Geri Dön

Tedavi et ve uzat protokolü ile tedavi edilen neovasküler yaşa bağlı makula dejenerasyonu olgularında tedavi aralığının ve nihai prognozun belirlenmesinde lezyonun başlangıç optik koherens tomografi ve optik koherens tomografi anjiografi özelliklerinin incelenmesi

Investigation of baseline optical coherence tomography and optical coherence tomography angiography characteristics of the lesion in determining treatment interval and final prognosis in neovascular age-related macular degeneration cases treated with the treat-and-extend protocol

  1. Tez No: 998937
  2. Yazar: GİZEM KARA
  3. Danışmanlar: PROF. DR. SİBEL DEMİREL
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Göz Hastalıkları, Eye Diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Ankara Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Bu çalışmanın amacı,“tedavi et ve uzat”(treat and extend, T&E) rejimi ile tedavi edilen neovasküler tip yaşa bağlı makula dejenerasyonu (YBMD) hastalarında başlangıç optik koherens tomografi (OKT) ve optik koherens tomografi anjiografi (OKTA) bulgularının tedavi yanıtı ve tedavi aralığı üzerindeki etkisini değerlendirmektir. Ayrıca, başlangıç OKTA parametrelerinin hastalığın izleminde ve prognozun öngörülmesinde OKT'ye alternatif bir yöntem olarak kullanılıp kullanılamayacağı araştırılmıştır. Gereç ve Yöntemler: Bu retrospektif kohort çalışmaya, başlangıçtan itibaren T&E protokolü ile tedavi edilen neovasküler YBMD tanılı 71 hastanın 97 gözü dahil edildi. OKTA analizleri, görüntü kalitesi yeterli olan 46 olgu üzerinden gerçekleştirildi. Hastalar tedavi aralıklarına göre dört gruba ayrıldı: 4–6 hafta (Grup 1), 8–10 hafta (Grup 2), ≥12 hafta (Grup 3) ve enjeksiyon tedavisi sonlandırılanlar (Grup 4). Başlangıç OKT bulguları ile OKTA'nın koryokapillaris kesitinden elde edilen görüntüler ImageJ yazılımı kullanılarak yarı-otomatik yöntemlerle analiz edildi. MATLAB tabanlı analizler ile fraktal boyut, lakünarite, dallanma sayısı ve toplam damar uzunluğu hesaplandı. Spektral Domain Optik Koherens Tomografi (SD-OKT), enhanced depth imaging (EDI) modunda koroid kalınlığı (KK) manuel olarak ölçüldü. Modifiye Niblack eşikleme yöntemi ile koroid vaskülarite indeksi (KVİ) başlangıç ve takip dönemlerinde kantitatif olarak hesaplandı. Santral makula kalınlığı (SMK), pigment epitel dekolmanı (PED) yüksekliği, toplam enjeksiyon sayısı ve tedavi süresi kaydedildi. Görme keskinliği (GK) her vizitte logMAR cinsinden değerlendirildi. Bulgular: Gruplar arasında intraretinal sıvı (İRS), subretinal sıvı (SRS) ve tip 2 koroidal neovaskülarizasyon (KNV) varlığı açısından anlamlı farklılık saptandı (p<0,05). İRS oranı Grup 4'te %85,7 ile en yüksek, Grup 1'de %19,4 ile en düşük düzeydeydi. SRS en sık Grup 1'de izlendi. Tip 2 KNV oranı Grup 1'de %9,7 iken Grup 4'te %71,4 idi (p=0,004). Fibrovasküler PED oranı Grup 4'te daha düşüktü (p=0,022). OKTA parametrelerinden yalnızca lakünarite değerleri gruplar arasında anlamlı farklılık gösterdi ve en yüksek Grup 4'te saptandı (p=0,037). Fraktal boyut, damar uzunluğu ve dallanma sayısı açısından anlamlı fark izlenmedi. Başlangıç ve final SMK değeri Grup 4'te anlamlı olarak daha yüksekti (p=0,021;p=0,028). Tüm gruplarda zaman içinde SMK'da anlamlı azalma izlendi (p<0,05). Takip süresince KVİ, KK ve PED değerlerinde genel olarak azalma eğilimi izlendi. Grup 4, tüm takiplerde daha düşük GK'ya sahipti (p<0,05). Tip 2 KNV varlığı ile tedavi grubu (r=0,322; p=0,001) ve İRS varlığı (r=0,442; p<0,001) arasında pozitif orta düzey korelasyon saptandı. SMK değişimi ile hiperreflektif materyal (HRM) varlığı arasında orta düzey negatif korelasyon bulundu (r=-0,430; p<0,01). OKTA parametrelerinden dallanma sayısı, damar uzunluğu ve fraktal boyut arasında çok güçlü ilişki bulundu (r=0,827; r=0,840; r=0,605;p<0,01). Sonuç: Çalışmamızda OKTA parametreleri arasında yalnızca lakünarite değerinin tedavi grupları arasında anlamlı farklılık gösterdiği, dallanma sayısı, damar uzunluğu ve fraktal boyut açısından anlamlı fark izlenmediği saptanmıştır. Tip 2 KNV varlığı ve SMK'nın, tedavi grupları ve tedavi aralığının belirlenmesinde en güçlü belirleyiciler olduğu görülmüştür. Tip 2 KNV'nin daha belirgin eksüdatif aktivite ile seyretmesi nedeniyle başlangıç SMK'sının daha yüksek olabileceği, final değerlendirmede ise skar/fibrozis gelişimine bağlı olarak SMK'nın görece yüksek seyredebileceği düşünülmektedir. Bu bulgular, OKTA'dan elde edilen kantitatif parametrelere kıyasla OKT temelli yapısal parametrelerin klinik karar ve tedavi aralığının belirlenmesindeki üstünlüğünü ortaya koymaktadır.

