Geri Dön

KOAH hastalarında hematolojik belirteçlerin FEV1 kaybını öngörmedeki rolü

The role of hematological markers in predicting FEV1 decline in patients with COPD

  1. Tez No: 1018529
  2. Yazar: TUĞBA YILDIRIM
  3. Danışmanlar: DR. ÖĞR. ÜYESİ GÖKHAN AYKUN
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Göğüs Hastalıkları, Chest Diseases
  6. Anahtar Kelimeler: KOAH, FEV1 Kaybı, Eritrosit Dağılım Genişliği (RDW), Nötrofil/Lenfosit Oranı (NLR), Eozinofil, COPD, FEV1 Decline, Red Cell Distribution Width (RDW), Neutrophil-to-Lymphocyte Ratio (NLR), Eosinophils
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı'nda (KOAH) fonksiyonel progresyon hastalar arasında değişken seyretmekte ve uzun dönem FEV1 kaybını öngörebilecek kolay ulaşılabilir biyobelirteçlere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmada, stabil dönem KOAH hastalarında rutin hemogram parametrelerinden eritrosit dağılım genişliği (RDW), nötrofil/lenfosit oranı (NLR) ve periferik kan eozinofil düzeylerinin uzun dönem FEV1 kaybı ile ilişkisini değerlendirmek amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Bu tek merkezli retrospektif çalışmaya, KOAH tanısı ile takip edilen, en az üç yıl arayla yapılmış iki stabil dönem SFT ölçümü bulunan ve başlangıç SFT'si ile eş zamanlı stabil dönem hemogram ve CRP değerlerine ulaşılabilen 153 hasta dahil edildi. Stabil dönem, SFT veya kan örneklemi sırasında akut alevlenme ya da aktif enfeksiyon bulgusu olmaması ve başlangıç CRP düzeyinin <10 mg/L olması olarak tanımlandı. İki SFT arasındaki FEV1 değişimi izlem süresine göre aylık ve yıllık kayıp olarak hesaplandı. RDW, NLR ve eozinofil düzeylerinin FEV1 kaybı ile ilişkisi korelasyon ve çok değişkenli lineer regresyon analizleri ile değerlendirildi. Bulgular: Hastaların 23'ü kadın, 130'u erkekti. Yaş ortalaması 65,79 ± 9,83 yıl, ortalama izlem süresi 83,43 ± 34,12 ay idi. Aylık FEV1 kaybı ile RDW düzeyi arasında anlamlı pozitif korelasyon saptandı (r=0,252, p=0,002). NLR ve periferik kan eozinofil düzeyleri ile aylık FEV1 kaybı arasında anlamlı ilişki izlenmedi. Çok değişkenli lineer regresyon analizinde RDW, yaş, cinsiyet, paket-yıl, başlangıç FEV1 yüzdesi ve komorbidite varlığı için düzeltme yapıldıktan sonra da aylık FEV1 kaybı ile bağımsız olarak ilişkili bulundu (B=0,544, p=0,002). RDW >14,5 olan hastalarda düzeltilmiş ortalama aylık FEV1 kaybı, RDW ≤14,5 olanlara göre daha yüksekti (4,446 mL/ay ve 2,015 mL/ay; p<0,001). Sonuç: Stabil KOAH hastalarında yüksek RDW düzeyi, daha belirgin uzun dönem FEV1 kaybı ile ilişkilidir. NLR ve periferik kan eozinofil düzeyleri FEV1 kaybı ile anlamlı ilişki göstermemiştir. RDW, KOAH'ta fonksiyonel progresyon eğilimini yansıtabilecek pratik, düşük maliyetli ve kolay ulaşılabilir bir biyobelirteç olarak değerlendirilebilir.

