Geri Dön

Laparoskopik histerektomi ve vajinal histerektomi yapılan hastalarda idrar sondasının çekilmesi sonrası ultrasonla ölçülen rezidü idrar oranları

Ultrasound measurements of residual urine levels after urinary catheter removal in patients undergoing laparoscopic hysterectomy and vaginal hysterectomy.

  1. Tez No: 1015734
  2. Yazar: DENİZ KARAOĞLAN
  3. Danışmanlar: PROF. DR. AHMET KALE
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Kadın Hastalıkları ve Doğum, Obstetrics and Gynecology
  6. Anahtar Kelimeler: vajinal, laparoskopik, rezidü, vaginal, laparoscopic, residual urine volume
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: Sancaktepe Şehit Prof. Dr. İlhan Varank Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

AMAÇ: İyi huylu jinekolojik hastalıkların tedavisinde uygulanan histerektomi operasyonları için farklı cerrahi yaklaşımlar tanımlanmıştır. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde, kadınların yaklaşık %20–40'ının 60 yaş sonrasında histerektomi geçirdiği bildirilmektedir. Vajinal histerektomi ise uterusun vajinal yoldan çıkarılması esasına dayanan bir cerrahi prosedür olup, özellikle uterin prolapsus tedavisinde tercih edilmektedir. Laparoskopik histerektomi, küçük insizyonlar aracılığıyla endoskopik kamera ve cerrahi aletlerin kullanıldığı minimal invaziv bir yöntemdir. Öte yandan, histerektomi sonrasında alt üriner sistem fonksiyonlarında değişiklikler görülebileceği bildirilmektedir.Bu nedenle, histerektomi sonrası gelişebilecek ürodinamik değişikliklerin araştırılması, cerrahların hastaları olası alt üriner sistem disfonksiyonları konusunda önceden bilgilendirmesine katkı sağlayacaktır. Bu çalışmanın amacı vajinal ve laparoskopik histerektomi sonrası kadınların rezidü idrar miktarlarını değerlendirerek operasyon yöntemleri arasında bir fark olup olmadığını göstermektir. GEREÇ YÖNTEM: Çalışmada Sancaktepe Prof. Dr. İlhan Varank Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 15 Mayıs 2025 ve 15 Mayıs 2026 tarihleri arasında kadın hastalıkları ve doğum bölümünde 70 vajinal ve 70 laparoskopik yolla histerektomi yapılan, çalışma kriterlerine uygun 140 hastanın operasyon sonrası rezidü idrar miktarlarıprospektif olarak incelendi. Elektronik bilgi sistemi üzerinden hastaların yaş, kronik hastalık, gravida, parite, operasyon öncesi-sonrası hemoglobin, geçirilmiş cerrahi öyküsü, histerektomi endikasyonu, VKİ bilgileri alındı. Hemoglobin değişimi (ΔHb), preoperatif hemoglobin değerinden postoperatif