Geri Dön

Kutsallaştırılmış kimlikten soykırıma: 1933-1945 Nazi Almanyası'nda Holokost'un ulusal ve siyasal inşası

From sacralised identity to genocide: The national and political construction of the Holocaust in Nazi Germany, 1933–1945

  1. Tez No: 1000357
  2. Yazar: HİLAL SUNA
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. PINAR AKARÇAY
  4. Tez Türü: Yüksek Lisans
  5. Konular: Siyasal Bilimler, Uluslararası İlişkiler, Political Science, International Relations
  6. Anahtar Kelimeler: Almanya, Holokost, Kimlik, Kimlik inşası, Kimlik oluşumu, Kutsallık, Nazi, Siyasallaşma, Soykırım, Ulusal kimlik, Germany, Holocaust, Identity, Identity formation, Identity construction, Holiness, Nazi, Politicisation, Genocide
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: İstanbul Üniversitesi
  10. Enstitü: Uluslararası Soykırım ve İnsanlığa Karşı İşlenen Suçlar Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Soykırım Araştırmaları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Bu tez, kimliği toplumsal, kültürel ve siyasal bir inşa alanı kapsamında ele alarak modern ulus-devlet bağlamında kimliğin siyasallaşması ve kutsallaştırılması süreçlerinin kitlesel şiddetle ilişkisini incelemektedir. Kavramsal olarak kimliğin sabit ve temel bir kategori olmaktan ziyade tarihsel, söylemsel ve ideolojik dinamikler içinde yeniden tanımlanan, değişen ve dönüşen bir yapı olduğu varsayımından hareket etmektedir. Bu çerçevede, modern ulus-devletin ortaya çıkışıyla birlikte ulusal kimliğin siyasal meşruiyetin önemli kaynaklarından biri haline geldiği ve ulusçuluk aracılığıyla siyasal bir içerik kazandığı ileri sürülmektedir. Çalışmanın temel amacı, 1933 ile 1945 yılları arasında Nazi Almanyası'nda Holokost'un ulusal ve siyasal meşruiyetinin kimliğin kutsallaştırılması süreciyle nasıl inşa edildiğini ortaya koymaktır. Bu doğrultuda araştırmanın temel problemi, Holokost'u tarihsel olaylar zinciri halinde betimlemek yerine, kimliğin kutsallaştırılması süreci bağlamında bu tür sistematik ve kitlesel şiddeti mümkün kılan ve meşrulaştıran siyasal ve ideolojik mekanizmalar çerçevesinde nasıl anlaşılması gerektiğini analiz etmektir. Tez, modern ulus-devlet bağlamında kimliğin siyasallaşarak meşruiyetin başlıca kaynaklarından biri hâline geldiğini ve aidiyet duygusu üretirken eşzamanlı olarak dışlama ve düşmanlaştırma mekanizmalarını kurumsallaştırdığını iddia etmektedir. Çalışmanın kuramsal çerçevesi, kimlik ve kutsal olan arasındaki ilişkiyi nesnelleştirme, bağlılık, ritüel ve mit-sembol mekanizmaları üzerinden açıklayan Hans Mol'un yaklaşımına dayanmaktadır. Soykırım kavramı ise Raphael Lemkin'in kavramsallaştırması çerçevesinde ele alınmaktadır. Yöntemsel olarak çalışma, tarihsel veriler ve ikincil kaynaklar üzerinden nitel ve kuramsal çözümlemelere dayanmaktadır. Araştırmanın örneklemi, Nazi Almanyası'dır. Bu dönemde Holokost'un ulusal ve siyasal inşa süreci dikkate alınmaktadır. Bu bağlamda“Aryan”kimliği söylemi aracılığıyla ulusal kimliğin yeniden tanımlanması ve kutsallaştırılması süreci analiz edilmekte; Yahudilerin bu kutsallaştırılmış kimliğin karşısında varoluşsal bir tehdit biçiminde kodlanması ve“ontolojik düşman”olarak konumlandırılması incelenmektedir. Çalışma, dışlayıcı dost-düşman ayrımına dayalı olarak siyasal alanın yapılandırılmasının modern bürokratik akıl ve biyopolitik yönetim mekanizmalarıyla birleşerek kimlik temelli şiddeti sistematik bir yok etme uygulamasına dönüştürdüğünü ve soykırımın ideolojik ve kurumsal zeminini oluşturduğunu ortaya koymaktadır. Böylece kimliğin siyasallaşması ve kutsallaştırılması süreçleri, belirli tarihsel koşullar altında, sistematik ve kitlesel şiddetin ulusal ve siyasal meşruiyetinin oluşumunu anlamak için temel bir çerçeve sunmaktadır.

