The legal and insurance analysis of the use of alternative fuels in maritime transportation
Deniz taşımacılığında alternatif yakıtların kullanımının hukuki ve sigortacılık açısından analizi
- Tez No: 1019981
- Danışmanlar: DOÇ. DR. ÖMER BERKEHAN İNAL
- Tez Türü: Yüksek Lisans
- Konular: Denizcilik, Gemi Mühendisliği, Sigortacılık, Marine, Marine Engineering, Insurance
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2026
- Dil: İngilizce
- Üniversite: İstanbul Teknik Üniversitesi
- Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Deniz Ulaştırma İşletme Mühendisliği Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Deniz Ulaştırma Mühendisliği Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Uluslararası deniz taşımacılığı, küresel ticaretin devamlılığı açısından büyük önem taşımaktadır. Ancak sektör, aynı zamanda sera gazı emisyonlarının önemli kaynaklarından biri olarak görülmektedir. Uluslararası Denizcilik Örgütü'nün (IMO) karbon emisyonlarının azaltılmasına yönelik stratejileri, özellikle 2050 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda, denizcilik sektöründe alternatif yakıt kullanımına yönelik dönüşümü hızlandırmıştır. Bu kapsamda hidrojen, amonyak ve metanol gibi alternatif yakıtlar; düşük karbon veya sıfır karbon emisyon potansiyelleri nedeniyle geleceğin deniz yakıtları arasında gösterilmektedir. Ancak bu yakıtların teknik, operasyonel ve kimyasal özellikleri geleneksel fosil yakıtlardan önemli ölçüde farklılık göstermekte; bu durum yalnızca mühendislik ve operasyon süreçlerini değil, aynı zamanda deniz sigortacılığı sistemini de doğrudan etkilemektedir. Mevcut deniz sigortacılığı yapısı büyük ölçüde ağır fuel oil (HFO), marine diesel oil (MDO) ve marine gas oil (MGO) gibi geleneksel yakıt türleri temel alınarak geliştirilmiştir. Bu nedenle mevcut sigorta sistemleri; belirli ve öngörülebilir risk profillerine, geçmiş hasar istatistiklerine ve uzun yıllar boyunca oluşmuş operasyonel deneyime dayanmaktadır. Alternatif yakıtların kullanımı ise yeni risk türlerini, belirsizlikleri ve teknik karmaşıklıkları beraberinde getirmektedir. Özellikle yangın, patlama, toksisite, malzeme yorgunluğu, çevresel sorumluluk ve operasyonel kesinti gibi unsurlar mevcut sigorta sisteminin risk değerlendirme yaklaşımını zorlamaktadır. Bu durum, sigorta teminatlarının yeterliliği, poliçe yorumları, underwriting süreçleri ve reasürans kapasitesi açısından önemli sorunlar ortaya çıkarmaktadır.Bu tez çalışmasının temel amacı, deniz taşımacılığında alternatif yakıt kullanımının mevcut deniz sigortacılığı sistemi üzerindeki etkilerini hem hukuki hem de sigortacılık açısından incelemektir. Çalışmada, alternatif yakıtların oluşturduğu teknik ve operasyonel risklerin mevcut sigorta yapılarıyla nasıl etkileşime girdiği değerlendirilmiş ve ortaya çıkabilecek teminat boşlukları analiz edilmiştir. Çalışma kapsamında özellikle hidrojen, amonyak ve metanol yakıtları incelenmiş; bu yakıtların Tekne & Makine (H&M) ve Koruma & Tazminat (P&I) sigortaları üzerindeki etkileri analiz edilmiştir. Bunun yanı sıra Kira Kaybı (LoH), Artan Değer (IV) ve Navlun, Demoraj ve Savunma (FD&D) gibi ikincil sigorta türleri üzerindeki dolaylı etkiler de değerlendirilmiştir. Çalışmanın temel çıkış noktası, alternatif yakıtların yalnızca çevresel bir dönüşüm unsuru değil, aynı zamanda deniz sigortacılığı açısından yeni bir risk paradigması oluşturmasıdır. Literatürde alternatif yakıtların teknik uygulanabilirliği, çevresel etkileri ve düzenleyici boyutları üzerine kapsamlı çalışmalar bulunmasına rağmen, bu yakıtların deniz sigortacılığı sistemine etkilerini bütüncül biçimde ele alan çalışmaların oldukça sınırlı olduğu görülmektedir. Özellikle alternatif yakıtların oluşturduğu risklerin mevcut sigorta poliçeleriyle