Opioid kullanılmayan pediatrik cerrahilerde genel anestezi idamesinde minimal akımlı sevofluran veya yüksek akımlı sevofluran uygulanmasının, derlenme ajitasyonununa etkilerinin karşılaştırılması
Comparison of the effects of minimal-flow sevoflurane or high-flow sevoflurane administration during the maintenance of general anesthesia on emergence agitation in pediatric surgeries without opioid use
- Tez No: 1020014
- Danışmanlar: DOÇ. DR. HÜLYA KAŞIKARA
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Anestezi ve Reanimasyon, Anesthesiology and Reanimation
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: Ankara Bilkent Şehir Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Giriş-Amaç: Pediatrik hastalarda genel anestezi sonrası erken postoperatif dönemde görülen derlenme ajitasyonu (emergence agitation/delirium) klinik pratiğin en sık karşılaşılan ve yönetimi güç sorunları arasındadır(1,2). Derlenme ajitasyonu veya deliryum, çocuklarda postoperatif erken dönemde ortaya çıkan, oryantasyon bozukluğu, sinirlilik, ebeveyn/sağlık personeliyle iş birliğine yanaşmama, teselli edile-meyen ağlama ve kontrolsüz davranışlarla kendini gösteren bilinç değişikliği olarak tanımlanır. Bu durum hastanın hayatını riske atabilecek olumsuz olaylara yol açabilir. Ayrıca, cerrahi sonrası bakım sürecini uzatabilmekte, analjezi uygulamalarını güçleşti-rebilmekte ve ek sedatif/analjezik gereksinimini artırabilmektedir. Genel anestezi son-rası derlenme ajitasyonunun (DA) kesin patofizyolojik mekanizması bilinmemektedir (3). Çocuklarda DA'nın olası nedenleri arasında ameliyatla ilgili yüksek düzeyde kay-gı, yeni ortamlar, ebeveynlerden ayrılma ve yabancı sağlık personeliyle karşılaşma yer almaktadır. Okul öncesi yaş (2-5 yaş), zayıf uyum yeteneği, dikkat eksikliği hiperak-tivite bozukluğu, psikolojik olgunlaşmamışlık, ameliyat öncesi kaygı, ebeveyn kaygısı, premedikasyon eksikliği, düşük kan-gaz dağılım katsayılarına sahip inhalasyon anes-teziklerinin kullanımı (örneğin, sevofluran). Bunlar, anestezi iyileşmesi sırasında sem-patik tonun artmasına ve heyecanlı durumun uzamasına yol açabilir. Mevcut literatür-de, derlenme ajitasyonun nedenleri ve azaltılmasına yönelik peroperatif birçok yön-tem ve ilaç uygulamalarını içeren çalışmalar bildirilmiştir (4). Yapılan çalışmalarda inhalasyon ajanları arasında özellikle sevofluranın çocuklarda, uyanma ajitasyonu ile daha yüksek oranda ilişkili olduğu gösterilmiştir (5). Düşük akımlı anestezi, daha mo-dern ve yüksek güvenlikli anestezi cihazlarının kullanıma girmesi ile anestezistler ara-sında daha fazla tercih edilmeye başlanmıştır. Bunun başlıca nedenleri arasın-da atmosfer kirliliğini ve maliyeti belirgin şekilde azaltması, inhalasyon havasında ısı ve nem kaybını azaltarak mukosilier aktiviteyi koruması gibi faktörler sayılabilir. Dü-şük akımlı anestezi, modern anestezi cihazları ile yeniden solutmalı sistemde ekspiras-yon havasının en az %50'sinin hastaya geri verilmesi esasına dayanır. Bu çalışmada; Opioid kullanmadan genel anestezi uyguladığımız pediyatrik cerrahilerde, anestezi idamesinde minimal akışlı sevofluran veya yüksek akımlı sevof-luran kullanarak, iki farklı yöntemin postoperatif derlenme ajitasyonununa etkilerini karşılaştırmayı amaçladık ayrıca ikincil sonuç olarak postoperatif bulantı-kusma sıklı-ğını da değerlendirdik. