Geri Dön

Prolaktinomalı hastalarda otoimmün tiroidit ve diğer otoimmün hastalıkların sıklığı, serum BAFF/APRIL düzeyleri ve yaşam kalitesinin değerlendirilmesi

Prevalence of autoimmune thyroiditis and other autoimmune diseases, evaluation of serum baff / april levels and quality of life in patients with prolactinoma

  1. Tez No: 536457
  2. Yazar: ÖZLEM KANBUROĞLU
  3. Danışmanlar: PROF. DR. ALEV EROĞLU ALTINOVA
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları, Endocrinology and Metabolic Diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Hashimoto hastalığı, Otoimmün hastalıklar, Prolaktinoma, Tiroid hastalıkları, Tiroidit, Yaşam kalitesi, İmmünoglobülin A, İmmünoglobülin M, Hashimoto disease, Autoimmune diseases, Prolactinoma, Thyroid diseases, Thyroiditis, Quality of life, Immunoglobulin A, Immunoglobulin M
  7. Yıl: 2019
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Gazi Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Son yıllarda yapılan çalışmalarda prolaktinin otokrin-parakrin etki yoluyla immünmodülasyonda rol aldığı ve otoimmün hastalık gelişimiyle ilişkili olduğu öne sürülmektedir. Çalışmamızda prolaktinomalı hastalarda otoimmün tiroid hastalıkları (OİTH) başta olmak üzere otoimmün hastalık sıklığında meydana gelebilecek artışı, artmış otoimmüniteyi destekleyen BAFF (B cell activating factor) ve APRIL (a proliferation inducing ligand) düzeylerindeki değişiklikleri ve otoimmün hastalık belirteçleri olan anti-nükleer antikor (ANA), romatoid faktör IgM (RF-IgM), anti-double stranded DNA (anti-dsDNA), anti-Sjögren's Sendrom A (anti-ssA), anti-transglutaminaz IgA (anti-TG IgA) ile olası ilişkisini ortaya koymayı amaçladık. Ayrıca, prolaktinomalı hastalarda ve eşlik edebilecek otoimmün hastalık varlığında yaşam kalitesinde olumsuz yönde etkilenme olup olmadığını kontrol grubu ile karşılaştırmalı olarak araştırdık. Çalışmaya 56 premenopozal prolaktinomalı kadın hasta ve 50 premenopozal sağlıklı kadın kontrol grubu olarak dahil edildi. Prolaktinomalı hastalarda otoimmün tiroidit (OİT) sıklığının kontrol grubuna göre belirgin artmış olduğu tespit edildi (% 32.1 ve % 8; p=0.002). Prolaktinomalı hasta ve kontrol grubu arasında anti-tiroid peroksidaz antikoru (anti-TPO) ve/veya anti-tiroglobulin antikoru (anti-Tg) pozitifliği açısından anlamlı fark yoktu (% 19.6 ve % 8; p=0.08). Tiroid volümü prolaktinomalı hasta ve kontrol grubunda benzerdi (p=0.76). OİT varlığını destekleyen tiroid ultrasonografi bulguları olan tiroid parankim ekojenitesinde ve vaskülaritesinde azalma prolaktinomalı hasta grubunda kontrol grubuna göre daha sıktı (sırasıyla % 28.3 ve % 12; p=0.04). Hasta ve kontrol grubunda nodüler guatr sıklığı açısından anlamlı fark yoktu (% 18.9 ve % 10; p=0.20). Aktif tedavi almayan prolaktinomalı hastalarda PRL düzeyleri ile tiroid volümü arasında pozitif korelasyon mevcuttu (r=0.470, p=0.027). Prolaktinomalı hastalarda yaş, anti-TPO ve anti-Tg düzeylerinin tiroid volümü üzerinde belirleyici faktörler olduğu tespit edildi (p=0.012, p=0.004, p=0.010). Prolaktinomalı hastalarda kontrol grubuna göre vitamin B12 eksikliği daha sıktı (% 25.6 ve % 9.1; p=0.016). Herhangi bir otoantikor pozitifliği prolaktinomalı hasta grubunda ve kontrol grubunda benzerdi (% 35.7 ve % 28.1; p=0.25). Pozitiflik saptanan otoantikorların çoğunluğu nonspesifik antikorlar idi. Otoimmün hastalıkların patogenezinde rolü olduğu öne sürülen BAFF ve APRIL düzeyleri prolaktinomalı hasta ve kontrol grubunda benzerdi (p>0.05). Korelasyon analizlerinde BAFF'ın hastalık süresi, güncel tedavi süresi ve estradiol düzeyi ile (p<0.05); APRIL'in ise vücut kitle indeksi (VKİ) ile pozitif korele olduğu tespit edildi (p=0.008). Regresyon analizleri sonucunda hastalık süresinin BAFF için (p=0.032); VKİ'nin ise APRIL için belirleyici faktörler olduğu saptandı (p=0.014). Prolaktinomalı hastalarda kontrol grubuna göre beck anksiyete ve beck depresyon skorları anlamlı şekilde yüksekti (p<0.001). Prolaktinomalı hastalarda kontrol grubuna göre anksiyete ve depresyon daha ciddi düzeydeydi (p<0.001). SF-36 yaşam kalitesi ölçek parametrelerinden genel sağlık algısı skoru prolaktinomalı hasta grubunda kontrole göre anlamlı şekilde daha düşüktü (p<0.001). Prolaktinomalı hastalarda güncel tedavi süresi ile anksiyete ve depresyon skorlarında negatif yönlü, SF-36 skorlarında ise pozitif yönlü korelasyonlar mevcuttu (p<0.05). Sonuç olarak; çalışmamızda prolaktinomalı hastalarda OİT ve vitamin B12 eksikliğinin sağlıklı kontrol grubuna göre daha sık olduğunu; ancak diğer otoimmün hastalık belirteçlerinin sıklığında anlamlı artış olmadığını ve otoimmüniteyi destekleyen BAFF ve APRIL düzeylerinde değişiklik olmadığını saptadık. Ayrıca prolaktinomalı hastalarda anksiyete ve depresyon sıklığının daha fazla ve daha şiddetli düzeyde olduğunu ve genel sağlık algısının sağlıklı kontrol grubuna göre daha düşük olduğunu tespit ettik. OİT sıklığındaki artışın PRL'nin otoimmün patogenezdeki rolünden kaynaklanabileceğini düşünmekteyiz. Prolaktinomalı hastalarda hem otoantikor pozitifliği hem de BAFF/APRIL düzeyleri açısından kontrol grubuyla benzer bulgular saptanması; prolaktinomanın artmış otoimmün hastalık riski ile ilişkili olmadığını düşündürmüştür.

