Geri Dön

Renal transplantasyon yapılan hastalarda proteinürinin kronik rejeksiyon sürecinde graft yaşam süresi üzerindeki etkisinin araştırılması

Investigation of the effect of proteinuria on the graft life time in the chronic rejection process in patients with renal transplantation

  1. Tez No: 639179
  2. Yazar: HAMZA SÜMTER
  3. Danışmanlar: PROF. DR. TURAN ÇOLAK
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: İç Hastalıkları, Internal diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2010
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Başkent Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Nefroloji Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Renal transplantasyon sonrası görülen proteinüri sık olarak karşımıza çıkmaktadır. Meydana gelen proteinürilerin etyolojisinde transplantasyon öncesi renal lezyonlar, allograft rejeksiyonu süresince immünolojik hasar, iskemi reperfüzyon hasarı, kronik allograft nefropatisi, yeni veya tekrarlayan glomerülonefrit, donorun yaşı, uzamış sıcak soğuk iskemi süresi, reflü nefropatisi, renal ven trombozu ve akut rejeksiyon atakları örnek olarak gösterilebilir Erken dönemdeki proteinüriler graft ve hasta yaşam süresi üzerinde çok anlamlı değilken ilerleyen süreç içinde devan eden proteinüriler hem graft hem de hasta yaşam süresi üzerinde olumsuz etkiye sahiptir. Proteinürisi olmayan hastalardaki beş yıllık yaşam yüzdeleri %80-85 lerde iken proteinürisi olanlardaki bu oran %50-60 aralığında seyretmektedir. Ayrıca proteinürinin düzeyi de yine graft ve hasta yaşam süresi üzerinde olumsuz etkiye sahiptir. Örneğin proteinüri düzeyi 2 gr/gün altındaki proteinürilerde graft yaşam süresi 16,5 yıl iken 2 gr/gün üzeri proteinürilerde bu süre 5,6 yıla gerilemektedir. Çalışmamıza, 1998 – 2005 yılları arasında Ankara Başkent Üniversitesi'nde böbrek nakli olan 130 hasta dahil edildi. Hastaların post-transplant dönemde 5 yıllık verileri elde edildi. Vaskülit, renal arter darlığı, diyabeti olan böbrek nakilli hastalar çalışmaya dahil edilmedi. Proteinürik etkisinden dolayı sirolimus kullanan hastalar çalışmaya alınmadı. Hastaların proteinüri miktarı 24 saatlik idrarda türbidimetrik yöntem ile çalışıldı. Proteinüri miktarı 24 saatte 500 mg'ın altında (grup I), 500 mgr - 1 gr arasında olanlar (grup II) ve 1 gr ve üzerinde olanlar (grup III) olmak üzere hastalar 3 gruba ayrıldı. Her bir hastanın demografik, klinik ve laboratuar değerleri retrospektif olarak kaydedildi. Kaydedilen parametreler; yaş, cinsiyet, nakil öncesi diyaliz süresi, vücut kitle indeksi, panel reaktif antikor, HLA missmatch sayısı, kan basıncı düzeyleri, AKŞ değerleriydi. Hastaların %17,6'sında orta veya ağır proteinüri saptandı. Grup I ve Grup II'de 1., 2., 3., 4. ve 5. yıl serum kreatinin düzeyleri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı. Grup III'de 1., 2., 3., 4. yıl serum kreatinin düzeyleri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı. Ancak 5. yıldaki serum kreatinin düzeylerindeki yükselme istatistiksel olarak anlamlı bulundu. Gruplar arasında 1., 2., 3., ve 4. yıllarda istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmazken, 5. yıldaki ortalama serum kreatinin düzeylerindeki yükselme hem grup I-III hem de grup II-III arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu. VKİ açısından 25 kg/m2 üzeri ve altı olarak hastalar ikiye ayrıldığında, grup I ve II de gruplar arasında proteinüri yönünden fark yokken, grup III'de VKİ 25 kg/m2 den yüksek olan hastaların proteinüri miktarı istatistiki olarak anlamlı bulunmuştur. Proteinüri miktarı 500 mg/gün'den daha yüksek olan hastaların hepsi ACE inhibitörü veya anjiyotensin reseptör blokerleri almaktaydı. Buna rağmen hastalardaki proteinüri devam etmekte ve uzun dönemde greft böbrek fonksiyon kaybı kaçınılmaz olmaktadır. Proteinürinin mi kreatinin yüksekliğine neden olduğu yoksa kreatinin yüksekliğinin mi glomerüler hasar sonucu proteinüriye neden olduğu sorusu akla gelebilir. Bu çalışmada graft böbrek biyopsileri ilk 3 yılda yapılmıştır. Hastalardaki serum kreatinin yüksekliğinin 5. yılda ortaya çıkması proteinürinin, serum kreatinin yüksekliğine yol açtığını düşündürmektedir. Görüldüğü gibi böbrek nakilli hastalardaki saptanan proteinüri hastalar için bir risk faktörüdür. Daha önceki çalışmalar ve bu çalışma göstermiştir ki, proteinüri hem immünolojik (akut rejeksiyon) hem de non-immünolojik nedenlerle ( VKİ > 25kg/m2) oluşabilmektedir. Bir kez proteinüri oluştuğunda ACE inhibitörleri veya anjiyotensin reseptör blokerleri ile yoğun tedaviye rağmen daha kötü graft böbrek fonksiyonuna yol açmaktadır.

