Geri Dön

Yoğun bakım ünitesinde sistemik inflamatuar yanıt sendromu (SIRS) ve sepsis tanısı ile izlenen hastaların serum mannoz - bağlayan lektin düzeyleri ve mannoz - bağlayan lektin polimorfizminin prognoza etkisinin araştırılması

Başlık çevirisi mevcut değil.

  1. Tez No: 598132
  2. Yazar: FATIMA MERVE KAYA
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. ŞERİFE BARÇIN ÖZTÜRK
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Klinik Bakteriyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları, Clinical Microbiology and Infectious Diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2019
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Adnan Menderes Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: 110

Özet

Başlık: Yoğun Bakım Ünitesinde Sistemik İnflamatuar Yanıt Sendromu (SIRS) ve SepsisTanısı İle İzlenen Hastaların Serum Mannoz - Bağlayan Lektin Düzeyleri ve Mannoz - Bağlayan Lektin Polimorfizminin Prognoza Etkisinin Araştırılması Amaç ve hipotez: Sepsis yoğun bakım ünitelerinde halen yüksek mortaliteye sahip sağlık problemidir. Erken müdahale, kötü prognozun önlenmesinde kritik öneme sahiptir. Bu nedenle yüksek riskli hastaları prediktif markerlarla belirlemek, erken müdahaleyi sağlayıp, prognozun iyileşmesine katkı sağlamaktadır. MBL, karaciğerde üretilen akut faz proteinidir. İki gen tarafından kodlanır. MBL-2 geni ekzon 1'de bulunan kodon 52, kodon 54 ve kodon 57'de tek nükleotid polimorfizmleri tanımlanmıştır. MBL mutasyonlarının varlığında ve MBL eksikliğinde, başta infeksiyöz olmak üzere birçok otoimmun, kardiyovasküler hastalıklara yatkınlığın arttığı gösterilmiştir. Yoğun bakım ünitelerinde yatan hastalarda sepsis ve septik şok gelişimi açısından yüksek risk oluşturduğu saptanmıştır. Yoğun bakım hastalarında infeksiyon ayırıcı tanısında kafa karıştırıcı etkenlerin sıklığı nedeniyle daha net belirteçlere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmada; multidisipliner yoğun bakım ünitesinde mannoz bağlayan lektin (MBL) düzeyi ve gen polimorfizminin saptanmasının, sepsis tanısı ve prognozundaki rolünün araştırılması amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışma Adnan Menderes Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi'nde Mart 2015 – Haziran 2016 tarihleri arasında Sepsis tanılı (sepsis, ağır sepsis, septik şok, çoklu organ yetmezliği vb.) ve Sistemik İnflamatuar Yanıt Sendromu (SIRS) kriterleri olan yoğun bakım hastalarını içeren hasta grubu ile sağlıklı kontrol grubundan oluşturuldu. Hastalar APACHE II ve SOFA skorlama sistemi ile prognoz ve risk açısından değerlendirildi. MBL düzeyleri Enzyme İmmun Assay (ELISA) yöntemi ile ölçüldü. DNA izolasyonu tam kandan ticari olarak bulunan bir izolasyon kiti kullanılarak yapıldı. MBL2 geninin kodon 52 ve 54 polimorfizmleri belirlenmesi için genomik DNA'dan PZR yöntemiyle bu bölgelerin çoğaltılması sağlandı. Elde edilen ürünler agaroz jel elektroforezde gösterildi. PZR işleminden sonra pürifikasyon ve Sanger yöntemiyle dizi analizi hizmet alımı şeklinde yapıldı. Çalışmanın veri girişi ve analizleri SPSS 18.0 programı kullanılarak yapıldı. Bulgular: Çalışmamızda SIRS grubunun MBL düzeyinin sepsis ve kontrol grubuna göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Gen polimorfizmleri ve MBL düzeyleri arasında anlamlı 103 fark saptanmamıştır. Sepsis, SIRS ve kontrol grubu gen polimorfizmi açısından karşılaştırıldığında gruplar arasında anlamlı fark saptanmamıştır. Hastalar APACHE II ve SOFA skorlama sistemi ile prognoz ve risk açısından değerlendirildiğinde; sepsis grubunda MBL düzeyi ile APACHE II skoru arasında negatif yönde, orta düzeyde bir ilişki varken; SIRS grubunda MBL düzeyi ile SOFA skoru arasında pozitif yönde, orta düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Sepsis ve SIRS grubunda CRP, PCT ve MBL düzeyi arasında istatiksel açıdan anlamlı fark saptanmamıştır. Sonuç: Yoğun bakımda yatan sepsis ve SIRS tanılı hastalarda kontrol grubuna göre gen polimorfizmi açısından anlamlı fark saptanmamıştır. Sepsis hasta grubunda MBL düzeyi ile APACHE II skoru arasında negatif yönde orta düzeyde anlamlı ilişki bulunmuştur. Sepsis hastalarında MBL seviyesi azaldıkça mortalitede artış olabileceğini düşündürmektedir. MBL düzeyinde normal ve anormal değerlerin belirlenmesine ve MBL genotipi ile ilgili ülkemizde yapılacak daha fazla sayıda çalışmaya ihtiyaç bulunmaktadır.

