Geri Dön

Birinci ve ikinci trimester tarama testlerinde kullanılan biyokimyasal belirteçlerin plasenta previa gelişimi ile ilişkisi

The association between biochemical markers used in first and second trimester screening tests and the development of placenta previa

  1. Tez No: 1000782
  2. Yazar: SENA DOĞAN
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. SEZİN ERTÜRK AKSAKAL
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Kadın Hastalıkları ve Doğum, Obstetrics and Gynecology
  6. Anahtar Kelimeler: Prenatal Tarama Testi, Biyokimyasal Belirteçler, Plasenta Previa, Yenidoğan Sonuçları, Prenatal Screening Test, Biochemical Markers, Placenta Previa, Neonatal Outcomes
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: Ankara Etlik Şehir Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Antenatal tarama testleri dünyada yaygın olarak kullanılmakta olup, birinci ve ikinci trimester serum belirteçlerinin kombinasyonu anöploidilerin taranmasında rutin yöntemdir. Birinci trimesterde PAPP-A ve serbest β-hCG; ikinci trimesterde ise AFP, total hCG, uE3 ve anne yaşı değerlendirilerek kromozomal anomalilerin riski belirlenir. Anormal test sonuçları, trizomi 21 ve 18'in yanı sıra nöral tüp defekti, karın ön duvarı defektleri ve diğer olumsuz obstetrik sonuçlarla (preterm doğum, IUGR, preeklampsi, GDM vb.) ilişkilidir. Bu riskler belirteç düzeylerinin belirgin yüksek veya düşük olmasıyla artar. Çalışmamızın amacı, fetal anöploidi tarama testlerinde kullanılan biyokimyasal belirteçlerin değerleri ile plasenta previa gelişimi arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. İkili ve üçlü tarama testlerinin Down sendromu gibi kromozomal anomalileri öngörmesinin yanı sıra, kötü gebelik sonuçlarını da tahmin edebileceği bilinmektedir. Bu bağlamda, çalışmamız plasenta previa ile maternal tarama testi belirteçleri arasındaki ilişkiyi tanımlamayı hedefleyen tanımlayıcı bir araştırmadır. Hipotezimiz ise; Birinci ve özellikle ikinci trimester fetal anöploidi tarama testlerinde değerlendirilen maternal serum biyokimyasal belirteç düzeyleri (özellikle AFP ve AFP MoM), ilerleyen gebelik haftalarında plasenta previa gelişimi ile anlamlı şekilde ilişkilidir. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız Ankara Etlik Şehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum kliniğinde yürütülmüş olup bir Retrospektif Kohort çalışmasıdır. Bu çalışma kromozom anomalisi taraması için yapılan birinci ve ikinci trimester tarama testlerinde bakılan serum belirteç düzeylerinin anormal olmasının ileri haftalarda Plasenta previa gelişimini öngörmede etkili olup olmadığını araştırmak amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya Ekim 2022- Haziran 2025 arasında Ankara Etlik Şehir Hastanesi antenatal poliklinik ve perinatoloji polikliniklerinde takipli tekil gebeliği olan 18-40 yaş aralığındaki hastanemizde doğum yapmış ve ikili-üçlü tarama testi sonuçlarına ulaşabildiğimiz gebeler dahil edildi. Kontrol grubu olarak da tekil gebeliği olan 18-40 yaş arası Plasenta previa ve herhangi bir maternal fetal hastalığı ix olmayan ikili ve üçlü tarama testi sonucuna ulaşabildiğimiz hastalar çalışmaya dahil edildi. Bulgular: Çalışmaya 105 plasenta previa ve 110 kontrol olgusu dahil edildi. Previa grubunda ortalama anne yaşı, gravida, parite ve geçirilmiş sezaryen oranı anlamlı biçimde yüksekti (p<0.001). Beden kitle indeksi, boy ve kilo açısından fark saptanmadı. İkinci trimesterde ölçülen AFP ve AFP MoM düzeyleri previa grubunda belirgin artış göstermiş (p<0.01) ve AFP MoM artışı previa riskini yaklaşık 3,7 kat artırmıştır. Diğer belirteçler (β-hCG, uE3, PAPP-A) arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Tüm previa olguları sezaryen ile doğum yapmış, erken doğum, intraoperatif kan transfüzyonu ve histerektomi oranları anlamlı biçimde yüksek bulunmuştur. Yenidoğan ağırlığı daha düşük, yoğun bakım gereksinimi ve neonatal morbidite oranı belirgin olarak artmıştır. Bulgular, AFP'nin previa gelişimiyle ilişkili olabileceğini göstermektedir. Plasenta previa olgularında ikinci trimesterde maternal AFP ve AFP MoM düzeylerindeki artışın, trofoblastik aktivite artışı ve plasental invazyon derinliğiyle ilişkili olduğu düşünülmektedir. Sonuç: AFP MoM düzeyi ile geçirilmiş sezaryen öyküsü, previa gelişimi için bağımsız risk faktörleri olarak belirlenmiştir. Bulgular, AFP'nin tek başına tanısal gücünün sınırlı olmasına rağmen, klinik öyküyle birlikte değerlendirildiğinde tanısal değeri artırabileceğini göstermektedir. Literatürle uyumlu biçimde, AFP artışı plasental invazyon anomalilerinin biyokimyasal bir yansıması olarak görülmektedir. AFP'nin obstetrik risk faktörleri ve görüntüleme yöntemleriyle birlikte kullanımı, prenatal tanı ve risk sınıflandırmasında yardımcı olabilir. Gelecekte geniş örneklemli, prospektif ve çok merkezli çalışmalar önerilmektedir.

