Geri Dön

Çocuk yoğun bakım ünitesinde geçici hemodiyaliz kateteri takılan hastalarda kateter bölgesi ile prognoz arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

Evaluation of the relationship between catheter site and prognosis in patients with temporary hemodialysis catheter insertion in pediatric intensive care unit

  1. Tez No: 807813
  2. Yazar: AFSANA HAJIYEVA
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. SEHER ERDOĞAN
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Child Health and Diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Akut böbrek hasarı, Kateterizasyon, Kateterler, Komplikasyonlar, Plazma değişimi, Prognoz, Renal diyaliz, Renal replasman tedavisi, Yoğun bakım üniteleri-neonatal, Acute kidney injury, Catheterization, Catheters, Complications, Plasma exchange, Prognosis, Renal dialysis, Renal replacement therapy, Intensive care units-neonatal
  7. Yıl: 2023
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: İstanbul Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Giriş: Akut böbrek hasarı(ABH) olan ve renal replasman tedavisi gereken hastalarda geçici vasküler erişimin sağlanması gereklidir. Özellikle yoğun bakım ünitelerinde yatan ABH olan hastalarda santral venöz diyaliz kateteri yerleştirilmesi mortalite ve morbiditeyi azaltmaktadır. Aşırı kanama ve trombotik komplikasyonlarla sonuçlanabilen arter ponksiyonu, pnömotoraks, hemotoraks, hava embolisi, kardiak aritmi gibi mekanik komplikasyonlar, nadir olmakla birlikte özellikle kritik hastalarda ölümcül olabilir. Amaç: Araştırmamızın primer amacı, sürekli renal replasman tedavisi (SRRT) ya da terapötik plazma değişimi (TPD) uygulanan hastalarda kullanılan geçici hemodiyaliz kateterinin lokalizasyonu (femoral,internal juguler ve subklavyen ven) ile erken ve geç komplikasyonlar arasındaki ilişkiyi değerlendirmek, sekonder amacı ise kateter lokalizasyonu ile hastaların prognozu arasındaki ilişkiyi ve mortaliteyi belirleyen risk faktörlerini araştırmaktır. GEREÇ VE YÖNTEM Ekim 2022-Haziran 2023 tarihleri arasında Çocuk Yoğun Bakım Ünitesinde geçici hemodiyaliz kateteri takılan hastaların klinik ve demografik verileri, geçici hemodiyaliz kateterinin uygulandığı ven, kateter boyutu, katetere bağlı gelişen erken ve geç komplikasyonlar, revize edilen kateter sayısı ve nedenleri, hemodiyaliz ya da terapotik plazma değişimi işleminin hangi endikasyon nedeniyle uygulandığı ve laboratuvar parametreleri kaydedildi. ÇYBÜ'ne başvurunun ilk 24 saatinde PRISM skoru, PELOD skoru ve VIS hesaplandı. 10 BULGULAR Bulgular: Çalışma 26'sı (%54,2) kız ve 22'si (%45,8) erkek olmak üzere toplam 48 hasta ile yapıldı, hastaların ortalama yaşı 90,19±67,80 aydı. Çalışmaya katılan hastaların 25(%52,08)'inde altta yatan hastalığı vardı, Yoğun bakım ünitesine yatış nedenlerine bakıldığında da ilk sırayı nörolojik hastalıkların aldığı, bunu sırasıyla romatolojik hastalıkların ve MISC hastalarının izlediği saptandı. NIV alan hasta sayısı 11(%22,9), IMV alan hasta sayısının 25(%52,1) olduğu, 27(%56,3) hastanın sepsis kliniğine sahip olduğu, hastaların 21(%43,8)'inin inotrop ilaç ihtiyacı olduğu gözlendi,sağkalım oranı 30(%62,5) olarak saptandı. Kateter takılma bölgeleri değerlendirildiğinde ilk sırada femoral venin olduğu (23,%38.9), bunu sırasıyla sağ juguler ven(22,%37.29), sol juguler ven(10,%16.95) ve subklavyen venin(4,%6.78) izlediği görüldü. Hastalara en fazla üç kez kateter takıldığı saptandı. 