Geri Dön

Spinal kord hasarı olan hastalarda suprapubik usg ile ölçülen detrüsör ve mesane duvar kalınlığının ürodinamik parametrelerle korelasyonu

Correlation of detrusor and bladder wall thickness measured by suprapubic ultrasonography with urodynamic parameters in patients with spinal cord injury

  1. Tez No: 1006100
  2. Yazar: KEREM ÇEKİNEL
  3. Danışmanlar: PROF. DR. HAKAN TUNÇ
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon, Physical Medicine and Rehabilitation
  6. Anahtar Kelimeler: Spinal kord hasarı, nörojenik alt üriner sistem disfonksiyonu, mesane duvar kalınlığı, detrüsör duvar kalınlığı, ürodinami, Spinal cord injury, neurogenic lower urinary tract dysfunction, bladder wall thickness, detrusor wall thickness, urodynamic studies
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: Ankara Bilkent Şehir Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Spinal kord hasarına (SKH) bağlı gelişen nörojenik alt üriner sistem disfonksiyonu (NAÜSD) üst üriner sistem (ÜÜS) ve yaşam kalitesinde belirgin bozulma ile seyreden, ömür boyu izlem gerektiren bir tablodur. Altın standart değerlendirme yöntemi ürodinami çalışması olmakla birlikte, bulunduğu merkez sayısı kısıtlıdır. Literatürde SKH'ye bağlı NAÜSD olan hastalarda mesane veya detrüsör duvar kalınlığı değerlendiren çalışma sayısı sınırlıdır; bu çalışma, bu az sayıdaki literatüre yeni veriler eklemektedir. Çalışmamızın amacı, SKH'ye bağlı NAÜSD olan hastalarda suprapubik ultrasonografi (USG) ile ölçülen mesane duvar kalınlığı (MDK) ve detrüsör duvar kalınlığının (DDK) ürodinamik parametrelerle ilişkisini incelemek ve olumsuz ürodinamik paternleri öngörebilecek eşik değerleri araştırmaktır. Hastalar ve Yöntem: Kesitsel olarak tasarlanan çalışmamıza SKH'ye bağlı NAÜSD tanılı 116 erişkin hasta dahil edildi. Tüm hastaların mesaneleri doluyken suprapubik USG ile MDK ve DDK ölçüldü ve hepsine standart ürodinamik çalışma uygulandı. Maksimum detrüsör basıncı (Pdetmax), sistometrik kapasite (SK), mesane kompliyansı, detrüsör aşırı aktivitesi/detrüsör sfinkter dissinerjisi (DAA/DSD) varlığı ve diğer ürodinamik parametreler kaydedildi ve NAÜSD sınıflamasına göre gruplandırıldı. MDK, DDK ve ürodinamik parametreler arasındaki ilişki Spearman korelasyon analizi ile; olumsuz ürodinamik paternler (DAA/DSD varlığı, mesane kompliyans <20 ml/cmH₂O) için eşik değerler Receiver Operating Characteristic (ROC) analizi ile değerlendirildi. Bulgular: DAA/DSD varlığı olan hastalarda Pdetmax≥40 cmH₂O, düşük kompliyans ve azalmış SK anlamlı olarak daha sık görüldü. NAÜSD A sınıfında kompliyans ve SK en düşük, C ve D sınıflarında ise en yüksek bulundu. MDK, DAA/DSD varlığında daha kalındı ve Pdetmax ile zayıf pozitif, SK ve kompliyans ile zayıf negatif korelasyon gösterdi; DDK hiçbir ürodinamik parametre ile anlamlı ilişki göstermedi. DAA/DSD varlığı için MDK eşik değeri ≥3,35 mm (Eğri altında kalan alan (EAA)=0,611), düşük kompliyans için ise ≥3,80 mm (EAA=0,661) olup özgüllük sırasıyla %69,6 ve %84,1 idi. SK için DAA/DSD varlığında <285,5 ml (EAA=0,795),düşük kompliyansta <310,5 ml (EAA=0,796) eşik değerleri elde edildi ve özgüllük sırasıyla %93,5 ve %79,7 bulundu. Duyarlılıkları %45-60 civarı olup düşüktü. Sonuç: SKH'ye bağlı NAÜSD hastalarında artmış mesane basıncı, düşük kompliyans ve azalmış SK yüksek riskli ürodinamik paternin temel bileşenleridir. MDK, bu paternle ilişkili yapısal bir parametre olarak öne çıkmakta ve özellikle ürodinamiye erişimin sınırlı olduğu merkezlerde risk değerlendirmesini destekleyen non-invaziv bir risk belirteci olarak kullanılabileceğini düşündürmektedir. Bununla birlikte, MDK ve SK için tanımlanan eşik değerlerin rutin klinik kullanıma girebilmesi için daha geniş örneklemlerle yapılacak prospektif çalışmalar gereklidir; ürodinami bu hasta grubunda hâlen referans yöntem olma özelliğini sürdürmektedir.