Özet (Çeviri)

Proteinuria after renal transplantation is a frequently observed entity. Etiology of proteinuria can be examplified by renal lesions prior to transplantation, immunologic injury within allograft rejection process, ischemia reperfusion injury, chronic allograft nephropatia, new onset or recurrent glomerulonephritis, donor age, delayed hot and cold ischemia times, reflux nephropatia, renal vein thrombosis and acute rejection attacks. Early period proteinurias apperantly do not affect graft and patient survival however continuing proteinuria in longer periods have adverse effects on both graft and patient survival. While five year survival of patients without proteinuria is 80-85%, with proteinuria this number decreases to 50-60%. Also level of proteinuria has negative effects on both graft and patient survival. For instance while patients with a protenuria level of 2 g/d has a graft survival of 16.5 years, graft survival of patients with proteinuria levels above 2 g/d decreases to 5.6 years.

Benzer Tezler

  1. Kronik allogreft nefropatisi saptanan hastalarda renal allograft prognozuna etki eden parametrelerin incelenmesi

    Evaluation of the parameters on renal allograft prognosis in the patients diagnosed as chronic allograft nephropathy

    CEVDET DURAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2002

    Nefrolojiİstanbul Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ.DR. AYDIN TÜRKMEN

  2. Renal transplantlı hastalarda D vitamini düzeyinin rejeksiyonlar ve allograft fonksiyonu üzerine etkisi

    The effect of vitamin D level on rejections and allograft function in patients with renal transplantation

    SEMİH BÜYÜKDEMİRCİ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    NefrolojiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. EBRU GÖK OĞUZ

  3. Herediter böbrek hastalıklarına bağlı don dönem böbrek yetersizliği nedeni ile transplantasyon yapılan hastalarda hasta ve graft sağkalımını etkileyen faktörler

    Factor affecting patient and graft survival among patients receiving renal transplantation wi̇th end stage renal disease dur to hereditary reasons

    NURANA GULLER

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2017

    Nefrolojiİstanbul Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. YAŞAR KEREM ÇALIŞKAN

    DOÇ. DR. HALİL YAZICI

  4. Renal transplantasyon yapılan hastalarda diyare yan etkisi sebebiyle mikofenolattan azatioprine geçilmesinin etkinlik ve güvenliği

    Efficacy and safety of switching from mycophenolate to azathioprine in renal transplant patients due to diarrhea side effect

    SERHAT SEKMEK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    NefrolojiHacettepe Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. TOLGA YILDIRIM

  5. Posttransplant proteinürinin renal greft sağkalımına etkisi

    The effect of posttransplant proteinuria on renal graft survival

    MİHRİBAN GÜNGÖR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    NefrolojiAnkara Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. KENAN KEVEN