Geri Dön

Kent içi wellness merkezlerinde biyofilik tasarım modellerinin mekânsal kurguya yansımaları

Reflections of biophilic design patterns on the spatial Organization of wellness centers in urban areas

  1. Tez No: 1023847
  2. Yazar: SAMANEH NADERI
  3. Danışmanlar: DR. ÖĞR. ÜYESİ BÜŞRA ÖZAYDIN ÇAT
  4. Tez Türü: Yüksek Lisans
  5. Konular: İç Mimari ve Dekorasyon, Interior Design and Decoration
  6. Anahtar Kelimeler: Biyofilik tasarım, Biophilic design
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Haliç Üniversitesi
  10. Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: İç Mimarlık Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Kentsel modern yaşamın yaygınlaşması, insanın doğadan uzaklaşmasına neden olmuş ve bireylerin fiziksel ve ruhsal sağlığı üzerinde çeşitli olumsuz etkiler ortaya çıkarmıştır. Bu bağlamda biyofilik tasarım, insan ile doğa arasındaki bağı yeniden güçlendirmeye yönelik bir yaklaşım olarak kabul edilmekte ve insanın doğaya ve canlılara yönelik doğuştan gelen ihtiyaçlarının korunmasını ve desteklenmesini mümkün kılmaktadır. Ayrıca birçok çalışmada, biyofilik tasarım yaklaşımlarının insan sağlığı üzerinde olumlu ve iyileştirici etkiler sağladığı, özellikle farklı sağlık yapılarında etkili olduğu vurgulanmaktadır. Öte yandan sağlık, yalnızca hastalık veya rahatsızlığın olmamasıyla sınırlı olmayıp, fiziksel, ruhsal ve sosyal boyutları da içermekte ve bu yönüyle wellness (iyilik hâli) kavramı ile paralellik göstermektedir. Bu doğrultuda, sağlık düzeyinin artırılması ve yaşam kalitesinin geliştirilmesine yönelik artan ihtiyaç ile birlikte, sağlık farkındalığını artırmayı, hastalıkları önlemeyi ve yaşam tarzını iyileştirmeyi amaçlayan wellness merkezlerine olan talep giderek artmaktadır. Birleşmiş Milletler verilerine göre günümüzde dünya nüfusunun yaklaşık %58'i kentsel yerleşimlerde yaşamaktadır. Bu durumun, insan ile doğa arasındaki ilişkinin zayıflamasına ve bireylerin doğal çevre ile kurdukları doğrudan deneyimlerin azalmasına neden olduğu söylenebilir. Bu çalışma, insanın doğayla yeniden bağ kurma ihtiyacını ve mekânsal deneyim yoluyla yaşam kalitesinin artırılmasını bütüncül bir bakış açısıyla ele almaktadır. Bu bağlamda çalışmanın kapsamı kentsel doku içerisinde yer alan wellness merkezleri ile sınırlı tutulmuştur. Bu doğrultuda, doğa odaklı tasarım yaklaşımını içeren beş kent içi wellness merkezi örnek olay olarak ele alınmış ve detaylı biçimde incelenmiştir. Çalışmada, öncelikle kuramsal çerçeve ve ilgili kavramlar ortaya konulmuş, ardından seçilen örnekler üzerinden analiz ve değerlendirmeler yapılmıştır. Elde edilen bulgular, incelenen örneklerin biyofilik tasarım modelleriyle yüksek düzeyde uyum gösterdiğini ve bu yaklaşımın kent içi wellness merkezlerinde uygulanabilir bir potansiyele sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca, mimari, peyzaj ve iç mekân bileşenlerinin bütüncül biçimde ele alınması, biyofilik yaklaşımın etkinliğini artıran önemli bir unsur olarak öne çıkmaktadır. Bu kapsamda doğal ışık, uygun havalandırma ve doğa ile görsel süreklilik sağlayan mekânsal unsurların, deneyim kalitesini yükselterek insan-doğa ilişkisini güçlendirdiği görülmektedir. Bununla birlikte, yapısal ve mekânsal özelliklerin yanı sıra konumsal kararlar ve yer seçimi de bu yaklaşımın başarısını belirleyen temel faktörler arasında yer almaktadır. Sonuç olarak, çalışma biyofilik tasarımın sağlık etkilerinden ziyade mekânsal organizasyon boyutuna odaklanarak, gelecekteki tasarım yaklaşımları için temel düzeyde bir çerçeve sunarak alana katkı sağlamaktadır.

