Geri Dön

CERRAHİ VE PERKÜTAN ASD KAPATMA YÖNTEMLERİNİN P DALGA DİSPERSİYONU ÜZERİNE OLAN ETKİSİ

THE EFFECT OF SURGICAL AND PERCUTANEOUS ASD CLOSURE METHODS ON P-WAVE DISPERSION

  1. Tez No: 1006663
  2. Yazar: MUHAMMED MUSTAFA YILDIZ
  3. Danışmanlar: PROF. DR. ÖZGÜR SÜRGİT
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Kardiyoloji, Cardiology
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: Hamidiye Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Kardiyoloji Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Kardiyoloji Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç Atriyal septal defekt (ASD) hastalarında sağ kalp boşluklarındaki kronik hacim yüklenmesi, atriyum geometrisini ve elektriksel yapısını değiştirerek atriyal aktivasyon süresini uzatmakta ve homojen olmayan iletilere yol açmaktadır. Kapatma işlemi ile hemodinamik düzelme sağlansa da atriyal aritmi riski işlem sonrasında da devam edebilmektedir. Bu elektrofizyolojik değişiklikler ve aritmi riski, yüzey elektrokardiyografisinde (EKG) interatriyal ileti bozukluğunu gösteren Pmax ve ileti heterojenitesini yansıtan P dalga dispersiyonu (P-delta) aracılığıyla değerlendirilebilmektedir. Bu çalışmada; yetişkin ASD hastalarında cerrahi ve perkütan kapatma yöntemlerinin P dalga dispersiyonu üzerine olan elektrofizyolojik etkilerini incelemeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem Çalışmaya ASD nedeniyle kapatma işlemi uygulanan toplam 520 hasta dahil edildi. Hastaların 289'una perkütan, 231'ine ise cerrahi yöntemle onarım sağlandı. Dosya kayıtlarından hastaların demografik özellikleri (yaş, cinsiyet), işlem öncesi ASD çapları ve bazal sol ventrikül fonksiyonlarını değerlendirmek amacıyla ekokardiyografik ölçümleri ejeksiyon fraksiyonu (EF), sol ventrikül diyastol sonu çapı (LVEDÇ), sol ventrikül sistol sonu çapı (LVESÇ) incelendi. Her iki grupta işlem öncesi ve işlem sonrası 12 derivasyonlu yüzey EKG kayıtları üzerinden kalp hızı, PR mesafesi, P dalga amplitüdü (P-amp), P-min(minimum P dalga süresi), P-max(maksimum P dalga süresi) ve P-delta (P dalga dispersiyonu) parametreleri hesaplandı. Hasta gruplarının preoperatif ve postoperatif değerleri kendi içlerinde ve birbirleri arasında istatistiksel olarak karşılaştırıldı. Bulgular Çalışmaya dahil edilen hastaların başlangıç özellikleri incelendiğinde; cerrahi gruptaki hastaların yaş ortalamasının perkütan gruba göre daha düşük (p < 0.001) ve işlem öncesi ASD çaplarının istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha büyük olduğu (p < 0.001) görüldü. İki grubun bazal sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonları (EF) benzerken (p = 0.754), LVEDÇ ve LVESÇ ölçümlerinde anlamlı farklılıklar mevcuttu. İşlem öncesi EKG parametreleri değerlendirildiğinde iki grup arasında atriyal ileti (P-min, P-max, P-delta) açısından istatistiksel farklılıklar saptandı. ASD ix kapatılması sonrası EKG bulguları değerlendirildiğinde; cerrahi yöntemle kapatılan grupta P dalga dispersiyonunda (P-delta) işlem öncesine göre istatistiksel olarak anlamlı bir artış saptanırken (p < 0.001), perkütan yöntemle kapatılan grupta P-delta değerlerinde anlamlı bir azalma kaydedildi (p < 0.001). İki yöntem P-delta parametresindeki bu değişimler (Δ P-delta) açısından karşılaştırıldığında, cerrahi gruptaki dispersiyon artışı ile perkütan gruptaki dispersiyon iyileşmesi arasındaki fark istatistiksel olarak ileri derecede anlamlı bulundu (p < 0.001). Sonuç Cerrahi ASD kapatma işlemi sonrasında P dalga dispersiyonunda izlenen belirgin artış, atriyal insizyona bağlı gelişen lokal inflamasyon ve doku ödeminin elektriksel ileti heterojenitesini arttırdığına işaret etmektedir. Transkateter (perkütan) grupta ise atriyal dokuda insizyonel bir travma yaratılmaması ve miyokardiyal bütünlüğün korunması, elektrofizyolojik stabilite açısından net bir avantaj sağlamaktadır. Bu bulgular, perkütan yöntemin postoperatif atriyal aritmi riskini artırmadığı ve anatomik olarak uygun hastalarda ilk seçenek olarak değerlendirilmesi gerektiğini desteklemektedir. Anahtar Kelimeler Atriyal Septal Defekt, P dalga dispersiyonu, Perkütan onarım, Cerrahi kapatma, Atriyal inflamasyon.

