Geri Dön

Üretral hipermobilitenin değerlendirilmesinde q tip test ile translabial ultrasonografide posterior vezikoüretral açı ölçümünün karşılaştırılması

Comparison of q tip test and posterior vesicourethral anglemeasurement with translabial ultrasonography in evaluation of urethralhypermobility

  1. Tez No: 658710
  2. Yazar: GAMZE KIVRAK
  3. Danışmanlar: PROF. DR. MELİKE DOĞANAY
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Kadın Hastalıkları ve Doğum, Obstetrics and Gynecology
  6. Anahtar Kelimeler: translabial ultrasonografi, Q tip test, üretral hipermobilite, posterior vezikoüretral açı, Hareketlilik, Hasta memnuniyeti, Teşhis, Teşhis testleri, Ultrasonografi, Uterus, Üriner sistem, translabial ultrasonography, Q tip test, urethral hypermobility, posterior vesicourethral angle, Mobility, Patient satisfaction, Diagnosis, Diagnostic tests, Ultrasonography, Uterus, Urinary tract
  7. Yıl: 2019
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: Ankara Bilkent Şehir Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Çalışmamızın amacı, üretral hipermobiliteyi değerlendirmede hastalara Q tip test ve translabial ultrasonografide posterior vezikoüretral açı (beta açısı) ölçümü yaparak her iki yöntemin tanı koymadaki başarısını karşılaştırmak, daha non-invaziv, kolay uygulanabilir bir yöntem olan translabial ultrasonografinin kullanılabilirliğini ortaya koymak ve her iki yöntemi hasta memnuniyeti açısından kıyaslamaktır. Materyal ve Metod: Prospektif kohort olarak planladığımız çalışmamıza 65 stres üriner inkontinanslı hasta ve idrar kaçırma şikâyeti olmayan 65 kontinan hasta olmak üzere toplam 130 hasta dâhil edilmiştir. Hastaların demografik verileri kaydedilmiş; urge inkontinans/ aşırı aktif mesane/ mikst inkontinans tanısı alanlar, daha önce pelvik organ prolapsus cerrahisi geçirenler, BMI'si 35'in üstünde olanlar, komorbid hastalık öyküsü olanlar, persiste üriner inkontinansı olanlar, gebelik ve malignite tespit edilen hastalar çalışma dışı bırakılmıştır. Her iki gruba da mesane 200 cc dolu iken istirahat ve ıkınma sırasında Q tip test ve translabial ultrasonografi ile posterior vezikoüretral açı ölçümü yapılmış, veriler kaydedilmiştir. Ayrıca hasta memnuniyetini belirlemek için hastaların vizüel analog skala ile ağrı düzeyleri sorgulanarak değerler kayıt altına alınmıştır. İstatistiksel analizler için SPSS 22.0 (Statistical Package For Social Sciences) programı kullanılmıştır. Bulgular: Hasta ve kontrol grubunun demografik verileri kıyaslandığında her iki grup arasında sadece yaş bakımından istatistiksel olarak anlamlı fark tespit edildi (p= 0,003). Üretral hipermobilite tanısı koymada cut-off değerler Q tip test için 30°, ıkınma sırasında ultrasonografide ölçülen posterior vezikoüretral açı için 120° alındığında; hasta grubunda 54 kişide (%83) Q tip testin, 58 kişide (%89,2) ultrasonografinin pozitif olduğu görüldü. Kontrol grubunda ise 10 kişide (%15,4) Q tip test, 14 kişide (%21,5) ultrasonografinin pozitif olduğu tespit edildi. Her iki grupta Q tip test, istirahat ve ıkınma sırasındaki ultrasonografik ölçüm değerlerinin hepsinde istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı (p< 0,001). Ayrıca Q tip testin viii %83,08 sensitivite ile, ultrasonografinin %89,23 sensitivite ile stres üriner inkontinansı saptayabildiği gösterildi. Üretral hipermobiliteyi öngörmek için ultrasonografik olarak yapılan ölçümlerde valsalva halindeki açı değerinden istirahat halindeki açı değerinin çıkarılmasıyla elde edilen açı farkı değerleri Q tip test açı değerleri ile kıyaslandı ve açı farkı değeri ile üretral hipermobilite arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptandı (p<0,001). Ultrasonografik açı farkının cut-off değeri 18,19° olarak alındığında %64 sensitivite ve %67 spesifite ile üretral hipermobiliteyi saptayabildiği tespit edildi. Hasta memnuniyetini belirlemek için VAS skorları karşılaştırıldığında hem hasta hem de kontrol grubunda Q tip testin ağrı düzeyinin ultrasonografiden daha yüksek olduğu saptandı ve iki yöntem kıyaslandığında istatistiksel olarak anlamlı olduğu tespit edildi (p< 0,001). Sonuç: Çalışmamızda her iki grupta Q tip test, istirahat ve valsalva sırasındaki ultrasonografik ölçüm değerlerinin hepsinde istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı (p< 0,001). Ultrasonografinin %89,23 sensitivite ile stres üriner inkontinans tanısında Q tip testten daha başarılı olduğu gösterildi. Her iki yöntem hasta memnuniyeti açısından kıyaslandığında Q tip testin ultrasonografiye göre oldukça ağrılı bir yöntem olduğu tespit edildi. Bu nedenle üretral hipermobiliteyi değerlendirmede Q tip test yerine daha non-invaziv ve standardize bir yöntem olan translabial ultrasonografi tercih edilebilir. Ancak bununla ilgili daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç vardır.