Özet (Çeviri)

The widespread adoption of urban modern life has led people to become increasingly disconnected from nature, resulting in various negative effects on individuals' physical and psychological health. In this context, biophilic design is regarded as an approach aimed at strengthening the connection between humans and nature, enabling the preservation and support of humans' innate affinity for nature and living systems. Furthermore, numerous studies emphasize that biophilic design approaches have positive and restorative effects on human health and are particularly effective in various healthcare environments. On the other hand, health is not limited to the absence of disease or illness; it also encompasses physical, psychological, and social dimensions, and in this respect parallels the concept of wellness. Accordingly, with the growing need to enhance health levels and improve quality of life, demand for wellness centers has been steadily increasing, as these facilities aim to raise health awareness, prevent diseases, and promote healthier lifestyles. According to United Nations data, approximately 58% of the global population currently resides in urban areas. This trend is considered to have contributed to the weakening of the relationship between humans and nature, as well as to a reduction in individuals' direct engagement with the natural environment. In response to this condition, the this study adopts a holistic perspective to investigate the need for reconnecting humans with nature and enhancing quality of life through spatial experience. Within this framework, the scope of the research is confined to wellness centers located within the urban area. In this regard, five urban wellness centers incorporating a nature-oriented design approach were selected as case studies and examined in detail. The study first establishes the theoretical framework and relevant concepts, followed by analyses and evaluations conducted through the selected case studies. The findings indicate that the examined cases demonstrate a high level of consistency with biophilic design patterns and that this approach has significant applicability potential in urban wellness centers. Furthermore, it has been observed that addressing architectural, landscape, and interior design components in an integrated manner is an important factor that enhances the effectiveness of the biophilic approach. In this context, spatial elements such as natural light, adequate ventilation, and visual continuity with nature have been found to improve the quality of spatial experience and strengthen the human-nature relationship. In addition, structural and spatial characteristics, as well as locational decisions and site selection, are among the key determining factors in the success of this approach. In conclusion, by focusing on the spatial organization dimension of biophilic design rather than its health-related effects, this study contributes to the field by providing a basic framework for future design approaches.

Benzer Tezler

  1. Şehirleşme süreci ve metropoliten alanlar

    Başlık çevirisi yok

    H.İBRAHİM AKALIN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1984

    Şehircilik ve Bölge PlanlamaGazi Üniversitesi

    Şehir Planlama Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. EYYUP GÜNAY İSBİR

  2. Barajların hacim-verim ilişkisi üzerine bir araştırma

    Başlık çevirisi yok

    MEHMET KILIÇARSLAN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    İnşaat MühendisliğiÇukurova Üniversitesi

    İnşaat Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. TEFARUK HAKTANIR

  3. Küçük Yamanlar tepesi örneğinde kent yakın çevresinde rekreasyon alanı düzenleme projesi

    Başlık çevirisi yok

    NİHAN BULGUN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1985

    Şehircilik ve Bölge PlanlamaEge Üniversitesi

    Peyzaj Mimarlığı Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. İLÇİN ASLANBOĞA

  4. Çukurova bölgesinde biyoklimatik veriler kullanılarak açık ve yeşil alan sistemlerinin belirlenmesi ilkeleri üzerinde bir araştırma

    A research on the determination of the principles in open and green spaces systems by using the bioclimatic data in Çukurova region

    MEHMET FARUK ALTUNKASA

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    Çevre MühendisliğiÇukurova Üniversitesi

    Peyzaj Mimarlığı Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ERDOĞAN GÜLTEKİN