Geri Dön

Periferik akciğer lezyonlarının biyopsisinde ultrasonografi rehberliğinin başarısının değerlendirilmesi

Evaluation of ultrasound guided biopsy success in peripheral lung lesions biopsy

  1. Tez No: 933877
  2. Yazar: KAZIM BURAK KARACA
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. EVREN ÜSTÜNER
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Radyoloji ve Nükleer Tıp, Radiology and Nuclear Medicine
  6. Anahtar Kelimeler: Girişimsel Radyoloji, Transtorasik Akciğer Biyopsisi, Ultrasonografi, Bilgisayarlı Tomografi, Akciğer Kanseri, US Eşliğinde Biyopsi, BT Eşliğinde Biyopsi, Periferal Akciğer Lezyonları, Materyal Yeterlilik, Biyopsi Komplikasyonları, Plevral Temas Uzunluğu, Interventional Radiology, Transthoracic Lung Biopsy, Ultrasonography, Computed tomography, Lung Cancer, Ultrasound Guided Biopsy, CT Guided Biopsy, Peripheral Lung Lesions, Material Adequacy, Biopsy Complications, Pleural Contact Length
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Ankara Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Radyoloji Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Periferik akciğer lezyonlarının biyopsisinde ultrason (US) rehberliğinin başarısını; hastaya, lezyona, kullanılan iğneye ve sitopatolog eşliğinde biyopsi yapılma durumuna ait değişkenler üzerinden değerlendirmek ve sık kullanılan bilgisayarlı tomografi (BT) rehberliği sonuçları ile karşılaştırarak tanısal yetkinliklerini belirlemek. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif çalışmada Ocak 2012 ile Ocak 2023 tarihleri arasında, bölümümüze başvuran, US ve BT eşliğinde periferik yerleşimli akciğer lezyonlarından biyopsi alınan, dahil edilme ve dışlama kriterline uygun 373 hasta çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışmaya dahil edilen hastaların cinsiyet, yaş, vücut kitle indeksi (VKİ<30/>30 kg/m2) gibi demografik verileri; işlem sırasında kullanılan iğnenin tipi (kor iğne biyopsisi/ince iğne aspirasyon biyopsisi), boyutu (18 G/20 G), biyopsi esnasında kullanılan görüntüleme yöntemi (US veya BT), biyopsinin yerinde (on-site) yapılma durumu (var/yok olarak), biyopsi sonrası materyal yeterliliği, lezyonların patolojik sonuçları, işlem sırasında ve sonrasında gelişen komplikasyonlar hastanemizin veri tabanından sorgulanmıştır. Biyopsi yapılan lezyonun yeri (sağ/sol, üst/orta/alt zon), iç yapısı (büyük oranda solid/büyük oranda kistik/heterojen), lezyonun boyutu ve plevral temas uzunluğu, biyopsi esnasında hastanın amfizem (var/yok) ve efüzyon (var/yok) durumu PACS sistemi üzerinden değerlendirilmiştir. Ayrıca istatistiksel değerlendirmeler, lezyonların uzun aks boyutu baz alınarak hem niceliksel hem de ≤30 mm, 31-49 mm, ≥50 mm şeklinde; plevral temas uzunluğu