0-18 yaş arası senkop ile başvuran hastalarda etiyolojik değerlendirilme ve hastaların iki yıllık prognozlarının izlenmesi
Etiological evaluation of patients presenting with syncope between the ages of 0-18 and monitoring the two-year prognosis of the patients
- Tez No: 1009304
- Danışmanlar: PROF. DR. TAYFUN UÇAR
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Child Health and Diseases
- Anahtar Kelimeler: senkop, kardiyak senkop, vazovagal senkop, Syncope, Cardiac syncope, Vasovagal syncope
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Ankara Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Pediatrik kardiyoloji başvurularının en sık nedeni senkop, serebral kan akımında ani azalmadan kaynaklanan geçici bilinç ve postüral tonus kaybı olarak tanımlanır. Çocuklarda en yaygın senkop nedeni vazovagal senkop olsa da aritmi, yapısal kalp hastalığı gibi ciddi bir kardiyak durumun ilk uyarı işareti olabilir. Senkop ile başvuranlarda hayatı tehdit eden nedenleri belirleyebilmek için kapsamlı değerlendirme önerilir. Bu çalışmada senkop ön tanısı ile başvuran hastaların öykü, fizik muayene ve yapılan tetkik sonuçlarını inceleyerek senkop nedenlerini belirlemek hastaların izlemi ve bu hastaların takiplerinde prognozlarının değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Gerekçe yöntem: Eylül 2023 – Haziran 2025 tarihleri arasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Kardiyoloji Bölümü'ne senkop sonrası başvuran hastalar prospektif gözlemsel olarak incelenmiştir. Anamnez, fizik muayene, istenen tetkikler ve tedavi yanıtları veri formuyla toplanmıştır. Demografik veriler, ayrıntılı öykü, fizik muayene bulguları, prodrom bulguları, tetikleyici faktörler kaydedilmiştir. Hastaların günlük uyku süresi ve su tüketim durumları değerlendirilmiştir. 0-18 yaş arası en az bir kez senkop atağı ile başvuran ve en az bir kez kontrol muayene ile değerlendirilen hastalar dahil edilmiştir. Toplam 268 hastaya ait veriler değerlendirildi, kesin tanı konulduktan sonra senkop atağı geçirdiği tespit edilen hastalar kardiyak (n=9) ve nonkardiyak (n=215) olarak iki ayrı gruba ayrılarak ileri analizler yapılmıştır. Hastaların kesin tanıları belirlendikten sonra senkop atağı geçirdiği kabul edilen hastalar en az bir kez kontrol muayenede değerlendirilmiştir. Bulgular: Toplam 268 hasta (%66,8 kadın, ortalama yaş 13,35 ± 3,9 yıl) çalışmaya dahil edilmiştir. Tüm hastalar arasında kardiyak senkop oranı %3,4 (n=9) iken, en sık tanı vazovagal senkop (%65,7) idi. Senkop atağı kabul edilen 224 hasta üzerinden yapılan analizlerde, atakların en sık bir dakikadan kısa sürdüğü ve atak süresi ile tanı grupları arasında anlamlı ilişki olduğu saptanmıştır (p=0,031). Prodromal bulgu varlığı, özellikle bulanık görme, nonkardiyak senkop ile anlamlı düzeyde ilişkili bulunmuştur (p<0,05). Prodromal bulgu yokluğu ise kardiyak senkop açısından uyarıcı bir özellik olarak saptanmıştır (p<0,001). Egzersiz ilişkili senkop kardiyak grupta yaklaşık üç kat daha sık izlenirken, tetikleyici faktör varlığı nonkardiyak senkop grubunda daha yüksek oranda saptanmıştır. Senkop atağı kabul edilen hastaların izleminde nüks oranı nonkardiyak grupta %14,4, kardiyak grupta %22,2 oranında bulunmuştur. Davranışsal tedavi uygulanan hastalarda tekrar atak geçirme oranı %12,1'dir. Nüks gelişen hastaların yaş ortalamasının daha düşük olduğu saptanmıştır (p=0,026). İkiden fazla atak öyküsü (OR=4,124; p<0,001) ve erken yaşta ilk atak (OR=2,759; p=0,019) senkop nüksü için bağımsız risk faktörleri olarak belirlenmiştir. Sonuç: Pediatrik hastalarda senkop çoğunlukla benign bir etiyolojiye bağlı gelişmekle birlikte, kardiyak senkopun erken tanınması hayati önem taşımaktadır. Çalışmamız, prodrom yokluğu ve egzersiz ilişkili atakların kardiyak etiyoloji açısından uyarıcı olduğunu göstermektedir. Senkop sonrası fizik muayene ve elektrokardiyografi temel tarama araçları olarak kullanılmalı, klinik şüphe varlığında ileri tetkikler planlanmalıdır. Nonkardiyak senkopta davranışsal tedavilerin tekrarlayan atakları azaltmada etkili olduğu görülürken, kardiyak grupta nüks oranının yüksek olması bu hastalarda yakın klinik izlemin önemini vurgulamaktadır.