hemoglobin değerinin çıkarılması ile hesaplandı. Operasyon sonrası hastaların sondaları çekildiğinde hastaların spontan diürezini takiben mesanede kalan rezidü idrar volümleri ultrason yardımı ile ölçülerek kaydedildi. VAH ve TLH dışında eşlik eden cerrahi müdahale yapılan hastalar çalışma dışı bırakıldı BULGULAR: Hastaların yaş ortalaması 52.91±10.35 yıl olup, yaş değerleri 34 ile 92 yıl arasında değişmektedir. Obstetrik özellikler değerlendirildiğinde, ortalama gravida sayısı 4.37±2.60 ve ortalama parite sayısı 3.45±2.32 olarak saptanmıştır. Postoperatif rezidü kategorileri değerlendirildiğinde, hastaların büyük çoğunluğunda normal rezidü (<100 cc) olduğu görülmüştür (n=127, %90.7). Anormal rezidü (≥100 cc) %9.2 (n=13; %9,2) oranında izlenirken saptanmıştır. Analiz sonuçlarına göre, VAH grubundaki hastaların yaş ortalaması TLH grubuna kıyasla istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek bulunmuştur (55.7±11.04 yıl vs 50.11±8.82 yıl, p=0.001).Hemoglobin değişimi (ΔHb) değerlendirildiğinde, VAH grubunda hemoglobin düşüşünün TLH grubuna kıyasla istatistiksel olarak anlamlı derecede daha fazla olduğu saptanmıştır (p=0.002). Postoperatif rezidü miktarı açısından gruplar arasında anlamlı fark bulunmamıştır (p=0.760).Pelvik organ prolapsusu endikasyonu VAH grubunda (%41.4) TLH grubuna (%4.3) kıyasla anlamlı derecede daha yüksek oranda izlenmiştir (p<0.001) SONUÇ: Yaş ve gravida açısından VAH grubunun daha yüksek değerlere sahip olmasının VAH grubunda (%41.4) TLH grubuna (%4.3) kıyasla anlamlı derecede daha yüksek oranda prolapsus endikasyonunun görülmesinden kaynaklandığını düşünmekteyiz (p<0.001). Rezidü miktarları açısından ise VAH ve TLH grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır (48.20±34.11 cc vs 48.40±39.64 cc, p=0.760). Literatürde histerektomilerde sinir hasarı ve prolapsus nedeni ile yapılan operasyonlar sonrası okült inkontinansın ortaya çıkabileceği gösterilmesine rağmen kliniğimizde operasyonların yeterli cerrahi tecrübe ile gerçekleştirilmesi ve prolapsus nedenli opere olacak hastalarda prolabe kısmın redükiyonu ile ortaya çıkabilecek inkontinansın değerlendirilerek operasyona inkontinans cerrahilerinin eklenmesinin bu sonucu doğurabileceği kanaatindeyiz Tüm bu sonuçlar göz önünde bulundurulduğunda histerektomi planlanan hastaların şikayeti, muayenesi ve endikasyonunun detaylı değerlendirilmesi gerektiği; operasyon şeklinin hasta talebi ve operatörün tecrübesi doğrultusunda belirlenmesinin doğru olacağı kanaatindeyiz.