da benzer şekilde hem niceliksel olarak hem de ≤20 mm, 21-29mm, ≥30 mm şeklinde kategorize edilerek yapılmıştır. Biyopsi sonrası gelişen komplikasyonlar hem var/yok şeklinde hem de Amerikan Ulusal Kanser Enstitüsünün yayınladığı CTCAE v5.0 (“Common Terminology Criteria for Adverse Events”[Olumsuz Olaylar İçin Ortak Terminoloji Kriterleri]) kullanılarak sınıflandırılmıştır. İstatistiksel analizler SPSS (IBM SPSS Statistics 27) adlı paket program kullanılarak yapılmıştır. İki nitel değişkenin birbiriyle ilişkilerinin incelenmesinde“Pearson-χ2”çapraz tabloları, materyal yeterliliğini ve komplikasyon riskini etkileyen risk faktörlerinin belirlenmesinde“Binary (ikili) Lojistik Regresyon yöntemi: Backward LR modeli”, bazı parametrelerin cut-off noktalarının hesaplanmasında“ROC”yöntemi kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmamızda sensitivite, spesifisite, pozitif öngörü ve negatif öngörü değerlerini US ve BT eşliği farketmeksizin tüm grup için için sırasıyla %83.6, %98.5, %99,6 ve %59.5; BT grubu için sırasıyla %80,1, %100, %100, %56.8; US grubu için %88.9, %95.2, %98.8, %66.7 olarak hesaplanmıştır. US ve BT eşliğinde gerçekleştirilen biyopsilerin materyal yeterlilik oranlarını sırasıyla %86.4 ve %76.9 olarak bulunmuştur ve iki yöntem arasındaki fark istatisiksel olarak anlamlıdır. (p=0,032). Kadın cinsiyetin ve obezitenin (VKİ>30 kg/m2) materyal yetersizlik riskini artırdığı; iğne boyutundaki artışın, lezyon boyutundaki artışın, yerinde (on-site) biyopsi yapmanın, US eşliğinde biyopsi yapmanın materyal yetersizlik riskini azalttığı tespit edilmiştir (p<0,05). Yapılan hesaplamalarda materyal yetersizlik riskinin obez hastalarda (VKİ >30 kg/m2), obez olmayan gruba (VKİ <30 kg/m2) göre 2,068 kat; 20 G iğne ile biyopsi yapmanın, 18 G iğne ile biyopsi yapmaya göre 2, 044 kat; yerinde (on-site) biyopsi yapılmamasının, yerinde (on-site) biyopsi yapılmasına göre 1,907 kat arttırdığı saptanmıştır. Lezyon 1 mm arttığında ise, materyal yetersizliği riskinin %1,2 azaldığı bulunmuştur. Ayrıca materyal yetersizliğini ayırt etmede kullanılacak olan optimal lezyon boyutu (mm) kesme noktası değerini %58,7 sensitivite ve %56,4 spesifite ile ≤42,5 olarak hesaplanmıştır (AUC=0,610; p=0,003). İşlem sonrası komplikasyon gelişimi nedenlerini incelendiğinde, periferik akciğer lezyonlarında BT eşliğinde biyopsi yapmanın, biyopsi yapılan lezyonun boyutunun ve plevral temas uzunluğunun azalmasının komplikasyonu artırdığını bulunmuştur (p<0,05). Buna göre; lezyon boyutu 1 mm arttığında, komplikasyon riskinin %2,8 azaldığı, plevral temas uzunluğunun 1 mm arttığı durumda, komplikasyon riskinin %2,8 azaldığı saptanmıştır. Ayrıca komplikasyonu ayırt etmede kullanılacak olan optimal lezyon boyutu (mm) kesme noktası değeri %62,7 sensitivite ve %68,3 spesifite ile ≤38,5 mm (AUC=0,684; p<0,001); optimal plevra temas uzunluğu (mm) kesme noktası değeri %55,4 sensitivite ve %74,1 spesifite ile ≤22,5 mm olarak tespit edilmiştir (AUC=0,686; p<0,001). Materyal yeterliliği etkileyen değişkenler üzerinden yapılan analizlerde erkek hasta popülasyonunda, obez olmayan hasta grubunda (VKİ<30), orta zon yerleşimli lezyonlarda, büyük oranda solid iç yapıda lezyonlarda, amfizemi olan hastalarda, efüzyonu olmayan hasta popülasyonunda, ince iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB) yapılan durumlarda, lezyon boyutunun ≤30 mm olduğu grupta US eşliğinde biyopsi yapmanın, BT eşliğinde biyopsi yapmaya göre materyal yeterliliği istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde artırdığı saptanmıştır (p<0,05). Çalışmamızda US eşliğinde biyopsi yapılan hastaların %7.6'sında, BT eşliğinde biyopsi yapılan hastaların ise %29'unda komplikasyon geliştiği ve iki yöntem arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulunmuştur (p<0,001). Komplikasyonlar CTCAE sınıflandırmasına göre kategorize edildiğinde; tüm komplikasyon alt gruplarında BT eşliğinde yapılan biyopsilerde US eşliğine göre daha fazla komplikasyon geliştiği; BT eşliğinde 2 hastada CTCAE evre 3 pnömotoraks, 5 hastada CTCAE evre 2 parankimal kanama gelişirken, US eşliğinde yapılan biyopsilerde bu kategorilerde komplikasyon gelişmediği izlenmiştir. Değişkenler üzerinden yapılan analizlerde cinsiyet, VKİ kategorisi, lezyonun sağ veya sol akciğerde yerleşimi, lezyonun iç yapısı, hastanın efüzyon veya amfizem durumu, biyopsi esnasında kullanılan iğnenin tipi, boyutu, biyopsinin sitopatolog eşliğinde gerçekleştirilme durumu farketmeksizin US eşliğinde yapılan biyopsilerin komplikasyon oranlarının BT eşliğinde yapılanlara göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha az olduğu saptanmıştır (p<0,05). Bunun dışında üst veya alt zon yerleşimli, ≥50 mm boyutlu, ≥30 mm plevral temas uzunluğuna sahip lezyonlarda US eşliğinde biyopsi yapmanın BT eşliğinde biyopsi yapmaya göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha güvenli olduğu bulunmuştur (p<0,05). Sonuç: Çalışmamız periferik akciğer lezyonlarının US eşliğinde biyopsisinin yüksek materyal yeterlilik ve tanısal doğruluğa sahip oldukça güvenli bir işlem olduğunu göstermektedir. BT kılavuzluğunda yapılan biyopsilere kıyasla yüksek materyal yeterlilik ve düşük komplikasyon oranlarının yanı sıra materyal yetersizlik ve komplikasyonla ilişkisi bilinen birçok risk faktörü grubunda dahi BT kılavuzluğu karşısında gösterdiği başarı, US eşliğinde biyopsinin periferik akciğer lezyonlarının biyopsisinde başat yöntem olması gerektiğini vurgulamaktadır.

