Geri Dön

6 ay- 5 yaş arası çocuklarda demr eksikliği anemisi ile febril konvülziyon arasındaki ilişkinin araştırılması

A survey of correlation between iron deficiency anemia and febrile convulsion in children between 6 month-5 years age

  1. Tez No: 365966
  2. Yazar: MEMNUNE AŞKIN ALADAĞ
  3. Danışmanlar: PROF. DR. BUKET ERER DEL CASTELLO
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Child Health and Diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Anemi, Anemi-demir eksikliği, Bebekler, Nöbetler-febril, Çocuklar, Anemia, Anemia-iron deficiency, Infant, Seizures-febrile, Children
  7. Yıl: 2011
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Ege Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı Bölümü
  12. Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

ÖZET (TÜRKÇE)Febril konvülziyon çocukluk çağının en sık gözlenen konvülziyon şeklidir. Tüm çocukların %2-4'ünde görülmektedir. Daha çok 6 ay- 5 yaş arasında görülmekte ve 18-22 ayda pik insidansına ulaşmaktadır. Patogenezi henüz tam olarak aydınlatılamamıştır.Demir eksikliği dünyadaki en yaygın nütrisyonel eksiklik olup 1-2 yaş arası çocukların %9'unu etkilemektedir. DSÖ verilerine göre DEA gelişmekte olan ülkelerde %36, gelişmiş ülkelerde %8 oranında görülmektedir. Demir eksikliği ve febril konvülziyonun aynı yaşlarda pik yapması ve sık görülmesi aralarında ilişki olabileceğini akla getirmektedir. Demir eksikliğinin hem motor hem de mental gelişme geriliği olmak üzere çeşitli nörolojik problemlere yol açtığı bilinmektedir.Bu çalışmada febril konvülziyon ile demir eksikliği anemisi arasında ilişki olup olmadığının araştırılması amaçlandı.Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk acil servisine Eylül 2010- Aralık 2010 arasında başvuran 6 ay- 5 yaş arası febril konvülziyon tanısı almış 53 hasta olgu grubu olarak ve ateş nedeni ile başvuran, konvülziyonu olmayan aynı yaş grubunda 49 hasta kontrol grubu olarak alındı. Çalışma prospektif olarak yapıldı.Sonuçlar: Olguların 28'i (%52,8) erkek, 25'i (%47,2) kız, kontrol grubunun ise 24'ü (%49) erkek 25'i (%51) kız idi. Yaş ortalamaları olgu grubunda 2,53 ± 1,21; kontrol grubunda ise 2,93 ± 1,43 idi. Gruplar yaş ve cinsiyet dağılımı açısından uyumlu bulundu. İki grup arasında tanılar açısından anlamlı fark saptanmadı, her iki grupta da en sık ateş nedeni ÜSYE olarak saptandı. Annenin gebelikte demir kullanımı, çocuğun demir profilaksisi, anne sütü alma süreleri, beslenme durumu, anne öğrenim durumu ve ailenin aylık geliri sorgulandı. Olgu ve kontrol grubu arasında aylık