Geri Dön

Deutschland als paradies oder als hölle für Türken in Deutschland aus dem gesichtspunkt von Deutschen autoren

Başlık çevirisi mevcut değil.

  1. Tez No: 87560
  2. Yazar: TACETTİN KIR
  3. Danışmanlar: PROF. DR. ZEKİ CEMİL ARDA
  4. Tez Türü: Doktora
  5. Konular: Alman Dili ve Edebiyatı, German Linguistics and Literature
  6. Anahtar Kelimeler: Alman edebiyatı, Göçmen edebiyatı, Göçmenler, Irkçılık, Türkler, Yabancılar edebiyatı, German literature, Migrant literature, Emigrants, Racism, Turks, Forigners literature
  7. Yıl: 1999
  8. Dil: Almanca
  9. Üniversite: Gazi Üniversitesi
  10. Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Alman Dili ve Edebiyatı Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

ÖZET Deutschland als Paradies öder als Holle fur Türken in Deutschland aus dem Gesichtspunkten von deutschen Autoren (Günter Wallraff, Gerhard Kromschröder und Marlene Scnulz) Türk milleti tarihin çok uzun dönemlerinden beri çeşitli kültürel, sosyal ve ekonomik nedenlerden dolayı göçen bir toplum özelliği sergilemektedir. Türklerin Anadolu'ya gelmeleriyle birlikte yerleşik hayata geçiş süreçleri başlamış gibi görülse de, bu sefer de kendi topraklan içerisindeki göç hareketlerini sürdürmüşlerdir. Avrupa'nın sanayi toplum haline gelmesi, büyük insan gücüne ihtiyaç duyması; bunun karşısında Türkiye'nin hala tarım ülkesi olma özelliğini sürdürmesi, nüfusun, işsizlik oranının ve gelirlerin düşük olması bu sefer Türk insanını Avrupa ülkelerine göç etmeye^zorlamıştır. 1960'h yılların başında Avrupa ülkelerinin istek ve davetleri üzerine dış göç hareketi başlamıştır. Başlangıçta ekonomik durumunu düzeltmek, bir ev almak veya bir iş kurabilmek için yeterli sermaye biriktirdikten sonra Türkiye'ye dönmeyi planlayan göçmen Türkler çok fazla sorunla karşılaşmamışlar, karşılaşmışlarsa bile, yakın gelecekte 'nasıl olsa Türkiye'ye tekrar geri döneceğiz' düşüncesiyle bunları fazla önemsememişlerdir. Aynı şekilde Türk işçilerini davullu-zurnalı törenlerle karşılayan Avrupa inşam yabancılara 'geçici' gözüyle baktığı için kendi toplumlarından soyutlamamış; onları sorun olarak görmemiştir. Ne zaman ki, göçmen Türkler Avrupa'da yerleşmeye karar vermişler, Avrupa ülke ve ekonomilerinin yabancılara ihtiyacı kalmamış iki Almanya'nın birleşmesiyle ekonomik dengesizlik yaşayan Alman ekonomisi zor duruma düşmüş, orada kalmayıplanlayan Türkler o zamana dek göz ardı ettikleri, önemsemedikleri sorunlara katlanmak istememiş ve haklarım aramaya başlamışlar işte o zaman başlangıçta sorun olsa bile dil, uyum, kültür yabancılığı gibi bir çok engeli aşmış olmalarına rağmen Türkler Avrupa'da, özellikle Almanya'da en büyük çoğunluğu oluşturan yabancılardan oldukları için Avrupalılar tarafından dil, uyum, kültür, inanç sorunları oldukları gerekçesiyle yabancılar -özellikle de Türkler- üzerinde baskılar oluşturmaya, onları ülkelerine geri dönmeye zorlamaya ve toplumdan dışlamaya başlamışlardır. Böylece Avrupa'da özellikle de Almanya'da 'yabancılar sorunu' kavramı ortaya çıkmıştır. Böylesine toplumsal başlanın yoğun olduğu bir ortamda Türkler (birçoğu ailelerinden uzakta) çok ağır ve uygunsuz şartlarda çalışmışlar, sağlıksız evlerde oturmuşlar, her türlü saldırgan ve küçültücü hakarete maruz kalmışlar; ancak tüm bunlara rağmen artık Türkiye'ye de dönmeyeceklerinden iki cami arasında kalmış bi'namaz misali Almanya'da yabancı, Türkiye de Almancı adıyla kimliksiz insan topluluğu konumuna itilmişlerdir. Bunun üzerine bir kısım Alman araştırmacı-yazar kılık değiştirmek (Türk kılığına girmek) suretiyle Türk insanının Almanya'da yaşamış olduğu sorunları bizzat yaşayarak belgeselleştirmiş ve ispat etmiştir. Sadece belgeselleştirmekle kalmamış toplumda bir çok tepkilere yol açmış; yetkili ve yetkisiz insanların ilgilerini bu konu üzerine çekmiş, ayrıca Alman edebiyatmda yeni bir alan kılık değiştirme edebiyatı (Verkleidungsliteratur) oluşturmuşlardır.Bu 268 sayfadan oluşan araştırmada söz konusu yazarların bu işi neden, nasıl yaptıkları, ne gibi sorunlar tespit ettikleri, kendi ifadeleri, fotoğraflar, belgeler ve çeşitli tespitlerle ortaya konularak, Almanya'da yaşayan Türklerin yaşamış oldukları sorunlara, bununla bağlantılı olarak, son yıllarda tüm Türk insanını derin üzüntülere boğan Almanya'daki yabancı düşmanlığına yönelik ırkçılık olaylarına değinilmeye çalışılmıştır. Türklerin sıkıntıları tespit edildikten sonra, madem ki Türklerin büyük çoğunluğu artık Almanya'da kalmaya karar vermişler, bu sorunlara her iki toplumu da rencide etmeden toplumlara mesajlar vermek suretiyle insancıl, uzlaştırıcı ve barışçıl sosyal, siyasal, eğitim vb. alanlarda çözüm önerileri getirilmeye çalışılmıştır. Ankara, ŞUBAT 1999 TacettinKIR