nasıl ilişkilendirileceği, hangi alanlarda teminat boşluklarının ortaya çıktığı ve sigorta sisteminin bu dönüşüme ne ölçüde hazır olduğu konuları yeterince incelenmemiştir. Bu çalışma, söz konusu boşluğu doldurmayı hedeflemektedir. Araştırmada ağırlıklı olarak nitel ve analitik araştırma yöntemlerinden yararlanılmıştır. Çalışmanın metodolojik çerçevesi üç temel aşamadan oluşmaktadır: risk tanımlama ve sınıflandırma, risk-politika etkileşim analizi ve kavramsal poliçe uyarlama çerçevesinin geliştirilmesi. İlk aşamada hidrojen, amonyak ve metanolün fiziksel, kimyasal ve operasyonel özellikleri incelenerek sigorta açısından önem taşıyan risk unsurları belirlenmiştir. Bu kapsamda teknik riskler, operasyonel riskler, insan sağlığı ve güvenliği riskleri ile çevresel ve üçüncü taraf sorumluluk riskleri olmak üzere dört ana risk kategorisi oluşturulmuştur.Hidrojen, sıfır karbon emisyon potansiyeli sayesinde geleceğin önemli alternatif yakıtlarından biri olarak değerlendirilmektedir. Ancak hidrojenin çok düşük tutuşma enerjisine sahip olması, geniş yanıcılık aralığı, görünmez alev oluşturması ve yüksek difüzyon kapasitesi gibi özellikleri ciddi güvenlik riskleri yaratmaktadır. Ayrıca sıvı hidrojenin yaklaşık -253°C'de depolanması gerekliliği kriyojenik riskleri artırmakta; yüksek basınçlı depolama sistemleri ise patlama risklerini beraberinde getirmektedir. Hidrojen kaynaklı metal gevrekleşmesi (hydrogen embrittlement) özellikle H&M sigortaları açısından önemli bir teknik risk olarak öne çıkmaktadır. Bunun yanı sıra hidrojen kaynaklı yangın ve patlamalar, mürettebat ve üçüncü şahıslar açısından ciddi sorumluluk riskleri doğurmakta ve P&I sigortaları bakımından yüksek riskli bir alan oluşturmaktadır. Amonyak ise karbon içermemesi nedeniyle denizcilikte önemli bir alternatif yakıt olarak değerlendirilmektedir. Ancak amonyağın yüksek toksisiteye sahip olması, insan sağlığı ve çevre açısından ciddi tehlikeler yaratmaktadır. Küçük miktarlardaki sızıntılar dahi ölümcül sonuçlara yol açabilmekte; özellikle kapalı alanlarda kullanımı yüksek risk taşımaktadır. Amonyak ayrıca bazı alaşımlarda stress corrosion cracking (SCC) olarak bilinen gerilme kaynaklı çatlamalara neden olabilmektedir. Bu durum, gemi yapısı ve ekipmanları açısından uzun vadeli teknik riskler oluşturmaktadır. P&I sigortaları bakımından amonyak, toksisite kaynaklı üçüncü taraf sorumlulukları ve çevresel zararlar nedeniyle en yüksek risk seviyesine sahip yakıtlardan biri olarak değerlendirilmektedir. Metanol ise diğer alternatif yakıtlara göre daha yönetilebilir ve uygulanabilir bir risk profili sunmaktadır. Normal koşullarda sıvı halde bulunması, mevcut liman altyapılarıyla daha uyumlu olması ve çift yakıtlı motor sistemleriyle kullanılabilmesi nedeniyle operasyonel açıdan daha uygulanabilir görülmektedir. Bununla birlikte düşük parlama noktası ve görünmez alev oluşturabilmesi yangın riskini artırmaktadır. Ayrıca metanolün belirli kaplama, conta ve malzemeler üzerinde bozucu etkileri bulunmaktadır. Buna rağmen metanolün oluşturduğu risklerin mevcut sigorta underwriting yapıları içerisinde daha kolay değerlendirilebildiği ve sigortalanabilirlik açısından diğer alternatif yakıtlara göre daha avantajlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada, alternatif yakıtların deniz sigortacılığı üzerindeki etkilerini değerlendirmek amacıyla Mini-Delphi yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada deniz sigortası underwriter'ları, P&I uzmanları, yakıt eksperleri, teknik uzmanlar ve risk analistlerinden oluşan 10 kişilik uzman paneli yer almıştır. Uzmanların tamamı en az 10 yıllık sektörel deneyime sahip olup alternatif yakıtlar konusunda belirli düzeyde uzmanlığa sahiptir. İki aşamalı Mini-Delphi süreci kapsamında uzmanlardan