Geri Dön

Postnatal dönemde kiloya göre ve kolostrum volümüne göre uygulanan beslenme desteğinin emzirmeye geçiş süreci ve erken dönem kilo değişimi üzerine etkisi

Effects of weight-based versus colostrum volume-based feeding support in the postnatal period on transition to breastfeeding and early neonatal weight changes

  1. Tez No: 1014521
  2. Yazar: SEREN KARACİĞER
  3. Danışmanlar: PROF. DR. NİLGÜN ALTUNTAŞ
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Child Health and Diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Yenidoğan, kolostrum, emzirme, beslenme desteği, kilo kaybı, LATCH skoru, Bebek-yenidoğmuş, Newborn, colostrum, breastfeeding, feeding support, weight loss, LATCH score, Infant-newborn
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

ÖZET Amaç: Erken postnatal dönemde bazı yenidoğanlara süt yetersizliği ve aşırı kilo kaybı nedeni ile formül mama başlanması gerekmektedir. Verilecek mama hacmi sıklıkla bebeğin kilosuna göre hesaplanmaktadır. Ancak bu volümün kolostrum miktarı kadar yapılmasının daha uygun olacağına dair öneriler bulunmaktadır. Bu çalışmada, bu iki yaklaşımın emzirme başarısı, kilo değişimi ve erken dönem klinik sonuçlar üzerindeki etkilerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Prospektif randomize olarak planlanan bu çalışmaya erken postnatal dönemde beslenme desteği verilmesi planlanan 60 sağlıklı term yenidoğan dahil edilmiştir. Yenidoğanlar 2 guruba randomize edilmiştir. (Grup A, Grup B) Grup A'ya verilecek formül mama volümü kiloya, Grup B'ye verilecek formül mama miktarı kolostrum miktarlarına göre yapılmış ve gruplar emzirme başarısı açısından karşılaştırılmıştır. Bulgular: Grup B'de günlük emzirme sıklığı daha yüksek bulunurken (p<0,001), günlük mama miktarının daha az olduğu belirlenmiştir (p<0,001). Doğum sonrası ilk 24 saatte LATCH skorları açısından gruplar arasında anlamlı fark saptanmamış; ancak 24–48 saat döneminde ve taburculuk sırasında Grup B'de LATCH skorlarının daha yüksek olduğu görülmüştür (sırasıyla p=0,012 ve p=0,040). Kilo kaybı yüzdeleri açısından hastane yatış sürecinde gruplar arasında anlamlı fark saptanmamıştır (p>0,05). Bununla birlikte Grup B'de 10. günde kilo kaybı oranı daha düşük (p=0,019) bulunmuştur. Yine 10.günde doğum kilosuna ulaşma oranı Grup B'de daha yüksek olmasına rağmen bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Sadece anne sütü ile beslenmeye geçiş süresi Grup B'de anlamlı olarak daha kısa bulunmuştur (p=0,027). Bununla birlikte Grup B'de 10.günde başarılı emzirme daha yüksek olmasına karşın fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p>0,05) Sonuç: Çalışmamızın bulguları, kolostrum hacmine göre planlanan beslenme desteğinin erken dönemde emzirme sıklığını artırdığını, LATCH skorlarını iyileştirdiğini ve yalnızca anne sütü ile beslenmeye geçiş süresini kısalttığını göstermektedir. Bu sonuçlar, kolostrum hacimlerine dayalı besleme yaklaşımının emzirmeyi destekleyebileceğini düşündürmektedir. Kesin bir yargıya varabilmek için yüksek popülasyonlu randomize çalışmalara ihtiyaç vardır.

Özet (Çeviri)

ABSTRACT Objective: In the early postnatal period, some newborns require formula supplementation due to insufficient breast milk intake and excessive weight loss. The volume of supplementation is commonly calculated according to the infant's body weight. However, it has been suggested that supplementation volumes similar to physiological colostrum amounts may be more appropriate. This study aimed to compare the effects of these two approaches on breastfeeding success, weight changes, and early clinical outcomes. Methods: This prospective randomized study included 60 healthy term newborns who required feeding support during the early postnatal period. The newborns were randomly assigned into two groups (Group A and Group B). In Group A, the volume of formula supplementation was calculated according to the infant's body weight, while in Group B the supplementation volume was determined based on estimated colostrum amounts. The groups were compared in terms of breastfeeding success and clinical outcomes. Results: The frequency of daily breastfeeding was significantly higher in Group B (p<0.001), while the daily amount of formula supplementation was significantly lower (p<0.001). There was no significant difference between the groups in LATCH scores within the first 24 hours after birth; however, LATCH scores were significantly higher in Group B during the 24–48 hour period and at discharge (p=0.012 and p=0.040, respectively). No significant difference was observed between the groups regarding percentage of weight loss during the hospital stay (p>0.05). However, the weight loss rate on day 10 was lower in Group B (p=0.019). Although the proportion of infants who regained their birth weight by day 10 was higher in Group B, the difference was not statistically significant. The transition time to exclusive breastfeeding was significantly shorter in Group B (p=0.027). Although the rate of successful breastfeeding on day 10 was higher in Group B, this difference did not reach statistical significance (p>0.05). Conclusion: Our findings suggest that supplementation volumes planned according to colostrum physiology increase breastfeeding frequency in the early period, improve LATCH scores, and shorten the transition time to exclusive breastfeeding. These results indicate that a colostrum-based feeding approach may support breastfeeding. Larger randomized controlled studies are needed to draw definitive conclusions.

Benzer Tezler

  1. Mikrosefaliye etiyolojik yaklaşım ve mikrosefalisi saptanan hastaların serum magnezyum düzeyi tayini ölçümü

    Etiological approach to mi̇crocephaly and serum magnesi̇um level determinati̇on of pati̇ents wi̇th mi̇crocephaly

    MERVE ÇAKMAK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. HASAN ÖNAL

  2. Behavioral and genetic evaluation of the effect of prenatal stress on functional cerebral asymmetries in rats

    Ratlarda prenatal stresin fonksiyonel serebral asimetri üzerindeki etkisinin davranışsal ve genetik açıdan değerlendirilmesi

    SEVİM ISPARTA

    Doktora

    İngilizce

    İngilizce

    2023

    Veteriner HekimliğiAnkara Üniversitesi

    Genetik Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. BENGİ ÇINAR KUL

    PROF. DR. ONUR GÜNTÜRKÜN

  3. Yenidoğan bebeklerdeki grelin düzeylerinin intrauterin büyümeyle ilişkisi

    Relationship between ghrelin levels and intrauterine gowth in newborn infants

    ŞAHİN HAMİLÇIKAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2010

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıklarıİstanbul Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MEHMET VURAL

  4. Gebelikteki kilo artışının perinatal ve neonatal sonuçlarla olan ilişkisinin değerlendirilmesi

    Evaluation of the relationship between perinatal and neonatal results and weight gain in pregnancy

    PINAR KUMRU

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2018

    Kadın Hastalıkları ve DoğumMarmara Üniversitesi

    Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. SİBEL SAKARYA

  5. Kord kanı bisfenol A ve vitamin D düzeyleri arasındaki ilişki

    The relationship between cord blood bisphenol A and vitamin D levels

    FATMA PINAR TABANLI

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıHacettepe Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. KADRİYE YURDAKÖK