The dark side of identity construction: Politics of othering and stigmatization
Kimlik inşasının karanlık yüzü: Ötekileştirme ve damgalamanın siyaseti
- Tez No: 997762
- Danışmanlar: DOÇ. DR. AYŞE SERDAR
- Tez Türü: Yüksek Lisans
- Konular: Siyasal Bilimler, Political Science
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2025
- Dil: İngilizce
- Üniversite: İstanbul Teknik Üniversitesi
- Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Siyaset Çalışmaları Ana Bilim Dalı (disiplinlerarası)
- Bilim Dalı: Siyaset Çalışmaları Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Bu tez, siyasal ötekileştirme ve damgalamayı, değişen güç ve iktidar yapıları bağlamında ele alan eleştirel ve soykütüksel (genealogical) bir inceleme sunmaktadır. Tez bu süreçleri, iktidar yapılarının kurulması ve sürdürülmesi yoluyla işleyen dinamik araçlar olarak analiz etmektedir. Ötekileştirme ve damgalamanın eşitsiz bir dünyada tahakküm ve kontrol mekanizmalarına içkin olduğunu savunmaktadır. Bu çalışma, ötekileştirme ve damgalamaya dair kavrayışımızı derinleştirmeyi ve bu süreçlerin nasıl aşılabileceğine dair muhtemel yolları tartışmayı amaçlamaktadır. Bu tez eleştirel teori yaklaşımını benimsemiştir. Bu eleştirel yaklaşım sorun çözmekten öte, verili kabul edilen çerçeveleri sorgulamayı hedefler. Aynı zamanda, değişen iktidar dinamikleri tarafından şekillenen siyasal paradigmalar içinde, ötekileştirme ve damgalamayı analiz ederken soykütüksel bir inceleme perspektifi benimsemektedir. Tez, ilk olarak“farklılık”ve“ötekileştirme”kavramlarını siyaset-öncesi veya dışı biçimleriyle ele alan sosyal-psikolojik ve sosyal teorileri incelemektedir. Sosyal-psikoloji ve sosyal teori alanındaki çalışmalar,“öteki”nin toplumsal ilişkilerde ve benliğin inşasında kurucu bir rol oynadığını göstermektedir. Sosyal-psikolojik bir perspektiften“öteki”, benliğin oluşumunda;“diğerleri”“biz”in inşasında temel bir etken olarak işlev görmektedir. Bu bağlamda, birey düzeyindeki“öteki”inşası; Tajfel, Turner ve Reynolds'ın Sosyal Kimlik Teorisi aracılığıyla sosyolojik bir boyuta taşınarak,“iç-grup”ve“dış-grup”ayrımının toplumsal düzlemde işlevselleştirilmesi olarak ortaya konulur. Bu kuramsal zemin, Bourdieu'nün habitus, alan ve sermaye kavramlarıyla derinleştirilerek, damgalamanın (stigma) yapısal olarak nasıl yeniden üretildiğini ve taşındığını inceler. Böylece tezin ilk bölümü,“farklılık”olgusunun başlangıçta birey tarafından nasıl duyumsandığının ve sonrasındaki süreçlerde kurumsal bir kimliğe bürünerek nasıl yerleşik hale geldiğinin temellerini ele alır. Sosyal-psikolojik ve sosyal teori literatüründeki ötekileştirme yaklaşımlarını başlangıç noktası olarak ele alan bu çalışma, ardından asıl odağı olan siyasal ötekileştirme ve damgalamaya bakmaktadır. Bu süreçler derinlemesine bir şekilde sömürgecilikten sömürgecilik sonrası bağlamlara uzanan bir çerçevede incelemektedir. Bu tez, ötekileştirme ve damgalamanın, sömürgeci moderniteden günümüz çok-kültürlü toplumlarına kadar uzanan modern iktidar ve tahakküm yapılarının işleyişine derinlemesine gömülü olduğunu ve kimlik oluşumlarının şekillenmesinde merkezi bir rol oynadığını ileri sürmektedir. Sömürge dönemi, ikili karşıtlıkların gücüne ve kalıcılığına işaret eder ve beyaz-siyah, medeni-barbar, üstün Batı-geri kalmış Doğu arasındaki keskin ayrışmaları ortaya koyar. Bu döneme dair E. Said'in ortaya koyduğu Oryantalizm kavramı, Doğu'ya yönelik beyaz/Batı bakışını gösteren zihinsel kurgunun/inşanın