alternatif yakıtların H&M ve P&I sigortaları üzerindeki etkilerini değerlendirmeleri istenmiştir. İlk aşamada uzmanlar; her yakıt türü için risk seviyesini“düşük”,“orta”ve“yüksek”şeklinde değerlendirmiş, ardından mevcut sigorta teminatlarının yeterliliğini“yeterli”,“belirsiz”ve“yetersiz”kategorileri altında incelemiştir. İkinci aşamada ise ilk tur sonuçları anonim biçimde uzmanlarla paylaşılmış ve uzmanların değerlendirmelerini yeniden gözden geçirmeleri sağlanmıştır. Bu yöntem sayesinde hem ortak görüş alanları hem de görüş ayrılıkları sistematik biçimde analiz edilmiştir. Araştırma sonuçları, alternatif yakıtların mevcut deniz sigortacılığı sistemi içerisinde önemli belirsizlikler oluşturduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle hidrojen ve amonyak yakıtlarının mevcut H&M ve P&I poliçe yapıları açısından önemli teminat boşlukları oluşturduğu tespit edilmiştir. Hidrojen kaynaklı metal gevrekleşmesi gibi uzun vadeli hasar mekanizmalarının“ani ve beklenmedik hasar”kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği konusunda ciddi yorum farklılıkları bulunmaktadır. Benzer şekilde amonyak kaynaklı toksik sızıntıların kapsamı, çevresel sorumlulukların sınırları ve operasyonel durdurmaların hangi poliçeler altında değerlendirileceği konusunda mevcut sistemin yeterince net olmadığı ortaya çıkmıştır. Çalışmada geliştirilen Risk-Policy Mapping Method (RPMM), alternatif yakıt riskleri ile mevcut sigorta poliçeleri arasındaki ilişkiyi sistematik biçimde incelemek amacıyla oluşturulmuştur. Bu yöntem sayesinde belirli risk türlerinin hangi sigorta branşlarını etkilediği, hangi alanlarda poliçe belirsizliklerinin oluştuğu ve hangi durumlarda çoklu sigorta taleplerinin ortaya çıkabileceği analiz edilmiştir. Özellikle tek bir olayın aynı anda H&M, P&I ve LoH gibi farklı sigorta branşlarını tetikleyebilmesi“aggregation risk”açısından önemli bir problem olarak değerlendirilmiştir. Araştırma kapsamında alternatif yakıtların reasürans piyasası üzerindeki etkileri de incelenmiştir. Reasürans sisteminin deniz sigortacılığı kapasitesinin sürdürülebilirliği açısından kritik öneme sahip olduğu, ancak alternatif yakıtlara ilişkin yeterli hasar verisinin bulunmamasının reasürans fiyatlandırmasını zorlaştırdığı tespit edilmiştir. Bu durumun bir sonucu olarak reasürörlerin daha ihtiyatlı yaklaştığı ve alternatif yakıt kullanan gemilere yönelik underwriting süreçlerinde daha katı teknik şartlar talep edebileceği değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonuç bölümünde, alternatif yakıtların mevcut deniz sigortacılığı sisteminde yapısal değişiklik ihtiyacı doğurduğu sonucuna ulaşılmıştır. Geleneksel sigorta yaklaşımının yalnızca geçmiş hasar verilerine dayanmasının yeterli olmadığı; senaryo analizi, probabilistic risk assessment (PRA), uzman görüşüne dayalı değerlendirme sistemleri ve dinamik underwriting modellerinin geliştirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Özellikle alternatif yakıt kullanan gemiler için teknik standartların, güvenlik protokollerinin ve poliçe hükümlerinin daha açık şekilde tanımlanması gerektiği vurgulanmıştır. Bu kapsamda çalışmada kavramsal bir poliçe uyarlama çerçevesi önerilmiştir. Önerilen sistem; yakıt bazlı risk puanlaması, poliçe hassasiyet değerlendirmesi ve underwriting karar destek mekanizmasını içermektedir. Böylece alternatif yakıtların oluşturduğu teknik ve operasyonel risklerin daha sistematik biçimde değerlendirilmesi ve sigorta sisteminin yeni nesil denizcilik teknolojilerine uyum sağlayabilmesi amaçlanmıştır. Sonuç olarak bu çalışma, alternatif deniz yakıtlarının yalnızca çevresel bir dönüşüm aracı olmadığını, aynı zamanda deniz sigortacılığı sistemi açısından yeni ve karmaşık bir risk alanı yarattığını göstermektedir.