Özet (Çeviri)

Objective: Antenatal screening tests are widely used worldwide, and the combination of first- and second-trimester serum markers is a routine method for screening aneuploidies. In the first trimester, PAPP-A and free β-hCG are evaluated, while in the second trimester, AFP, total hCG, uE3, and maternal age are assessed to determine the risk of chromosomal abnormalities. Abnormal test results may be associated not only with trisomy 21 and trisomy 18, but also with neural tube defects, anterior abdominal wall defects, and other adverse obstetric outcomes such as preterm birth, intrauterine growth restriction (IUGR), preeclampsia, and gestational diabetes mellitus (GDM). These risks increase when marker levels are markedly high or low. The aim of our study is to investigate the relationship between biochemical markers used in fetal aneuploidy screening tests and the development of placenta previa. In addition to predicting chromosomal abnormalities such as Down syndrome, double and triple screening tests are also known to predict adverse pregnancy outcomes. Accordingly, our study is a descriptive investigation aimed at identifying the relationship between placenta previa and maternal screening test markers. Our hypothesis is that maternal serum biochemical markers used in first- and second trimester aneuploidy screening, particularly second-trimester AFP and AFP MoM levels, are significantly associated with the subsequent development of placenta previa. Materials and Methods: This study was conducted at the Department of Obstetrics and Gynecology, Ankara Etlik City Hospital, as a retrospective cohort study. The objective was to evaluate whether abnormal serum marker levels measured in first- and second-trimester screening tests for chromosomal anomaly screening are effective in predicting the development of placenta previa in later gestational weeks. Pregnant women aged 18–40 years with singleton pregnancies who were followed in the antenatal and perinatology outpatient clinics of Ankara Etlik City Hospital between October 2022 and June 2025, who delivered at our institution, and for whom double and triple screening test results were available were included in the study. The control xi group consisted of pregnant women aged 18–40 years with singleton pregnancies, without placenta previa or any maternal or fetal disease, and with available double and triple screening test results. Results: This study included 105 cases of placenta previa and 110 controls. The mean maternal age, gravida, parity, and previous cesarean section rates were significantly higher in the previa group (p<0.001). No significant differences were observed regarding body mass index, height, or weight. Second-trimester AFP and AFP MoM levels were markedly elevated in the placenta previa group (p<0.01), and an increased AFP MoM was associated with a 3.7-fold higher risk of placenta previa. Other biochemical markers (β hCG, uE3, PAPP-A) showed no significant differences between groups. All placenta previa cases were delivered via cesarean section, with significantly higher rates of preterm birth, intraoperative blood transfusion, and hysterectomy. Neonatal birth weight was lower, and rates of NICU admission and neonatal morbidity were notably higher. These findings suggest that elevated maternal AFP levels may be associated with the development of placenta previa. Conclusion: Both AFP MoM and a history of prior cesarean section were identified as independent risk factors for placenta previa. Although AFP alone has moderate diagnostic accuracy, its predictive value improves when combined with clinical history. Consistent with previous research, elevated AFP may represent a biochemical manifestation of abnormal placental implantation. Integrating AFP measurements with obstetric risk factors and imaging findings may enhance prenatal diagnosis and risk stratification. Future large-scale, prospective, and multicenter studies are recommended to standardize cutoff values and validate these associations.

Benzer Tezler

  1. Down sendromu taramasında kullanılan biyokimyasal belirteçlerin olumsuz gebelik sonuçlarını öngörmede yeri

    Prediction of adverse pregnancy outcomes with biochemical markers used in down syndrome screening

    ASLIHAN YAZICIOĞLU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2013

    Kadın Hastalıkları ve DoğumHacettepe Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ÖZGÜR ÖZYÜNCÜ

  2. Gebelerde metilen tetrahidrofolat redüktaz (MTHFR) gen mutasyonunun birinci ve ikinci trimester tarama testleriyle ilişkisi

    Relation to between methylenetetrahydrofolate reductase (MTHFR) gene mutation and first and second trimester prenatal screening tests in the pregnant women

    FİLİZ ERDOĞAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2010

    Kadın Hastalıkları ve DoğumGaziosmanpaşa Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. AHMET CANTUĞ ÇALIŞKAN

  3. Gazi Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı'na başvuran gebelerde yapılan birinci ve ikinci trimester tarama testleri sonuçları ve hastaların takipleri

    Results of first and second trimester screening tests performed on pregnant women applying to the Department of Obstetrics and Gynecology at Gazi University and follow-up of the patients

    ÇAĞAN EMRE ŞEN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2026

    Kadın Hastalıkları ve DoğumGazi Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. TUNCAY NAS

  4. Birinci ve ikinci trimester taramasına göre yüksek riskli olarak sınıflandırılan gebelerde amniosentez öncesi incelenen fetal duktus venozus akım hızı dalga formu ile fetal sonuçların ilişkisi

    The correlation of fetal ductus venosus flow velocity waveform examined before amniocentesis and fetal outcomes in pregnants classified as high risk according to first and second trimester screening

    GÖKHAN KARAKOÇ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2010

    Kadın Hastalıkları ve DoğumSağlık Bakanlığı

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. AHMET NURİ DANIŞMAN

  5. ilk ve ikinci trimester tarama testi markerlerinin intrauterin gelişme geriliği ile ve bu gebeliklerin kötü perinatal sonuçları ile olan ilişkisi

    Başlık çevirisi yok

    YUSUF MADENDAĞ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2008

    Kadın Hastalıkları ve DoğumSağlık Bakanlığı

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. AHMET NURİ DANIŞMAN