9 hastaya 2.kez kateter takılması gerektiği görüldü. Kateter bölgeleri arasında komplikasyon açısından istatiksel olarak anlamlı bir farklılık yoktu (p>.05). En sık gelişen komplikasyonun 6 hasta ile kateter disfonksiyonu olduğu, bunu birer hasta ile aritmi, pnömotoraks ve arter ponksiyonunun izlediği görüldü. 9 hastada kan akımı enfeksiyonu, 8 hastada ise kateter enfeksiyonu saptandı. Kan akımı enfeksiyonunda en sık patojen Klebsella pneumonia(%44,4), kateter enfeksiyonu etkeni ise Candida parapsilosis(%25) ve Pseudomonas aeruginosa(%25) idi. Sağ kalan ve kaybedilen hastalar karşılaştırıldığında, IMV ihtiyacı olan hastaların %56'sının kaybedildiği, IMV ihtiyacı olmayan hastaların ise %82,6'sının sağ kaldığı saptandı. Benzer şekilde intorop ilaç ihtiyacı olan hastaların %57,1'i kaybedilirken, ihtiyacı olmayanların %77,8 inin sağ kaldığı belirlendi(p<.05). Kan ürün ihtiyacı olmayan hastaların %87,5'inin sağ kaldığı saptandı(p<.05). Kaybedilen hastaların PRISM ve PELOD skorlarının sağ kalan hastalarınkine göre daha yüksek olduğu gözlendi(p<.05). Kateter bölgeleri laboratuvar parametreleri açısından karşılaştırıldı; femoral kateter takılan hastaların kreatinin ve t.protein değerleri sol juguler kateter takılan hastaların değerlerine kıyasla daha yüksek idi (sırasıyla p=.047 ve p<.039). Femoral kateter takılan hastaların aPTT düzeylerinin sağ ve sol juguler kateter takılan hastalarınkine göre daha düşük olduğu belirlendi (p 1 =.020, p 2 =.001). Diğer gruplar arasında aPTT değerleri açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmadı(p>.05).Sol juguler kateter takılan hastaların yaşının femorale takılanlara kıyasla daha küçük olduğu saptandı (p<.015). Femoral 11 kateter takılan hastaların vücut ağırlıklarının sol ve sağ jugulere kateter takılan hastalara göre daha fazla olduğu belirlendi (p 1 =.008, p 2 =.010). Diğer ikili grup karşılaştırmalarında vücut ağırlığı açısından anlamlı bir farklılık bulunamadı (p>.05). Femoral kateter takılan hastaların kalp tepe atımı PRISM, PELOD ve VIS skorlarının sol juguler vene kateter takılan hastalara göre daha düşük olduğu belirlendi (p=.019, p=.013, p=.019 ve p<.004). Sol juguler kateter takılan hastaların sistolik ve diastolik kan basıncı femoral kateter takılan hastaların kan basıncından daha düşük, inotrop ilaç ihtiyacının daha yüksek olduğu saptandı (p=.034, p=.011 ve p<.05). Mortaliteyi etkileyen faktörleri belirlemek için yapılan lojistik regresyon analizinde, katılımcıların yaşları arttıkça mortalite risklerinin de 1.02 kat artığı görüldü (p<.05). Hastaların kan gazı laktat değerlerinin artmasının ölüm olasılığını 1.27 kat arttırdığı, sepsisi olmayan hastaların hayatta kalma olasılıklarının da 0.10 arttığı saptandı (p<.05). SONUÇ; Çalışmamızda en sık tercih edilen hemodiyaliz kateter bölgesi femoral vendi. Femoral ven hasta grubunun diğer gruplara göre vücut ağırlığının daha fazla ve yaşının yüksek olduğunu saptadık.Femoral kateter takılan hastaların kalp tepe atımının, PRISM, PELOD ve VIS skorlarının juguler vene kateter takılan hastalara göre daha düşük, inotrop ilaç ihtiyacı daha azdı. Komplikasyonlar açısından kateter bölgeleri arasında fark saplamadık. Hastaların klinik ve laboratuvar özellikleri, geçici hemodiyaliz kateteri takılma bölgesi tercihini etkilemektedir. Klinisyenlerin deneyimi ve alışkanlıkları da kateter bölgesinin seçiminde en önemli faktörlerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Özet (Çeviri)