Özet (Çeviri)

Objective: Functional progression in Chronic Obstructive Pulmonary Disease (COPD) varies among patients, and easily accessible biomarkers are needed to predict long-term FEV1 decline. This study aimed to evaluate the association of routine hemogram parameters, including red cell distribution width (RDW), neutrophil-tolymphocyte ratio (NLR), and peripheral blood eosinophil levels, with long-term FEV1 decline in patients with stable COPD. Materials and Methods: This single-center retrospective study included 153 patients followed up with a diagnosis of COPD who had two stable-period pulmonary function test measurements performed at least three years apart and available stableperiod hemogram and CRP values obtained concurrently with the baseline pulmonary function test. Clinical stability was defined as the absence of acute exacerbation or active infection at the time of pulmonary function testing or blood sampling, with a baseline CRP level of <10 mg/L. The change in FEV1 between the two pulmonary function tests was calculated as monthly and annual decline according to the followup duration. The associations of RDW, NLR, and eosinophil levels with FEV1 decline were evaluated using correlation and multivariable linear regression analyses. Results: Of the patients, 23 were female and 130 were male. The mean age was 65.79 ± 9.83 years, and the mean follow-up duration was 83.43 ± 34.12 months. A significant positive correlation was found between monthly FEV1 decline and RDW level (r=0.252, p=0.002). No significant association was observed between monthly FEV1 decline and NLR or peripheral blood eosinophil levels. In multivariable linear regression analysis, RDW remained independently associated with monthly FEV1 decline after adjustment for age, sex, pack-years, baseline FEV1 percentage, and the presence of comorbidity (B=0.544, p=0.002). The adjusted mean monthly FEV1 decline was higher in patients with RDW >14.5 than in those with RDW ≤14.5 (4.446 mL/month vs. 2.015 mL/month; p<0.001). Conclusion: High RDW levels in patients with stable COPD are associated with more pronounced long-term FEV1 decline. NLR and peripheral blood eosinophil levels were not significantly associated with FEV1 decline. RDW may be considered a practical, low-cost, and easily accessible biomarker reflecting the tendency for functional progression in COPD.

Benzer Tezler

  1. Serum c-reaktif protein-albümin oranının kronik obstrüktif akciğer hastalığı şiddeti (Stabil ve akut alevlenme) ile ilişkisi

    The relationship of serum c-reactive protein-albumin ratio with chronic obstructive pulmonary disease severity (Stable and acute exacerbation)

    FERHAT BOLU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Göğüs HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. AYŞE FÜSUN ÜLGER

    UZMAN HÜSNÜ BAYKAL

  2. COVID-19 hastalarında mortaliteyi öngörmede inflamatuvar belirteçlerin önemi

    Başlık çevirisi yok

    HACER KANDİLCİK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik MikrobiyolojiKahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi

    Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. SELÇUK NAZİK

  3. KOAH olgularında stabil ve alevlenme döneminde immatür trombosit fraksiyonun önemi ve sistemik inflamasyon ile ilişkisi

    The importance of i̇mmature platelet fraction in stable and exacerbation periods in COPD and its relationship with systemic inflammation

    NASSER ELMI ABSIEH

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Göğüs HastalıklarıAnkara Üniversitesi

    Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. FATMA ÇİFTCİ

  4. Bronşektazide inflamatuvar belirteç olarak nötrofil lenfosit oranı KOAH'tan daha yüksek midir?

    Neutrophil to lymphocyte ratio: Is it higher in bronchiectasis than COPD?

    PAKİZE SUCU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2016

    Göğüs HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ZÜHAL KARAKURT

    DR. EMİNE AKSOY

  5. Obstrüktif uyku apne sendromlu hastaların Pozitif Havayolu Basıncı (PAP) tedavisi öncesi ve sonrası kırmızı hücre dağılımı genişliği, nötrofil-lenfosit oranı ve platelet-lenfosit oranlarının değerlendirilmesi

    Neutrophil-to-lymphocyte ratio, platelet-to-lymphocyte ratio, and red cell distribution width in obstructive sleep apnea syndrome: evaluation before and after Positive Airway Pressure (PAP) therapy

    YUNUS BİÇERYEN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2026

    Göğüs HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. GÜLGÜN ÇETİNTAŞ AFŞAR