AİLE SAĞLIĞI MERKEZLERİNDE ÇALIŞAN SÖZLEŞMELİ AİLE HEKİMLERİ ASİSTANLARININ İLAÇ ADVERS OLAYLARINA YÖNELİK BİLGİ, TUTUM VE DAVRANIŞLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ
EVALUATION OF THE KNOWLEDGE, ATTITUDES, AND PRACTICES OF CONTRACTED FAMILY MEDICINE RESIDENTS WORKING IN FAMILY HEALTH CENTERS REGARDING ADVERSE DRUG EVENTS
- Tez No: 1025104
- Danışmanlar: DR. ÖĞR. ÜYESİ SERAP ÖKSÜZ
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Aile Hekimliği, Family Medicine
- Anahtar Kelimeler: Advers ilaç olayı, farmakovijilans, aile hekimliği, bilgi, tutum, davranış, advers olay bildirimi, Adverse drug event, pharmacovigilance, family medicine, knowledge, attitude, practice, adverse event reporting
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: İzmir Katip Çelebi Üniversitesi
- Enstitü: İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Aile Hekimliği Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
AİLE SAĞLIĞI MERKEZLERİNDE ÇALIŞAN SÖZLEŞMELİ AİLE HEKİMLERİ ASİSTANLARININ İLAÇ ADVERS OLAYLARINA YÖNELİK BİLGİ, TUTUM VE DAVRANIŞLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ Dr. Halit TONĞA İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Dalı Uzmanlık Tezi, İzmir, Türkiye, 2026 Amaç: Bu araştırmada, aile sağlığı merkezlerinde görev yapan sözleşmeli aile hekimliği asistanlarının ilaç advers olaylarına ve farmakovijilans bildirim sürecine yönelik bilgi, tutum ve davranış düzeylerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırma tanımlayıcı ve kesitsel nitelikte yürütülmüştür. Çalışmanın evrenini İzmir ilinde sözleşmeli aile hekimliği yapan 136 asistan hekim oluşturmuştur. Örneklem büyüklüğü, evreni bilinen araştırmalar için kullanılan örneklem hesaplama yöntemi doğrultusunda belirlenmiştir. Evren büyüklüğü 136 kişi olarak kabul edilmiş; sıklığın bilinmediği durumlarda en yüksek örneklem hacmini elde etmek amacıyla p=0,50, q=0,50, %95 güven düzeyi ve %5 hata payı esas alınmıştır. Yapılan hesaplama sonucunda minimum örneklem büyüklüğü 101 kişi olarak bulunmuştur. Olası veri kaybı ve yanıt vermeme durumları dikkate alınarak minimum örneklem büyüklüğüne yaklaşık %10 ekleme yapılmış ve hedef örneklem büyüklüğü 110 kişi olarak belirlenmiştir. Araştırmanın örneklemini, çalışmaya katılmayı kabul eden ve anket formunu eksiksiz dolduran 110 katılımcı oluşturmuştur. Veriler, araştırmacılar tarafından hazırlanan sosyodemografik veri formu ile ilaç advers olaylarına yönelik bilgi, tutum ve davranışları değerlendiren anket formu aracılığıyla çevrim içi olarak toplanmıştır. Anket formunda 7 sosyodemografik soru, 12 bilgi maddesi, 12 tutum maddesi ve 9 davranış sorusu yer almıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, Ki-kare testi, Fisher's Exact Test ve lojistik regresyon analizi kullanılmış; p<0,05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Katılımcıların %54,5'i erkek, %45,5'i kadındır. Katılımcıların %30,9'u daha önce farmakovijilans eğitimi aldığını, %10,9'u daha önce advers olay bildirimi yaptığını belirtmiştir. Bilgi düzeyi 12 puan üzerinden 7 puan ile orta düzeyde, tutum düzeyi ise 12 puan üzerinden 10 puan ile yüksek düzeyde bulunmuştur. Son bir yılda en az bir advers olay bildirimi yapan katılımcı oranı %4,5'tir. Bildirim yapmama nedenleri arasında en sık“nasıl yapılacağını bilmeme”,“zaman yetersizliği”ve“nedensellikten emin olmama”yer almıştır. Farmakovijilans eğitimi alma durumu ile daha önce advers olay bildirimi yapma durumu arasında anlamlı ilişki saptanmıştır. Ayrıca bildirim yapmama nedenleri içinde“nasıl yapılacağını bilmeme”değişkeninin daha önce advers olay bildirimi yapma durumu ile anlamlı ilişkili olduğu belirlenmiştir. Sonuçlar: Araştırma sonucunda, aile sağlığı merkezlerinde görev yapan sözleşmeli aile hekimliği asistanlarının ilaç advers olayları ve farmakovijilans sürecine yönelik tutumlarının genel olarak olumlu olduğu, ancak bu olumlu tutumun bildirim davranışına yeterince