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza etik kurul onayı alındıktan sonra 2-10 yaş, ASA I-II risk grubu 78 hasta dâhil edildi. Hastalar randomize olarak düşük akımlı anestezi (DAA) ve yüksek akımlı anestezi (YAA) grubu olarak iki gruba ayrıldı. Ameliyathanede hastalara rutin monitörizasyon sonrası, BİS monitörizasyonu yapıldı. Bazal değerler kaydedildikten sonra damar yolu açılmış hastalara IV yoldan, damar yolu olmayan hastalara sevofluran ile maske indüksiyon yapıldı. İndüksiyonu takiben yüz maskesi ile taze gaz akımı (TGA) 6 l/dk, %100 oksijen ile preoksijenizasyon son-rası entübe edildi. Tidal volüm 6-8 ml/kg ayarlandı. Taze gaz akışı YAA grubuna 3 l/dk, %50 oksijen/azot protoksit protoksit karışımı, sevofluran %3 den, MAA grubuna 4 l/dk, %50 oksijen/azot protoksit protoksit karışımı, sevofluran %4 den açıldı. Düşük akım anestezi grubunda MAK 1,0 e ulaşınca TGA 0,5 l/dk ya düşürüldü. Her iki grupta da kaudal blok uygulamasından 15–20 dakika sonra, hemodinamik parametre-ler değerlendirilerek bloğun etkinliği doğrulandı ve ardından %50 oksijen/hava karı-şımına geçildi. Her 2 grupta da operasyon süresince sevofluran yüzdesi BİS 40-60 arasında, MAK değeri 0,9-1,1 arasında olacak şekilde ayarlandı. Yüksek akım gru-bunda operasyon bitiminden 10 dk önce sevofluran kapatıldı, %80 O2'ye geçilip TGA 6 l/dk ya yükseltildi, DAA grubunda operasyon bitiminden 15-20 dk önce se-vofluran kapatıldı, MAK değeri 0'a ulaşıncaya kadar %50-100 O2 ve TGA 0,5 l/dk ile devam edildi. Ekstübasyon öncesi %80 O2 ile TGA 6 l/dk'ya yükseltildi ve sugam-madeks ile nöromüsküler blok geri çevrilerek hastalar ekstübe edildi. İntraoperatif süreçte, monitörizasyon takiplerine ek olarak anestezi ve cerrahi süresi, sevofluran tüketimi kaydedildi. Cerrahi bitiminde postoperatif ilk 30 dk, 10 dk aralıklarla grupla-ra kör anestezi asistan doktor tarafından ajitasyon skoru ve bulantı-kusma varlığı kaydedildi. Bulgular: Her 2 gruptaki hastaların demografik özellikleri homojen dağılımdaydı. İki grubun hemodinamik veriler açısından karşılaştırmasında anlamlı fark saptanmadı. İntraoperatif süreçte MAA grubunda sevofluran tüketiminin daha düşük olduğu, anestezi ve cerrahi sürelerinde gruplar arasında anlamlı bir fark gözlenmedi. Minimal akım anestezi uygulanan hastalarda, YAA grubuyla benzer SpO2, BİS değerleri elde edildi. Postoperatif 10 dk aralıklarla her üç ölçüm noktasında da hem PAED hem WATCHA skorları arasında gruplar arasında anlamlı fark mevcuttu. Sonuç: Opioid kullanmadan genel anestezi uyguladığımız pediyatrik cerrahilerde, anestezi idamesinde minimal akışlı sevofluran anestezisini, yüksek akımlı sevofluran anestezisi ile karşılaştırdık ve minimal akışlı anestezinin derlenme ajitasyonunu belirgin şekilde azalttığını gözlemledik. Bu uygulamanın sürdürülebilir olması ve yaygın hale gelmesi durumunda, pediyatrik anestezi pratiğinde maliyetleri azaltmanın yanısıra postoperatif hasta konforuna önemli katkı sağlayacağı kanaatindeyiz.