Özet (Çeviri)

Purpose: The aim of this study was to evaluate the effect of baseline optical coherence tomography (OCT) and optical coherence tomography angiography (OCTA) findings on treatment response and treatment interval in patients with neovascular age-related macular degeneration (nAMD) treated with a treat-and-extend (T&E) regimen. In addition, it was investigated whether baseline OCTA parameters could be used as an alternative method to OCT in disease follow-up and prognostic prediction. MaterialsandMethods: This retrospective cohort study included 97 eyes of 71 patients diagnosed with neovascular AMD who were treated with a T&E protocol from baseline. OCTA analyses were performed in 46 cases with sufficient image quality. Patients were divided into four groups according to treatment intervals: 4–6 weeks (Group 1), 8–10 weeks (Group 2), ≥12 weeks (Group 3), and patients in whom injection treatment was discontinued (Group 4). Baseline OCT findings and OCTA images obtained from the choriocapillaris slab were analyzed using semi-automated methods with ImageJ software. Fractal dimension, lacunarity, number of branches, and total vessel length were calculated using MATLAB-based analyses. Choroidal thickness (CT) was manually measured in spectral-domain OCT enhanced depth imaging (EDI) mode. The choroidal vascularity index (CVI) was quantitatively calculated at baseline and follow-up using the modified Niblack thresholding method. Central macular thickness (CMT), pigment epithelial detachment (PED) height, total number of injections, and treatment duration were recorded. Visual acuity was assessed at each visit in logMAR units. Results: Significant differences were found among the groups in terms of the presence of intraretinal fluid (IRF), subretinal fluid (SRF), and type 2 choroidal neovascularization (CNV) (p<0.05). The IRF rate was highest in Group 4 (85.7%) and lowest in Group 1 (19.4%). SRF was most frequently observed in Group 1. The rate of type 2 CNV was 9.7% in Group 1 and 71.4% in Group 4 (p=0.004). The rate of fibrovascular PED was lower in Group 4 (p=0.022). Among OCTA parameters, only lacunarity values showed a significant difference between groups, with the highest values observed in Group 4 (p=0.037). No significant differences were observed in fractal dimension, vessel length, or number of branches. Baseline and final CMT values were significantly higher in Group 4 (p=0.021; p=0.028). A significant decrease in CMT over time was observed in all groups (p<0.05). During follow-up, CVI, CT, and PED values generally showed a decreasing trend. Group 4 had significantly lower visual acuity throughout all follow-up visits (p<0.05). A moderate positive correlation was found between the presence of type 2 CNV and treatment group (r=0.322; p=0.001), as well as between type 2 CNV and the presence of IRF (r=0.442; p<0.001). A moderate negative correlation was found between CMT change and the presence of hyperreflective material (HRM) (r=-0.430; p<0.01). Very strong correlations were observed among OCTA parameters, including number of branches, vessel length, and fractal dimension (r=0.827; r=0.840; r=0.605; p<0.01). Conclusion: In this study, among OCTA parameters, only lacunarity values showed a significant difference between treatment groups, while no significant differences were observed in number of branches, vessel length, or fractal dimension. The presence of type 2 CNV and CMT were identified as the strongest determinants in defining treatment groups and treatment intervals. Due to the more pronounced exudative activity of type 2 CNV, baseline CMT may be higher, while relatively elevated CMT at final evaluation may be attributed to scar/fibrosis development. These findings demonstrate the superiority of OCT-based structural parameters over quantitative OCTA-derived parameters in clinical decision-making and determination of treatment intervals.

Benzer Tezler

  1. Eksüdatif yaşa bağlı maküla dejenerasyonunda intravitreal ranibizumab'ın uzun dönemde retina sinir lifi tabakası etkisi

    The effect of intravitreal ranibizumab on retinal nerve fiber layer thickness in exudative age related macular degeneration

    MELİH PARLAK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2012

    Moleküler TıpDokuz Eylül Üniversitesi

    Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. FERİT HAKAN ÖNER

  2. Yaşa bağlı makula dejenerasyonu (YBMD) nedeniyle Anti Vasküler Endotelyal Growth Faktör uygulanan hastalarımızın gerçek yaşam sonuçları

    Endothelial Growth Factor due to age-related macular degeneration (AMD)

    BÜŞRA ÇIRAK ÇUBUK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Göz HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. NİHAT SAYIN

  3. Retina ven oklüzyonu nedeniyle takip edilen hastalarımızın tedavisinde gerçek yaşam sonuçları

    Real-life results in the treatment of our patients followed for retinal vein occlusion

    ÖMER TOLGA SAĞLAM

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Göz HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. NİHAT SAYIN

  4. Diyabetik makülar ödem nedeniyle anti-vasküler endotelyal büyüme faktörü uygulanan hastalarımızın gerçek yaşam sonuçları

    Başlık çevirisi yok

    MEHMET ÖZKAYA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Göz HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. İBRAHİM KOÇAK

  5. İntravitreal ranibizumab enjeksiyonlarının optik disk başı parametreleri ve retina sinir lifi tabakası kalınlığına etkisi

    Evaluation of the effect of intravitreal ranibizumab injection on head of optical disc and retinal nerve fibre layer thickness

    GÜLİN TUĞBA ONGUN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2016

    Göz HastalıklarıPamukkale Üniversitesi

    Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. RAMAZAN YAĞCI