yarattığı aşağılık-üstünlük ikiliğini ve günümüzdeki ötekileştirme/damgalama uygulamalarının temelinde yatan Batı üstünlüğü söyleminin tarihselliğini anlamak açısından önemli bir katkı sağlamıştır. Oryantalizm, E. Said'in kavramsallaştırmasıyla, Doğu'nun (Orient) Batı (Occident) tarafından sadece coğrafi bir bölge olarak değil, siyasi ve kültürel bir inşa süreciyle“öteki”olarak tanımlanmasıdır. Günümüzde bu miras, kültürel bir ayrışma olarak devam etmekte, Doğu'nun özgünlüğünü yok sayarak onu, Batı'nın üstünlüğünü teyit eden bir ayna olarak kullanmaktadır. Hegel'in efendi ve köle diyalektiği, sömürgeci ve sömürgeleştirilen arasındaki ilişkinin kavramsal temelini oluşturur. Bu kuram, sömürgecilikten günümüzün post-kolonyal güç dinamiklerine uzanan süreçte, tahakkümün sadece maddi bir boyun eğdirme değil, aynı zamanda temel bir“tanınma mücadelesi”olduğunu ortaya koyması açısından kritiktir. Bu diyalektik, kolonyal dönemde Batılı“beyaz adamın”yerli halkı sömürmesini rasyonalize eden ikiliğin zeminini oluştururken, günümüzde sömürgesellik (coloniality) kavramı üzerinden devam eder: Küresel kuzeyin (efendi), küresel güneyin (köle) kimlik, kaynak ve statüsünü kendi standartlarına göre tanımlama tekeli, asimetrik bir tanınma ilişkisini sürekli yeniden üretir. Sonuç olarak bu diyalektik, sömürge sonrası dünyada bile devletlerin ve bireylerin neden hala Batılı normlar tarafından onaylanma ihtiyacı duyduğunu ve bu“eksik tanınma”'nın nasıl bir yapısal eşitsizliğe dönüştüğünü açıklar. Ortaya konulan bulgular, ötekileştirme süreçlerinin Doğu/Batı ve medeni/barbar gibi katı ikiliklerin inşası yoluyla işlediğini ve bu ikiliklerin küresel ve ulusal düzeyde tahakkümün sürdürülmesinde kurucu bir işleve sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Bu çalışma, ötekileştirme ve damgalamanın soykütüksel oluşumunun, sömürgecilik literatürü ve ilişkili kavramsal çerçevelerin eleştirel bir okuması üzerinden izini sürmekte ve Oryantalizm, Oksidentalizm ve Avrupa-merkezcilik kavramlarını inceleyerek benlik ve öteki arasında kurulan ikili ve asimetrik kategorilerin inşası araştırmaktadır. Sömürgeci pratiklerin, Oryantalizmin zihinsel inşasının, Oksidentalizm başlığı altındaki tepkilerin ve Avrupa-merkezciliğin incelenmesi, kavramsal kategorilerin çoğu zaman ötekileştirme ve damgalama süreçleri tarafından nasıl şekillendirildiğini ortaya koymaktadır. Bu tez, güncel küresel siyaset ve sömürgecilik sonrası teoriler çerçevesinde ötekileştirmeyi analiz ederek, sömürgecilik sonrası koşullar altında ötekileştirme ve damgalamanın farklı biçim ve pratikler aracılığıyla nasıl süreklilik kazandığını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Sömürgecilik sonrası ve sömürgesellik (coloniality) teorilerini eleştirel biçimde inceleyerek tahakküm ve üstünlük mantığının, yeni söylem ve yöntemler benimsenerek sömürgesellik ve sömürgecilik sonrası dönemlerde yeniden üretildiği göstermektedir. İnceleme, Uluslararası İlişkiler alanına da odaklanarak, ötekileştirmenin sürekliliğini, ötekileştirmenin ve damgalanmanın içselleştirilmesinin işleyişini açığa çıkarmayı hedeflemektedir. A. Zarakol'un analizine göre bu damgalanmış devletler, uluslararası sistemde kabul görmek için“Efendi”Batı'nın belirlediği modernlik standartlarına uymaya zorlanırlar. Bu süreçte devletler, Hegelci anlamda eşit bir tanınma elde edemedikleri için kendi kendilerini oryantalize etme (self-orientalization) veya öz-damgalama (self-stigmatization) tuzağına