Özet (Çeviri)
İntroductıon and Aim: Emergence agitation/delirium observed in the early postoperative period after general anesthesia in pediatric patients is among the most frequently encountered and difficult-to-manage problems in clinical practice (1,2). Emergence agitation or delirium is defined as a change in consciousness occurring in the early postoperative period in children, characterized by disorientation, irritability, refusal to cooperate with parents/healthcare personnel, inconsolable crying, and uncontrolled behavior. This condition may lead to adverse events that can endanger the patient's life. In addition, it may prolong the postoperative care process, make analgesic administration more difficult, and increase the need for additional sedatives/analgesics. The exact pathophysiological mechanism of emergence agitation (EA) after general anesthesia is not known (3). Possible causes of EA in children include high levels of anxiety related to surgery, new environments, separation from parents, and encountering unfamiliar healthcare personnel. Preschool age (2–5 years), poor adaptability, attention deficit hyperactivity disorder, psychological immaturity, preoperative anxiety, parental anxiety, lack of premedication, and the use of inhalational anesthetics with low blood-gas partition coefficients, such as sevoflurane, may also contribute. These factors may lead to increased sympathetic tone during recovery from anesthesia and prolong the excited state. In the current literature, many perioperative methods and drug applications aimed at determining the causes of emergence agitation and reducing it have been reported (4). Studies have shown that, among inhalational agents, sevoflurane in particular is associated with a higher incidence of emergence agitation in children (5). Low-flow anesthesia has become more preferred among anesthesiologists with the introduction of more modern and highly safe anesthesia machines. The main reasons for this include its ability to significantly reduce atmospheric pollution and cost, as well as its ability to preserve mucociliary activity by reducing heat and moisture loss in inspired gases. Low-flow anesthesia is based on the principle of returning at least 50% of the expired air to the patient in a rebreathing system using modern anesthesia machines. In this study, we aimed to compare the effects of two different methods, minimal-flow sevoflurane or high-flow sevoflurane, used during the maintenance of anesthesia in pediatric surgeries performed under general anesthesia without opioid use, on postoperative emergence agitation. As a secondary outcome, we also evaluated the incidence of postoperative nausea and vomiting. Materials and Methods: After obtaining ethics committee approval, 78 patients aged 2–10 years with ASA physical status I–II were included in our study. The patients were randomized into two groups: the minimal-flow anesthesia (MFA) group and the high-flow anesthesia (HFA) group. In the operating room, after routine monitoring, BIS monitoring was performed. After baseline values were recorded, patients with an intravenous line underwent IV induction, while patients without an intravenous line underwent mask induction with sevoflurane. Following induction, patients were intubated after preoxygenation with a fresh gas flow (FGF) of 6 L/min and 100% oxygen via face mask. Tidal volume was set at 6–8 mL/kg. In the HFA group, fresh gas flow was started at 3 L/min with a 50% oxygen/nitrous oxide mixture and sevoflurane at 3%. In the MFA group, fresh gas flow was started at 4 L/min with a 50% oxygen/nitrous oxide mixture and sevoflurane at 4%. In the minimal-flow anesthesia group, once MAC reached 1.0, FGF was reduced to 0.5 L/min. In both groups, 15–20 minutes after caudal block application, hemodynamic parameters were evaluated to confirm block efficacy, and then a 50% oxygen/air mixture was initiated. In both groups, throughout the operation, the sevoflurane concentration was adjusted to maintain BIS between 40 and 60 and MAC between 0.9 and 1.1. In the high-flow group, sevoflurane was discontinued 10 minutes before