Introduction: Temporary vascular access is necessary in patients with acute kidney injury (AKI) requiring renal replacement therapy. Central venous dialysis catheter placement reduces mortality and morbidity, especially in patients with ABI hospitalised in intensive care units. Mechanical complications such as arterial puncture, pneumothorax, haemothorax, air embolism, cardiac arrhythmia, which may result in excessive bleeding and thrombotic complications, are rare but may be fatal especially in critically ill patients. Objective: The primary aim of our study was to investigate whether continuous renal replacement therapy (CRRT) or therapeutic plasma Localisation of the temporary haemodialysis catheter used in patients undergoing TPD (femoral, internal jugular and subclavian vein) and early and late complications The secondary aim was to evaluate the relationship between catheter localisation and prognosis of the patients and to investigate the risk factors determining mortality. Materıals and methods: Clinical and demographic data of patients with temporary haemodialysis catheter insertion in the Pediatric Intensive Care Unit between October 2022 and June 2023, temporary haemodialysis cathetervein, catheter size, catheter-related early and complications, number of catheters revised and reasons, indication for haemodialysis or therapeutic plasma exchange The reason for admission to the PICU and laboratory parameters were recorded. In the first 24 hours of admission to the PICU PRISM score, PELOD score and VIS were calculated. Results. He study was performed with a total of 48 patients, 26 (54.2%) females and 22 (45.8%) males.The mean age of the patients was 90.19±67.80 months. In 25 (52.08%) of the patients who participated in the study, the underlying When the reasons for admission to the intensive care unit were analysed, the first order was neurological diseases, followed by rheumatological diseases and MISC patients, respectively.The number of patients receiving NIV was 11 (22.9%), the number of patients receiving IMV was 25 (52.1%), and 27 (56.3%) patients sepsis clinic and 21 (43.8%) of the patients needed inotropic drugs, The survival rate was 30 (62.5%). When the catheter insertion sites were analysed, the most common catheter insertion site was femoral vein (23, 38.9%), followed by right jugular vein (22, 37.29%), left jugular vein (22, 37.29%), respectively vein (10, 16.95%) and 13 subclavian vein (4, 6.78%). Patients were catheterised at most three times catheter was inserted. 9 patients required catheter insertion for the second time. Catheter sites included There was no statistically significant difference in terms of complications (p<.05). The most common complication catheter dysfunction with 6 patients, followed by arrhythmia, pneumothorax and pneumothorax with one patient each. followed by artery puncture. 9 patients had blood stream infections and 8 patients had catheter infection was detected. The most common pathogen in blood stream infection was Klebsella pneumonia (44.4%), catheter Candida parapsilosis (25%) and Pseudomonas aeruginosa (25%) were the causative agents of infection. He survivor compared, 56 per cent of patients requiring IMV were lost, 56 per cent of patients requiring IMV were lost, IMV It was found that 82.6% of the patients who did not need intorop medication survived. Similarly, the need for intorop drug While 57.1% of the patients who needed blood products died, 77.8% of the patients who did not need blood products survived(p<.05).It was determined that 87.5% of the patients who did not need blood products survived(p<.05). Patients who died PRISM and PELOD scores were higher than those of the surviving patients (p<.05). Catheter sites were compared in terms of laboratory parameters; patients with femoral catheter were found to have creatinine and t.protein values were higher than those of patients with left jugular catheter insertion(p=.047 and p<.039, respectively). The aPTT levels of patients with femoral catheter placement were lower than those of patients with right and left jugular catheter placement (p 1 =.020, p 2 =.001). No statistically significant difference was found between the other groups in terms of aPTT values (p<.05).The age of patients with left jugular catheter was younger than those with femorale catheter.p<.015). Body weights of patients with femoral catheter insertion compared to patients with left and right jugular catheter insertion were found to be higher than the patients (p 1 =.008, p 2 =.010). No significant difference was found in terms of body weight in other pairwise group comparisons (p<;.05). Peak heart rate PRISM, PELOD and VIS scores were lower in patients with femoral catheter insertion than in patients with left jugular vein catheter insertion (p=.019, p=.013, p=.019 and p<.004). Patients with left jugular vein catheter insertion systolic and diastolic blood pressure were lower and inotropic drug requirement was higher in patients with femoral catheter insertion (p=.034, p=.011 and p<.05).In the logistic regression analysis performed to determine the factors affecting mortality, the participants The mortality risk increased 1.02-fold with increasing age (p<.05). Blood gas lactate values increased the probability of death by 1.27 times, survival of patients without sepsis probability increased by 0.10 (p<.05). 14 CONCLUSION: The most preferred haemodialysis catheter site in our study was the femoral vein. Femoral vein We found that the patient group had a higher body weight and older age compared to the other groups.Peak heart rate, PRISM, PELOD and VIS scores of patients with femoral catheter insertion into the jugular vein The need for inotropic medication was lower and the need for inotropic medication was less than in catheterised patients. In terms of complicationsWe found no difference between catheter sites. Clinical and laboratory characteristics of the patients, temporary affects the choice of haemodialysis catheter insertion site. Clinicians' experience and habitsThe catheter site is also one of the most important factors in the selection of the catheter site.

