2007-2009 Yılları arasında Dicle Üniversitesi Hastanesinde indirekt hiperbilirubinemi tanısıyla izlenen yenidoğan hastaların değerlendirilmesi
Evaluation of neonates with the diagnosis of indirect hyperbilirubinemia followed up at the pediatric clinics of Dicle University Hospital between 2007 and 2009
- Tez No: 271926
- Danışmanlar: PROF. DR. MEHMET ALİ TAŞ
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Child Health and Diseases
- Anahtar Kelimeler: G6PD, hiperbilirubinemi, kan değişimi, risk faktörleri, yenidoğan sarılığı, G6PD, hyperbilirubinemia, exchange transfusion, risk factors, neonatal jaundice
- Yıl: 2010
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Dicle Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: 82
Özet
Amaç: Yenidoğan sarılığı, yenidoğan doneminin sık karşılaşılan sağlık sorunlarından biridir. Genellikle bilirubin eliminasyon ve üretimindeki dengenin geçici olarak bozulması sonucu ortaya çıkar. Erken tanı konulup tedavi yapılmadığı zaman, bilirubinin nörotoksik etkisi nedeniyle bazen istenmeyen ölümlere ve nörolojik sekellere yol açabilen bir durumdur. Bu çalışmada, yenidoğan sarılığı ile izlenen olgularda etiyolojiyi belirlemek, sarılığın oluşumuna katkıda bulunan risk faktörlerini ve tedaviyi değerlendirmeyi amaçladık.Yöntem: Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı Ve Hastalıkları Anabilim Dalı kliniğinde 2007 - 2009 yıllarında yatarak tedavi ve takip edilen 405 yenidoğan sarılığı olgusu retrospektif olarak değerlendirildi.Bulgular: Araştırmaya alınan 405 olgunun 283'ü (%69,8) indirekt hiperbilirubinemi tanısı ile, 122'si (%30,2) başka bir tanıyla kliniğimizde yatmış ve yatışı esnasında sarılık tespit edilmiş olgulardı. Olguların 214'i (%52,8) erkek, 191'i (%47,2) kızdı. Gebelik yaşı ortalaması 36,49 ± 3,21 hafta idi. Vakaların 165'i (%40,7) preterm, 240'ı (%59,2) term bebeklerdi. Beslenme şekillerine bakıldığında %67,4'ü sadece anne sütü, %18,2'si anne sütü ile mama, %14,5'i ise sadece mama ile beslenmekteydi. Olguların 138'i (%34) ilk 6 saatte, 228'i (%56,2) 6-24 saatte, 39'u (%9,6) 24-48 saattte ilk mekonyumlarını çıkarmışlardır. Bebeklerin beslenmeye başlama zamanları 213'ünün (%52,2) 0-6 saat, 155'nin (%38,5) 6-12 saat, 37'sinin (%8,8) 12-24 saat olduğu saptanmışdı. Doğum şekillerine göre incelendiğinde 236'sı (%58,2)normal spontan vajinal doğum ile, 169'u (%41,7) sezaryen ile doğmuştur. Annelerin 367'sinde (%90,6) hastalık yoktu, 38'inde (%9,3) preeklampsi ve eklampsi mevcuttu. Hastaneye başvuru esnasında hastaların %64,1'inde sarılık topuk bölgesinde idi. Sarılık etiyolojik açıdan değerlendirildiğinde 405 olgunun 151'inde (%37,3) sarılık etiyolojisi nedeni belirlenememiş, 65'i (%16,0) prematürite, 51'i (%12,6) ABO uyuşmazlığı, 12'si (%3,0) erken anne sütü sarılığı, 35'i (%8,6) sepsis, 2'si (%0,5) idrar yolu enfeksiyonu, 18'i (%4,4) geç anne sütü sarılığı, 5'i (%1,2) G6PD, 54'ü (%13,3) Rh uyuşmazlığı, 6'sı (%1,5) subgrup uyuşmazlığı tanısı aldı.Sonuç: Yenidoğan döneminde olumsuz sonuçlara yol açabilecek olan sarılıkların önlenmesi için öncelikle iyi bir antenatal bakım yapılmalı, sarılığın artmasına katkıda bulunabilecek risk faktörlerin varlığının belirlenmesi, anneye iyi bir emzirme eğitimi verilmesi, emzirmenin öneminin ısrarla vurgulanması, doğumdan sonra yakın takiplerin yapılması ve ailelerin eğitilmesi ile kernikterus gibi istenmeyen komplikasyonların önüne geçilebilir. Doğumdan önce anne ve babanın kan grubunun tespit edilmesi, ailelerin doğumdan önce yenidoğan sarılığı konusunda bilgilendirilmesi ve bebeklerin kontrol amaçlı takibe çağırılması basit, maliyeti düşük ancak etkili tedbirlerdir. Yenidoğan sarılıklarının etiyolojisi araştırılırken hemolitik hastalıklar, erken anne sütü sarılığı, prematürite, enfeksiyon gibi sık rastlanan nedenler dışında G6PD eksikliği, herediter sferesitoz ve hipotroidi' de sebep olabileceği sonuçlar açısından mutlaka akılda bulundurulmalıdır.
