Geri Dön

Membranöz üretra uzunluğunun radikal prostatektomi sonrası komplikasyon gelişimine etkisi

The effect of membranous urethral length on the development of complications following radical prostatectomy

  1. Tez No: 1014677
  2. Yazar: ALİ ÇAĞLAR TURGUT
  3. Danışmanlar: PROF. DR. MUSTAFA HARMAN
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Radyoloji ve Nükleer Tıp, Radiology and Nuclear Medicine
  6. Anahtar Kelimeler: Prostat, manyetik rezonans görüntüleme, üretra, prostatektomi, inkontinans, erektil disfonksiyon, Prostate, magnetic resonance imaging, urethra, prostatectomy, urinary incontinence, erectile dysfunction
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Ege Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Radyoloji Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Bu çalışmada, radikal prostatektomi sonrası fonksiyonel sonuçların öngörülmesinde preoperatif multiparametrik MRG'den türetilen anatomik ölçümlerin değerinin, özellikle membranöz üretra uzunluğunun (MÜU) birincil belirteç olarak prognostik gücünün ve klinik uygulanabilirliğinin belirlenmesi öncelikli amaçtır. Ayrıca, prostatik üretral açı, prostat hacmi, pelvik kas kalınlıkları (levator ani ve internal obturator), tümör yerleşimi (zonal ve düzeysel), görüntü kalitesi (PI-QUAL v2), manyetik alan gücü (1,5 T/3 T) ve cerrahi yaklaşımın kontinans ile erektil fonksiyon üzerindeki etkilerinin incelenmesi, MÜU ve ilişkili değişkenler için klinikte kullanılabilir eşik değerlerin ROC analiziyle saptanması ve çok değişkenli modellerle bağımsız öngördürücü değişkenlerin tanımlanarak preoperatif danışmanlıkta kullanılabilir bir risk katmanlama çerçevesinin oluşturulması da amaçlanmıştır. 9 Gereç ve Yöntem: Şubat 2025-Temmuz 2025 arasında kalan 6 aylık dönemde Ege Üniversitesi Hastanesi Radyoloji Anabilim Dalı'nda yürütülen bu tek merkezli, retrospektif çalışmaya, preoperatif multiparametrik MRG'si mevcut olan ve radikal prostatektomi işlemi uygulanmış 252 ardışık olgu dahil edilmiştir. Birincil belirteç değişken olarak membranöz üretra uzunluğu (MÜU) önceden belirlenmiş; ikincil değişkenler ise prostatik üretral açı, prostat hacmi, levator ani ve internal obturator kas kalınlıkları, tümörün zonal (periferik/transizyonel) ve düzeysel (apeks/midgland/bazis) yerleşimi, görüntü kalitesi (PI-QUAL v2) ve manyetik alan gücü (1,5 T/3 T) ile klinikopatolojik kovaryatlardan ibaret idi. Bu çalışmada değerlendirmeye alınmış molan iki ana sonuç ameliyat sonrası idrar kaçırma (inkontinans) ve erektil disfonksiyondur. Tüm ölçümler standart anatomik düzlemlerde yapılmış ve değerlendirmeler tutarlı bir protokole göre yürütülmüştür. İstatistiksel plan, dağılıma uygun parametrik/non-parametrik grup karşılaştırmaları (ANOVA veya Kruskal–Wallis, gerekli yerlerde post-hoc), ki-kare/Fisher testleri, korelasyon analizleri, çok değişkenli lojistik regresyon ve ROC analizlerini (Youden indeksi, AUC ve % 95 GA) içermiş olup, iki yönlü p<0,05 anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: MÜU ile inkontinans arasında güçlü ilişki mevcut olup, % 6,7 olarak saptanmıştır (p<0,001). ROC analizi de 13,55 mm için klinikte uygulanabilir bir eşik göstermiştir (yüksek duyarlılık ve kabul edilebilir özgüllük). Levator ani kalınlığı ile erektil disfonksiyon arasında da anlamlı ilişki saptanmıştır (p≈0,001); yine internal obturator kalınlığı ve prostatik üretral açı arasındaki ilişki de anlamlı bulunmuştur. Düzeysel yerleşim yönünden yapılan değerlendirmede ise, midgland ve bazis yerleşimi ile komplikasyon arasında anlamlı ilişki saptanırken, apeks yerleşimi ile komplikasyon arasında anlamlı bir ilişkinin sözkonusu olmadığı saptanmıştır. PI-QUAL v2 ile komplikasyon görülme sıklığı arasında da anlamlı ilişki bulunmamıştır. MRG incelemesi 3 T manyetik alan gücündeki cihazlarda gerçekleştirilen hastalarda komplikasyon oranı 1,5 T cihazlarda gerçekleştirilenlere göre daha düşük olma eğilimi göstermekle birlikte, küçük hücre sayıları nedeniyle bu bulgu temkinli yorumlanmıştır. Sonuç: Elde edilen bulgulara göre, preoperatif MÜU, RP sonrası özellikle kontinans açısından güçlü ve pratik bir belirteç olup, 13,55 mm kesim değeri preoperatif danışmanlıkta karar desteği sağlayabileceği açıktır. Levator ani kalınlığı erektil sonuçlar için uyarıcı bir gösterge olmakla birlikte, görüntü kalitesi tek başına belirleyici değildir. Böylece, MÜU merkezli nicel risk katmanlaması yaklaşımını destekleyici olacağı sonucuna varılmıştır. 10