Özet (Çeviri)

Purpose: This study aims to assess the success of ultrasound (US)-guided biopsy in peripheral lung lesions by analyzing factors related to the patient, lesion characteristics, needle type and the presence of a cytopathologist during the procedure. Additionally, the study seeks to identify specific scenarios where US-guided biopsy offers advantages over the commonly used computed tomography (CT)-guided biopsy. Materials and Methods: A retrospective analysis was conducted on 373 patients who underwent US or CT-guided biopsy of peripheral lung lesions in our department between January 2012 and January 2023. Patient demographics (gender, age, and body mass index [BMI]), needle type (core needle biopsy or fine-needle aspiration biopsy), needle size (18 G or 20 G), imaging method (US or CT), on-site biopsy evaluation (presence/absence), material adequacy, pathological results, and procedure-related complications were retrieved from the hospital database. Lesion characteristics, including location (right/left; upper/middle/lower zone), internal structure (solid/cystic/heterogeneous), size, and pleural contact length, were assessed via the Picture Archiving and Communication System (PACS). Patient conditions during the procedure, such as emphysema or effusion, were also evaluated. Lesion size and pleural contact length were analyzed quantitatively and categorically. Post-biopsy complications were categorized by presence/absence and using the Common Terminology Criteria for Adverse Events (CTCAE v5.0). Statistical analyses were performed using SPSS software, employing Pearson's χ² test, Binary Logistic Regression, and Receiver Operating Characteristic (ROC) analysis. Results: The sensitivity, specificity, positive predictive value (PPV), and negative predictive value (NPV) for biopsies, irrespective of guidance method, were 83.6%, 98.5%, 99.6%, and 59.5%, respectively. CT-guided biopsies achieved sensitivity, specificity, PPV, and NPV of 80.1%, 100%, 100%, and 56.8%, while US-guided biopsies achieved 88.9%, 95.2%, 98.8%, and 66.7%. Material adequacy was significantly higher in US-guided biopsies (86.4%) compared to CT-guided biopsies (76.9%) (p=0.032). Material inadequacy risk was associated with female gender, obesity (BMI >30 kg/m²), small lesion size and small needle use ≤20 G and absence of on-site biopsy evaluation (p<0.05). The risk of material inadequacy was 2.068 times higher in obese patients (BMI >30 kg/m²) compared to non-obese. 20 G needle use had a 2.044 times greater risk of material inadequacy compared to 18 G needles. Additionally, the absence of on-site biopsy evaluation increased the risk by 1.907 times. Conversely, US guidance, larger lesions and on-site evaluation significantly reduced inadequacy risk. For every 1 mm increase in lesion size, the risk of inadequacy decreased by 1.2%. The optimal lesion size cut-off point for distinguishing material inadequacy was ≤42.5 mm, with a sensitivity of 58.7% and specificity of 56.4% (AUC=0.610; p=0.003). CT-guided biopsies, smaller lesion size and shorter pleural contact length were associated with higher risk of complications. For every 1 mm increase in lesion size and pleural contact length, complication risk decreased by 2.8%. Lesions ≤38.5 mm and pleural contact lengths ≤22.5 mm were associated with higher complication risks (sensitivity: 62.7%, specificity 68.3%, AUC=0.684 and sensitivity 55.4%, specificity 74.1%, AUC=0.686, respectively; p<0.001). Complication rates were significantly lower in US-guided biopsies (7.6%) compared to CT-guided biopsies regardless of subgroup conditions (29%) (p<0.001). Significant complications such as CTCAE grade 3 pneumothorax and grade 2 parenchymal hemorrhage were reported for CT guided biopsies. Subgroup analyses showed US-guided biopsies significantly improved material adequacy in various scenarios, especially in male and non-obese patients, middle-zone lesions, solid lesions, cases with emphysema and absence of effusion, biopsies of smaller lesions (≤30 mm) and use of fine needle aspiration biopsy (FNAB). Additionally, US-guided biopsies were safer for lesions located in the upper/lower zones, ≥50 mm in size, or with pleural contact lengths ≥30 mm (p<0.05). Conclusion: US-guided biopsy of peripheral lung lesions is a safe and effective procedure with high diagnostic accuracy and material adequacy. Compared to CT-guided biopsies, US guidance offers superior outcomes, including lower complication rates and better performance in high-risk cases. These findings suggest US-guided biopsy should be prioritized as the primary method for peripheral lung lesion biopsies.

Benzer Tezler

  1. Çukurova bölgesinde biyoklimatik veriler kullanılarak açık ve yeşil alan sistemlerinin belirlenmesi ilkeleri üzerinde bir araştırma

    A research on the determination of the principles in open and green spaces systems by using the bioclimatic data in Çukurova region

    MEHMET FARUK ALTUNKASA

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    Çevre MühendisliğiÇukurova Üniversitesi

    Peyzaj Mimarlığı Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ERDOĞAN GÜLTEKİN

  2. Alopesia areatalı olgularda tedavi öncesi ve tedavi sonrası immünolojik özellikler

    Başlık çevirisi yok

    AYLA GÜLEKON

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1988

    DermatolojiGazi Üniversitesi

    Dermatoloji Ana Bilim Dalı

  3. Dudak kanserlerinde genetik ve sitogenetik çalışmalar, lokalize radyasyonun kromozomlara etkisi

    Başlık çevirisi yok

    M.MÜJGAN YEŞİLDAĞ

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    1985

    OnkolojiAnkara Üniversitesi

    Tıbbi Biyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. BEKİR SITKI ŞAYLI

  4. Malignite ile tek gen mutasyonları ve kromozom düzensizliklerinin ilişkisi üzerine araştırmalar

    Investigations on the relationship between malignancy and a single gene mutation and chromosomal abnormalities

    M. NAİL ALP

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    1983

    Tıbbi BiyolojiDicle Üniversitesi

    Tıbbi Biyoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ.DR. NURETTİN BAŞARAN