düşerler; yani kendi kimliklerini, onları damgalayan Batılı standartlara (Western gaze) göre değiştirerek medeni görünmeye çalışırlar. Dolayısıyla Oryantalizm, sadece dışarıdan dayatılan bir bakış değil, Hegelci diyalektiğin bir sonucu olarak stigmatize edilen grupların/ulusların kendi habitus'larına yerleşen ve onları içten dönüştüren bir tahakküm mekanizmasıdır. Stigma aktarımlarında etkin bir rolü olan habitus kavramı; aile, toplum üzerinden öğrenilen ve alışkanlıklar, deneyimlerle içselleştirilen eğilimleri ifade eden bir terim olarak incelenmiştir. Habitus, güç dinamikleri ve eşitsizliklerin damgalama yoluyla bireyler/gruplar/uluslar tarafından nasıl içselleştirildiğini; bunun sonucunda kendi kültürel özelliklerini, örgütsel becerilerini egemen grubun bakış açısıyla değerlendirmelerini ve genellikle bu güç odaklı damgalamaları doğal olarak algılamalarını açıklar. Damgalama ve içselleştirmeye dair bu analizler, bu tezin“farkındalık yaratmaya katkı sunmak”amacına dair kritik bir noktayı temsil eder: kişi, topluluk veya devlet, Hegel'in diyalektiğindeki o“asimetrik tanınma”döngüsüne direnmek ve değişim yaratabilmek için önce kendisindeki bu Oryantalist kökenli damgayı (stigma) ve temel nedenlerini fark etmelidir. Bu farkındalık süreci, habitus üzerinden öğrenilmiş kalıpların bilince taşınarak onları dönüştürme, bir yerde“öğrenilmişi unutma”eylemini gerekli kılar. Bu, bireyin veya toplumun habitusuna kazınmış olan sömürgeci önyargıları, Batı tarafından inşa edilmiş ikilikleri ve içselleştirilmiş değersizlik duygusunu bilinçli bir reddetme sürecidir. Bir anlamda Oryantalist bakışın (Western gaze) kurguladığı hiyerarşik bilgi yapılarını sadece eleştirmeyi değil, bu yapıların kimlik üzerindeki belirleyici gücünü kökten sarsmayı hedefler. Nihayetinde bu eylem, zihinsel bir özgürleşme sağlayarak bireyin/toplumun/devletin kendi kimliğini baskın güç gruplarının damgalarından bağımsız olarak yeniden inşa etmesine olanak tanır ve çözüm önerilerinde tartışılan“siyasi tanınma”ve“çoğulculuk”teorilerinde ihtiyaç duyulan farkındalıklı ve özgür özneyi yaratır, eşit bir kişi/topluluk/ulus olarak var olma iradesine imkan sağlar. Bu tez son olarak damgalamaların yarattığı ikiliklere ve hiyerarşik sisteme karşı, çoklu kimliklerin bulunduğu küreselleşmiş bir dünyada çeşitlilikleri tanıyarak nasıl birlikte yaşanabileceğine dair çağdaş sosyal ve siyasal teori tartışmalarını ele almaktadır. Çok-kültürlülük, çoğulculuk ve kozmopolitanizm üzerine yapılan tartışmaların yanı sıra damgalamayı aşmaya yönelik yaklaşımların incelenmesi, çoğulluklar içinde var olmanın imkânlarına ışık tutmaktadır. Kültürleri, eşitlik ilkesiyle ele alan çokkültürlülük, yapısal dönüşümleri ve siyasi tartışmalarda tanınma sağlayan muhaliflik ilkesini öne süren çoğulculuk, son olarak da evrensel ahlaki değerler ile küresel etkileşimi/dayanışmayı savunan kozmopolitanizm teorileri, dışlayıcı anlatılara karşıt birer perspektif olarak sunulur. Bu anlamda, çokkültürlülük, çoğulculuk ve kozmopolitanlık teorilerini kapsayan bir arada yaşama olasılıklarını araştırırken, çözüm önerilerine bir temel oluşturmak üzere“Farklılık Siyaseti”ve“Tanınma Siyaseti”teorilerini de inceler. Ayrıca, farklı bir çözüm önerisi olarak, devlet kaynaklı dışlayıcı uygulamalardan bir vazgeçiş olarak damgalamanın kaldırılması (destigmatization) kavramını da tartışır. Sonuç bölümünde, bu tartışmalı konular sentezlenerek, kolektif bir“farkındalık”geliştirilmesinin ve bu kapsayıcı