gelir dışında sayılan parametreler açısından istatistiksel anlamlı fark saptanmadı . Ailenin aylık geliri düşük olanlarda febril konvülziyon daha sık olduğu saptandı (p=0,013). Ailede FK öyküsü olgu grubunda %43,4 iken kontrol grubunda %6,1 olarak saptandı (p<0,001). Demir eksikliği anemisi hemoglobin düzeylerine göre olgu grubunda %49,1, kontrol grubunda %16,3 olarak bulundu. Kontrol grubunda da DEA'nın yüksek bulunması ülkemizdeki DEA prevalansının yüksek olduğunu desteklemektedir. Hemoglobin, hematokrit, serum demiri ve transferrin saturasyon yüzdesi değerleri olgu grubunda anlamlı olarak düşük saptandı (p<0,05). MCV ve ferritin düşüklüğü, TDBK, RDW ve sTfR yüksekliği DEA ile uyumlu olarak olgu grubunda daha yüksek oranda bulundu, ancak aradaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı.Çalışmamız diğer çalışmalardan farklı olarak prospektif olarak yapıldı. Diğer çalışmalarda bakılmayan akut enfeksiyon durumundan etkilenmeyen ve fonksiyonel demir durumunu gösteren soluble transferrin reseptör (sTfR) düzeyi de çalışmaya eklendi. Olgu grubunda demir eksikliği anemisi ile uyumlu olarak sTfR düzeyi daha yüksek saptandı ancak aradaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı.Her iki çalışma grubunda yüksek sTfR, düşük ferritin, demir ve TSY'li hastalar ayrıca Hb değerlerinin düşük veya normal olmasına göre karşılaştırıldığında olgu grubunda yüksek oranda DEA, kontrol grubunda ihmal edilemeyecek kadar yüksek oranda DE olduğu saptandı. Bu sonuçlar hastalarda Hb düşmesini beklemeden demir durumunun gözden geçirilerek gerekli tedavinin erken başlanmasının önemini ortaya çıkarmaktadır.Çalışmamızda olgu ve kontrol grubu arasında hemoglobin, hematokrit ve demir düzeyleri arasında anlamlı farklılık saptandı. Bu verilerle DEA ile FK arasındaki ilişkiyi açıklayabilecek iki hipotez öne sürebiliriz:1- Demir, santral sinir sistemindeki pek çok enzim ve nörotransmitter yapısında ve sentezinde yer alan esansiyel bir element olup, SSS doku demiri belirli bir düzeyin altına düştüğünde nöronal eksitabilite artarak FK tetiklenmektedir.2- Hemoglobin dokulara oksijen taşıyan molekül olduğundan anemi durumunda ateşli hastada doku hipoksisine bağlı olarak nöbet riski artmaktadır.Yukarıda belirtilen mekanizmalar ışığında gerek demir gerek se hemoglobinin FK'yı tetikleyici eşik değerlerini belirleyecek geniş randomize prospektif çalışmalara ihtiyaç vardır. Bu eşik değerlerin belirlenmesi, FK riski olan çocuklarda nöbetlerin önlenmesinde yenilik getirecek, FK'nın risk faktörlerinde önemli değişiklere yol açacaktır.