Özet (Çeviri)
Aim: Neonatal jaundice is one of the common problems during neonatal period. It usually develops due to transient disruption of the balance between bilirubin elimination and production. Besides, it may cause mortality and neurologic sequela due to the neurotoxic effects of bilirubin if it is not diagnosed early and treated properly. In this study, we aimed to determine the etiology of cases with the diagnosis of neonatal jaundice and to evaluate the risk factors for jaundice and the treatment.Materials and Methods: 405 neonatal hyperbiliribunemia cases who had been hospitalized and followed up at the Pediatric Clinics of Dicle University of Medical School between 2007 and 2009 were evaluated retrospectively.Results: 283 of the 405 cases (69,8 %) included in this study were patients hospitalized with the diagnosis of indirect hyperbilirubinemia, whereas 122 infants (30,2 %) were hospitalized with another diagnoses, and developed jaundice during their follow-up in our clinic. 214 of the patients (52,8 %) were male, whereas 191 of them (47,2 %) were female. Mean gestational age at birth was 36,49 ± 3,21 weeks. 165 cases (40,7 %) were premature, 240 (59,2 %) mature infants. Regarding their nutritional status, 272 infants (67,4 %) were receiving only breast milk, 74 (18,2 %) both breast milk and formula, and 59 (14,5 %) only formula. 138 patients (34 %) had passed their first meconium during the first six hours, 228 (56,2 %) between 6th-24th hours, 37 (8,8 %) between 24th-48th hours. Regarding the mode of birth, 236 cases (58,2 %) had been born vaginally, whereas 169 (41,7 %) had been delivered by cesarean section. 367 (90,6) of the mothers had not have any disorder, while 38 of them (9,3 %) had had either preeclampsia or eclampsia. At the time of hospital admission, 64,1 %of the patients had icterus on their heels. Regarding the etiology of the jaundice, in 151 of 259 infants (37,3 %) the etiology could not be identified, while 65 infants (16,0 %) were prematurity, 51 cases (12,6 %) had ABO incompatibility, 12 patients (3 %) had early breast milk jaundice, 35 (8,6 %) had sepsis, 2 infants (0,5 %) had the diagnosis of urinary tract infection, 18 (4,4 %) had late breast milk jaundice, 5 neonates (1,2 %) had been diagnosed as G6PD deficiency, 54 patients (13,3 %) had Rh incompatibility, 6 infant (1,5 %) had subgroup incompatibility.Conclusion: Firstly, appropriate antenatal care should be ensured to prevent the development of jaundice which may cause unexpected results in the neonatal period. Serious complications such as kernicterus can be avoided by identifiying the existence of risk factors that may contribute to the increase of jaundice, educating the mother properly regarding breast-feeding, emphasizing the importance of early breast-feeding, regularly examining the neonate postnatally and educating the families. Determining the blood groups of the parents prenatally, giving information to the families about neonatal jaundice before birth, and necessarily performing the control physical examination of the newborn infants are easy, cheap, and cost effective measures. While evaluating the etiology of neonatal jaundice, underlying diseases such as G6PD deficiency, hereditary spherocytosis and hypothyroidism should be kept in mind besides the common etiologies such as hemolytic disorders, early breast-milk jaundice, prematurity and infections.
Benzer Tezler
- Onkojenik Hpv genotiplerinin Pcr-elisa yöntemi ile saptanması
Detection of oncogenic hpv genotypes by Pcr-Elisa assay
ALPER KANDİŞER
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2007
MikrobiyolojiAkdeniz ÜniversitesiTıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MERAL GÜLTEKİN
- Ekonomik krizlerin istihdama etkileri: Türkiye örneği
Effects of economi̇cal cri̇si̇s on employment: The Turkey example
ÖMER EREN HENDEK
Yüksek Lisans
Türkçe
2013
EkonomiKırıkkale Üniversitesiİktisat Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. TANER TAYLAN DOĞAN
- Andre Zvyagintsev : The Return, The Banishment, Elena How Father's Exile Their Children
Başlık çevirisi yok
LUSİN DİNK ALPER
Yüksek Lisans
İngilizce
2014
Sahne ve Görüntü Sanatlarıİstanbul Bilgi ÜniversitesiSinema Televizyon Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. TUNA ERDEM
PROF. DR. FERİDE ÇİÇEKOĞLU
- Akut myeloblastik lösemide CD87 (uPAR) ekspresyonu ve klinik önemi
Clinical significance of CD87 (uPAR) expression in acute myeloblastic leukemia
FUNDA CERAN
Tıpta Yan Dal Uzmanlık
Türkçe
2007
HematolojiSağlık Bakanlığıİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. GÜLSÜM ÖZET
- İskemik serebrovasküler hastalıkta metabolik sendrom sıklığı ve karotis intima-media kalınlığı ilişkisi
The frequency of metabolic syndome in ischemic cerebrovascular disease and the relation of carotid intima-media thickness
EDA ÇOBAN