Özet (Çeviri)

This thesis examines the relationship between the processes of politicisation and sacralisation of identity within the context of the modern nation-state, by approaching identity as a field of social, cultural, and political construction. Conceptually, it proceeds from the assumption that identity is not a fixed and fundamental category, but rather a structure that is redefined, changed and transformed within historical, discursive and ideological dynamics. Within this framework, it is argued that with the emergence of the modern nation-state, national identity became one of the important sources of political legitimacy and acquired a political content through nationalism. The main objective of the study is to reveal how the national and political legitimacy of the Holocaust in Nazi Germany between 1933 and 1945 was constructed through the process of sanctifying identity. In this regard, the main problem of the research is to analyse how such systematic and mass violence, which enabled and legitimised the Holocaust, should be understood within the framework of political and ideological mechanisms in the context of the process of sanctifying identity, rather than describing the Holocaust as a chain of historical events. The thesis argues that, within the context of the modern nation-state, identity has become politicised and one of the primary sources of legitimacy, simultaneously institutionalising mechanisms of exclusion and demonisation while producing a sense of belonging. The theoretical framework of the study is based on Hans Mol's approach, which explains the relationship between identity and the sacred through objectification, attachment, ritual and myth-symbol mechanisms. The concept of genocide is addressed within the framework of Raphael Lemkin's conceptualisation. Methodologically, the study relies on qualitative and theoretical analyses based on historical data and secondary sources. The sample of the research is Nazi Germany. The national and political construction process of the Holocaust during this period is taken into consideration. In this context, the process of redefining and sanctifying national identity through the discourse of“Aryan”identity is analysed; the coding of Jews as an existential threat to this sanctified identity and their positioning as an“ontological enemy”is examined. The study reveals that the structuring of the political sphere based on an exclusionary friend-enemy distinction, combined with modern bureaucratic reason and biopolitical governance mechanisms, transformed identity-based violence into a systematic extermination practice and created the ideological and institutional groundwork for genocide. Thus, the processes of politicising and sanctifying identity provide a fundamental framework for understanding the formation of the national and political legitimacy of systematic and mass violence under specific historical conditions.

Benzer Tezler

  1. Yahudilik ve Hristiyanlıkta kutsal ve kutsallaştırılmış mekanlar

    Sacred and sacred spaces in Jewish and Christianty

    TUĞBA NAZİKE DİKBAŞ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    DinNecmettin Erbakan Üniversitesi

    Felsefe ve Din Bilimleri Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. AHMET ARAS

  2. İzmirli ressamların eserleri örnekleminde çağdaş Türk resim sanatında kuş imgesi

    Bird image in contemporary Turkish painting in the sample of the works of artists from Izmir

    BENGİ AYAZ NURGÜN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Güzel SanatlarEge Üniversitesi

    Türk Sanatı Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MERİH BENDER

  3. Reklam-kültür ilişkisi ve 1980 sonrası Türk reklamcılığının kültür değişmelerine etkisi

    The Relations between advertisement and culture and after 1980`s Turkish advertisement impact upon cultural changes

    SELAMİ ÜN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1996

    Reklamcılıkİstanbul Üniversitesi

    DOÇ.DR. EDİBE SÖZEN

  4. Bir din olarak Taoizm

    Taoism as A religion

    ALİ GÜL

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2006

    DinSakarya Üniversitesi

    Felsefe ve Din Bilimleri Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ALİ ERBAŞ

  5. Türkçede cansız tabiatla ilgili kelimeler

    Words connected with lifeless nature in Turkish

    HALE NUR AKGÜL

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2008

    BibliyografyaGazi Üniversitesi

    Türk Edebiyatı Bölümü

    PROF. DR. AHMET BİCAN ERCİLASUN