Geri Dön

Pulmoner emboli hastalarında inflamasyon ve nütrisyon indekslerinin prognostik değerinin değerlendirilmesi

Evaluation of the prognostic value of inflammation and nutritional indices in patients with pulmonary embolism

  1. Tez No: 1015796
  2. Yazar: HİLAL TÜRKMEN KAYA
  3. Danışmanlar: PROF. DR. ÖNDER ÖZTÜRK
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Göğüs Hastalıkları, Chest Diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Pulmoner Emboli, İnflamasyon, Nütrisyon, Pulmonary Embolism, Inflammation, Nutrition
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Süleyman Demirel Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Bu çalışmada PE tanısı alan hastaların çoğunlukla ileri yaşta, çoklu komorbiditelere sahip, taşikardi ve hipoksemi gibi klinik bulgular gösteren; yüksek D-dimer düzeyi, belirgin inflamatuar yanıt ve hipoalbüminemi ile karakterize yüksek riskli bir hasta grubunu oluşturduğu saptanmıştır. Hastaların önemli bir kısmının sub-masif ve masif PE grubunda yer alması, hemodinamik etkilenmenin ve kısa dönem kötü prognoz riskinin belirgin olduğunu göstermiştir. Bu durum, PE'nin yalnızca trombotik bir olay olmayıp sistemik inflamasyon ve organ fonksiyonlarını etkileyen kompleks bir klinik tablo olduğunu da ortaya koymuştur. Tanısal değerlendirmede BTPA yalnızca PE tanısını doğrulamakla kalmamış; sağ ventrikül yüklenmesi, pulmoner arter çapları ve trombüs lokalizasyonunun belirlenmesinde de katkı sağlamıştır. Özellikle RV/LV oranının emboli şiddetiyle ilişkili olduğu ve hastalık ağırlaştıkça arttığı görülmüştür. Buna karşın PAAG'de görülen infiltrasyon, atelektazi ve plevral sıvı gibi bulguların PE'ye özgül olmadığı belirlenmiştir. Ekokardiyografi bulguları da sağ ventrikül yüklenmesinin hastalığın temel hemodinamik etkilerinden biri olduğunu desteklemiş; bu nedenle klinik ve radyolojik verilerin birlikte değerlendirilmesinin risk sınıflamasında önem taşıdığı anlaşılmıştır. Prognostik indeksler değerlendirildiğinde, CALLY indeksinin kısa ve orta dönem mortaliteyi öngörmede tek başına yeterli olmadığı görülmüştür. HALP indeksinin de mortalite ve sağkalım açısından anlamlı katkı sağlamadığı saptanmıştır. Buna karşılık IBI indeksi, özellikle 90 günlük mortalite ve sağkalım analizlerinde en güçlü prognostik ilişkiyi göstermiştir. Regresyon ve ROC analizleri, yaş, albümin düzeyi ve PE şiddetinin mortalitenin en önemli belirleyicileri olduğunu ortaya koyarken, IBI'nin klasik klinik değişkenlerle birlikte kullanıldığında ek prognostik değer sağlayabileceğini düşündürmüştür. Ayrıca akciğer kanseri eşlik eden PE olgularının daha kötü sağkalıma sahip yüksek riskli bir alt grup olduğu sonucuna ulaşılmış; bu hastaların daha yakın izlem ve bireyselleştirilmiş tedavi yaklaşımlarından fayda görebileceği değerlendirilmiştir. Bu çalışmanın retrospektif ve tek merkezli olması, klinik ve takip verilerindeki eksiklikler ile alt grup analizlerinde hasta sayısının azalması sonuçların yorumlanmasını sınırlamaktadır. Bu nedenle PE'de inflamasyon ve nütrisyon indekslerinin prognostik değerinin daha geniş, çok merkezli ve prospektif çalışmalarla doğrulanması gerekmektedir.

Özet (Çeviri)

In this study, patients diagnosed with PE represented a high-risk population characterized by advanced age, comorbidities, tachycardia, hypoxemia, elevated D-dimer levels, marked inflammation, and hypoalbuminemia. The high proportion of patients with submassive or massive PE indicated significant hemodynamic compromise and an increased risk of poor short-term prognosis. These findings suggest that PE should be considered not only as a thrombotic event but also as a complex clinical condition involving systemic inflammation and impaired organ function. Computed tomographic pulmonary angiography confirmed the diagnosis of PE and provided valuable information on right ventricular strain, pulmonary artery diameters, and thrombus localization. The RV/LV ratio was closely associated with PE severity and increased as the disease became more severe. In contrast, chest radiographic findings such as infiltration, atelectasis, and pleural effusion were nonspecific. Echocardiographic findings also supported right ventricular strain as a major hemodynamic consequence of PE, emphasizing the importance of combining clinical and radiological data in risk stratification. Among the prognostic indices, CALLY reflected inflammation, nutritional status, and immunological reserve, but was not sufficient as a standalone predictor of short- or intermediate-term mortality. HALP also did not provide a significant contribution to mortality or survival prediction. In contrast, IBI showed the strongest prognostic association, particularly for 90-day mortality and survival. Regression and ROC analyses identified age, albumin level, and PE severity as the main determinants of mortality, while suggesting that IBI may offer additional prognostic value when used together with conventional clinical variables. Patients with PE and concomitant lung cancer constituted a high-risk subgroup with poorer survival and may require closer follow-up and individualized treatment strategies. The retrospective, single-center design of the study, missing clinical and follow-up data, and limited sample size in subgroup analyses restrict the interpretation of the findings. Therefore, the prognostic value of inflammation and nutritional indices in PE should be confirmed in larger, multicenter, prospective studies.

Benzer Tezler

  1. Acil servis koşullarında pulmoner emboli hastalarında inflamatuvar ve trombosit indekslerinin tanısal ve prognostik önemi

    Diagnostic and prognostic significance of inflammatory and platelet indices in pulmonary embolism patients under emergency department conditions

    AHMET ÇAĞRI DURKAYA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Acil TıpSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Acil Tıp Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ SAFA DÖNMEZ

  2. Hemogramda immatür granülosit artışının D-dimer ve nötrofil/lenfosit oranı ile korelasyonunun akut pulmoner emboli tanısındaki yeri

    The correlation of increased immature granulocytes in hemograms with D-dimer and neutrophil/lymphocyte ratio in the diagnosis of acute pulmonary embolism

    ŞEYMA YAPRAK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Göğüs HastalıklarıKahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi

    Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. NURHAN ATİLLA

  3. Derin ven trombozu hastalarında endotel disfonksiyonu, oksidatif stres ve inflamasyon süreçlerinin değerlendirilmesi ile hastalığın risk faktörleri ve tanısı için alternatif belirteçlerin geliştirilmesi

    Evaluation of endotely dysfunction, oxidative stress and inflammation processes in deep vein thrombosis patients and development of alternative markers for risk factors and diagnosis of the disease

    AYDIN TOPAL

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    BiyokimyaSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Tıbbi Biyokimya Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. SALİM NEŞELİOĞLU

  4. Akciğer kanseri tanılı hastalarda venöz tromboemboli sıklığı ve venöz tromboemboli gelişiminin öngörülmesinde etkili olabilecek faktörler

    The prevalence of venous thromboembolism in patients diagnosed with lung cancer and factors that may influence the prediction of venous thromboembolism

    OĞUZHAN SEDEF

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2026

    Göğüs HastalıklarıÇanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi

    Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. UĞUR GÖNLÜGÜR