yansımadığı belirlenmiştir. Bununla birlikte, daha önce farmakovijilans eğitimi alan katılımcıların advers olay bildirimi yapma oranlarının daha yüksek olması, eğitimin bildirim davranışı üzerinde önemli bir etkiye sahip olabileceğini ortaya koymaktadır. Bildirim yapmama nedenleri incelendiğinde,“nasıl yapılacağını bilmeme”,“zaman yetersizliği”ve“nedensellikten emin olmama”gibi faktörlerin ön plana çıktığı görülmüştür. Özellikle bildirimin nasıl yapılacağını bilmeme durumunun daha önce advers olay bildirimi yapma durumu ile anlamlı ilişki göstermesi, farmakovijilans eğitimlerinin yalnızca teorik bilgi düzeyinde değil, uygulamalı bildirim sürecini de içerecek şekilde planlanması gerektiğini göstermektedir. Bu doğrultuda birinci basamak sağlık hizmetlerinde görev yapan hekimlere yönelik düzenli ve uygulamalı farmakovijilans eğitimlerinin artırılması, elektronik bildirim sistemlerinin daha erişilebilir ve kullanıcı dostu hale getirilmesi, bildirim sonrası geri bildirim mekanizmalarının güçlendirilmesi ve advers olay bildiriminin mesleki sorumluluk kapsamında daha görünür hale getirilmesi önerilmektedir. Böylece ilaç güvenliliğinin artırılması, advers olayların daha etkin izlenmesi ve hasta güvenliğine yönelik koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi mümkün olabilir.
Özet (Çeviri)
EVALUATION OF THE KNOWLEDGE, ATTITUDES, AND PRACTICES OF CONTRACTED FAMILY MEDICINE RESIDENTS WORKING IN FAMILY HEALTH CENTERS REGARDING ADVERSE DRUG EVENTS Dr. Halit TONĞA Izmir Kâtip Çelebi University Faculty of Medicine, Department of Family Medicine, Specialty Thesis, Izmir, Turkey, 2026 Objective: This study aimed to evaluate the knowledge, attitudes, and practices of contracted family medicine residents working in family health centers regarding adverse drug events and the pharmacovigilance reporting process. Methods: This study was conducted as a descriptive, cross-sectional, and correlational study. The study population consisted of 136 contracted family medicine residents working in İzmir. The sample size was determined using the sample size calculation method for a known population. Assuming a prevalence of 50%, with a 95% confidence level and a 5% margin of error, the minimum required sample size was calculated as 101 participants. Considering possible data loss and non-response, approximately 10% was added to the minimum sample size, and the target sample size was determined as 110 participants. The final sample consisted of 110 participants who agreed to participate in the study and completed the questionnaire in full. Data were collected online using a sociodemographic data form developed by the researchers and a questionnaire assessing knowledge, attitudes, and practices regarding adverse drug events. The questionnaire included 7 sociodemographic questions, 12 knowledge items, 12 attitude items, and 9 practice-related questions. Descriptive statistics, the Chi-square test, Fisher's Exact Test, and logistic regression analysis were used for data analysis. A p value of <0.05 was considered statistically significant. Results: Of the participants, 54.5% were male and 45.5% were female. Among the participants, 30.9% reported having previously received pharmacovigilance training, while 10.9% stated that they had previously reported an adverse event. The knowledge level was found to be moderate, with a score of 7 out of 12, whereas the attitude level was high, with a score of 10 out of 12. The proportion of participants who had reported at least one adverse event within the last year was 4.5%. The most frequently reported reasons for not reporting adverse events were“not knowing how to report,”“lack of time,”and“uncertainty about causality.”A significant association was found between receiving pharmacovigilance training and having previously reported an adverse event. In addition, among the reasons for not reporting, the variable“not knowing how to report”was found to