Kadınlarda akciğer kanseri genel özellikleri ve prognostik faktörler
Lung cancer in women; general features and prognostic facors
- Tez No: 266810
- Danışmanlar: PROF. DR. İSMAİL SAVAŞ
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Göğüs Hastalıkları, Chest Diseases
- Anahtar Kelimeler: Akciğer neoplazmları, Lung neoplasms
- Yıl: 2010
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Ankara Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Akciğer kanseri sıklığı, 20. yüzyıl boyunca ve özellikle ikinci yarısında dramatik bir artış göstermiş olup, günümüzde ülkemizde ve tüm dünyada her iki cinste en sık görülen tümörlerden biri haline gelmiştir. Kadınlarda sıklığı, 1960'lı yıllardan itibaren artış göstermiş ve günümüzde kadınlarda kanser nedenli ölümler arasında ilk sırada yer almaktadır. Son 30 yılda kadınlar arasında akciğer kanseri insidansında 4 kat artış izlenmiş olup bunun kadınlar arasında gittikçe artan sigara kullanımı ile ilgili olduğu vurgulanmaktadır. Ayrıca pasif sigara maruziyeti, diyet, hava kirliliği, geçirilmiş akciğer hastalıkları, radon, asbest maruziyeti, hormonal faktörler, HPV enfeksiyonu da bilinen diğer etyolojik faktörlerdir. Hastalığın kadınlar arasında gittikçe artan sıklığına rağmen kadın akciğer kanseri ile ilgili çalışma sayısı yeterli değildir. Çalışmamızda kadın akciğer kanserinin genel özellikleri, epidemiyolojik veriler ve prognoz üzerinde etkili olabilecek faktörleri incelemeyi hedef aldık.Çalışmamıza beş yıl boyunca Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları kliniğine başvuran akciğer kanseri tanısı almış olan 110 kadın hasta dahil edildi. Başvuru şikayetleri, sigara, asbest maruziyeti, başvuru yaşı, başvuru esnasında hastaların performans durumu, laboratuvar incelemeleri, hücre tipi, hastalığın evresi ve verilen tedavi şeklinin sağkalım süresi üzerine olan etkileri araştırıldı.Kadın hastalarda akciğer kanseri daha ileri yaşlarda ortaya çıkmakta olup olgularımızın %56,4'ünün yaşı 60 yaşın üzerinde izlendi. Çalışmamıza dahil edilen olguların sigara maruziyeti %40 civarında saptandı ve sigara maruziyeti olan olgularda en sık görülen histopatolojik tip küçük hücreli akciğer kanseri olarak tespit edildi. Genel hasta populasyonu dikkate alındığında ise küçük hücreli dışı akciğer kanseri %72,7'lik oranla en sık görülen histolojik tip olarak saptandı. KHDAK'li olgular arasında adenokanser subtipi en sık görülen hücre tipi idi. Başvuru esnasında hastaların %98'i semtomatik idi ve en sık saptanılan şikayetler; öksürük ve nefes darlığı olarak saptandı. Tanısal girişim olarak en çok tercih edilen ve en sonuçlandırıcı olan yöntem bronkoskopik girişimler olarak belirlendi. Bunu ikinci sırada transtorasik ince iğne aspirasyon biyopsisi takip etmekte idi.Hastaların başvuru anında laboratuar incelemeleri ayrı ayrı incelendi. KHDAK'li olgularda lökositoz (serum yüksek lökosit sayısı) ve KHAK'li olgularda ise trombositoz (yüksek kan trombosit sayısı) kısa sağkalım süresi ile ilişkili bulundu. Çalışmamıza dahil edilen hastalardan başvuru sırasında performans durumu iyi (ECOG 0-1-2) olanlarda ortalama sağkalım süresi daha yüksek saptandı. Tanı esnasında KHDAK'li olguların yaklaşık %86' sı rezektabıl olmayan (Evre IIIB,Evre IV) evrede ve KHAK'li olguların ise %76,9'u yaygın hastalık evresinde idi. İleri evrede olan hastalarda sağkalım süresi erken evrede olan olgulara nazaran daha kısa saptandı.Tanı esnasında olguların %68'inde uzak metastaz görüldü ve metastaz varlığı kısa sağkalım süresi ile ilişkili izlendi. KHDAK'li olgularda cerrahi tedavi şansı olan grupta ortalama sağkalım süresi kemoterapi ve /veya radyoterapi alan gruba göre belirgin olarak uzun saptandı.Sonuç olarak akciğer kanseri kadınlara arasında sıklığı gittikçe artan bir kanser türüdür. En sık görülen hücre tipi adenokanserdir. Prognoz üzerinde olumlu etkileri olabilecek faktörler genç yaş, iyi performans durumu, erken evre, cerrahi tedavi şansı , metastatik olmayan hastalık olarak söylenebilir.
