilimleri ÜniversitesiKardiyoloji Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. YEŞİM AKIN