Geri Dön

Erkek hastalarda kalp krizi sonrası cinsel işlev bozuklukları ve nedenleri

Sexual dysfunction in male patients with myocardial infarction and its causes

  1. Tez No: 289112
  2. Yazar: GÖKÇE DAĞLIÖZ KARABAY
  3. Danışmanlar: PROF. DR. HAYRİYE ELBİ
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Psikiyatri, Psychiatry
  6. Anahtar Kelimeler: Anksiyete, Cinsel bozukluklar, Cinsellik, Depresyon, Erkekler, Kalp, Miyokard enfarktüsü, Anxiety, Sex disorders, Sexuality, Depression, Men, Heart, Myocardial infarction
  7. Yıl: 2011
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Ege Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Psikiyatri Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

AMAÇ: Bu çalışmanın amacı, erkeklerde kalp krizi sonrası cinsel işlev bozukluklarını (disfonksiyon) ve bunları etkileyen psikolojik faktörleri araştırmaktır.YÖNTEM: Çalışmaya 3-12 ay önce kalp krizi geçirmiş olan, 30?70 yaş arasında 60 erkek hasta alınmıştır. Kontrol grubu ise yaş ve eğitim durumu bakımından hasta grubu ile benzer, kalp krizi öyküsü veya herhangi bir kalp hastalığı olmayan 30 kişiden oluşmaktadır. Hasta ve kontrol grubunun SCID-I ile 1. Eksen tanıları değerlendirilmiş ve ayrıntılı cinsel öyküleri alınmıştır. Psikolojik durumlarını değerlendirmek için; Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) ve Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ), eş uyumlarını değerlendirmek için; Çiftler Uyum Ölçeği (ÇUÖ) ve cinsel işlevlerini değerlendirmek için; `Ereksiyonİşlevi Uluslararası Değerlendirme Formu' (IIEF) ve `Arizona Cinsel Yaşantılar Ölçeği Formu' (ASEX) kullanılmıştır. Hasta grubundan, kalp krizi öncesindeki son bir ayı ve görüşme öncesi son bir ayı düşünerek IIEF ve ASEX'ten ikişer adet doldurmaları istenmiştir. Katılımcıların serbest ve total testosteron değerleri ölçülmüştür.BULGULAR: Hasta grubunun, BAÖ, BDÖ puanları kontrol grubuna oranla istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p<0,05). SCID-I tanı görüşmesi ile hasta grubunda; 11 kişiye majör depresyon, üç kişiye anksiyete bozukluğu BTA (başka türlü adlandırılamayan), 2 kişiye obsesif kompulsif bozukluk (OKB) tanısı konmuştur. Kontrol grubunda ise psikiyatrik hastalık bulunmamaktadır. Hasta grubunun ÇUÖ toplam puanı, kontrol grubuna oranla istatistiksel olarak anlamlı düşük saptanmıştır (p=0,044). Hasta grubunun serbest ve total testosteron düzeyleri kontrol grubuna oranla anlamlı derecede düşük bulunmuştur (p<0,05). Kalp krizi öncesi cinsel işlev bozukluğu (cinsel isteksizlik, erken boşalma, erektil disfonksiyon) kontrol grubu ile karşılaştırılmasında anlamlı fark saptanmamıştır (p>0,05). Ancak kalp krizi sonrası cinsel işlev bozukluğu varlığı, kontrol grubuna oranla istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek saptanmıştır (p<0,05). Cinsel işlev bozuklukları ayrıntılı incelendiğinde ise; cinsel isteksizlik ve erektil disfonksiyon varlığının kalp krizi sonrası hastalarda kontrol grubuna oranla yüksek olduğu (p<0,05), erken boşalma bakımından ise iki grup arasında fark olmadığı gözlenmiştir (p>0,05). Benzer olarak kalp krizi öncesi IIEF alt ölçek ve ASEX puanları bakımından kontrol grubu ile istatistiksel anlamlı fark saptanmamıştır (p>0,05). Ancak kalp krizi sonrası ASEX puanlarının kontrol grubuna oranla istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek, IIEF alt ölçek puanlarının ise istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük olduğu gözlenmiştir(p<0,05). Hasta grubunun kalp krizi öncesi ve sonrası cinsel işlevlerinin karşılaştırılmalarında ise; ASEX toplam puanı ve cinsel disfonksiyon, erektil disfonksiyon ve cinsel isteksizlik varlığının kalp krizi sonrası öncesine göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek olduğu saptanmıştır (p<0,05). Benzer olarak kalp krizi sonrası IIEF alt ölçek puanlarının hepsinin kalp krizi öncesine göre istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük olduğu gözlenmiştir (p<0,05). Hastaların % 11,7'si son 1 aydır cinsel ilişkiye girmediğini ve % 63,3'ü kalp krizi sonrası cinsel ilişki sıklığında azalma olduğunubelirtmiştir. Hastaların % 25'i kendilerinde ve % 58,3'ü eşlerinde cinsel ilişki korkusu olduğunu söylemiştir. Hastalarda cinsel işlev bozukluğu varlığı ile majör depresyon tanısı ilişkili olarak bulunmuştur (p=0,034). Cinsel işlev bozukluğu ayrıntılı incelendiğinde; cinsel isteksizlik varlığı hem BDÖ puanları ve hem de SCID-I depresyon tanısı ilişkili olarak bulunurken, ED varlığı ile sadece BDÖ puanları ilişkili bulunmuştur.SONUÇ: Kalp krizi öncesi cinsel işlev bozukluğu varlığı kontrol grubu ile benzer olarak bulunmuştur. Ancak kalp krizi sonrası hem kontrol grubuna hem de kalp krizi öncesine oranla cinsel işlev bozukluğu varlığı istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek saptanmıştır. Cinsel işlev bozukluğu tanıları ayrıntılı incelendiğinde; erektil disfonksiyon ve cinsel isteksizlik varlığının da kalp krizi sonrası hem kontrol grubuna hem de kalp krizi öncesine oranla anlamlı derecede yüksek olduğu görülmüştür. Kalp krizi sonrası depresyon tanısı ve anksiyete bozukluğu tanısı sıktır. Eş uyumu kontrol grubuna oranla bozulmuştur.Testosteron düzeyleri ise kontrol grubuna oranla daha düşük olarak bulunmuştur. Ancak bu faktörlerden sadece depresyon cinsel isteksizlik ve erektil disfonksiyon ile ilişkili olarak bulunmuştur. Kalp krizi sonrası psikolojik faktörlerin cinsel işlev bozukluğuna etkisini saptayabilmek için daha geniş ölçekli çalışmalara ihtiyaç vardır.

