Geri Dön

İskemik inme tanısı alan hastalarda D dimer laktat ve hemogram parametrelerinin tanı ve mortalite üzerine etkisi

The effect of diger lactate and haemogram parameters on diagnosis and mortality in patients with ischaemic stroke

  1. Tez No: 949158
  2. Yazar: ABDULKERİM ÖZYURT
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. MEHMET ESEN
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Acil Tıp, Emergency Medicine
  6. Anahtar Kelimeler: iskemik inme, D-dimer, laktat, hemogram parametreleri, karşılaştırma, ischemic stroke, D-dimer, lactate, hemogram parameters, comparison
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Acil Tıp Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Giriş ve Amaç: İnme, Dünya Sağlık Örgütüne göre; vasküler nedenler dışında bir nedene bağlı olmayan, fokal veya global serebral bozukluğa yol açan, 24 saat veya daha uzun sürebilen ve ölümle sonuçlanabilen klinik bir durumdur. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre iskemik inme, iskemik kalp hastalıklarından sonra en ölümcül 2. hastalıktır. Akut iskemik inme tedavisindeki birinci hedef perfüzyonun tekrar sağlanmasıdır. Böylece hem rekürrens engellenir hem de mortalite ve morbidite azaltılmaya çalışılır. İnmede reperfüzyonun sağlanması için erken tanı çok önemlidir. Yaptığımız çalışmanın amacı; acil servisimize akut iskemik inme ile başvuran hastaların başvuru esnasında ölçülen D-dimer, laktat, WBC/MPV, PLT/LENFO, NEU/LENFO, EO, BAZ, MON, PDW, MPV değerlerinin bu hastalar için erken tanıda ve mortaliyi öngermede öneme sahip olup olmadığını araştırmaktır. Materyal ve Metod: Çalışmanın örneklemini TOGÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Acil Servisi'ne 01 Temmuz 2024-20 Mart 2025 tarihleri arasında başvuran ve iskemik inme tanısını alan hastalar (100 hasta) ile, 01 Temmuz 2024-20 Mart 2025 tarihlerinde iskemik inme ön tanısı ile başvuran ve görüntüleme alınıp iskemik inmenin dışlandığı kontrol grubu hastaları (100 hasta) oluşturmuştur. Toplam vaka sayısı 200'dür. Veriler elde edilirken, çalışma gruplarının genel özellikleri ile ilgili bilgi vermek amacı ile tanımlamak için analiz oluşturulmuştur. Devamlı değişkenlerle ilgili veriler ortalama±standart sapma olarak; kategorik değişkenlere ilişkin verilerdeyse n (%) şeklinde verilmektedir. Nicel değişken yönünden grupların arasındaki ortalamaları karşılaştırırken normal dağılan veri amacıyla İki Ortalama Arasındaki Farkın Önemlilik testi ve Tek Yönlü Varyans Analizinden normal olmayan veri için ise Mann Whitney U testi ve Kruskal Wallis'den faydalanılmıştır. Nitel değişkenler arasındaki ilişkinin varlığı veya yokluğunu değerlendirmek amacıyla ise çapraz tablolardan ve ki-kare testinden yararlanılmışdır. İnme