Geri Dön

SİSTEMİK TEDAVİ UYGULANACAK ATOPİK DERMATİTLİ HASTALARDA IL-31 DÜZEYLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: TEDAVİ ÖNCESİ VE SONRASI DEĞİŞİMİN SAĞLIKLI KONTROLLERLE KARŞILAŞTIRILMASI

SİSTEMİK TEDAVİ UYGULANACAK ATOPİK DERMATİTLİ HASTALARDA IL-31 DÜZEYLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: TEDAVİ ÖNCESİ VE SONRASI DEĞİŞİMİN SAĞLIKLI KONTROLLERLE KARŞILAŞTIRILMASI

  1. Tez No: 1011104
  2. Yazar: ZEYNEP CANSU DÜNDAR
  3. Danışmanlar: PROF. DR. ZAFER TÜRKOĞLU
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Dermatoloji, Dermatology
  6. Anahtar Kelimeler: Atopik dermatit, interlökin-31, pruritus, biyobelirteç, sistemik tedavi, Atopic dermatitis, interleukin-31, pruritus, biomarker, systemic treatment
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: Hamidiye Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Dermatoloji Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Tıp Eğitimi Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

ÖZET Sistemik Tedavi Uygulanacak Atopik Dermatitli Hastalarda IL-31 Düzeylerinin Değerlendirilmesi: Tedavi Öncesi ve Sonrası Değişimin Sağlıklı Kontrollerle Karşılaştırılması Amaç: Bu çalışmada, sistemik tedavi başlanan atopik dermatit (AD) hastalarında serum interlökin-31 (IL-31) düzeylerinin tedavi öncesi ve sonrası değişiminin değerlendirilmesi; bu düzeylerin hastalık şiddeti, kaşıntı şiddeti ve sistemik inflamatuar belirteçlerle ilişkisinin araştırılması amaçlandı. Ayrıca serum IL- 31 düzeyinin, AD olgularını kontrol grubundan ayırt etmedeki performansının incelenmesi hedeflendi. Gereç ve Yöntem: Prospektif, tek merkezli, gözlemsel vaka-kontrol çalışmasına, sistemik tedavi (siklosporin, dupilumab, upadasitinib veya abrositinib) başlanan 32 AD hastası ile yaş ve cinsiyet uyumlu 27 sağlıklı kontrol dahil edildi. Hasta grubunda tedavi öncesi ve 3. ayda; klinik şiddet skorları [Egzama Alan ve Şiddet İndeksi (EASI), Sayısal Derecelendirme Ölçeği (NRS)], laboratuvar parametreleri [eozinofil, nötrofil/lenfosit oranı (NLR), eozinofil/lenfosit oranı (ELR), total immünoglobulin E (IgE), ortalama trombosit hacmi (MPV)] ve serum IL-31 düzeyleri değerlendirildi. Ayrıca vücut kitle indeksi (VKİ) ile hastalık başlangıç fenotiplerinin IL-31 dinamikleri üzerindeki etkisi analiz edildi. Verilerin analizinde parametrik olmayan testler, korelasyon analizleri ve ROC analizi kullanıldı. Bulgular: Çalışmada, AD grubunda bazal serum IL-31 düzeylerinin kontrol grubuna kıyasla anlamlı derecede yüksek olduğu belirlendi (p<0,001). ROC analizinde, IL-31'in 69,33 pg/mL kesme noktasında AD olgularını sağlıklı kontrollerden ayırt etmede anlamlı bir performans gösterdiği saptandı (AUC=0,851; duyarlılık %87,5; özgüllük %66,7). Bazal IL-31 düzeylerinin hastalık şiddetiyle ilişkili olduğu, hafif şiddetli olgularda orta ve ağır gruplara göre anlamlı düzeyde daha düşük seyrettiği görüldü (p=0,015). Sistemik tedavi sonrasında 3. ayda IL-31 düzeylerinde anlamlı azalma saptanırken (p=0,001), bazal ölçümlerin aksine IL-31 düzeylerindeki değişim miktarının (ΔIL-31) kaşıntı şiddetindeki iyileşme (ΔNRS) ile anlamlı pozitif x korelasyon gösterdiği belirlendi (r=0,412; p=0,024). Fenotipik analizlerde, erişkin başlangıçlı AD grubunda IL-31 düzeylerindeki azalmanın daha belirgin olduğu bulundu (p=0,029). Tedavi ajanları arasında IL-31 düzeylerindeki azalma açısından anlamlı fark saptanmadı (p=0,830). Ayrıca VKİ artışının hem ΔIL-31 (r=-0,456; p=0,009) hem de ΔEASI (r=-0,377; p=0,033) ile negatif korelasyon göstermesi, yüksek VKİ'nin daha sınırlı biyokimyasal ve klinik tedavi yanıtı ile ilişkili olabileceğini düşündürdü. Sonuç: Serum IL-31 düzeyi, atopik dermatitte tek zamanlı statik bir ölçümden ziyade, tedavi sürecindeki dinamik değişimiyle nöroimmün pruritus yanıtını ve sistemik tedaviye verilen yanıtı yansıtabilen potansiyel bir biyobelirteç olarak değerlendirilebilir. Bazal IL-31 düzeylerinin AD grubunda anlamlı derecede yüksek bulunması ve hastaları sağlıklı kontrollerden ayırt etmedeki anlamlı performansı, bu sitokinin klinik açıdan önemli olabileceğini desteklemektedir. Tedaviyle IL-31 düzeylerindeki azalmanın kaşıntı şiddetindeki iyileşme ile korele olması, IL-31'in hastalık izlemi açısından yardımcı bir biyolojik gösterge olabileceğini düşündürmektedir. Ayrıca yüksek vücut kitle indeksinin ve erken başlangıçlı fenotipin daha sınırlı biyokimyasal yanıt ile ilişkili bulunması, AD yönetiminde immünolojik hedeflerin yanı sıra metabolik ve fenotipik özelliklerin de dikkate alındığı kişiselleştirilmiş yaklaşımların önemine işaret etmektedir.