Özet (Çeviri)

ÖZET (İNGİLİZCE)Febrile Convulsion is the most common form of childhood convulsions. It is seen on about 2-4% of all children. It is mostly seen on children between 6 months-5 years of age and has peak incidence in 18-22 months. Its pathogenesis is not been yet fully illuminated.Iron deficiency anemia is the most common nutritional deficiency that affects about 9 % of children between 1-2 years. According to WHO data, the frequency of iron deficiency is 36 % in developing countries while it is 8% in developed countries. Since iron deficiency and febrile convulsion have peaks and are seen most frequently on children at the same age, there may be a correlation between them. It is known that, iron deficiency causes various neurological problems including both motor and mental growth retardation.In this study, it is aimed to investigate whether there is a relationship between febrile convulsion and iron deficiency.The patients who admitted to Children Emergency Service of Ege University, Faculty of Medicine between September 2010 and December 2010 are between 6 months and 5 years old and it is determined that 53 patients with a diagnosis of febrile convulsion as case group and 49 patients who are admitted with high fever but have no convulsion as control group. This study was made prospectively.Results: In the case group, 28 patients (52.8 %) are male and 25 patients (47.2 %) female and average age is 2,53 ± 1,21 while in the control group 24 patients(49 %) are male and 25 patients(51 %) are female and average age is 2,93 ± 1,43. The groups were found compatible in terms of age and sex. Looking at the cause of fever of the patients, upper respiratory infection is the most frequent cause and there is no significant difference between the other diagnoses.The use of iron in pregnancy, getting iron prophylaxis of the child, duration of breastfeeding in terms of nutrition states, mother education status and monthly income of the family are examined. There is no significant difference between the case and control groups except monthly income in terms of the determined parameters. In the families have low income, febrile convulsion is seen more often (p=0.013). The febrile convulsion story in family is 43.4% in the case group while it is 6.1% in the control group.Iron deficiency is detected as 49.1% in the case group and 16.3% in the control group in terms of hemoglobin levels. Very high iron deficiency in the control groups demonstrates that iron deficiency is yet very high in our country.Hemoglobin, hematocrit, serum iron and transferrin saturation index values are detected significantly low (p<0.05). Low MCV and ferritin values and high TDBK, RDW and sTfR values compatible with iron deficiency was detected higher in the case group but this is not significant statistically.This study has been conducted as prospective unlike other studies. Moreover, soluble tranferrin receptor (sTfR) level which is not affected from acute infection status and indicates functional iron status is added. In the case group, sTfR level compatible with iron deficiency is detected higher but statistically it is not significant.When the patients with high sTfR, low ferritiin and TSY in both of the case groups were also compared according to low or normal Hb values, it was detected that there was high iron deficiency anemia in case group and non-negligibly high iron deficiency in the control group. These results indicate the importance of early treatment by considering iron status without waiting Hb low.In our study, significant differences were detected between case and control groups in terms of hemoglobin, hemotocrit and iron levels. With this data, two hypotheses to explain the relationship between the IDA and FC can claim:1- Iron is an essential element which exists within the structure and the synthesis of lots of enzymes and neurotransmitters in central nervous system. In this case, when SSS tissue iron falls below a certain level neuronal excitability increases and FC is triggered.2- Since Hb is a molecule which carries oxygen to tissues, attack risk depending on tissue hypoxia increases in fewer patients in the situation of anemia.In the light of the above-mentioned mechanisms, they are need to large randomize prospective studies which determines both iron and hemoglobin levels triggers FC. The determination of these threshold values will bring innovation to prevent attacks on children with FC and lead to important changes on FC risk factors.

Benzer Tezler

  1. Manisa yöresinde demir eksikliği anemi prevalansı ve demir eksikliği anemisinde tarama testi olarak rutin hemogram, RDW ve ferritinin kullanımı

    The prevalance of iron deficieny anemia in Manisa and using of hemogram, RDW and ferritin for searcing of iron deficiency anemia

    VİLDAN ÜRK TAŞYENEN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2006

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıCelal Bayar Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF.DR. ALİ ONAĞ

  2. Çocukluk çağında multipl skleroz tanısı alan hastaların özellikleri ve tedavi izlemleri

    Features and treatment follow-up of patients diagnosed with multiple sclerosis in childhood

    SEVİL DOĞRU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıKahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. CENGİZ DİLBER

  3. Ankara ilindeki üç ilköğretim okulu öğrencilerinin epilepsiye yaklaşımı ve hastalık hakkındaki bilgi düzeyleri

    Knowledge of epilepsy and attitudes towards the condition among three elementary schools students in Ankara

    İKBAL OK BOZKAYA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2006

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıGazi Üniversitesi

    Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. AYŞE SERDAROĞLU

  4. Manyetik rezonans görüntülemesinde pediatrik hastalara sedasyon uygulamalarında mikrostream kapnografi ile pulse oksimetrenin karşılaştırılması

    Comparison of Microstream Capnography and Pulse Oximetry in Sedation Administration to Pediatric Patients in Magnetic Resonance Imaging

    AYŞENUR AKÇAY AKGÜN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Anestezi ve ReanimasyonSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. CANAN YILMAZ

  5. Pediatrik yaş grubunda intrakranial patolojilerde difüzyon ağırlıklı manyetik rezonans görüntülemenin tanısal katkıları

    Diagnostic value of diffusion weighted MR imaging in pediatric cerebral neurological disease

    FATMA YASEMİN ÖKSÜZLER

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2004

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıDokuz Eylül Üniversitesi

    Radyoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. HANDAN ÇAKMAKÇI