Polisitemia vera tanısında düşürülen hemoglobin eşik değerinin tanıya katkısının değerlendirilmesi
Evaluation of the contribution of lowered hemoglobin thresholds to the diagnosis of polycythemia vera
- Tez No: 1009360
- Danışmanlar: DOÇ. DR. ERMAN ÖZTÜRK
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: İç Hastalıkları, Internal diseases
- Anahtar Kelimeler: Polisitemia Vera, WHO tanı kriterleri, pozitif prediktif değer, maliyet-etkililik analizi, JAK2 mutasyonu, Polycythemia vera, WHO diagnostic criterias, positive predictive value, cost-effectiveness, JAK2 mutation
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: İstanbul Medeniyet Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Bu çalışmada 2016 WHO Polisitemia Vera (PV) tanı kriterlerinde hemoglobin eşik değerlerinin düşürülmesinin tarama kapsamı, tanısal performans, tanısal maliyet yükü ve 2008 WHO kriterleriyle karşılaştırmalı maliyet-etkinliği üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. İstanbul Medeniyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji polikliniğine 2023–2025 yılları arasında başvuran, WHO 2016 hemoglobin eşik değerlerini (erkek ≥16,5 g/dL; kadın ≥16,0 g/dL) karşılayan 666 hasta retrospektif olarak incelendi. Aynı popülasyon WHO 2008 kriterleri esas alınarak yeniden değerlendirildi (n=73). Tanısal performans pozitif prediktif değer (PPV) üzerinden, ekonomik analiz ise artımlı maliyet-etkililik oranı (ICER) ile yapıldı. WHO 2016 kriterlerinin uygulanmasıyla tarama kapsamı WHO 2008'e kıyasla yaklaşık 9 kat genişledi. PV tanısı açısından PPV, WHO 2016 grubunda %10,7 iken WHO 2008 grubunda %28,8 olarak hesaplandı (p<0,001). PPV kadın hastalarda erkeklere kıyasla belirgin biçimde yüksek (%27,4'e karşı %8,9; p<0,001) ve yaş arttıkça anlamlı düzeyde yükselen bir eğilim sergiledi; ≥60 yaş grubunda %20,7'ye ulaştı (p<0,001). JAK2 V617F mutasyon pozitifliği, WHO 2008 kriterlerini karşılayan alt kümede WHO 2016 popülasyonuna kıyasla istatistiksel olarak anlamlı biçimde daha yüksek saptandı (χ²=9,12; p=0,003). PV tanısı alan ve almayan hastalar karşılaştırıldığında ise JAK2 V617F pozitifliğinin PV tanısıyla çok güçlü bir ilişki gösterdiği görüldü (OR: 51,71; %95 GA: 20,78–128,70; p<0,001). WHO 2008 kriterlerine göre tanı alan hastalarda 3, WHO 2016 kriterlerine göre tanı alan hastalarda ise 10 tromboz olgusu saptandı; gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamakla birlikte (p=1,00), mutlak tromboz sayısındaki artış klinik açıdan anlamlı bir risk profilini düşündürdü. Toplam tanısal maliyet WHO 2016 grubunda belirgin biçimde yüksek olmakla birlikte (1.037.001,62 TL'ye karşı 172.680,85 TL), hasta başına ortalama maliyet WHO 2016 grubunda anlamlı şekilde düşük bulundu (1.557,65 TL'ye karşı 2.366,86 TL; p<0,001). Bu fark, WHO 2008 kriterlerini karşılayan alt grupta JAK2 mutasyon analizi ve kemik iliği biyopsisi uygulanma oranlarının daha yüksek olmasıyla ilişkiliydi (p<0,05). ICER analizi ise her ek PV tanısı için 17.286 TL artımlı maliyet gerektiğini ortaya koydu. Bu bulgular ışığında WHO 2016 tanı kriterleri, PV tanısında duyarlılığı artırarak erken evre olguları yakalamakta ve tromboz riski taşıyan klinik açıdan anlamlı hastaları tanı kapsamına almaktadır. Bununla birlikte pozitif prediktif değerde belirgin düşüşe yol açmakta; özellikle genç erkek popülasyonunda gereksiz ileri tetkik riskini artırmaktadır. Demografik özelliklerin gözetilerek ileri tanısal testlerin daha hedefli uygulanması, hem tanısal özgüllüğü hem de kaynak kullanım verimliliğini artırabilir. WHO 2016 kriterleri,“daha etkili ancak daha maliyetli”bir strateji olarak değerlendirilmektedir.
