Geri Dön

Crohn hastalarında cerrahi yaklaşımının anti-TNF tedavisi ile karşılaştırılması: Retrospektif bir değerlendirme

Comparison of surgical approaches with anti-TNF therapy in patients with Crohn's disease: A retrospective evaluation

  1. Tez No: 1014831
  2. Yazar: CANSU KIZILTAŞ
  3. Danışmanlar: PROF. DR. FİLİZ AKYÜZ
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Gastroenteroloji, İç Hastalıkları, Gastroenterology, Internal diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Cerrahi tedavi, Crohn hastalığı, Surgical treatment, Crohn disease
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: İstanbul Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Bu çalışmanın amacı, Crohn hastalığı tanısı ile takip edilen hastalarda farklı tedavi stratejilerinin klinik sonuçlar üzerindeki etkilerini değerlendirmektir. Bu kapsamda, anti-TNF tedavisi alan hastalar ile anti-TNF tedavisi uygulanmadan veya anti-TNF tedavisi sonrasında cerrahiye giden hastalar karşılaştırılmıştır. Gruplar arasında hastalık aktivitesi, komplikasyon gelişimi ve tedavi sürecine ilişkin klinik parametreler analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen veriler, Crohn hastalığında tedavi stratejilerinin uzun dönem sonuçlarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu çalışma ile hasta bazlı optimal tedavi yaklaşımının belirlenmesine katkı sağlanması hedeflenmiştir. Yöntem: Bu retrospektif, tek merkezli çalışmaya 2001–2024 yılları arasında Crohn hastalığı tanısı ile takip edilen toplam 108 hasta dâhil edilmiştir. Hastaların 73'ü anti-TNF tedavisi alan grupta, 35'i cerrahi grupta yer almıştır. Cerrahi grubundaki hastalar anti-TNF naif ve anti-TNF sonrası olmak üzere 2 alt gruba ayrılarak analiz edilmiştir. Klinik veriler ve laboratuvar parametreleri retrospektif olarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Cerrahi (n=35) ve anti-TNF (n=73) grupları arasında yaş(yıl), tanı yaşı(yıl) ve son ölçüm Crohn Hastalığı Aktivite İndeksi (CDAI, skor) açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı (tümü p>0,05). Anti-TNF grubunda ortalama beden kitle indeksi (BKİ, kg/m²) değeri cerrahi grubuna kıyasla anlamlı olarak daha yüksekti (24,7±4,9 kg/m² vs 22,1±3,7 kg/m²; p=0,018). Hastalık tutulum yeri dağılımı incelendiğinde, tüm kohortta ileokolonik tutulum %58,3 ile en sık lokalizasyon olup, bunu ileal tutulum (%27,8) ve ileoçekal tutulum (%13,9) izledi. Gruplar arasında tutulum yeri dağılımı açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı (p>0,05). Hastalık fenotipi dağılımı gruplar arasında anlamlı farklılık gösterdi (p=0,002); cerrahi grubunda fistülizan/penetran tutulum daha sık (%65,7), anti-TNF grubunda ise inflamatuvar fenotip daha yüksekti (%56,2). Ek/tekrar cerrahi gereksinimi (p=0,244), steroid kullanımı (tümü p>0,05) ve atak oranları (p=0,348) açısından gruplar arasında anlamlı fark saptanmadı. Biyolojik ajan sonrası apse/fistül gelişim oranı anti-TNF grubunda cerrahi grubuna kıyasla anlamlı olarak daha düşüktü (%1,4 vs %17,1; p=0,002). Laboratuvar analizlerinde her iki grupta da takip sürecinde C-reaktif protein (CRP, mg/L) düzeylerinde anlamlı düşüş (cerrahi p<0,001; anti-TNF p=0,006) ve serum albümin (g/dL) düzeylerinde artış (cerrahi p=0,002; anti-TNF p=0,001) izlenmiştir. CRP düşüşü cerrahi grubunda anti-TNF grubuna kıyasla daha belirgin bulunmuştur (p=0,007). Cerrahi alt gruplarının (anti-TNF sonrası cerrahi vs anti-TNF naif cerrahi) karşılaştırılmasında klinik sonuçlar, komplikasyon oranları ve inflamasyon belirteçleri açısından anlamlı fark saptanmamıştır (tümü p>0,05). Sonuç: Bu çalışmada Crohn hastalığında anti-TNF tedavisi ve cerrahi yaklaşımların klinik aktivite kontrolü açısından benzer sonuçlar sağladığı, cerrahinin ise inflamatuvar yükü daha belirgin şekilde azaltabildiği gösterilmiştir. Bulgular, Crohn hastalığında tedavi stratejisinin hasta fenotipi, inflamatuvar yük ve komplikasyon riski dikkate alınarak bireyselleştirilmesi gerektiğini desteklemektedir. Erken cerrahi seçilmiş hasta gruplarında etkili bir seçenek olmakla birlikte, anti-TNF tedavisi de uygun hastalarda güçlü bir tedavi alternatifi olmaya devam etmektedir.