teorilerin pratik uygulamasının, ötekileştirme ve damgalama uygulamalarının neden olduğu köklü eşitsizliklerle mücadele etme imkanlarını inceler. Sonuç olarak bu tez, ötekileştirme ve damgalamanın, sembolik ve maddi iktidarın eşitsiz dağılımını yeniden üreten toplumsal ve siyasal yapılara derinlemesine içkin olduğunu savunmaktadır. Bu süreçleri ve kavramsal çerçeveleri eleştirel biçimde inceleyerek ve çoğulculuk, çok-kültürlülük ve kozmopolitanizm literatürünün sunduğu çözüm önerilerini tartışarak, ikili sistemler aracılığıyla inşa edilen iktidar asimetrilerinin sistemsel kökenlerini ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda tez, kurumsallaşmış adaletsizliklere direnebilmek ve sahici bir kapsayıcılığı mümkün kılabilmek için gerekli olan“öğrenilmiş olanı unutma”süreci aracılığıyla farkındalık geliştirmeyi hedefleyerek literatüre katkı sunmayı amaçlamaktadır.
Özet (Çeviri)
This thesis presents a critical, genealogical investigation of political othering and stigmatization across shifting power installations, examining them as dynamic tools through which power structures are established and perpetuated. It argues that othering and stigmatization are embedded to the mechanism of domination and control in an unequal world. It seeks to contribute to our understanding of othering and stigmatization and possible ways to overcome them. The thesis draws on critical theory, which is not for problem-solving, but rather, to question the frameworks that are accepted as given. It also adopts a genealogical perspective in analyzing othering and stigmatization within changing political paradigms, shaped by transformations in power dynamics. The thesis first examines social-psychological theories of“difference”and“othering”in its pre-political form. Studies in social-psychological and social theory indicate that“the other”plays a constitutive role in social relations and the construction of the self. From a social-psychological perspective (such as in the work of Herbert Mead),“the other”operates as a constitutive agent in the construction of self. Built upon social-psychological and social theories of othering, the thesis investigates political othering and stigmatization from colonial to post-colonial contexts. It argues that othering and stigmatization are deeply embedded in the workings of modern structures of power and domination, from colonial modernity to contemporary multi-cultural societies, and that they play a central role in shaping identity formations. Othering processes operate through the construction of rigid binaries, such as East/West and civilized/barbaric, which are foundational in the maintenance of global and domestic domination. The thesis traces the genealogical formation of othering and stigmatization through a critical reading of the scholarship on colonialism and related conceptual frameworks. It examines Colonialism, Orientalism, Occidentalism and Eurocentrism to investigate the construction of binary and asymmetrical categories of self and other. An examination of colonial practices, the mental construction of Orientalism, the responses under the concept of Occidentalism, and an understanding of Eurocentrism shed light on how conceptual categories are often shaped by othering and stigmatization processes. This thesis presents an analysis of othering in the current global politics and post-colonial theory to grasp how othering and stigmatization persist under various forms