Geri Dön

Hematoloji polikliniğinde takipli olan polisitemia vera ve sekonder polisitemi tanılı hastaların tip ıı diyabetes mellitus ve body mass ındex(total vücut kitle indeksi) açısından karşılaştırılması

Compari̇son of pati̇ents wi̇th polycythemi̇a vera and secondary polycythemi̇a followed i̇n the hematology outpati̇ent cli̇ni̇c i̇n terms of TYPE 2 di̇abetes melli̇tus and body mass i̇ndex

  1. Tez No: 681157
  2. Yazar: DİLAN SERAP ÇAKMAK
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. OSMAN YOKUŞ
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: İç Hastalıkları, Internal diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Polisitemia vera, sekonder polisitemi, Tip 2 Diyabetes Mellitus, body mass index, Diabetes mellitus, Diabetes mellitus-tip 2, Polisitemi, Vücut kitle indeksi, Polycythemia vera, secondary polycythemia, Type 2 Diabetes Mellitus, body mass index, Diabetes mellitus, Diabetes mellitus-type 2, Polycythemia
  7. Yıl: 2021
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: İstanbul Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Polisitemi ile başvuran hastalarda polisitemia vera (PV) tanısı tetkik edilirken invazif girişimler öncesinde yardımcı olabilecek noninvazif kriterlere katkı sağlamak hedeflenmiştir. Bu açıdan PV ve sekonder polisitemili hastalarda Tip 2 Diyabetes Mellitus (T2DM) sıklığı çalışma kapsamında karşılaştırılmış ve obesitenin kısmen pratik göstergesi olan body mass index (BMI) yüksekliği açısından da iki grup arasında belirgin fark olup olmadığı incelenmiştir. Bu iki kriterin varlığı ya da yokluğu açısından karşılaştırıldığında iki grup arasında fark tespit edilebilirse ilk tanı aşamasında kemik iliği biyopsisi gibi invazif işlemlere başvurulmadan önce tanıda katkı sağlayabilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza SBÜ İstanbul SUAM Hematoloji Polikliniği'nde Ocak 2010 – Ocak 2021 tarihleri arasında 18-99 yaş arası polisitemi tanısı ile tetkik edilip vaka grubu PV tanısı alan, kontrol grubu da sekonder polisitemi tanısı alan bireylerden oluşmaktadır. Çalışmaya vaka grubunda 189, kontrol grubunda ise 118 olmak üzere toplam 307 hasta dahil edilmiştir. Hastalar elektronik kayıt sistemi üzerinden geriye yönelik (laboratuvar değerleri, ultrasonografik bulguları ve epikrizleri) taranarak belirlenmiş ve çalışmaya uygunluk açısından değerlendirilmiştir. Bulgular: Hastaların başvurudaki klinik özellikleri karşılaştırıldığında PV'de kadın/erkek oranı erkek hasta lehine artmış bulundu. Her iki grup arasında <60 yaş hasta oranı sekonder grupta PV ile takip edilenlere göre daha yüksekti. PV'li hastaların diğer eritrositoz nedenleri ile başvuran hastalara göre daha ileri yaşlarda tanı aldığı tespit edildi. Hastaların serum eritropoietin (EPO) düzeyleri incelendiğinde; sekonder polisitemik hastaların PV'li hastalara göre EPO düzeyleri daha yüksekti ve bu farkın istatiksel olarak da anlamlı olduğu görüldü. Başvuru anında tüm haslarda hepatomegali varlığı değerlendirildiğinde istatistiksel açıdan anlamlı fark tespit edilmedi. PV'ye sık eşlik eden bulgulardan splenomegali açısından incelediğimizde gruplar arasında splenomegali oranı primer grupta daha yüksekti ve bu oranın istatistiksel olarak da anlamlı olduğu görüldü. PV'li hastalar sekonder polisitemili hastalarla karşılaştırıldığında iki grup arasında diyabet varlığı açısından istatistiksel olarak anlamlı fark tespit edilmedi. PV tanılı hastalar aldıkları tedavilere göre değerlendirildiğinde hastaların %59'unun hidroksiüre (HU) içeren tedaviler aldıkları görüldü. Polisitemi nedeni ile takip edilen hastalar içerisinde PV tanısı alanların ortalama takip sürelerinin sekonder polistemili hastalara oranla daha uzun olduğu ve iki grup arasındaki oranın istatiksel açıdan anlamlı olduğu görüldü. BMI yüksekliği açısından iki grup karşılaştırıldığında sekonder polisitemili hastaların BMI ölçümleri daha yüksekti ve istatistiksel açıdan da anlamlı tespit edildi. Sonuç: Hastaların tanı anında BMI açısından karşılaştırıldığında sekonder polisitemili hastalarda BMI ölçümleri istatistiksel açıdan anlamlı bulunurken çalışmamızın ana araştırma konularından biri olan diyabet sıklığı açısından istatistiksel anlamlı fark izlenmedi. Bu konuda daha geniş hasta katılımı sağlanabilen çok merkezli çalışmalara ihtiyaç vardır.