Özet (Çeviri)

Objective: The aim of this study is to compare the diagnostic value and patient contentment of posterior vesicourethral angle (beta angle) measurement with translabial ultrasonography, which is less invazive and easier to apply, and Q tip test. Materials and Methods: In this prospectıve cohort study, 130 patients in sum; 65 patients who is diagnosed with stress urinary incontinence and 65 patients who don't have any incontinence complaints were included. Demographic data of the patients were recorded. Patients who were pregnant or has malignancy, comorbidity, urge incontinence/ overactive bladder, mix incontinence diagnosis, or prior pelvic organ prolapse surgery history, or persistant urinary incontinence history were excluded from this study. Q tip test and posterior vesicourethral angle measurement with translabial ultrasonography, at resting and at valsalva, was performed to both groups, when the bladder was 200cc full, and the results were recorded. In addition, to determine the patients contentment, visual analogue scale was performed to each patient and the results were recorded. SPSS 22.0( Statistical Package for Social Sciences) was used for statistical analysis. Results: It is determined that, the only statistically significant difference in the demographic data between two groups were in terms of mean age (p=0.003). When the diagnostic cut off value for urethral hypermobility was taken as 30o in the Q tip test and as 120o in the posterior vesicourethral angle measurement at valsalva with translabial ultrasonography, Q tip test was positive in 54 patients (%83) and ultrasonography was positive in 58 patients (%89,2) included in the incontinence group. In the control group, Q tip test was determined as positive in 10 patients (%15,4), whereas ultrasonography was determined positive in 14 patients (%21,5). Between the two groups, each Q tip test result and ultrasonographic measurement at resting and at valsalva, were found statistically significant (p<0,001). In addition, it x was shown that Q-tip test can detect stress urinary incontinence with sensitivity of %83.08 and ultrasonography with sensitivity of %89.23. We calculated the angle measurement difference in the ultrasonographic measurements at valsalva and at resting with Q tip test results to foresee the urethral hypermobility, and found that there is a statistically significant relationship between angle differences and urethral hypermobility (p<0,001). When the cut off value for ultrasonographic angle difference was taken as 18,19o, it can determine urethral hypermobility with %64 sensitivity and %67 spesificity. We compared the VAS scores of incontinance and control group to determine the patients contentment, and we found that, in both groups pain level was determined higher for Q tip test, and it was statistically significant (p<0,001), in comparison to translabial ultrasonography. Conclusion: In our study, each Q tip test result and ultrasonographic measurement at resting and at valsalva, were found statistically significant between the two groups (p<0,001). Ultrasonography showed %89.23 sensitivity in the diagnosis of stress urinary incontinence than Q tip test. When two method was compared for determining the patients contentment, Q tip test was found more painful in comparison to translabial ultrasonography and it was statistically significant (p<0,001). Although more studies are required, to determine the urethral hypermobility, instead of using Q tip test, translabial ultrasonography, which is a less invazive and more standardized method, is more preferable.

Benzer Tezler

  1. Stres üriner inkontinans semptomları olan kadınlarda üretral hipermobiliteyi belirlemek için kullanılan Q tip açısının transvajinal ultrasonografi ile NON invaziv olarak belirlenmesi

    Non-invasive determination of the Q-TYPE angle used to assess urethralhypermobility by transvaginal ultrasonography in women with symptoms ofstress urinary incontinence

    BERKAY YÜKSEL

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    Kadın Hastalıkları ve DoğumSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    UZMAN BEKİR SITKI İSENLİK

  2. Entrensek sfinkter yetmezlikli ve mikst tip stres üriner enkontinanslı hastalarımızdaki pubovajinal fasyal sling deneyimlerimiz

    Our experiencies with pubovaginal sling in patients with pure and mixed type stress urinary incontinence associated with hypermobility

    CÜNEYT ÇAKMAK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2001

    ÜrolojiSağlık Bakanlığı

    Üroloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. FİKRET VATANDAŞLAR

  3. Pelvik organ prolapsusu olan ve urge inkontinans saptanan hastaların pre ve post-operatif MRG ile değerlendirilmesi

    Başlık çevirisi yok

    GÜLCAN YAZICI

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2003

    Kadın Hastalıkları ve Doğumİstanbul Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ÖNAY YALÇIN

  4. Stres üriner inkontinans tedavisinde mesh needleless uygulaması ve kısa dönem sonuçlarının değerlendirilmesi

    Mesh needleless application in stress urinary incontinence treatment and evaluation of short term results

    ÜNAL TURKAY

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2010

    Kadın Hastalıkları ve DoğumSağlık Bakanlığı

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    UZMAN GÜLTEKİN KÖSE

  5. Uretral akıntılı erkek hastalarda klamidyal antijenlerin ELISA ve fluoresan antikor yöntemleri ile araştırılması

    Comparative assessment of chlamydial antigens in male urethral samples by ELISA and fluoresence antibody techniques

    HATİCE KOÇ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1995

    MikrobiyolojiKaradeniz Teknik Üniversitesi

    DOÇ.DR. MURAT ERTÜRK