and practices in post-colonialism. It critically examines post-colonial and coloniality theories, and demonstrates this logic of domination and superiority through othering has been reproduced during coloniality and post-colonialism by adopting new discourses and methods. It gives a particular focus on International Relations and seeks to reveal its persistency by examining the internalization of othering and self-stigmatization. The thesis also discusses recent debates within social and political theory in the contemporary world regarding how to live with diversity and inequality in a globalized world of multiple identities. A closer scrutiny on multiculturalism, pluralism, and cosmopolitanism, as well as the possibilities on destigmatization sheds light on the possibilities of existence within pluralities. Thus, this thesis argues that othering and stigmatization are deeply embedded in social and political structures that reproduce the unequal distribution of both symbolic and material power. By critically examining these processes and conceptual investigations and exploring solutions offered by the scholarship on pluralism, multiculturalism, and cosmopolitanism, this thesis seeks to discover the systemic roots of power asymmetries constructed through binary systems. It aims to contribute to further studies by promoting awareness through the process of“unlearning the learned,”which is necessary for resisting institutionalized injustice and fostering genuine inclusion.
Benzer Tezler
- A postcolonial comparative study on African identity in Joseph Conrad's Heart of Darkness, Jean Marie Gustave Le Clézio's Onitsha and Chinua Achebe's things fall apart
Joseph Conrad'ın Karanlığın Kalbi, Jean Marie Gustave Le Clézio'nun Onitsha ve Chinua Achebe'nin parçalanma eserlerinde Afrika kimliği üzerine postkolonyal karşılaştırmalı bir çalışma
ASIM AYDIN
Doktora
İngilizce
2023
İngiliz Dili ve EdebiyatıKarabük Üniversitesiİngiliz Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ABDUL SERDAR ÖZTÜRK
- Mardin kentinin korunması kapsamında ' Surp Kevork Ermeni Kilisesi' restorasyon önerisi
The conservatıon and restoratıon rroject Of `Surp Kevork Armenıan Church? in Mardin
AMİNE SEYHUN ALKAN REİS
Yüksek Lisans
Türkçe
2012
Mimarlıkİstanbul Teknik ÜniversitesiMimarlık Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ZEYNEP AHUNBAY
- Ankara-Gölbaşı çevresinde Centaurea tchihatcheffii Fisch. & Mey. (Asteraceae)'in biyo-ekolojisi
The bio-ecoloogy of Centaurea tchihatcheffii Fisch. & Mey. (Asteraceae) in the vicinity of Ankara-Gölbaşı
AYŞEGÜL ELİF SAVCI
Yüksek Lisans
Türkçe
2007
BiyolojiHacettepe ÜniversitesiBiyoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. AYŞE BOŞGELMEZ
- Hybrid identities in Kureishi's The Buddha of Suburbia and Hamid's The Reluctant Fundamentalist
Kureishi'nin The Buddha of Suburbia ve Hamid'in The Reluctant Fundamentalist adlı eserlerinde melez kimlikler
RAHMA AMAR BARATO
Yüksek Lisans
İngilizce
2021
İngiliz Dili ve EdebiyatıAtılım Üniversitesiİngiliz Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ GÖKŞEN ARAS
- Turkish nationalism during the Cold war period: An analysis of nationalist poems by ordinary people
Soğuk savaş döneminde Türk milliyetçiliği: Sıradan kişiler tarafından yazılmış şiirlerin analizi
TUĞÇE ERÇETİN
Yüksek Lisans
İngilizce
2014
Siyasal Bilimlerİstanbul Bilgi ÜniversitesiUluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. HÜSEYİN KEMALETTİN BOĞAÇ EROZAN