Özet (Çeviri)

ABSTRACT Evaluation of IL-31 Levels in Patients with Atopic Dermatitis Undergoing Systemic Therapy: Comparison of Pre- and Post- treatment Changes with Healthy Controls Objective: This study aimed to evaluate pre- and post-treatment changes in serum interleukin-31 (IL-31) levels in patients with atopic dermatitis (AD) initiating systemic therapy and to investigate the relationship of these levels with disease severity, pruritus intensity, and systemic inflammatory markers. In addition, the performance of serum IL-31 levels in discriminating patients with AD from healthy controls was examined. Materials and Methods: This prospective, single-center, observational case- control study included 32 patients with AD who were initiated on systemic therapy (cyclosporine, dupilumab, upadacitinib, or abrocitinib) and 27 age- and sex-matched healthy controls. In the patient group, clinical severity scores [Eczema Area and Severity Index (EASI) and Numerical Rating Scale (NRS)], laboratory parameters [eosinophil count, neutrophil-to-lymphocyte ratio (NLR), eosinophil-to-lymphocyte ratio (ELR), total immunoglobulin E (IgE), and mean platelet volume (MPV)], and serum IL-31 levels were evaluated at baseline and at month 3. The effects of body mass index (BMI) and disease-onset phenotypes on IL-31 dynamics were also analyzed. Data were analyzed using non-parametric tests, correlation analyses, and ROC analysis. Results: Baseline serum IL-31 levels were significantly higher in the AD group than in the control group (p<0.001). ROC analysis showed that IL-31 had significant discriminatory performance for distinguishing patients with AD from healthy controls at a cut-off value of 69.33 pg/mL (AUC=0.851; sensitivity 87.5%; specificity 66.7%). Baseline IL-31 levels were significantly lower in patients with mild disease than in those with moderate and severe disease (p=0.015). Although IL-31 levels decreased significantly at month 3 following systemic therapy (p=0.001), unlike baseline static measurements, the magnitude of change in IL-31 levels (ΔIL-31) showed a significant positive correlation with improvement in pruritus intensity xii (ΔNRS) (r=0.412; p=0.024). In phenotypic analyses, the decrease in IL-31 levels was more pronounced in the adult-onset AD group (p=0.029). No significant difference was found among treatment agents in terms of reduction in IL-31 levels (p=0.830). In addition, the negative correlations of increasing BMI with both ΔIL-31 (r=-0.456; p=0.009) and ΔEASI (r=-0.377; p=0.033) suggested that higher BMI might be associated with a more limited biochemical and clinical treatment response. Conclusion: Rather than a single static measurement, serum IL-31 may be considered a potential biomarker reflecting neuroimmune pruritus response and response to systemic therapy through its dynamic changes during treatment. The significantly elevated baseline IL-31 levels in the AD group and its discriminatory performance in distinguishing patients from healthy controls support the potential clinical relevance of this cytokine. The correlation between the decrease in IL-31 levels and improvement in pruritus suggests that IL-31 may serve as a complementary biological indicator for disease monitoring. Furthermore, the association of higher BMI and early-onset phenotype with a more limited biochemical response highlights the importance of personalized approaches that also take metabolic and phenotypic characteristics into account in the management of AD.

Benzer Tezler

  1. İnek sütü protein alerjisi şüphesi olan hastaların değerlendirilmesi

    Evaluation of patients suspected of having cow's milk protein allergy

    TURKAN OJAKHVERDIEVA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2026

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıEge Üniversitesi

    Çocuk Alerji ve İmmünoloji Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. HANDAN DUMAN ŞENOL

  2. Yenidoğan döneminde ihtiyaç duyulan solunum desteğinin tekrarlayan akciğer hastalıklarına ve alerjik hastalıklara etkisinin araştırılması

    Investigation of allergy and asthma susceptibility of patients receiving respiratory support in neonatal period

    AYTEN YILDIZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıKahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. MEHMET YAŞAR ÖZKARS

  3. Ratlarda intratestiküler uygulanacak kemoterapi ile sistemik kemoterapi uygulaması arasında, sentinel lenf nodlarında konsantrasyon ve doz farkı var mıdır?

    Is there any consantration difference between intratesticular and systemic chemotherapy applications, in the retroperitoneal sentinel lymph nodes?

    MURAT ZOR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2010

    ÜrolojiGata

    Üroloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. İBRAHİM YILDIRIM

  4. Kronik spontan ürtikerli hastalarda fcer1a gen polimorfizminin prevalansı ve omalizumab tedavi yanıtlarına etkisi

    The prevalance of fcer1a gene polymorphism in patients with chronic spontaneous urticaria and its effect on omalizumab treatment responses

    ECE NUR DEĞİRMENTEPE

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2018

    DermatolojiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ÖZGÜR EMEK KOCATÜRK GÖNCÜ

  5. Bebeklik döneminde besin ilişkili alerji tanısı alan ve tedavide eliminasyon diyeti uygulanan çocukların başvuru anında ve takip süresi sonunda büyüme ve gelişmelerinin değerlendirilmesi

    Evaluation of the growth and development of children who diagnosed food-related allergy in infant period and was applied to the treatment of an elimination diet, at the time of application and after the follow-up period

    GÖKHAN BİRŞEN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. GÜNSEL KUTLUK