Geri Dön

Hemogramda immatür granülosit artışının D-dimer ve nötrofil/lenfosit oranı ile korelasyonunun akut pulmoner emboli tanısındaki yeri

The correlation of increased immature granulocytes in hemograms with D-dimer and neutrophil/lymphocyte ratio in the diagnosis of acute pulmonary embolism

  1. Tez No: 908791
  2. Yazar: ŞEYMA YAPRAK
  3. Danışmanlar: PROF. DR. NURHAN ATİLLA
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Göğüs Hastalıkları, Chest Diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2024
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Giriş: Akut pulmoner tromboemboli (PTE), sık görülen, tedavisi olan ve tedavi edilmediği takdirde mortalitesi yüksek olan bir hastalıktır. Hastalık klinik ve laboratuvar olarak non-spesifik bulgulara sahip olduğundan ve de spesifik bir biyobelirteci olmadığından ayırıcı tanısı güçtür. PTE'de pulmoner vasküler yatakta inflamasyon gelişmesi nedeniyle, PTE hastalarında nötrofil/lenfosit oranı (NLO), C-reaktif protein (CRP) gibi inflamasyon markerları daha önce araştırılmıştır. Benzer şekilde immatür granülosit (İG), periferik kanda inflamasyon durumlarında yükselen bir belirteç olduğundan PTE'de İG düzeyinin artabileceğini düşündürmüştür. Amaç: Akut pulmoner emboli olgularında serumda İG düzeyinin, D-dimer, NLO ve diğer biyobelirteçler ile korelasyonunu araştırmayı amaçladık. Son zamanlarda erişkinlerde yapılan klinik çalışmalarda tam kan sayımı yapan cihazlardan otomatik elde edilen İG değerinin yeni bir inflamasyon belirteci olarak kullanılabileceği öne sürülmüştür. Pulmoner embolide, damar duvarındaki inflamasyon nedeniyle serumda artan İG'ler diğer markerlar gibi tanıya yardımcı olabilir. Metod: Çalışmamızda 2019-2023 tarihleri arasında göğüs hastalıkları polikliniği ve acil servise başvuran hastalar retrospektif olarak incelendi. Bilgisayarlı Tomografi Pulmoner Anjiyografi (BTPA) ile pulmoner emboli tanısı almış 83 kişiden oluşan vaka grubu ile nonspesifik semptomlar ile başvuran benzer yaş ve cinsiyette 82 kişiden oluşan kontrol grubu belirledik. Vaka ve kontrol grubu arasında kronik hastalık, İG, CRP, NLO gibi değerleri kıyasladık. Vaka grubunda ise İG düzeyi ile D-dimer ve diğer inflamatuar parametreleri kıyasladık. Verilerin analizi SPSS 28.0 programı kullanılmış olup anlamlılık değeri p < 0,05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Vaka grubunda CRP, beyaz kan hücresi (WBC), nötrofil, NLO, İG değeri kontrol grubundan anlamlı olarak daha yüksekti (p<0.05). Vaka grubundaki hastaların %66.3 (n=55)'ünde pulmoner emboli için risk faktörü mevcuttu. Bunlardan 20 (%24.1)'si cerrahi risk faktörü, 20 (%24.1)'si malignite, 4 (%4.8)'ü covid öyküsü, 18 (%21.7)'i derin ven trombozu, 17 (%20.5)'si immobilizasyon öyküsü idi. Vaka ve kontrol grubunda hastaların ayrımında İG 0.035 cut-off değerinin anlamlı etkinliği gözlenmiştir. Duyarlılık %79.52, özgüllük % 79.27 idi. İG>0.035 olan grupta CRP, WBC, nötrofil, NLO değeri İG≤0.035 olan gruptan anlamlı (p<0.05) olarak daha yüksekti. İG cut-off değeri ile D-dimer arasında anlamlı bir korelasyon izlenmedi. Sonuç: Hemogramda İG artışının NLO, D-dimer, CRP ve laktat dehidrogenaz ile korelasyonunun akut pulmoner emboli tanısında kullanılabilirliğini araştırdığımız çalışmamızda, İG düzeyleri ile PTE arasında anlamlı ve bağımsız bir ilişki saptadık. Ayrıca PTE hastalarında İG 0.035 cut-off değerinin %79.52 duyarlılık ve %79.27 özgüllük ile anlamlı olduğunu gözlemledik. Bu durum özellikle kronik hastalığı ve risk faktörü olanlarda daha belirgindi. Çalışmamızda hastaların ortalama D-dimer düzeyi 10,5 mg/L (normal 0-0,55 mg/L) olup, D-dimer değerleri ile NLO, CRP ve diğer kan parametreleri arasında korelasyon izlenmedi. Sonuçlarımız, özellikle kronik hastalığı olan ya da risk faktörü eşlik eden PTE olgularının tanısında ucuz ve kolay erişilebilir bir test olan hemogramda ölçülen İG düzeyinin yardımcı ve yeni bir belirteç olarak kullanılabileceğini göstermektedir.

