Geri Dön

Maternal erken membran rüptürü olan yenidoğanlarda hemogram,crp, kortizol ve prolaktin düzeylerinin karşılaştırılması

Başlık çevirisi mevcut değil.

  1. Tez No: 613766
  2. Yazar: SARE GÜNTÜLÜ ŞIK
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. NEDİM SAMANCI
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Child Health and Diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2010
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bakanlığı
  10. Enstitü: İstanbul Süleymaniye Doğum ve Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Erken membran rüptürü gestasyonel haftaya bakılmaksızın membranların spontan olarak doğumdan önce rüptüre olması olarak tanımlanmaktadır.Erken membran rüptürü (EMR) tüm gebeliklerin %5-10'unda görülmektedir (1,2).Günümüze kadar EMR obstetrik uygulamalarındaki en önemli tedavi ikilemlerinden birisi olmakla beraber yenidoğan takip ve tedavisinde önemli bir yer teşkil etmektedir. EMR neonatal yoğun bakım birimine kabul edilmeyi gerektiren prematüre doğum ve neonatal komplikasyonlar ile yakından ilişkilidir. EMR 'li hastaların takip ve tedavisi klinisyen için önemli bir perinatal ikilemdir. Bir yandan fetusun yaşatılabilirliğini arttırabilmek için gebelik süresi uzatılmaya çalışılırken, diğer yandan EMR'nin getirdiği; preterm doğum, fetal distres, kord prolapsusu, ablasyo plasenta, fetal ve maternal enfeksiyon gibi ciddi komplikasyonların gelişebileceği akılda tutulmalıdır (3, 4, 5). PEMR(prematür eken membran rüptürü) gebeliğin 37. haftasından önce olan EMR'yi kapsar. Oranı EMR'nin %20-40'ı kadardır ve çoğul gebeliklerde sıklığı ikiye katlanır. PEMR %20-50 oranında erken doğumla birliktedir. Yine maternal ve fetal enfeksiyon, fetusta pulmoner hipoplazi, kord prolapsusu, fetal deformite gelişimi ve postnatal endometritis gelişimi ile ilişkili bulunmuştur (6). Bu sonuçlar fetal ve maternal morbidite ve mortaliteyi önemli ölçüde arttırmaktadır (6). PEMR %20-50 oranında erken doğumla ilişkili olduğu için prematüriteden kaynaklanan neonatal sonuçlardan da sorumludur (4). Bu nedenle hastalığın zamanında ve doğru teşhisi klinisyen için çok önemlidir. Çünkü EMR ve PEMR'li olgularda maternal ve neonatal ciddi sonuçlar olabilir (7). Prenatal, natal ve postnatal dönemdeki olumsuz etkenler yenidoğan döneminde morbidite ve mortalitenin yüksek olmasına neden olmaktadır. Bununla birlikte özellikle gestasyonun geç dönemlerinde stresi hissedebilen fetus anneden bağımsız olarak kortizol ve noradrenalin salgılayarak yanıt verir (8,9). Fetal yaşam boyunca karşılaşılan en önemli stres, değişik derecelerde ağrı ve hipoksiye neden olan doğumdur. Prolaktin ise fetal büyüme ve metabolik kontrolde önemli derecede rol almasının yanı sıra, anneyi laktasyona hazırlayan bir hormondur. Yenidoğanlarda plazma prolaktin konsantrasyonu gestayonel yaş ile korele iken, düşük konsantrasyonu gelişme geriliğinin önemli bir göstergesidir (10). Erken membran rüptürü olan anne bebeklerindeki enfeksiyon riskini ve etkilenmeyi anlayabilmek için bazı laboratuar tetkikleri bize yardımcı olmaktadır. Bu tetkiklerden kan kültürü ile kesin tanı konmaktadır. Tanıya yardımcı olmak amacıyla lökosit sayısı , akut faz reaktanlarında artış gibi testler kullanılabilir. Ancak bu yardımcı tanı testlerinin spesifite ve sensitiviteleri düşüktür. Bu sebeple mortalite ve sekel oranı yüksek olan yenidoğan sepsisinde hem spesifitesi hem de sensitivitesi yüksek yeni bir marker arayışı gündeme gelmiştir. Biz de hastanemiz Kadın ve Doğum Hastalıkları ünitesinde doğan ve annesinde EMR öyküsü olan yenidoğanlarla sağlıklı kontrol grubu arasında, rutin tetkiklerin yanısıra, serum prolaktin ve kortizol seviyelerinin hangi düzeylerde olduğunu tespit etmeyi, bu parametrenin tanıda yardımcı olup olmayacağını araştırmayı ve yenidoğan sepsisi tanısındaki etkinliğini hemogram, C reaktif protein (CRP) ile karşılaştırmayı amaçladık.