üzerinde D-dimer ve Laktat değişkenlerini değerlendirmek için ROC analizi yapıldı. p değerleri 0.05'den daha az olarak hesaplandığında istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Yapılan bu analizlerde mevcut istatistik yazılımı kullanılmıştır (SPSS 22.0 Chicago, IL, USA). v Bulgular: Hastaların %50' si iskemik inme tanılı, %50'si normal idi. %55,5' ü kadın, %44,5 erkekti. Toplam hastaların yaş ortalaması 67,02 iken erkeklerde 66,04 kadınlarda 68,24'dü. Hastalar kıyaslandığında D-dimer ve laktat değerlerinde anlamlı fark saptandı (p<0,05). Sonuçlar: Çalışmamızda iskemik inmeli hastaların %54' ünün erkek %46' sının kadın olduğu görüldü. Çalışmamızda iskemik inme tanısı konulan hastalarda risk faktörleri arasında en sık hipertansiyon görüldü. İnme nedeni ile başvuruların en çok sonbahar ve kış aylarında olduğu görüldü. Başvuruların en sık saat 12:01 ile 18:00 arasında olduğu görüldü. Hastalarda başvuruların en sık saat 12:01 ile 18:00 arasında olduğu görüldü. Hastalarda iskemik inme bölgesinin en az ponsda olduğu görüldü. Acil servise iskemik inme nedenli başvurular arasında ölüm oranının %27 olduğu görüldü. Acil servise iskemik inme nedenli başvuraların kontrol ve hasta grupları karşılaştırıldığında, hasta grubunun D-dimer ortalamasının 1[0,5-2,04] olduğu tespit edildi. Hastalarda D-dimer değerinin, exitus olan iskemik inme hastalarında, sağlıklılara ve sekel kalan hasta grubuyla kıyaslandığında daha yüksek olduğu tespit edildi. Yapılan ROC analizi sonucunda D-dimer değeri 0,70 ve üzeri en iyi kesim noktası olarak belirlenmiş olup üstü iskemik inme riski için anlamlı olduğu tespit edildi. Başvurularda laktat değerlerine bakıldığında, kontrol ve hasta grupları karşılaştırıldığında, hasta grubunun laktat ortalamasının 2,01±0,95 olduğu tespit edildi. Başvurularda laktat değerlerine bakıldığında, exitus olan iskemik inme hastalarında, sağlıklılara ve sekel kalan hastalar ile kıyaslandığın daha yüksek olduğu tespit edildi. Yapılan ROC Analizi sonucunda laktat değeri 1,035 ve üzeri en iyi kesim noktası olarak belirlenmiş olup üstü iskemik inme riski için anlamlı olduğu tespit edildi. İnme nedenli başvuruların monosit değerlerinde cinsiyete göre anlamlı farklılık görülmüş olup; monosit değerinin erkeklerde kadınlara oranla daha yüksek olduğu tespit edildi. Başvurularda lökosit değerlerinde eksitus olanlarda lökosit değeri 11,6±6,7 olarak saptanmış olup diğer gruplardan anlamlı yüksek olduğu tespit edildi. Başvurularda nötrofil değerinin exitus olan iskemik inme hastalarında, sağlıklılara ve sekel kalan hastalara göre daha yüksek olduğu tespit edildi. Başvurularda MPV değerinin sekel kalan iskemik inme hastalarında, sağlıklılara göre kıyaslandığında daha yüksek olduğu tespit edildi. vi

