Geri Dön

Rutin hemodiyaliz hastalarında p-cresol düzeylerinin sağ kalıma etkisi

The effect of p-cresol levels on survival in routine hemodialysis patients

  1. Tez No: 1005452
  2. Yazar: İLHAN METEHAN KARAKOÇ
  3. Danışmanlar: PROF. DR. SONER DUMAN
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: İç Hastalıkları, Internal diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Ege Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç Bu çalışmada, idame hemodiyaliz tedavisi alan hastalarda çalışma başlangıcında tek seferlik ölçülen serum p-cresol sülfat düzeylerinin, bir yıllık izlem süresince gelişen tüm nedenlere bağlı hastane yatışı ve mortalite ile ilişkisini araştırmak amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem Bu çok merkezli, gözlemsel çalışmaya üç farklı diyaliz merkezinde (Özel Karşıyaka, Özel Milas ve Özel Bodrum Diyaliz Merkezleri) takip edilen toplam 260 hemodiyaliz hastası dahil edildi. Tüm hastalarda çalışma başlangıcında serum p-cresol sülfat düzeyleri tek seferlik olarak ölçüldü. Hastalar 12 ay süreyle izlenerek tüm nedenlere bağlı hastane yatışı ve mortalite açısından değerlendirildi. Gruplar arası karşılaştırmalarda Mann–Whitney U testi kullanıldı. p-cresol sülfat düzeyleri ile toplam hastane yatış gün sayısı arasındaki ilişki Spearman korelasyon analizi ile incelendi. Ayrıca, p-cresol sülfat düzeylerinin hastane yatışı ve mortalite üzerindeki etkisi tek değişkenli lojistik regresyon analizi ile değerlendirildi. Bulgular Hastane yatışı gelişen ve gelişmeyen hastalar arasında serum p-cresol sülfat düzeyleri açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı (p>0,05). Benzer şekilde, takip süresi boyunca yaşamını kaybeden hastalar ile hayatta kalan hastalar arasında da p-cresol sülfat düzeyleri açısından anlamlı bir fark gözlenmedi (p>0,05). Serum p-cresol sülfat düzeyleri ile toplam hastane yatış gün sayısı arasında anlamlı bir korelasyon bulunmadı (r=0,030; p=0,627). Çok değişkenli lojistik regresyon analizinde, p-cresol sülfat düzeylerinin tüm nedenlere bağlı mortalite (p>0,05) ve tüm nedenlere bağlı hastane yatışı (p>0,05) için anlamlı bir risk faktörü olmadığı belirlendi. Tartışma p-cresol sülfat, potansiyel inflamatuvar ve kardiyovasküler etkileri nedeniyle önemli bir üremik toksin olarak kabul edilmekle birlikte, bu çalışmada çalışma başlangıcında tek seferlik ölçülen p-cresol sülfat düzeylerinin hemodiyaliz hastalarında hastane yatışı ve mortalite gibi majör klinik sonlanımları öngörmede yeterli olmadığı görülmüştür. Bu bulgular, söz konusu klinik sonlanımların çok faktörlü bir yapıya sahip olduğunu ve tek bir biyokimyasal belirtecin prognostik değerinin sınırlı olabileceğini düşündürmektedir. Sonuç Bu çok merkezli hemodiyaliz hasta kohortunda, başlangıçta tek seferlik ölçülen serum p-cresol sülfat düzeyleri, bir yıllık izlem süresince tüm nedenlere bağlı hastane yatışı ve mortalite ile anlamlı bir ilişki göstermemiştir. Elde edilen sonuçlar, p-cresol sülfatın bu hasta grubunda tek başına güvenilir bir prognostik biyobelirteç olmayabileceğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler p-cresol sülfat; hemodiyaliz; hastane yatışı; mortalite; üremik toksinler; prognoz

Özet (Çeviri)

Objective The aim of this study was to investigate the relationship between serum p-cresyl sulfate levels measured once at baseline and all-cause hospitalization and mortality during one-year follow-up in patients receiving maintenance hemodialysis therapy. Materials and Methods This multicenter, observational study included a total of 260 hemodialysis patients followed at three different dialysis centers (Private Karşıyaka Dialysis Center, Private Milas Dialysis Center, and Private Bodrum Dialysis Center). Serum p-cresyl sulfate levels were measured once at baseline in all patients. Patients were followed for 12 months and evaluated for all-cause hospitalization and mortality. Group comparisons were performed using the Mann–Whitney U test. The relationship between p-cresyl sulfate levels and total number of hospitalization days was assessed using Spearman correlation analysis. In addition, the effect of p-cresyl sulfate levels on hospitalization and mortality was evaluated using multivariable logistic regression analysis. Results No statistically significant difference was observed in serum p-cresyl sulfate levels between patients with and without hospitalization (p>0.05). Similarly, no significant difference in p-cresyl sulfate levels was found between patients who died during follow-up and those who survived (p>0.05). There was no significant correlation between serum p- cresyl sulfate levels and total number of hospitalization days (r=0.030; p=0.627). In multivariable logistic regression analysis, p-cresyl sulfate levels were not identified as an independent risk factor for all-cause mortality or all-cause hospitalization (p>0.05). Discussion Although p-cresyl sulfate is considered an important uremic toxin due to its potential inflammatory and cardiovascular effects, the findings of this study indicate that serum p- cresyl sulfate levels measured once at baseline were not sufficient to predict major clinical outcomes such as hospitalization and mortality in hemodialysis patients. These results emphasize the multifactorial nature of these clinical outcomes and suggest that a single biochemical marker may have limited prognostic value. In this multicenter cohort of hemodialysis patients, serum p-cresyl sulfate levels measured once at baseline were not associated with all-cause hospitalization or mortality during one-year follow-up. These findings suggest that p-cresyl sulfate alone may not be a reliable prognostic biomarker in this patient population. Keywords p-cresyl sulfate; hemodialysis; hospitalization; mortality; uremic toxins; prognosis

Benzer Tezler

  1. Kronik böbrek hastalığı olan çocuklarda bağırsak mikrobiyotası ile inflamatuar belirteçler ve kalsiyum fosfor metabolizması arasındaki ilişkinin incelenmesi

    Investigation of the relationship between gut microbiota, inflammatory markers, and calcium-phosphorus metabolism in children with chronic kidney disease

    ZÜBEYDE ŞEKER

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıMarmara Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. NURDAN YILDIZ

  2. Rutin hemodiyaliz hastalarında kırılganlığın diyaliz yeterliliği, inflamasyon ve malnütrisyon ile ilişkisi

    The relationship between frailty and dialysis adequacy, inflammation, and malnutrition in routine hemodialysis patients

    ÇAĞLA ECEM KILIÇ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    NefrolojiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. GÜLAY YILMAZ

  3. Rutin hemodiyaliz hastalarında arteriovenöz trombozu ve ortalama trombosit hacmi ilişkisi

    Arteriovenous thrombosis and mean platelet volume association in routine hemodialysis patients

    GÜLDEN BİLİCAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2017

    NefrolojiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. EBRU GÖK OĞUZ

  4. Rutin hemodiyaliz ve periton diyalizi hastalarında monosit/hdl oranı karşılaştırılması

    Comparison of monocyte/hdl ratio in routine hemodialysis and peritoneal dialysis patients

    ALPER SARI

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2018

    NefrolojiAfyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. MEMNUNE SENA ULU