Özet (Çeviri)

Objective: The aim of this study was to evaluate the effects of different treatment strategies on clinical outcomes in patients followed with a diagnosis of Crohn's disease. In this context, patients receiving anti-tumor necrosis factor (anti-TNF) therapy were compared with patients who underwent surgery either without prior anti-TNF therapy or after anti-TNF treatment. Disease activity, development of complications, and clinical parameters related to the treatment course were analyzed between the groups. The obtained data were intended to demonstrate the long-term outcomes of treatment strategies in Crohn's disease. This study aimed to contribute to the determination of an optimal, patient-based treatment approach. Methods: This retrospective, single-center study included a total of 108 patients who were followed with a diagnosis of Crohn's disease between 2001 and 2024. Of these patients, 73 were in the anti-TNF treatment group and 35 were in the surgical group. Patients in the surgical group were further divided into two subgroups: anti-TNF–naïve surgery and surgery after anti-TNF therapy. Clinical data and laboratory parameters were evaluated retrospectively. Results: No statistically significant difference was observed between the surgical (n=35) and anti-TNF (n=73) groups in terms of age (years), age at diagnosis (years), and the final Crohn's Disease Activity Index (CDAI, score) (all p>0.05). The mean body mass index (BMI, kg/m²) was significantly higher in the anti-TNF group compared to the surgical group (24.7±4.9 kg/m² vs 22.1±3.7 kg/m²; p=0.018). When disease location was evaluated, ileocolonic involvement was the most common localization in the overall cohort (58.3%), followed by ileal (27.8%) and ileocecal involvement (13.9%). There was no statistically significant difference between the groups in terms of disease location distribution (p>0.05). Disease phenotype distribution differed significantly between the groups (p=0.002); fistulizing/penetrating disease was more frequent in the surgical group (65.7%), whereas the inflammatory phenotype was more prevalent in the anti-TNF group (56.2%). There were no significant differences between the groups regarding additional/repeat surgery requirement (p=0.244), steroid use (all p>0.05), or relapse rates (p=0.348). The rate of abscess/fistula development following biological therapy was significantly lower in the anti-TNF group compared to the surgical group (1.4% vs 17.1%; p=0.002). Laboratory analyses demonstrated significant reductions in C-reactive protein (CRP, mg/L) levels during follow-up in both groups (surgical p<0.001; anti-TNF p=0.006), as well as significant increases in serum albumin (g/dL) levels (surgical p=0.002; anti-TNF p=0.001). The decrease in CRP was more pronounced in the surgical group compared to the anti-TNF group (p=0.007). In the comparison of surgical subgroups (post–anti-TNF surgery vs anti-TNF–naïve surgery), no statistically significant differences were observed in clinical outcomes, complication rates, or inflammatory markers (all p>0.05). Conclusion: This study demonstrated that anti-TNF therapy and surgical approaches provide comparable outcomes in terms of clinical disease activity control in Crohn's disease, while surgery may result in a more pronounced reduction in inflammatory burden. These findings support the need for individualized treatment strategies based on disease phenotype, inflammatory burden, and complication risk. While early surgery may be an effective option in selected patients, anti-TNF therapy remains a strong therapeutic alternative in appropriately selected cases.

Benzer Tezler

  1. COVID-19 pandemi döneminde inflamatuar barsak hastalığı ile kliniğimizde takip edilen hastaların genel özellikleri ve pandemi öncesi ile karşılaştırılması

    The general characteristics of the patients followed in our clinic with inflammatory bowel disease during the COVID-19 pandemic period and the comparison with the pre-pandemic

    ASLI NUR AVCI

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    İç HastalıklarıNecmettin Erbakan Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. HÜSEYİN ATASEVEN

  2. ESOGÜ Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Kliniğinde inflamatuvar barsak hastalığı tanısı ile takip edilen hastaların retrospektif değerlendirilmesi

    The retrospective evaluation of inflammatory bowel disease patients in Gastroenterology Clinic Of Eskişehir Osmangazi University Medikal Hospital

    HATİCE HAMARAT

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2010

    GastroenterolojiEskişehir Osmangazi Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. TÜLAY SARIÇAM

  3. Anterior maksiller dentisyondaki dişlerin alveoler fasial ve palatal kemik duvar kalınlıklarının konik ışınlı bilgisayarlı tomografi (KIBT) kullanılarak değerlendirilmesi

    Evaluation of alveolar facial and palatal bone wall thicknesses of teeth in anterior maxillary dentition using cone beam computed tomography (CBCT)

    AHMET SAĞLIKLI

    Diş Hekimliği Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Diş HekimliğiDicle Üniversitesi

    Periodontoloji Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ FİKRET İPEK

  4. Çukurova bölgesindeki inflamatuar barsak hastalığının klinik seyri: Tek merkezli çalışma

    Clinical course of inflammatory bowel disease in the Çukurova region: Single center study

    KÜBRA OFLAZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    İç HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ BÜNYAMİN SARITAŞ

  5. Crohn hastalarında infiliksimab tedavisinde biyobelirteçlerin klinik, endoskopik remisyonu ön görmedeki gücü, retrospektif analiz

    Predictive value of biomarkers for clinical and endoscopic remission in Crohn's disease patients treated with infliximab: A retrospective analysis

    CEREN KABAOĞLU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    İç HastalıklarıEge Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. NALAN GÜLŞEN ÜNAL