Benzer Tezler

  1. Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde yenidoğan geçici takipnesi (YDGT) tanısı ile takip edilen bebeklerde yaşamın ilk 6 saatindeki non invaziv monitörizasyonla elde edilen perfüzyon indeksi (Pİ), pletismografik varyabilite indeksi (PVİ), oksijen rezerv indeksi (ori), saturasyon, kalp tepe atımı, hemoglobin parametrelerinin değerlendirilmesi

    Infants followed up with the diagnosis of neonatal temporary tachypnea in the neonatal intensive care unit evaluation of perfusion index (PI), plethysmographic variability index (PVI), oxygen reserve index (ORI), saturation, heart peak rate, hemoglobin parameters obtained by non-invasive monitoring in the first 6 hours of life

    İSMAİL TANKUŞ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıHarran Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ EBRU YÜCESOY BAĞDİKEN

  2. Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde yenidoğanın geçici takipnesi ile izlenen bebeklere uygulanan bakım paketinin noninvaziv mekanik ventilasyonda kalış süresi ve fizyolojik parametrelere etkisi

    The effect of the care package applied to babies which are monitored with temporary follow-up of the newborn in the newborn intensive care unit on the duration of stay in non-invasive mechanical ventilation and physiological parameters

    ESMA ŞEKER

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıklarıİstanbul Okan Üniversitesi

    Hemşirelik Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. GÜLZADE UYSAL

    PROF. DR. DUYGU SÖNMEZ DÜZKAYA

  3. Çocuk yoğun bakım ünitesi' nde ventilatör ilişkili pnömoni tanısında endotrakeal aspirasyon ve mini-bal yöntemlerinin karşılaştırılması

    Comparison of endotracheal aspirate and mini-bronchoalveolar lavage in the diagnosis of ventilator associated pneumonia in a pediatric intensive care unit

    BAŞAK YILDIZ ATİKAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2013

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıEge Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. FADIL VARDAR

  4. Yenidoğan yoğun bakım ünitesindeki term ve preterm yenidoğanların vücut sıcaklığının uygulanan girişimler sırasında kuvöz kapaklarının açılma tekniği ve uygulama süresi ile ilişkisi

    The relationship between the body temperature of termaand preterm newborn in the newborn intensive care unit and the opening technique of the incubator doors during the interventions applied and the application duration

    İREM SU KAYMAK

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Hemşirelikİzmir Katip Çelebi Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ BESTE ÖZGÜVEN ÖZTORNACI

  5. Yoğun bakım hemşirelerinin zihinsel iş yükü ile psikolojik iyi oluşları arasındaki ilişkinin incelenmesi

    The relationship between mental workload and psychological well-being of intensive care nurses

    EDANUR AŞAR

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Hemşirelikİstanbul Okan Üniversitesi

    Hemşirelik Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ CEREN AYCANOĞLU