Özet (Çeviri)

Aim: While examining the diagnosis of polycythemia vera (PV) in patients presenting with polycythemia, it is aimed to contribute to non-invasive criteria that can help before invasive procedures. In this respect, the frequency of Type 2 Diabetes Mellitus (T2DM) in patients with PV and secondary polycythemia was compared within the scope of the study and it was examined whether there was a significant difference between the two groups in terms of body mass index (BMI), which is a partially practical indicator of obesity. When comparing the presence or absence of these two criteria, if a difference can be detected between the two groups, it is aimed to contribute to the diagnosis before invasive procedures such as bone marrow biopsy are applied at the initial diagnosis stage. Materials and Methods: Our study consisted of individuals aged between 18-99 years who were examined about polycythemia and diagnosed with PV in the SBU Istanbul SUAM Hematology Polyclinic between January 2010 and January 2021, and the control group was diagnosed with secondary polycythemia. A total of 307 patients, 189 in the case group and 118 in the control group, were included in the study. The patients were determined by retrospective scanning (laboratory values, ultrasonographic findings and epicrisis) over the electronic recording system and evaluated for eligibility for the study. Results: When the clinical features of the patients at admission were compared, the female/male ratio in PV was found to increase in favor of the male patient. The rate of patients aged <60 years was higher in the secondary group than those followed by PV between both groups. It was determined that patients with PV were diagnosed at a later age than patients who presented with other causes of erythrocytosis. When the serum EPO levels of the patients were examined; EPO levels were higher in secondary polycythemic patients than in patients with PV, and this difference was also found to be statistically significant. When the presence of hepatomegaly was evaluated in all patients at the time of admission, no statistically significant difference was detected. When we examined in terms of splenomegaly, one of the findings frequently accompanying PV, the rate of splenomegaly among the groups was higher in the primary group, and this rate was also statistically significant. When the patients with PV were compared with the patients with secondary polycythemia, no statistically significant difference was found between the two groups in terms of the presence of diabetes. When the patients with PV were evaluated according to the treatments they received, it was seen that 59% of the patients received treatments containing hydroxyurea. Among the patients followed up for polycythemia, the mean follow-up period of those diagnosed with PV was longer than those with secondary polycythemia, and the ratio between the two groups was statistically significant. When the two groups were compared in terms of BMI elevation, the BMI measurements of the patients with secondary polycythemia were higher and it was statistically significant. Conclusion: When the patients were compared in terms of BMI, BMI measurements were found to be statistically significant in patients with secondary polycythemia, but no statistically significant difference was observed in terms of diabetes frequency, which is one of the main research subjects of our study. There is a need for multicenter studies with wider patient participation in this regard.

Benzer Tezler

  1. Philadelphia-negatif klasik kronik miyeloproliferatif neoplazilerde sekonder malignitelerin sıklığı, risk faktörleri ve klinik önemi

    Frequency, risk factors and clinical significance of secondary malignancies in phyladelpha-negative classical chronic myeloproliferative neoplasms

    ÖZGE NURAN AKAY

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    HematolojiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. FEHMİ HİNDİLERDEN

  2. Polisitemia vera tanısıyla izlenen hastalarda JAK 2 gen mutasyonunun klinik ve komplikasyonlarla ilişkisi

    Relation of JAK 2 gene mutation with complications and clinical course in patients with polycythemia vera

    MURAT BAYRAM

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2011

    HematolojiUludağ Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. VİLDAN ÖZKOCAMAN

  3. Polisitemia vera hastalarında iskemik durum belirteci olan iskemi modifiye albumin düzeyinin değerlendirilmesi

    Evaluation of ischemia modified albumin level that is the ischemic situation marker in patients with polisitemia vera

    ATACAN AKMEŞE

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2018

    HematolojiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. CENGİZ CEYLAN

  4. CALR gen mutasyonunun esansiyel trombositemideki sıklığı ve klinik önemi

    Frequency and clinical significance of CALR gene mutation in essential thrombocytemia

    GÖKHAN SAMİ AYDIN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    İç HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. FEHMİ HİNDİLERDEN