Özet (Çeviri)

Objective: The primary aim of this study was to determine the value of anatomical measurements derived from preoperative multiparametric MRI (mpMRI) in predicting functional outcomes after radical prostatectomy (RP), with particular emphasis on evaluating the prognostic performance and clinical applicability of membranous urethral length (MUL) as the primary marker. Secondary objectives were to investigate the effects of the prostatic urethral angle, prostate volume, pelvic muscle thickness (levator ani and internal obturator), tumor location (zonal and craniocaudal level), image quality (PI-QUAL v2), magnetic field strength (1.5 T vs 3 T), and surgical approach on continence and erectile function; to identify clinically usable cut-off values for MUL and related variables using receiver operating characteristic (ROC) analysis; and to construct a risk stratification framework suitable for preoperative counseling by defining independent predictors through multivariable models. Materials and Methods: This single-center, retrospective study was conducted at the Department of Radiology, Ege University Hospital, and included 252 consecutive patients who underwent RP and had available preoperative mpMRI. MUL was predefined as the primary marker. Secondary variables comprised the prostatic urethral angle, prostate volume, levator ani and internal obturator muscle thickness, tumor zonal location (peripheral vs transitional zone) and level-based location (apex, midgland, base), image quality (PI-QUAL v2), magnetic field strength (1.5 T vs 3 T), and selected clinicopathological covariates. The two principal postoperative outcomes were urinary incontinence and erectile dysfunction. All measurements were performed on standard anatomical planes, and image assessments were conducted according to a consistent protocol. The statistical analysis plan included distribution-appropriate parametric/non-parametric group comparisons (ANOVA or Kruskal–Wallis with post-hoc tests where applicable), chi-square/Fisher's exact tests, correlation analyses, multivariable logistic regression, and ROC analyses (Youden index, AUC, and 95% confidence intervals). All tests were two-sided, and p<0.05 was considered statistically significant. .Results: MUL demonstrated a strong association with postoperative urinary incontinence, with an incidence of 6.7% (p<0.001). ROC analysis identified 13.55 mm as a 11 clinically applicable cut-off, yielding high sensitivity with acceptable specificity. A significant association was also found between levator ani thickness and erectile dysfunction (p≈0.001). Additionally, the relationship between internal obturator thickness and the prostatic urethral angle was statistically significant. With respect to level-based tumor location, midgland and base involvement were significantly associated with postoperative complications, whereas no significant association was observed for apical involvement. No significant association was found between PI-QUAL v2 and complication frequency. Although complication rates tended to be lower in patients imaged on 3 T scanners compared with 1.5 T scanners, this finding was interpreted cautiously due to small cell counts. Conclusion: Preoperative MUL is a robust and clinically practical marker—particularly for predicting post-RP continence—and a threshold of 13.55 mm appears to provide decision support for preoperative counseling. While levator ani thickness may serve as an informative indicator for erectile outcomes, image quality alone does not appear to be a sole determinant. Overall, these findings support a quantitative risk stratification approach centered on MUL.

Benzer Tezler

  1. Multiparametrik prostat manyetik rezonansgörüntülemede membranöz üretra uzunluğunun ve robot yardımlılaparoskopik radikal prostatektomide ölçülen üretra uzunluğunun ürinerkontinans üzerine etkisi.

    The impact of membranous urethral lengthmeasured by multiparametric prostate magnetic resonance imaging andurethral length measured during robot-assisted laparoscopic radicalprostatectomy on urinary continence.

    PARVIZ SHAHSUVARLI

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    ÜrolojiHacettepe Üniversitesi

    Üroloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MUSTAFA SERTAÇ YAZICI

  2. Üretra darlığı hastalarında internal üretrotomi operasyonu sonrası üretral kateterin kalma süresinin üretra darlığı rekürrensi üzerine etkisi

    The effect of urethral catheter remaining time on the recurrence of urethral stricture in patients with urethral stricture after internal urethrotomy operation

    DOĞUCAN NURİ UĞUR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    ÜrolojiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Üroloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. TURGAY EBİLOĞLU

  3. Transüretral rezeksiyon sonrası oluşan üretra darlıklarının retrospektif incelenmesi

    Retrospective analysis of urethral stricture after transurethral resection

    EMRULLAH DURMUŞ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2013

    ÜrolojiNecmettin Erbakan Üniversitesi

    Üroloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. İBRAHİM ÜNAL SERT