Özet (Çeviri)

Recent studies have suggested that prolactin (PRL) plays a role in immunomodulation through autocrine-paracrine effects and may be associated with the development of autoimmune diseases. In our study, we aimed to investigate incidence of autoimmune diseases especially autoimmune thyroid diseases (Hashimoto thyroiditis) in patients with prolactinoma, changes in BAFF (B cell activating factor) and APRIL (a proliferation inducing ligand) levels that support increased autoimmunity and markers of autoimmune diseases including anti nuclear antibody (ANA), rheumatoid factor IgM (RF-IgM), anti-double stranded DNA (anti-dsDNA), anti Sjogren's syndrom A (anti-ssA), anti-transglutaminase IgA (anti-TG IgA) as well as quality of life in patients with prolactinoma. Fifty-six premenopausal women with prolactinoma as the patient group and 50 premenopausal healthy women as the control group were included in the study. The prevalence of autoimmune thyroiditis (AIT) was significantly higher in the patients with prolactinoma than in the control group (32.1% and 8%; p=0.002). There was no significant difference between anti-thyroid peroxidase antibody (anti-TPO) and/or anti-thyroglobulin antibody (anti-Tg) positivity between the patients with prolactinoma and the control group (19.6% and 8%; p=0.08). Thyroid volume was similar between the patient and the control group (p = 0.76). Decreased thyroid parenchyma echogenicity and vascularity in the thyroid ultrasonography which support AIT were more frequent in the prolactinoma group than in the control group (28.3% and 12%; p=0.04). There was no significant difference of the frequency of nodular goiter in the patient and the control group (18.9% and 10%; p=0.20). There was a positive correlation between PRL levels and thyroid volume in patients without active treatment (r = 0.470, p=0.027). The determining factors for thyroid volume were age, anti-TPO and anti-Tg levels in the patients with prolactinoma (p=0.012, p=0.004, p=0.010). Vitamin B12 deficiency was more frequent in the patients with prolactinoma compared to the control group (25.6% and 9.1%; p=0.016). Any autoantibody positivity was similar in the patients with prolactinoma and the control group (35.7% and 28.1%; p=0.25). Most of the autoantibodies which were found to be positive were nonspecific antibodies. The levels of BAFF and APRIL were similar in the patients with prolactinoma and the control group (p>0.05). In the correlation analysis, BAFF level was found to be correlated with disease duration, active treatment duration and estradiol level (p<0.05); APRIL level correlated with body mass index (BMI) (p<0.05). In the regression analysis, the determining factor for BAFF was disease duration (p=0.032); and the determining factor for APRIL was BMI (p=0.014). Beck anxiety and beck depression scores were significantly higher in the patients with prolactinoma than in the control group (p <0.001). Anxiety and depression were more severe and general health perception score from SF-36 quality of life scale parameters was lower in the patients with prolactinoma than in the control group (p<0.001). There was a negative correlation between active treatment duration with anxiety and depression scores; and positive correlation with SF-36 scores in the patients with prolactinoma (p<0.05). In conclusion; we found in our study that, AIT and vitamin B12 deficiency were more frequent in the patients with prolactinoma than the control group; however, we found that no significant increase in the positivity of other autoimmune disease markers and no change in the levels of BAFF and APRIL that support autoimmunity. We also found that the anxiety and depression were more frequent and severe; and the general health perception was lower in the patients with prolactinoma than the control group. The increased incidence of AIT may be due to the role of PRL in the autoimmune pathogenesis. Both autoantibody positivity and BAFF / APRIL levels were similar in the patients with prolactinoma and the control group suggested that prolactinoma is not associated with an increased risk of autoimmune disease.

Benzer Tezler

  1. Prolaktinoma tanılı hastalarda otoimmün tiroid hastalığı sıklığının incelenmesi ve prolaktin düzeyinin tiroid disfonksiyonu üzerine ilişkisi

    The frequency of autoimmune thyroid disease in patients diagnosed with prolactinoma and the relation of prolactin levels with the thyroid disfunction

    HAYRETTİN SEVER

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. FEYZA YENER ÖZTÜRK

  2. Ötiroid Hashimoto tiroiditli hastalarda makroprolaktin sıklığı

    Evaluation of the frequency of macroprolactin in patients with euthyroid Hashimoto thyroiditis

    GARİP BEKFİLAVİOĞLU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2009

    Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıOndokuz Mayıs Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. HAKKI KAHRAMAN

  3. Prolaktinoma ve fonksiyonsuz hipofiz adenomu hastalarında otoimmün tiroid hastalığı prevalansı

    Prevalence of autoimmune thyroid diseases in patients with prolactinomas and non-functioning pituitary adenomas

    AYTAN HAJIZADA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıklarıİzmir Katip Çelebi Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. GÜZİDE GONCA ÖRÜK

  4. Prolaktinoma vakalarında oksidatif stres parametreleri ile prolaktin değerleri arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

    Evaluation of the relationship between oxidative stress parameters and prolactin levels in patients with prolactinoma

    MAMMADHASAN MAMMADOV

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıErciyes Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. KÜRŞAD ÜNLÜHİZARCI

  5. Fonksiyone ve nonfonksiyone hipofiz adenomu olan hastalarda otoimmün tiroid hastalığı sıklığı

    Autoimmune thyroid disease frequency in patients with functional and nonfunctional pituitary adenoma

    FAZIL AHMET GÖRGEL

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2018

    Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıKahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. AYTEN OĞUZ