Özet (Çeviri)

Özet çevirisi mevcut değil.

Benzer Tezler

  1. Deutschland als Begegnungsort der kulturellen konflikte in Deutsch-Türkischen filmen: Eine filmsemiotische analyse aus den gewählten filmen

    Alman Türk filmlerinde geçen kültürel konfliktlerin buluşma yeri olarak Almanya: seçilmiş filmler üzerinden film semiyolojik analiz

    TUBA ÇIRAK

    Yüksek Lisans

    Almanca

    Almanca

    2018

    Alman Dili ve EdebiyatıHacettepe Üniversitesi

    Alman Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. MUTLU ER

  2. Menschenwürde als unantastbarer kern der grundrechte, an beispielen von kommunikationsgrundrechten in Deutschland und in der Türkei

    Türkiye ve Almanya'da temel iletişim hakları örneğiyle, temel hakların dokunulmaz çekirdeği olarak insan onuru - Human dignity as the inviolable core of fundamental rights, illustrated by the examples of basic communication rights in Germany and Turkey

    OZAN EMİN HALHALLI

    Yüksek Lisans

    Almanca

    Almanca

    2020

    HukukTürk-Alman Üniversitesi

    Kamu Hukuku Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. PHILIP KUNIG

  3. Die kulturinstitute als instrument der öffentlichen diplomatie der Republik Turkei und der Bundesrepublik Deutschland: Am beispiel des Goethe Instituts und des Yunus Emre Instituts

    Türkı̇ye Cumhurı̇yetı̇ ve Almanya Federal Cumhurı̇yetı̇'nı̇n kamu dı̇ploması̇sı̇ aracı olarak kültür enstı̇tülerı̇: Goethe Enstı̇tüsü ve Yunus Emre Enstı̇tüsü örneğı̇

    AKIN TAŞKIRAN

    Yüksek Lisans

    Almanca

    Almanca

    2023

    Uluslararası İlişkilerTürk-Alman Üniversitesi

    Kültürlerarası Yönetim Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. AYŞE ELİF POSOS DEVRANİ

  4. Die superlative als ausdrucksform in den antrittsreden der Türkischen Premierminister und Deutschen Bundeskanzler seit gründung der Republik Türkei und der Bundesrepublik Deutschland. ein beitrag zur semantischen, lexikologischen, soziolinguistischen und politolinguistischen analyse

    Kuruluşlarından itibaren Türkiye Cumhuriyeti ve Federal Almanya Cumhuriyeti Başbakanlarının ve Şansölyelerinin açılış konuşmalarındaki derecelendirme sıfatlarının söz sanatı olarak kullanımı. anlambilimsel, sözcükbilimsel, sosyodilbilimsel ve politikdilbilimsel bir analiz

    ONUR YILMAZ

    Doktora

    Almanca

    Almanca

    2014

    Alman Dili ve EdebiyatıHacettepe Üniversitesi

    Alman Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. NİHAT ÜLNER

  5. Die struktur der sprache in den werken der vierten generation Türkischer gastarbeiter als schriftsteller in Deutschland

    Almanya'daki Türk işçilerin 4. kuşak yazarların eserlerindeki dil yapısının incelenmesi

    ESMA ŞÜKRAN TOPRAK

    Yüksek Lisans

    Almanca

    Almanca

    2018

    Alman Dili ve EdebiyatıHacettepe Üniversitesi

    Alman Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. SEDAT ŞAHİN