Özet (Çeviri)

Objective Chronic volume overload in the right heart chambers of patients with atrial septal defect (ASD) alters atrial geometry and electrical structure, prolonging atrial activation time and leading to inhomogeneous conduction. Although hemodynamic improvement is achieved with closure procedures, the risk of atrial arrhythmia may persist postoperatively. These electrophysiological changes and arrhythmia risk can be evaluated via surface electrocardiography (ECG) using Pmax, which indicates interatrial conduction delay, and P-wave dispersion (P-delta), which reflects conduction heterogeneity. In this study, we aimed to investigate the electrophysiological effects of surgical and percutaneous closure methods on P-wave dispersion in adult ASD patients. Materials and Methods A total of 520 patients who underwent ASD closure were included in the study. Percutaneous repair was performed in 289 patients, while 231 underwent surgical closure. Demographic characteristics (age, gender), preoperative ASD diameters, and echocardiographic measurements to evaluate baseline left ventricular functions, including ejection fraction (EF), left ventricular end-diastolic diameter (LVEDD), and left ventricular end-systolic diameter (LVESD), were reviewed from medical records. Heart rate, PR interval, P-wave amplitude (P-amp), P-min (minimum P-wave duration), P-max (maximum P-wave duration), and P-delta (P-wave dispersion) parameters were calculated from 12-lead surface ECG recordings obtained before and after the procedure in both groups. Preoperative and postoperative values of the patient groups were statistically compared both within and between the groups. Results Analysis of the baseline characteristics revealed that the mean age of the patients in the surgical group was significantly lower (p < 0.001) and their preoperative ASD diameters were significantly larger compared to the percutaneous group (p < 0.001). While baseline left ventricular ejection fractions (EF) were similar between the two groups (p = 0.754), significant differences were present in LVEDD and LVESD measurements. Evaluation of preoperative ECG parameters demonstrated statistical differences in atrial conduction (P-min, P-max, P-delta) between the two groups. When post-ASD closure ECG findings were evaluated, a statistically significant increase in P-wave dispersion (P-delta) compared to preoperative values was observed xi in the surgical group (p < 0.001), whereas a significant decrease in P-delta values was recorded in the percutaneous group (p < 0.001). Comparing the two methods regarding these changes in the P-delta parameter (Δ P-delta), the difference between the dispersion increase in the surgical group and the dispersion improvement in the percutaneous group was found to be highly statistically significant (p < 0.001). Conclusion The marked increase in P-wave dispersion following surgical ASD closure indicates that local inflammation and tissue edema secondary to atrial incision increase electrical conduction heterogeneity. In contrast, the absence of incisional trauma to the atrial tissue and the preservation of myocardial integrity in the transcatheter (percutaneous) group provide a clear advantage in terms of electrophysiological stability. These findings support that the percutaneous method does not increase the risk of postoperative atrial arrhythmia and should be considered as the first-line option in anatomically suitable patients. Keywords Atrial Septal Defect, P-wave dispersion, Percutaneous repair, Surgical closure, Atrial inflammation.

Benzer Tezler

  1. 2006-2015 yılları arasında perkütan ve cerrahi yol ile kapatılan konjenital atriyal septal defektli hastaların retrospektif taranması

    A retrospectif screening of patients who had congenital atrial septal defect which closure by percutaneous and surgical method between 2006-2015

    ESER VARIŞ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2016

    Kardiyolojiİzmir Katip Çelebi Üniversitesi

    Kardiyoloji Ana Bilim Dalı

    UZMAN TUNCAY KIRIŞ

    DOÇ. DR. CEM NAZLI

  2. Kliniğimizde perkütan transkateter kapama yapılan sekonder atriyal septal defektli hastaların demografik özellikleri ve kısa-orta dönem sonuçlar

    Demographic characteristics and short-medium term results of patients with secondary atrial septal defect closure in our clinic

    ÇİĞDEM BAHAR ÇAKMAK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    KardiyolojiVan Yüzüncü Yıl Üniversitesi

    Kardiyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. YÜKSEL KAYA

  3. Erişkin konjenital atriyal septal defektli hastaların perkutan transkateter yolla tedavisinin retrospektif kısa dönem takip sonuçları

    Percutaneous device closure for secundum-type atrial septal defect: short and intermediate-term results

    AYSEL MAMMADOVA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2013

    KardiyolojiEge Üniversitesi

    Dahili Tıp Bilimleri Bölümü

    PROF. DR. OĞUZ YAVUZGİL

  4. Perkütan transkateter yolla atriyal septal defekt kapatmalarda üç boyutlu ekokardiyografik görüntülemenin yeri

    The role of three dimensional echocardiography in percutan transcatheter atrial septal defect closure

    MUTLU GÜNGÖR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2009

    KardiyolojiGata

    Kardiyoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. MEHMET YOKUŞOĞLU

  5. Sekundum atriyal septal defekt olgularının retrospektif değerlendirilmesi

    Secundum atrial septal defect cases retrospective evaluation

    SABINA NADIROVA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Kardiyoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. MEHMET EMRE ARI