Özet (Çeviri)
The prevalence rate of lung cancer cases displayed a dramatic increase in the twentieth century, especially in the second half, and has today become one of the most encountered tumors in both sexes in our country and worldwide. Since 1960s, the incidence rate has exhibited an increase among women and ranks first as the leading cause of the deaths in women now. In the last three decades, fourfold higher of incidence rates have been witnessed in the lung cancer cases among women, and the alarming increase has been emphasized to be associated with elevating cigarette smoking among women. Moreover, among other known etiological factors are also second hand cigarette smoking, diet, air pollution, experienced lung diseases, exposure to radon and asbestos, hormonal changes and HPV infection. Despite the increasing number of the studies related to the disease in women, the number of the studies performed on lung cancers in women have yet to reach an satisfactory level. In the study, general characteristics of women lung cancer disease (WLCD), epidemiolgical data and the factors to be effective on prognosis were aimed to be investigated. Diagnosed with lung cancer, 110 women having applied to The Throacic Diseases Department of Medical School of Ankara University for five years were enrolled into the study. In our study, the effects of the complaints on admission, ciarette smoking, exposure to asbestos, age level and performance status of the patients on admission, laboratory examinations, types of cells, stages of the rdisease and type of the administered treatment were investigated on the survival rate.In women patients, disease mostly occurs at an advanced age level, and the age level was also determined to be over 60 in 56,4 % of our subjects. The rate of exposure to cigarette smoking were detected to be around 40 % in the subjects included into our criteria, and the most commonly encountered histopathological type in the cases with smoking exposure was determined to be small cell lung cancer. However, considering the population of general patients, lung disease out of small cell was determined to be the most frequently seen histological type with the rate of 72,7%. Among the cases with non small cell lung cancer ; adenocancer subtype was the most commonly seen. On admission, 98 % of the patients were symptomatic, and the most frequently detected complaints were coughing and shortness of breath. As diagnostic approach, the most preferred and conclusive method was determined to be bronchoscopic interventions. Transthroacic fine needle aspiration biopsy was the second to follow bronchoscopic interventions.Laboratory findings of the cases were investigated seperately. High serum leucocyte counts in the cases with non small cell lung cancer and high blood thrombosis counts in those with small cell lung cancer were found to be associated with decreased survival rate.In those included into our criteria and displaying a good performance rate (ECOG 0,1,2) on admission, average survival rate was found to be higher. During the diagnosis, about 86 % of the cases with non small cell lung cancer were at unresectable stage (Stage III B, Stage IV), and nearly 76,9 % of the cases with small cell lung cancer were at the metastatic stage. Survival rates of the cases at advanced stage were determined to be shorter, compared to those of the cases at earlier stage. In diagnostic criteria, distant metastasis was encountered in 68 % of the cases, and the existence of metastasis was correlated with shorter survival rates. Average survival rates in non small cell lung cancer group with a chance of surgical treatment were markedly determined to be longer, compared to the group treated with chemotherapy and/or radiotherapy.Consequently, lung cancer is a type, the incidence of which is getting more and more increased among women. The most commonly encountered cell type is adenocancer. Factors to have positive effects on the prognosis may be suggested to be young age, a good performance status, early stage, surgical treatment option and unmetastatic disease.
Benzer Tezler
- Bir eğitim ve araştırma hastanesi örneğinde palyatif bakımda yatış süresi ile prognoz ve ilişkili faktörlerin değerlendirilmesi
Evaluation of length of hospitalization and prognosis and related factors in palliative care in a training and research hospital example
FATMA SÜMEYRA YALÇIN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
Aile Hekimliğiİzmir Katip Çelebi ÜniversitesiAile Hekimliği Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. BERNA ERDOĞMUŞ MERGEN
- Targeting circulating breast cancer stem cells via mTOR and WNT inhibitors after bone metastasis
Sirküle meme kanseri kök hücrelerinin kemik metastazı sonrası mTOR ve WNT inhibitörleri ile hedeflenmesi̇
ÖZLEM ALTUNDAĞ ERDOĞAN
Doktora
İngilizce
2025
BiyokimyaHacettepe ÜniversitesiKök Hücre Ana Bilim Dalı
PROF. DR. BETÜL ÇELEBİ SALTIK
- Meme tümörlerinin karsinogenezisinde ve prognosunda anti-apoptptik BCL-2 associated athanogene (BAG-1), vasküler adezyen molekülü (VCAM-1), interselüler adezyon molekülü (ICAM-1)'nün rolü ve steroid reseptörleri ile ilişkisi
Başlık çevirisi yok
MAZLUME SUNA
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2004
PatolojiAbant İzzet Baysal ÜniversitesiPatoloji Ana Bilim Dalı
PROF.DR. OLCAY BELENLİ
- Meme kanserinde pozitron emisyon tomografisi (PET/MR) ile aksiller lenf nodu durumunun belirlenmesinde Ki-67 değerinin yeri
The role of Ki-67 value in determining axillary LYMPH node status in breast cancer by positron emission tomography (PET/MR)
HAKAN CEM YILMAZ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
Genel CerrahiGazi ÜniversitesiGenel Cerrahi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. OSMAN KURUKAHVECİOĞLU
- Meme kanseri hastalarında HGF VE FHL2'nin klinik, sağkalım ve prognostik önemi
Clinical, survival, and prognostic significance of HGF and FHL2 in breast cancer patients
ÖZNUR EREN BÜTÜN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2026
Radyasyon OnkolojisiSivas Cumhuriyet ÜniversitesiRadyasyon Onkolojisi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. BİRSEN YÜCEL