the end of the operation, 80% O₂ was started, and FGF was increased to 6 L/min. In the MFA group, sevoflurane was discontinued 15–20 minutes before the end of the operation, and anesthesia was continued with 50–100% O₂ and FGF of 0.5 L/min until the MAC value reached 0. Before extubation, FGF was increased to 6 L/min with 80% O₂, and neuromuscular blockade was reversed with sugammadex; then the patients were extubated. During the intraoperative period, in addition to monitoring parameters, anesthesia duration, surgical duration, and sevoflurane consumption were recorded. At the end of surgery, during the first 30 postoperative minutes, the agitation score and the presence of nausea and vomiting were recorded at 10-minute intervals by an anesthesia resident who was blinded to the group allocation. Results: The demographic characteristics of the patients in both groups were homogeneously distributed. No significant difference was found between the two groups in terms of hemodynamic data. During the intraoperative period, sevoflurane consumption was lower in the MFA group, while no significant difference was observed between the groups in terms of anesthesia and surgical durations. In patients who received minimal-flow anesthesia, SpO₂ and BIS values similar to those in the HFA group were obtained. There was a significant difference between the groups in both PAED and WATCHA scores at all three measurement points recorded at 10-minute intervals postoperatively. Conclusion: In pediatric surgeries performed under general anesthesia without opioid use, we compared minimal-flow sevoflurane anesthesia with high-flow sevoflurane anesthesia and observed that minimal-flow anesthesia significantly reduced emergence agitation. We believe that, if this practice becomes sustainable and widely adopted, it may make an important contribution to postoperative patient comfort in pediatric anesthesia practice, in addition to reducing costs.
Benzer Tezler
- Çocuk polikliniklerine başvuran hastalarda tamamlayıcı ve alternatif tedavi (TAT) kullanım sıklığı ve yakınlarının tat tutum ve davranışları
Complementary and alternative medicine (CAM) using frequency and patients relatives opioin about cam in pediatric policlinics
GÜLŞAH UZUN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2018
Aile HekimliğiKocaeli ÜniversitesiAile Hekimliği Ana Bilim Dalı
PROF. DR. TUNCAY MÜGE ALVUR
- Meme kanserli hastalarda anestezi indüksiyonunda kullanılan düşük doz ketaminin postoperatif inflamatuar parametrelere ve derlenme kalitesine etkisi
The effect of low-dose ketamine added to anesthesia induction on postoperative inflammatory parameters and quality of recovery in breast cancer patients
FURKAN DURAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
Anestezi ve ReanimasyonSağlık Bilimleri ÜniversitesiAnesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı
PROF. DR. FATMA GÜLÇİN ŞENEL
- Obezite cerrahisi geçirecek hastalarda analjezi yönetiminin derlenme kalitesine etkisi
The effect of analgesia management on review quality in patients requesting obesity surgery
MEHMET GÖKHAN TAFLAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2023
Anestezi ve ReanimasyonOndokuz Mayıs ÜniversitesiAnesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı
PROF. DR. YASEMİN BURCU ÜSTÜN
- Ağız cerrahisinde intravenöz bilinçli sedasyonda midazolam-remifentanil kombinasyonunun propofol ile karşılaştırılması
Comparison of intravenous conscious sedation with midazolam-remifentanil combination and propofol during oral surgery
FİLİZ KUNTAY
Doktora
Türkçe
2000
Anestezi ve ReanimasyonAnkara ÜniversitesiAğız, Diş ve Çene Cerrahisi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ASRİYE MOCAN
- İntratekal uygulanan opioidlere bağlı gelişen kaşıntı kontrolünde ondansetron-granisetron etkinliğinin karşılaştırılması
Comparison of the effectiveness of ondansetron or granisetron on pruritus due to intrathecaly used opioids
GÜLSEREN SÜER KAYA
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2006
Anestezi ve ReanimasyonAnkara ÜniversitesiAnesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı
PROF.DR. NECATİ ÇANAKÇI