Geri Dön

Eklemde çökme eşlik eden tibia lateral plato kırıklarının cerrahi tedavisinde intraosseöz raf plak ve anatomik kilitli plak uygulamalarının karşılaştırılması

Comparison of intraosseous shelf plate and anatomical locked plate applications in the surgical treatment of tibial lateral plateau fractures accompanied by articular depression

  1. Tez No: 952828
  2. Yazar: AYKUT CEYLAN
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. ABDULKADİR POLAT
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Ortopedi ve Travmatoloji, Orthopedics and Traumatology
  6. Anahtar Kelimeler: Lateral tibia plato kırığı, eklemde çökme, raf plağı, intraosseöz, Lateral tibial plateau fracture, articular depression, shelf plate, intraosseous
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: İstanbul Gaziosmanpaşa Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Tibia lateral plato kırıkları eklem içi kırıklardır. Bu kırıkların tedavisinde anatomik redüksiyon, rijit fiksasyon yapılması önerilmektedir. Tibia lateral plato kırıklarına anatomisi sebebiyle cerrahi olarak ulaşılması zordur ve tecrübe gerektirmektedir. Bu çalışmada eklemde çökmenin eşlik ettiği tibia lateral plato kırıklarına intraosseöz raf plak uygulaması ile konvansiyonel anatomik kilitli tibia lateral plato plağı uygulamasının radyolojik ve klinik sonuçları karşılaştırılmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu prospektif randomize kontrollü kohort çalışma, eklemde çökmesi olan 43 lateral tibia plato kırığı tanılı hastada yapıldı. Hastalar randomize olarak iki gruba ayrıldı. 21 hasta olan çalışma grubuna intraosseöz raf plak uygulandı, 22 hasta olan kontrol grubuna konvansiyonel anatomik kilitli tibia lateral plato plağı uygulandı. Gruplar arasındaki postop 1. yıl Lysholm diz skorları, postop erken kontrol (PEK), 1. ay, 3. ay, 6. ay, 1. yıl Rasmussen radyolojik ve klinik skorları, eklemde çökme miktarları ve VAS skorları karşılaştırıldı. Grup içi skorların kontroller tarihleri arası progresyonlarına bakıldı. Bulgular: 1. Yıl Lysholm diz skorları çalışma grubunda 99,5 (89,0-99,5), kontrol grubunda 85,3 (59,5-85,3) ölçülmüştür (p<0,001). Eklemde çökme miktarlarına bakıldığında PEK ile preop arasındaki değişim çalışma grubunda -6,0 (-11- -5,3), kontrol grubunda -3,8 (-6- -1,9) ölçülmüştür (p<0,001). PEK eklemde çökme miktarları çalışma grubunda 0,0 (0,0-3,5), kontrol grubunda 2,0 (0,0-3,3) ölçülmüştür. Rasmussen klinik skorları tüm kontrollerde çalışma grubunda yüksek bulunmuştur (p<0,001). Rasmussen radyolojik skorları ve VAS skorları arasında gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır. Sonuç: Bu çalışmada intraosseöz raf plak uygulamasının eklemde çökmenin düzeltilmesi ve redüksiyonun postop takiplerde korunması açısından etkin olduğu sonucuna varılmıştır. Klinik skorlar intraosseöz raf plak uygulamasında konvansiyonel tekniğe göre yüksek raporlanmıştır. İntraosseöz raf plak uygulamasında kullanılan semitübüler plak kolay ulaşılabilir bir implanttır ve tariflenen teknik kolay uygulanabilirdir. Bu sonuçlardan dolayı intraosseöz raf plak uygulamasının çökmenin eşlik ettiği tibia lateral plato kırıklarının cerrahi tedavisinde iyi bir alternatif olduğu düşünülmektedir.

Özet (Çeviri)

Objective: Tibial lateral plateau fractures are intra-articular fractures. In the treatment of these fractures, anatomical reduction and rigid fixation are recommended. Due to its anatomy, surgical access to tibial lateral plateau fractures is difficult and requires experience. In this study, the radiological and clinical outcomes of intraosseous shelf plate application and conventional anatomical locked tibial lateral plateau plate application in tibial lateral plateau fractures accompanied by articular depression were compared. Materials and Methods: This prospective randomized controlled cohort study was conducted on 43 patients diagnosed with lateral tibial plateau fractures with articular depression. Patients were randomly assigned into two groups. The study group (n=21) underwent intraosseous shelf plate fixation, while the control group (n=22) received conventional anatomical locked tibial lateral plateau plate fixation. Postoperative 1- year Lysholm knee scores, early postoperative control, 1st, 3rd, 6th, and 12th month Rasmussen radiological and clinical scores, amounts of articular depression, and VAS scores were compared between groups. Progression of intra-group scores across control periods was also evaluated. Results: At 1-year follow-up, Lysholm knee scores were measured as 99.5 (89.0–99.5) in the study group and 85.3 (59.5–85.3) in the control group (p<0.001). Regarding changes in articular depression, the difference between plateau plate fixation. Postoperative 1-year Lysholm knee scores, early and preoperative values was -6.0 (- 11 to -5.3) in the study group and -3.8 (-6 to -1.9) in the control group (p<0.001). plateau plate fixation. Postoperative 1-year Lysholm knee scores, early articular depression was 0.0 (0.0–3.5) in the study group and 2.0 (0.0–3.3) in the control group. Rasmussen clinical scores were higher in the study group at all follow-ups (p<0.001). No statistically significant differences were found between groups in Rasmussen radiological scores and VAS scores. Conclusion: This study concluded that intraosseous shelf plate application is effective in correcting articular depression and maintaining reduction during postoperative follow-up. Clinical scores were reported to be higher with intraosseous shelf plate application compared to the conventional technique. The semitubular plate used in intraosseous shelf plate application is an easily accessible implant, and the described technique is straightforward to perform. Based on these findings, intraosseous shelf plate application appears to be a valuable alternative in the surgical treatment of tibial lateral plateau fractures accompanied by depression.