Özet (Çeviri)

Introduction and Purpose: According to the World Health Organization, stroke is a clinical condition that is not due to any cause other than vascular causes, causes focal or global cerebral impairment, may last 24 hours or longer and may result in death. According to the World Health Organization, stroke is the 2nd most lethal disease after ischemic heart disease. The first goal in the treatment of acute ischemic stroke is to restore perfusion. Thus, recurrence is prevented and mortality and morbidity are reduced. Early diagnosis is very important for reperfusion in stroke. The aim of our study was to investigate whether D-dimer, lactate, WBC/MPV, PLT/LENFO, NEU/LENFO, EO, BAZ, MON, PDW, MPV values measured at admission in patients admitted to our emergency department with acute stroke have a predictive significance in early diagnosis and prediction of mortality. Material and Method: The study sample consisted of patients admitted to the Emergency Department of TOGÜ Faculty of Medicine Hospital between July 01, 2024 and March 2025 and diagnosed with ischemic stroke (100 patients) and control group patients admitted with a preliminary diagnosis of stroke between July 01, 2024 and March 2025 and imaging was obtained and ischemic stroke was excluded (100 patients). The total number of cases was 200. While obtaining the data, a descriptive analysis was created to provide information about the general characteristics of the study groups. Data on continuous variables are presented as mean±standard deviation and data on categorical variables are presented as n (%). When comparing the averages between groups in terms of quantitative variables, the Mann Whitney U test and Kruskal Wallis were used for normally distributed data and the Mann Whitney U test and Kruskal Wallis for non-normally distributed data. Cross tabulations and chi-square test were used to evaluate the presence or absence of a relationship between qualitative variables. ROC analysis was performed to evaluate D-dimer and Lactate variables on stroke. p values less than 0.05 were considered statistically significant. Available statistical software (SPSS 22.0 Chicago, IL, USA) was used for these analyses. vii Findings: Of the patients, 50% were diagnosed with ischemic stroke and 50% were normal. 55.5% were female and 44.5% were male. The mean age of the total patients was 67.02 years, 66.04 years in men and 68.24 years in women. When the patients were compared, there was a significant difference in D-dimer and lactate values (p<0.05). Conclusions: In our study, 54% of stroke patients were male and 46% were female. Hypertension was the most common risk factor among the patients diagnosed with stroke in our study. Most of the admissions due to stroke were in the fall and winter months. The most common time of admission was between 12:01 and 18:00. The most common time of admission was between 12:01 and 18:00. It was observed that the least common site of stroke was in the pons. The mortality rate among stroke-related admissions to the emergency department was 27%. When the control and patient groups were compared, the mean D-dimer value of the patient group was 1[0.5-2.04]. D-dimer value was found to be higher in stroke patients with exitus compared to healthy patients and patients with sequelae. As a result of the ROC analysis, a D-dimer value of 0.70 and above was determined as the best cut-off point and above was found to be significant for stroke risk. When the lactate values at admission were compared between the control and patient groups, the mean lactate value of the patient group was 2.01±0.95. When lactate values were analyzed at admission, it was found that lactate values were higher in stroke patients with exitus compared to healthy patients and patients with sequelae. As a result of the ROC Analysis, lactate value of 1.035 and above was determined as the best cut-off point and above was found to be significant for stroke risk. A significant difference was observed in the monocyte values of the applicants due to stroke according to gender and it was determined that the monocyte value was higher in males than females. In the leukocyte values of the applicants, the leukocyte value was found to be 11.6±6.7 in the patients with excitus and it was found to be significantly higher than the other groups. Neutrophil value at admission was found to be higher in stroke patients with exitus compared to healthy patients and patients with sequelae. MPV value at admission was found to be higher in stroke patients with sequelae compared to healthy patients.

Benzer Tezler

  1. Pulmoner emboli'de iskemi modifiye albumin ve oksidatif stres göstergelerinin klinik tanıdaki yeri

    The diagnostic value of ischemia modified albumin and oxidative stress products in pulmonary embolism

    CEBRAİL ÖZTÜRK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    İlk ve Acil YardımKahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi

    Acil Tıp Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ HAKAN HAKKOYMAZ

  2. İskemik inme tanısı alan hastalarda laktat düzeyinin difüzyon MRG ile belirlenen enfarkt alanı genişliği ile ilişkisi

    The relationship between lactate level and infarct area expansion determined by diffusion-weighted magnetic resonance imaging in patients diagnosed with ischemic stroke

    İKBAL HİLAL AKAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2026

    Acil TıpSağlık Bakanlığı

    Acil Tıp Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. TURGAY YILMAZ KILIÇ

  3. Acil serviste serebrovasküler hastalık tanısı konmuş hastaların başvuru anındaki kan laktat düzeylerinin kısa ve uzun dönem mortalite üzerine etkisinin araştırılması

    Investigation of the effect of initial blood lactate levels on short and long term mortality in cases of cerebrovascular disease diagnosed in the emergency department

    CEMALETTİN SAKAL

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    İlk ve Acil YardımSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Acil Tıp Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. TUBA CİMİLLİ ÖZTÜRK

    UZMAN EBRU ÜNAL AKOĞLU

  4. Acil servise akut iskemık inme ile başvuran hastalarda başvuru kan gazı laktat düzeylerinin mortalite ve morbidite ile ilişkisinin incelenmesi

    Investigation of the relationship between admission blood gas lactate levels and mortality and morbidity in patients admitted to the emergency department with acute ischemic stroke

    MUHAMMED İBRAHİM SAKARYA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Acil TıpSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Acil Tıp Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. CANER SAĞLAM