Özet (Çeviri)
The maritime industry is experiencing a significant transformation as environmental concerns and international emission regulations continue to increase. In recent years, alternative fuels such as hydrogen, ammonia, and methanol have attracted considerable attention because of their potential to reduce greenhouse gas emissions and support the decarbonization of shipping. However, although these fuels offer important environmental advantages, they also introduce new technical and operational challenges that may affect existing marine insurance systems. This thesis examines the legal and insurance-related impacts of alternative fuel use in maritime transportation. The study mainly focuses on how hydrogen, ammonia, and methanol influence marine insurance structures, particularly Hull & Machinery (H&M) and Protection & Indemnity (P&I) insurance. In addition, secondary insurance covers such as Loss of Hire (LoH), Increased Value (IV), and Freight, Demurrage and Defense (FD&D) insurance are also considered within the scope of the research. The study adopts a qualitative and analytical approach. First, the technical and operational risks associated with each fuel type are identified and evaluated. Since there is limited historical loss data related to alternative-fuel-powered vessels, a two-round Mini-Delphi method was used to gather expert opinions from professionals working in marine insurance and maritime risk assessment.The findings show that alternative fuels create important uncertainties for marine insurance systems. Hydrogen and ammonia were identified as the fuels with the highest risk potential due to issues such as flammability, toxicity, material damage, and environmental liability. Compared to these fuels, methanol appears to be more manageable within current insurance structures. The research also indicates that existing marine insurance policies may not always be fully adequate to address the new risks associated with alternative fuels.As a result, the thesis concludes that marine insurance systems will need to become more adaptive and flexible in response to the transition toward low-carbon shipping. In this context, the study proposes a conceptual framework to support future risk assessment and underwriting practices related to alternative marine fuels.
Benzer Tezler
- Türk sigorta sektörünün piyasa yapısı ve analizi
Market structure and anaysis of Turkish insurance sector
LÜTFİ AYKAÇ
- Osmanlı Para Sisteminin Teorik Temelleri
Theoretical Principles of the Ottoman Monetary System
OĞUZ BAL
- En uygun hayat sigortası poliçesi seçimini sağlayan bir karar modeli
A Decision model for selecting the optimum insurance policy
H.BÜLENT CERİT
Yüksek Lisans
Türkçe
1995
Endüstri ve Endüstri Mühendisliğiİstanbul Teknik ÜniversitesiPROF.DR. RAMAZAN EVREN
- Finansal piyasalarda elektronik risk ve denetimi
Electronic risc and auditing in the financial markets
HASAN ÖZKAN
Yüksek Lisans
Türkçe
2002
BankacılıkMarmara ÜniversitesiSermaye Piyasası ve Borsa Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. AHMET ÇİLİNGİRTÜRK
- Ranking of families applying for social aids to municipalities according to their degree of neediness
Belediyelere sosyal yardım başvurusu yapan ailelerin muhtaçlık derecesine göre sıralanması
MERT YİĞİT ALADAĞ
Yüksek Lisans
İngilizce
2022
Endüstri ve Endüstri Mühendisliğiİstanbul Teknik ÜniversitesiEndüstri Mühendisliği Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. GAYE KARAÇAY AYDIN