Özet (Çeviri)
Objective: Syncope, the most common reason for pediatric cardiology visits, is defined as a transient loss of consciousness and postural tone due to a sudden decrease in cerebral blood flow. Although vasovagal syncope is the most frequent cause of syncope in children, it can be the first warning sign of a serious cardiac condition such as arrhythmias or structural heart diseases. Comprehensive evaluation is recommended to identify life-threatening causes in patients presenting with syncope. This study aims to determine the etiologies of syncope by examining the history, physical examination, and diagnostic test results, and to evaluate the prognosis during follow-up. Methods: Patients presenting with syncope to the Ankara University Faculty of Medicine, Department of Pediatric Cardiology, between September 2023 and June 2025 were examined in a prospective observational study. Data on medical history, physical examination, diagnostic tests, and treatment responses were collected using a data form. Demographic data, detailed history, physical examination findings, prodromal symptoms, and triggering factors were recorded. The patients' daily sleep duration and water consumption were evaluated. Patients aged 0-18 years who presented with at least one syncope attack and underwent at least one follow-up examination were included. Data from a total of 268 patients were evaluated. After a definitive diagnosis, patients identified as having experienced a syncope attack were divided into two separate groups: cardiac (n=9) and non-cardiac (n=215), and further analyses were performed. Patients considered to have experienced a syncope attack after their definitive diagnosis was determined were evaluated at least once during a follow-up examination. Results: A total of 268 patients (66.8% female, mean age 13.35 ± 3.9 years) were included in the study. Among all patients, the rate of cardiac syncope was 3.4% (n=9), while the most frequent diagnosis was vasovagal syncope (65.7%). In the analyses performed on 224 patients considered to have experienced a syncope attack, it was found that the attacks most frequently lasted less than one minute, and a significant relationship was found between attack duration and diagnostic groups (p=0.031). The presence of prodromal findings, particularly blurred vision, was found to be significantly associated with non-cardiac syncope (p<0.05). The absence of prodromal findings, however, was identified as a warning sign for cardiac syncope (p<0.001). Exertional syncope was observed approximately three times more frequently in the cardiac group, while the presence of triggering factors was more prevalent in the non-cardiac syncope group. In patients diagnosed with a syncope attack, the recurrence rate was 14.4% in the non-cardiac group and 22.2% in the cardiac group. The recurrence rate was 12.1% in patients who received behavioral therapy. The average age of patients experiencing recurrence was found to be lower (p=0.026). A history of more than two attacks (OR=4.124; p<0,001) and first attack at a young age (OR=2.759; p=0,019) were identified as independent risk factors for syncope recurrence. Conclusion: Syncope in pediatric patients is mostly due to a benign etiology, early recognition of cardiac syncope is vital. Our study shows that the absence of a prodromal phase and exertional attacks are indicative of cardiac etiology. Physical examination and electrocardiography should be used as basic screening tools after syncope, and further investigations should be planned if clinical suspicion exists. While behavioral therapies are effective in reducing recurrent attacks in non-cardiac syncope, the high recurrence rate in the cardiac group emphasizes the importance of close clinical monitoring in these patients.
Benzer Tezler
- Varis dışı üst gastrointestinal sistem kanamalarında demografik özellikler, etyoloji,risk faktörleri ve prognoza etkileri
Demographic features, etiology, risk factors of non variceal upper gastrointestinal bleeding and its effect on prognosis
ÇİĞDEM ERHAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2011
GastroenterolojiKahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. BÜLENT KANTARÇEKEN
- Varis dışı üst gastrointestinal sistem kanamalı hastaların analizi
Analysis of the patients with non-variceal upper gastrointestinal bleeding
GÜLALİ AKTAŞ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2008
GastroenterolojiOndokuz Mayıs ÜniversitesiDahiliye Ana Bilim Dalı
PROF. DR. AHMET BEKTAŞ
- COVİD-19 pandemisi sonrası 1 yıllık dönemde göğüs ağrısı, çarpıntı ve senkop ile başvuran çocuklarda holter monitorizasyon sonuçlarının değerlendirilmesi
Evaluation of holter monitoring results in children presenting with chest pain, palpitations and syncope in the post–COVID-19 pandemic period
ASLI URUNCA
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2026
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. AYŞE ESİN KİBAR GÜL
- Çocuk acil servise epileptik nöbet ile başvuran hastaların ayırıcı tanısında laktat ve perfüzyon indeksi yerinin değerlendirilmesi
Evaluation of lactate and perfusion index in the differential diagnosis of patients applied to the pediatric emergency service with epileptic seizures
CİHAN AYDENİZ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2024
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. SİNEM SARI GÖKAY
- Uzun QT Sendromu olan ve senkop öyküsü olan çocuk hastalarda postürün ventrikül repolarizasyon parametreleri üzerine etkileri
Effects of posture on ventricular repolarization parameters in children with Long QT Syndrome and syncope history
AYŞE KANDEMİR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2024
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıManisa Celal Bayar ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. FATOŞ ALKAN