Özet (Çeviri)

OBJECTIVE: Various surgical approaches have been defined for hysterectomy procedures performed in the treatment of benign gynecological diseases. It has been reported that approximately 20–40% of women in developed and developing countries undergo hysterectomy after the age of 60 years. Vaginal hysterectomy is a surgical procedure based on the removal of the uterus through the vaginal route and is particularly preferred in the treatment of uterine prolapse. Laparoscopic hysterectomy, on the other hand, is a minimally invasive method performed through small incisions using an endoscopic camera and surgical instruments. However, changes in lower urinary tract functions may occur following hysterectomy. Therefore, investigating the urodynamic changes that may develop after hysterectomy may contribute to enabling surgeons to inform patients in advance about possible lower urinary tract dysfunctions. The aim of this study was to evaluate postvoid residual urine volumes in women after vaginal and laparoscopic hysterectomy and to determine whether there was a difference between the surgical methods. MATERIALS AND METHODS: In this prospective study, postoperative residual urine volumes of 140 patients who met the study criteria and underwent hysterectomy via vaginal (n=70) or laparoscopic (n=70) route in the Department of Obstetrics and Gynecology at Sancaktepe Prof. Dr. İlhan Varank Training and Research Hospital between May 15, 2025 and May 15, 2026 were evaluated. Patients' age, chronic diseases, gravida, parity, preoperative and postoperative hemoglobin levels, history of previous surgery, hysterectomy indication, and body mass index (BMI) were obtained from the electronic information system. Hemoglobin change (ΔHb) was calculated by subtracting the postoperative hemoglobin value from the preoperative hemoglobin value. After removal of the urinary catheter in the postoperative period, residual bladder urine volumes were measured and recorded by ultrasonography following spontaneous voiding. Patients who underwent concomitant surgical procedures other than vaginal hysterectomy (VH) or total laparoscopic hysterectomy (TLH) were excluded from the study. RESULTS: The mean age of the patients was 52.91±10.35 years, ranging from 34 to 92 years. When obstetric characteristics were evaluated, the mean gravida was 4.37±2.60 and the mean parity was 3.45±2.32. Evaluation of postoperative residual urine categories showed that the vast majority of patients had normal residual urine volume (<100 cc) (n=127, 90.7%). Abnormal residual urine volume (≥100 cc) was observed in 13 patients (9.2%). According to the analysis results, the mean age of patients in the VH group was statistically significantly higher than that of the TLH group (55.7±11.04 years vs 50.11±8.82 years, p=0.001). When hemoglobin change (ΔHb) was evaluated, the decrease in hemoglobin was significantly greater in the VH group compared with the TLH group (p=0.002). No significant difference was found between the groups in terms of postoperative residual urine volume (p=0.760). The indication of pelvic organ prolapse was significantly more frequent in the VH group (41.4%) compared with the TLH group (4.3%) (p<0.001). CONCLUSION: We believe that the higher age and gravida values observed in the VH group were related to the significantly higher rate of prolapse indication in this group (41.4% vs 4.3%, p<0.001). In terms of residual urine volume, no statistically significant difference was found between the VH and TLH groups (48.20±34.11 cc vs 48.40±39.64 cc, p=0.760). Although the literature suggests that occult incontinence may emerge after hysterectomy due to nerve injury or surgeries performed for prolapse, we believe that adequate surgical experience in our clinic and the evaluation of possible incontinence after reduction of the prolapsed compartment, with the addition of anti-incontinence procedures when indicated, may explain this finding. Considering all these results, we believe that patients scheduled for hysterectomy should undergo a detailed evaluation of symptoms, physical examination findings, and surgical indications, and that the surgical approach should be determined according to patient preference and the surgeon's experience.

Benzer Tezler

  1. Laparoskopik sakrouterin plikasyon yapılan hastalarda kısa dönem sonuçlarının değerlendirilmesi

    Evaluation of short-term results in patients undergoing laparoscopic sacrouterina ligament plication

    SALİH İNCE

    Tıpta Uzmanlık

    İngilizce

    İngilizce

    2021

    Kadın Hastalıkları ve DoğumAtatürk Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ EMSAL PINAR TOPDAĞI YILMAZ

  2. Laparoskopik histerektomide uterus manipülasyonunda abdominal yoldan uygulanan boztosun yöntemi ile vajinal uygulanan(vcare uterin manipülatör) manipülasyonun karşılaştırılması

    Vaginally applied (vcare uterine manipulator) with abdominally applied boztosun method for uterine manipulation in laparoscopic hysterectomy comparing manipulation

    İSMAİL ÇELİK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Kadın Hastalıkları ve DoğumAkdeniz Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ABDULLAH BOZTOSUN

  3. Histerektomi endikasyonları ve histerektomi tiplerinin karşılaştırılması

    The comparison of the indications and the types of hysterectomies

    SEMRA VEZİR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2002

    Kadın Hastalıkları ve DoğumÇukurova Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    PROF.DR. OKTAY KADAYIFÇI

  4. Histerektomi yapılan hastalarda ameliyat tekniklerinin (laparoskopik ve vnotes) retrospektif karşılaştırılması

    Retrospective comparison of surgical techniques (laparoscopic and vnotes) in patients undergoing hysterectomy

    DOĞUŞ BUDAK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Kadın Hastalıkları ve DoğumSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. NİYAZİ TUĞ

  5. Obez hastalarda laparoskopik, abdominal ve vajinal histerektomi sonuçlarının karşılaştırmalı incelenmesi

    Başlık çevirisi yok

    ÖZGE NUR GÜLEN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    Kadın Hastalıkları ve DoğumOndokuz Mayıs Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ AYŞE ZEHRA ÖZDEMİR