Özet (Çeviri)

Erken membran rüptürü gestasyonel haftaya bakılmaksızın membranların spontan olarak doğumdan önce rüptüre olması olarak tanımlanmaktadır.Erken membran rüptürü (EMR) tüm gebeliklerin %5-10'unda görülmektedir (1,2).Günümüze kadar EMR obstetrik uygulamalarındaki en önemli tedavi ikilemlerinden birisi olmakla beraber yenidoğan takip ve tedavisinde önemli bir yer teşkil etmektedir. EMR neonatal yoğun bakım birimine kabul edilmeyi gerektiren prematüre doğum ve neonatal komplikasyonlar ile yakından ilişkilidir. EMR 'li hastaların takip ve tedavisi klinisyen için önemli bir perinatal ikilemdir. Bir yandan fetusun yaşatılabilirliğini arttırabilmek için gebelik süresi uzatılmaya çalışılırken, diğer yandan EMR'nin getirdiği; preterm doğum, fetal distres, kord prolapsusu, ablasyo plasenta, fetal ve maternal enfeksiyon gibi ciddi komplikasyonların gelişebileceği akılda tutulmalıdır (3, 4, 5). PEMR(prematür eken membran rüptürü) gebeliğin 37. haftasından önce olan EMR'yi kapsar. Oranı EMR'nin %20-40'ı kadardır ve çoğul gebeliklerde sıklığı ikiye katlanır. PEMR %20-50 oranında erken doğumla birliktedir. Yine maternal ve fetal enfeksiyon, fetusta pulmoner hipoplazi, kord prolapsusu, fetal deformite gelişimi ve postnatal endometritis gelişimi ile ilişkili bulunmuştur (6). Bu sonuçlar fetal ve maternal morbidite ve mortaliteyi önemli ölçüde arttırmaktadır (6). PEMR %20-50 oranında erken doğumla ilişkili olduğu için prematüriteden kaynaklanan neonatal sonuçlardan da sorumludur (4). Bu nedenle hastalığın zamanında ve doğru teşhisi klinisyen için çok önemlidir. Çünkü EMR ve PEMR'li olgularda maternal ve neonatal ciddi sonuçlar olabilir (7). Prenatal, natal ve postnatal dönemdeki olumsuz etkenler yenidoğan döneminde morbidite ve mortalitenin yüksek olmasına neden olmaktadır. Bununla birlikte özellikle gestasyonun geç dönemlerinde stresi hissedebilen fetus anneden bağımsız olarak kortizol ve noradrenalin salgılayarak yanıt verir (8,9). Fetal yaşam boyunca karşılaşılan en önemli stres, değişik derecelerde ağrı ve hipoksiye neden olan doğumdur. Prolaktin ise fetal büyüme ve metabolik kontrolde önemli derecede rol almasının yanı sıra, anneyi laktasyona hazırlayan bir hormondur. Yenidoğanlarda plazma prolaktin konsantrasyonu gestayonel yaş ile korele iken, düşük konsantrasyonu gelişme geriliğinin önemli bir göstergesidir (10). Erken membran rüptürü olan anne bebeklerindeki enfeksiyon riskini ve etkilenmeyi anlayabilmek için bazı laboratuar tetkikleri bize yardımcı olmaktadır. Bu tetkiklerden kan kültürü ile kesin tanı konmaktadır. Tanıya yardımcı olmak amacıyla lökosit sayısı , akut faz reaktanlarında artış gibi testler kullanılabilir. Ancak bu yardımcı tanı testlerinin spesifite ve sensitiviteleri düşüktür. Bu sebeple mortalite ve sekel oranı yüksek olan yenidoğan sepsisinde hem spesifitesi hem de sensitivitesi yüksek yeni bir marker arayışı gündeme gelmiştir. Biz de hastanemiz Kadın ve Doğum Hastalıkları ünitesinde doğan ve annesinde EMR öyküsü olan yenidoğanlarla sağlıklı kontrol grubu arasında, rutin tetkiklerin yanısıra, serum prolaktin ve kortizol seviyelerinin hangi düzeylerde olduğunu tespit etmeyi, bu parametrenin tanıda yardımcı olup olmayacağını araştırmayı ve yenidoğan sepsisi tanısındaki etkinliğini hemogram, C reaktif protein (CRP) ile karşılaştırmayı amaçladık.

Benzer Tezler

  1. Prematüre bebeklerin postnatal 24. saatinde bakılan hematolojik parametrelerinin morbidite ve mortalite öngörüsünde belirleyici etkisi

    Decisive effect of hematological parameters measured at the postnatal 24th hour in the prediction of morbidity and mortality in premature babies

    SELİN AFRIN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. GÖKHAN BÜYÜKKALE

  2. Erken membran rüptürü öyküsü olan geç prematüre ve term bebeklerde“EOS Calculator”kullanılarak erken neonatal sepsis riskinin belirlenmesi

    Determination of early neonatal sepsis risk by using“EOS Calculator”in late premature and term babies born with history of premature rupture of membranes

    TUĞÇE KANDEMİR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. DİLEK DİLLİ

  3. 40 yaş ve üstü gebelerde maternal ve perinatal sonuçlar

    Başlık çevirisi yok

    VARUJAN MAĞAR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2005

    Kadın Hastalıkları ve DoğumSağlık Bakanlığı

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    DR. CEMAL ARK

  4. Terapötik hipotermi (TH) uygulanan hipoksik iskemik ensefalopati (HİE) tanılı yenidoğanlarda nöbet gelişiminde rol oynayan perinatal risk faktörlerinin belirlenmesi

    Identification of perinatal risk factors contributing to seizure development in newborns diagnosed with hypoxic-ischemic encephalopathy (HİE) undergoing therapeutic hypothermia (TH)

    BEKİR FURKAN YALÇIN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. FATMA NUR SARI

  5. Sepsisli trombositopenik yenidoğanlarda IL-11 düzeyinin değerlendirilmesi ve trombosit sayısı ile IL-11 düzeyi arasındaki ilişki

    Evaluation of IL-11 levels in cases of thrombocytopenia secondary to neonatal sepsis and the relationship between platelet count and IL-11 levels

    ELVAN BAHÇELİ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2007

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıAfyon Kocatepe Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    Y.DOÇ.DR. REŞİT KÖKEN