Özet (Çeviri)

OBJECTIVES: The aim of this study is to evaluate the sexual dysfunction and associated psychological factors in males with myocardial infarction (MI).METHODS: In this study, 60 male patients, who had MI within 3 ? 12 months, were evaluated. The control group consisted of 30 healthy men who matched for age and education. In interview, patients and control groups were evaluated for axis 1 disorders by SCID-I, and detailed sexual history was taken. For psychological status evaluation Beck Depression Inventory (BDI) and Beck Anxiety Inventory (BAI); for marital adjustment evaluation Dyadic Adjustment Scale (DAS); for sexual function evaluation the international Index of Erectile Function (IIEF) and the Arizona Sexual Experiences Scale Form (ASEX) were used. In patient group, IIEF and ASEX forms were filled twice,considering last month before MI and last month before interview. Free and total testosterone was measured in both groups.FINDINGS: BDI and BAI scores were significantly higher in patients, compared to the control group (p<0,05). In patient group, major depression in eleven patients, anxiety disorders NOS in three patients and obsessive-compulsive disorder in two patients were diagnosed by SCID-I. No psychiatric disorder was determined in control group. Total DAS points and free/total testosterone levels were statistically significantly lower in patients, compared to the control group (p<0,05). By means of sexual dysfunctions (low sexual desire, premature ejaculation, erectile dysfunction), there was no statistically significant difference in patients before MI and control group (p>0,05). However sexual dysfunctions were significantly higher in patients after MI than control group (p<0,05). Detailed evaluation of sexual dysfunction revealed that; low sexual desire and erectiledysfunction were higher in patients after MI (p<0,05) but there was no significant difference in both group for premature ejaculation (p>0,05). Similarly, by means of IIEF subscale score and ASEX total score, there was no significant difference in patients before MI and control group (p>0,05). However, ASEX scores were significantly higher and IIEF subscale scores were significantly lower in patients after MI when compared to the control group (p<0,05). In patient group, total ASEX score and sexual dysfunction, erectile dysfunction and low sexual desire diagnoses were significantly higher (p<0,05) and similarly, all IIEF subscale scores were significantly lower in post MI period, compared to before MI period (p<0,05). 11, 7% of patients indicated not to have any sexual intercoursefor a month. 63, 3% of patients indicated a decrease in the frequency of sexual intercourse after MI. Additionally, 25% of patients and 58,3% of sex partners had fear of sexual intercourse. There was a significant relationship between the presence of sexual dysfunction and major depression, in patient group (p=0,034). Detailed evaluation of sexual dysfunction revealed that; while presence of low sexual desire related with both BDI scores and depression diagnose, presence of erectile dysfunction related only with BDI scores.RESULT: The presence of sexual dysfunction in the patient group before MI period was found to be similar with controls. However, sexual dysfunction was found significantly higher in patients after MI, compared to both control group and before MI period. Detailed evaluation of sexual dysfunction diagnosis revealed that; presence of erectiledysfunction and low sexual desire were significantly higher in patients after MI, comparedto both control group and before MI period. After MI, depression and anxiety disorders are more common and marital adjustment is more deteriorated in patients compared with control group. Testosterone levels were found lower in patients than control group. But, only depression was related with erectile dysfunction and low sexual desire. Large-scale studies are required to determine the psychological factors, which effect sexual dysfunction, after MI.

Benzer Tezler

  1. Kalp krizi (miyokard infarktüsü) geçiren bireylerde Travma Sonrası Stres Bozukluğu ve depresyon belirti şiddeti ile algılanan sosyal destek ve problem ile baş etme stilleri arasındaki ilişkinin incelemesi

    Investigation of the relationship between Post-Traumatic Stress Disorder and depression symptom severity and perceived social support and problem coping styles in individuals with a myocardial infarction

    CANAN ÇAKABAY BARMAN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Psikolojiİstanbul Kent Üniversitesi

    Psikoloji Ana Bilim Dalı

    DR. ÖZLEM ŞAHİN

  2. Açık kalp ameliyatı sonrası mobilize olan hastalarda öz-bakım gücünün değerlendirilmesi

    Evaluation of self-care pover in patients mobilized after the openheart surgery

    AYDIN NART

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2013

    HemşirelikHaliç Üniversitesi

    Hemşirelik Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. NEVİN KANAN

  3. NSTE MI tanılı hastalarda anjio öncesi ve anjio sonrası ekg değişikliklerinin karşılaştırılması

    Ecg before and after angio in patients diagnosed with NSTE MI comparison of their changes

    NEVZAT HERGÜL

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Acil TıpVan Yüzüncü Yıl Üniversitesi

    Acil Tıp Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. SEVDEGÜL BİLVANİSİ

  4. Miyokard infarktüsü geçiren hastalarda koroner anjiyografi öncesi ve sonrası QT değişimi

    QT change before and after coronary angiography in patients with myocardial infarction

    SİNAN IŞIK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Acil TıpVan Yüzüncü Yıl Üniversitesi

    Acil Tıp Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ GİZEM GİZLİ TAN

  5. Istirahat ve zirve egzersiz pulmoner arter basıncı ile egzersiz sonrasi pulmoner arter basıncının egzersiz öncesi başlangıç değerine dönme zamanının kardiyovasküler olayları öngördürmedeki rolü

    The role of resting and peak exercise pulmonary artery pressure values and the time needed to return the normal pre-exercise values in predicting cardiovascular events

    RAMİLA DARVİSHOVA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2016

    KardiyolojiMarmara Üniversitesi

    Kardiyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. İBRAHİM SARI