Özet (Çeviri)

Aim: Neurogenic lower urinary tract dysfunction (NLUTD) secondary to spinal cord injury (SCI) is a lifelong condition that requires ongoing follow-up and is associated with significant deterioration in upper urinary tract (UUT) function and quality of life. Although urodynamic studies are the gold standard for assessment, the number of centers offering this service is limited. There are few studies in the literature evaluating bladder wall thickness (BWT) or detrusor wall thickness (DWT) in patients with NLUTD secondary to SCI; therefore, this study adds new data to the existing literature. The aim of our study is to evaluate the association between BWT and DWT, measured by suprapubic ultrasound (US), and urodynamic parameters in patients with NLUTD secondary to SCI, and to identify optimal cut-off values for predicting adverse urodynamic patterns. Patients and Methods: Our cross-sectional study included 116 adult patients with NLUTD secondary to SCI. BWT and DWT were measured by suprapubic US in all patients with a full bladder, and all patients underwent a standard urodynamic study. Maximum detrusor pressure (Pdetmax), cystometric capacity (CC), bladder compliance, the presence of detrusor overactivity/detrusor sphincter dyssynergia (DOA/DSD), and other urodynamic parameters were recorded, and patients were grouped according to NLUTD classification. Associations between BWT/DWT and urodynamic parameters were assessed using Spearman's correlation analysis, and optimal cut-off values for adverse urodynamic patterns (presence of DOA/DSD, bladder compliance <20 mL/cmH₂O) were evaluated using receiver operating characteristic (ROC) analysis. Results: In patients with DOA/DSD, Pdetmax ≥40 cmH₂O, low bladder compliance, and reduced CC were observed significantly more frequently. Compliance and CC were lowest in NLUTD class A and highest in classes C and D. BWT was thicker in the presence of DOA/DSD and showed a weak positive correlation with Pdetmax and weak negative correlations with CC and compliance; DWT did not show a significant association with any urodynamic parameter. For the presence of DOA/DSD, the BWT cut-off value was ≥3.35 mm (area under the curve [AUC]=0.611), and for low compliance it was ≥3.80 mm (AUC=0.661), with specificities of %69.6 and %84.1, respectively. For CC, cut-off values of <285.5 mL for DOA/DSD (AUC=0.795) and <310.5 mL for low compliance (AUC=0.796) were identified, with specificities of %93.5 and %79.7, respectively. Sensitivities were low, at approximately %45–60. Conclusion: In patients with NLUTD secondary to SCI, elevated bladder pressure, low compliance, and reduced CC constitute the core components of a high-risk urodynamic pattern. BWT emerges as a structural parameter associated with this pattern and may serve as a non-invasive risk marker to support risk stratification, particularly in settings with limited access to urodynamic studies. However, larger prospective studies with broader sample sizes are required before the proposed cut-off values for BWT and CC can be implemented in routine clinical practice; invasive urodynamic studies remain the reference method in this patient population.

Benzer Tezler

  1. Silostazolün ve pioglitazon spinal kord hasarı yapılan tavşanlarda ADAMTS/agrekanaz gen ekspresyonu üzerine etkisi

    The effects of cilostazol and pioglitazon in spinal cord injury in rabbits on gene expression of ADAMTS/aggrecanase

    YUDUM YARAL

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2013

    GenetikTurgut Özal Üniversitesi

    Tıbbi Biyokimya Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. MEHMET NAMUSLU

  2. Parapleji ve tetraplejili hastalarda epidomiyolojik özellikler, gelişen komplikasyonlar ve tedavi öncesi ve sonrasındaki mevcut klinik tablo

    Epidemiologi?cal findings, complications, clinical outfindings before and after rehabilitation in paraplegia and tetraplegia

    OZAN YAŞAR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2012

    Fiziksel Tıp ve RehabilitasyonNecmettin Erbakan Üniversitesi

    Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. HATİCE UĞURLU

  3. Deneysel spinal kord travmasında sildenafilin metil- prednizolon ile karşılaştırmalı nöroprotektif etkilerinin incelenmesi

    The neuroprotective effect of sildenafil on experimöental spinal cord injury; comparison with methileprednizolone

    DOĞAN DEĞİRMENCİ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2011

    NöroşirürjiDicle Üniversitesi

    Beyin ve Sinir Cerrahisi Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ÜMİT ÖZKAN

  4. Deneysel spinal kord hasarında nobiletinin nöroprotektif etkilerinin araştırılması

    Başlık çevirisi yok

    EREN KOCAKAPLAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    NöroşirürjiSağlık Bakanlığı

    Beyin ve Sinir Cerrahisi Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. HAKAN YILMAZ