Özet (Çeviri)

Title: Investigation of effect of Serum Mannose-Binding Lectin Levels and the Mannose- Binding Lectin Polymorphism on Prognosis in Patients followed in Intensive Care Unit with Diagnosis of Systemic Inflammatory Response Syndrome (SIRS) and Sepsis. Objective and hypothesis: Sepsis is still a high-mortality health problem in intensive care units. Early intervention is critical in preventing poor prognosis. Therefore, identifying high- risk patients with predictive markers provides early intervention and improves prognosis. MBL is an acute phase protein produced in the liver. It is encoded by two genes. Single nucleotide polymorphisms have been identified in codon 52, codon 54 and codon 57 in exon 1 of the MBL-2 gene. The presence of MBL mutations and MBL deficiency has been shown to increase susceptibility to many autoimmune, cardiovascular diseases, especially infectious. It has been determined that there is a high risk for sepsis and septic shock in patients hospitalized in intensive care units. Because of the frequency of confusing factors in the differential diagnosis of infection in ICU patients, clearer markers are needed. The aim of this study was to investigate the role of mannose binding lectin (MBL) level and gene polymorphism in the diagnosis and prognosis of sepsis in a multidisciplinary intensive care unit. Methods: The study was performed in Adnan Menderes University Practice and Research Hospital between March 2015 - June 2016 and designed to compare three groups; including the patients with diagnosis of sepsis (sepsis, severe sepsis, septic shock, multiple organ failure etc.), patients with systemic Inflammatory Response Syndrome (SIRS) criteria and the control group. Patients were evaluated for prognosis and risk by APACHE II and SOFA scoring systems. MBL levels were measured by Enzyme Immunoassay (ELISA). DNA isolation was performed using a commercially available isolation kit from whole blood. In order to determine the codon 52 and 54 polymorphisms of the MBL2 gene, these regions were amplified by PCR method from genomic DNA. The products obtained were shown on agarose gel electrophoresis. After PCR procedure, purification and sequence analysis by 105 Sanger method were performed as service procurement. Data entry and analysis were performed using SPSS 18.0 program. Results: In our study, MBL levels of SIRS group were found to be higher than sepsis and control group. There was no significant difference between gene polymorphisms and MBL levels. When sepsis, SIRS and control group were compared in terms of gene polymorphism, no significant difference was found between the groups. When the patients were evaluated in terms of prognosis and risk with APACHE II and SOFA scoring system; In the sepsis group, there was a negative and moderate correlation between MBL level and APACHE II score; whereas in the SIRS group, there was a positive and moderate relationship between MBL level and SOFA score. There was no statistically significant difference between CRP, PCT and MBL levels in sepsis and SIRS groups. Conclusion: There was no significant difference in gene polymorphism in patients with sepsis and SIRS in the ICU compared to the control group. In sepsis patient group, MBL level and APACHE II score were negatively moderate. It suggests that mortality may increase as MBL level decreases in sepsis patients. It is necessary to determine normal and abnormal values at MBL level and further studies on MBL genotype in our country.

Benzer Tezler

  1. Sistemik inflamatuvar yanıt sendromu ve ciddi sepsis sürecinde ghrelin ve sitokin düzeylerinin ilişkisi

    Relation of ghrelin and cytokines levels in course of systemic inflammatory response syndrome advancing to severe sepsis.

    TÜRKAY YÜCEL

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2009

    Anestezi ve ReanimasyonFırat Üniversitesi

    Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MEHMET AKİF YAŞAR

  2. Septik şok ve SIRS (Sistemik enflamatuar yanıt sendromu) hastalarında doku oksijenizasyon düzeyinin değerlendirilmesi

    Assessment of tissue oxygenation levels in septic shock and SIRS syndrome

    ABDULLA J. A. SAADALLA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1997

    Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıMarmara Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. TURGAY ÇELİKEL

    DOÇ. DR. BERRİN CEYHAN

  3. Sistemik inflamatuar yanıt sendromu tanılı hastalarda kan lipid profilinin prognoza etkisi

    The effect of blood lipid profile on prognosis in patients with systemic inflammatory response syndrome

    DİLARA KOVANCI YILDIZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. AYŞE BERNA ANIL

  4. Yoğun bakım ünitesi'nde takip edilen sepsisli hastalarda kallistatin, prokalsitonin ve CRP düzeyleri

    Comparison of kallistatin procalcitonine and CRP levels in sepsis patient who were seeing in the intensive care unit

    BERNA İNANICI

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2018

    Klinik Bakteriyoloji ve Enfeksiyon HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. İLHAMİ ÇELİK

  5. Bakteriyemisi olan yoğun bakım hastalarında serum prokalsitonin düzeyinin önemi

    The importance of procalcitonin in bacteriemic intensive care unit patients

    DENİZ DERYA KÖSEOĞLU TAYMUR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2013

    Klinik Bakteriyoloji ve Enfeksiyon HastalıklarıAnkara Üniversitesi

    Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. HALİL KURT

  6. Yoğun bakım ünitesine yüksek ateş ve/veya hipotermi ile kabul edilen hastalarda, bakteriyemi tespitinde soluble triggering receptor expressed on myeloid cell-1 değerinin prokalsitonin ve c-reaktif protein ile karşılaştırılması

    Comparison of soluble triggering receptor expressed on myeloid cell-1 value to procalcitonin and c-reactive protein for detecting patients with bacteremia accepted to intensive care unit with hypotermia and high fever

    SUNA ÖGÜCÜ DURĞUN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2013

    Klinik Bakteriyoloji ve Enfeksiyon HastalıklarıAnkara Üniversitesi

    Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. SERHAT BİRENGEL