be significantly associated with previous adverse event reporting status. Conclusions: The findings of this study showed that contracted family medicine residents working in family health centers generally had positive attitudes toward adverse drug events and the pharmacovigilance process; however, these positive attitudes were not adequately reflected in reporting behavior. Furthermore, the higher rate of adverse event reporting among participants who had previously received pharmacovigilance training suggests that training may have an important effect on reporting behavior. When the reasons for not reporting were examined, factors such as“not knowing how to report,”“lack of time,”and“uncertainty about causality”were found to be prominent. In particular, the significant association between not knowing how to report and previous adverse event reporting status indicates that pharmacovigilance training should not be limited to theoretical knowledge but should also include practical guidance on the reporting process. Accordingly, it is recommended that regular and practical pharmacovigilance training programs be increased for physicians working in primary health care services, electronic reporting systems be made more accessible and user-friendly, post-reporting feedback mechanisms be strengthened, and adverse event reporting be made more visible as a professional responsibility. In this way, it may be possible to improve drug safety, ensure more effective monitoring of adverse events, and strengthen preventive health services related to patient safety.
Benzer Tezler
- Ankara ilindeki aile hekimliği asistanlarının yüksek riskli gebelik konusundaki bilgilerinin değerlendirilmesi
Evaluation of family medicine assistants' knowledge onhigh-risk pregnancy in Ankara province
YASEMİN KOÇAK GÜLŞEN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2024
Aile HekimliğiSağlık Bilimleri ÜniversitesiAile Hekimliği Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MUSTAFA ÇELİK
- Samsun ilinde görev yapan Aile Hekimleri ve Aile hekimliği uzmanlık öğrencilerinin fibromiyalji sendromu hakkında bilgi düzeyleri ve davranışları
Knowledge levels and behaviours about fibromyalgia of family medicine doctors and family medi̇ci̇ne students working in Samsun
CELALETTİN AYDOĞMUŞ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
Aile HekimliğiOndokuz Mayıs ÜniversitesiAile Hekimliği Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ MUSTAFA YASİN SELÇUK
- SAMSUN İLİ AİLE SAĞLIĞI MERKEZLERİNDE ÇALIŞAN AİLE HEKİMLERİNİN TELETIP UYGULAMALARI KONUSUNDAKİ BİLGİ DÜZEYLERİ, TUTUM VE DAVRANIŞLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ
EVALUATION OF KNOWLEDGE LEVELS, ATTITUDES AND BEHAVIORS OF FAMILY PHYSICIANS WORKING IN FAMILY HEALTH CENTERS IN SAMSUN PROVINCE ON TELEMEDICINE PRACTICES.
MERYEM BAYBURTLU
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
Aile HekimliğiSağlık Bilimleri ÜniversitesiAile Hekimliği Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ERDİNÇ YAVUZ
- İstanbul ili Aile Sağlığı Merkezlerinde görev yapan hekimlerin sigara bırakma tedavisi hakkındaki bilgi, tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi
Evaluation of the knowledge, attitudes and behaviors of physicians working in Family Health Centers in İstanbul province about smoking cessation treatment
DOĞAN DEMİRHAS
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
Aile HekimliğiSağlık Bilimleri ÜniversitesiAile Hekimliği Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. HİLAL ÖZKAYA
- Aile hekimlerinin öz anlayışlarının defansif tıp uygulamalarına etkisinin incelenmesi
Examining the effect of family physician's self-compession on their defensive medicine practices
ERHAN UZUN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
Aile HekimliğiNecmettin Erbakan ÜniversitesiAile Hekimliği Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ HATİCE KÜÇÜKCERAN
PROF. DR. NAZAN KARAOĞLU