Özet (Çeviri)
This study aimed to evaluate the impact of lowered hemoglobin thresholds in the 2016 World Health Organization (WHO) diagnostic criteria for polycythemia vera (PV) on screening scope, diagnostic performance, diagnostic cost burden, and cost-effectiveness compared with the 2008 WHO criteria. A total of 666 patients who met the 2016 WHO hemoglobin thresholds (men ≥16.5 g/dL; women ≥16.0 g/dL) and were admitted to the Hematology outpatient clinic of Istanbul Medeniyet University between 2023 and 2025 were retrospectively analyzed. The same population was re-evaluated according to the 2008 WHO criteria (n=73). Diagnostic performance was assessed using positive predictive value (PPV), and economic evaluation was performed using incremental cost-effectiveness ratio (ICER). Application of the 2016 WHO criteria expanded the screening population approximately ninefold compared to the 2008 criteria. The PPV for PV diagnosis was 10.7% in the 2016 group and 28.8% in the 2008 group (p<0.001). PPV was significantly higher in females than males (27.4% vs. 8.9%, p<0.001) and increased with age, reaching 20.7% in patients aged ≥60 years (p<0.001). JAK2 V617F mutation positivity was significantly higher in the subgroup meeting the 2008 criteria compared to the overall 2016 cohort (χ²=9.12; p=0.003). A strong association was observed between JAK2 V617F positivity and PV diagnosis (OR: 51.71; 95% CI: 20.78–128.70; p<0.001). Thrombotic events were observed in 3 patients diagnosed according to the 2008 criteria and 10 patients diagnosed according to the 2016 criteria; although the difference was not statistically significant (p=1.00), the increase in absolute numbers suggested a clinically relevant risk profile. Total diagnostic cost was substantially higher in the 2016 group (1,037,001.62 TL vs. 172,680.85 TL), whereas the mean cost per patient was significantly lower (1,557.65 TL vs. 2,366.86 TL; p<0.001). This difference was associated with higher rates of JAK2 mutation testing and bone marrow biopsy in patients meeting the 2008 criteria (p<0.05). ICER analysis demonstrated an incremental cost of 17,286 TL per additional PV diagnosis. In conclusion, the 2016 WHO criteria improve sensitivity and enable earlier detection of clinically significant PV cases, including those at risk for thrombosis. However, they are associated with a marked decrease in PPV and may increase unnecessary diagnostic procedures, particularly in younger male patients. A more targeted use of advanced diagnostic tests based on demographic characteristics may improve both diagnostic specificity and resource utilization efficiency. Overall, the 2016 WHO criteria can be considered a more effective but more costly diagnostic strategy.
Benzer Tezler
- Primer ve sekonder polistemili, esansiyel trombositozlu hastalarda matriks metalloproteinaz 2, 3, 9,10,13 düzeylerinin karşılaştırılması
Comparison of matrix metalloproteinase 2, 3, 9,10,13 levels in patients with primary and secondary polycythemia and essential thrombocytosis
SENEM MARAL
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2011
HematolojiFatih Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ALİ KOŞAR
- RBC/PLT ve RDW/ PLT oranı'nın primer ve sekonder polisitemi tanılı hastaların ayırımında klinik rolü var mıdır?
Is there a clinical role of RBC/PLT and RDW/ PLT ratios in differentiating patients diagnosed with primary and secondary polycythemia
AHMET DOĞRUOĞLU
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
İç HastalıklarıAfyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ MUSTAFA DURAN
- Myeloproliferatif neoplazmlarda JAK2 mutasyonu ve klinik özellikler
Clinical findings and JAK2 mutation on myeloproliferative diseases
AYŞE KEVSER DEMİR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2010
HematolojiOndokuz Mayıs ÜniversitesiDahiliye Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MEHMET TURGUT
- Kronik myeloproliferatif hastalıklarda JAK-2 mutasyonu sıklığı ve laboratuvar bulguları ile ilişkisi
The prevalance of JAK-2 mutation in chronic myeloproliferative diseases and correlation of laboratory findings
ERHAN AYDIN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2010
HematolojiDicle Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ORHAN AYYILDIZ
- Miyeloproliferatif hastalıklarda JAK2 mutasyonu ve klinik bulgular
JAK2 mutation in myeloproliferative disorders and clinical features
ERTUĞRUL ERKEN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2008
HematolojiÇukurova Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. EMEL GÜRKAN