Özet (Çeviri)

Introduction: Acute pulmonary thromboembolism (PTE) is a common, treatable disease with high mortality. Since the disease has non-specific clinical and laboratory findings and no specific biomarker, differential diagnosis is difficult. Since inflammation develops in the pulmonary vascular bed in PTE, inflammation markers such as neutrophil/lymphocyte ratio (NLR) and C-reactive protein (CRP) have been previously investigated in PTE patients. Similarly, immature granulocyte (IG) is a marker that increases in peripheral blood in cases of inflammation, suggesting that IG levels may increase in PTE. Objective: We aimed to investigate the correlation of serum IG levels with D-dimer, NLR and other biomarkers in acute pulmonary embolism patients. In recent clinical studies conducted on adults, it has been suggested that the IG value obtained automatically from complete blood count devices can be used as a new inflammation marker. Increased IGs in the serum due to inflammation in the vascular wall in pulmonary embolism may aid in diagnosis, as can other markers. Method: In our study, patients who applied to the chest diseases outpatient clinic and emergency department between 2019-2023 were examined retrospectively. We determined a case group consisting of 83 people diagnosed with pulmonary embolism by Computed Tomography Pulmonary Angiography (CTPA) and a control group consisting of 82 people of similar age and gender who applied with nonspecific symptoms. We compared values such as chronic disease, IG, CRP, NLR between the case and control groups. In the case group, we compared IG levels with D-dimer and other inflammatory parameters. SPSS 28.0 program was used for data analysis and the significance value was accepted as p < 0.05. Results: CRP, white blood cell (WBC), neutrophil, NLR, IG values in the case group were significantly higher than the control group (p<0.05). 66.3% (n=55) of the patients in the case group had risk factors for pulmonary embolism. Of these, 20 (24.1%) had surgical risk factors, 20 (24.1%) had malignancy, 4 (4.8%) had a history of Covid, 18 (21.7%) had deep vein thrombosis, and 17 (20.5%) had a history of immobilization. A significant effect of the IG 0.035 cut-off value was observed in distinguishing patients in the case and control groups. Sensitivity was 79.52%, specificity was 79.27%. CRP, WBC, neutrophil, NLR values in the group with IG>0.035 were significantly higher than the group with IG≤0.035 (p<0.05). No significant correlation was observed between the IG cut-off value and D-dimer. Conclusion: In our study investigating the usefulness of the correlation of the IG increase in the hemogram with NLR, D-dimer, CRP and lactate dehydrogenase in the diagnosis of acute pulmonary embolism, we found a significant and independent relationship between IG levels and PTE. We also observed that the IG 0.035 cut-off value in PTE patients was significant with 79.52% sensitivity and 79.27% specificity. This was especially evident in those with chronic diseases and risk factors. In our study, the mean D-dimer level of the patients was 10.5 mg/L (normal 0-0.55 mg/L), and no correlation was observed between D-dimer values and NLR, CRP and other blood parameters. Our results show that the IG level measured in the hemogram, which is an inexpensive and easily accessible test, can be used as a new and helpful marker in the diagnosis of PTE cases, especially those with chronic diseases or accompanying risk factors.

Benzer Tezler

  1. Ailevi akdeniz ateşi(AAA) tanılı hastalarda atak durumunu belirlemede immatur granülosit yüzdesi etkinliğinin değerlendirilmesi

    Evaluation of the percentage effectiveness of immatur granulocyte in determining the attack status in patients diagnosed of family mediterranean fever

    PELİN ÖZCAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıTokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ ARİF İSMET ÇATAK

  2. Böbrek biyopsisi ile proliferatif glomerülonefrit tanısı almış olan hastalarda tanı anındaki ve takip hemogram parametrelerinin böbrek sağ kalımını öngörmede etkisinin değerlendirilmesi

    Evaluation of the effect of basal and follow-up hemogram parameters on predicting kidney survival in patients diagnosed with renal biopsy as proliferative glomerulonephritis

    GULJAHAN HATAMOVA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    NefrolojiEge Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. MUMTAZ YILMAZ

  3. Kronik hepatit B'li hastalarda delta nötrofil indeks (immatür granülosit) değerinin histolojik aktivite indeksi ve fibrozis evresini öngörmede prognostik değeri

    Prognostic value of delta neutrophil index (immature granulocyte) value in predicting histological activity index and fibrosis stage in patients with chronic hepatitis B

    SERCAN DUZMAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    İç HastalıklarıKahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. BÜLENT KANTARÇEKEN

  4. Kawasaki Hastalığı Tanılı Çocuklarda Yeni Nesil Trombosit Ve Lökosit Parametrelerinin Klinik Önemi

    Clinical Significance of Novel Platelet and Leukocyte Parameters in Children with Kawasaki Disease

    ESİN SARAÇ KOÇOĞLU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2026

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıGazi Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ FATMA HAYVACI CANBEYLİ

  5. Sars-cov-2 enfekte çocuklarda inflamatuar belirteçlerin hastalığın ağırlığını öngörmede değeri

    The value of inflammatory markers in predicting the severity of the disease in children infected with Sars-Cov 2

    TUBA ECE ŞENOL

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıMersin Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. NECDET KUYUCU